saç ektirsem çok yakışıklı olurum düşüncesi
başlık "echoes of the past" tarafından 30.12.2025 21:12 tarihinde açılmıştır.
1.
bir insanın kendisiyle yaşadığı en garip hesaplaşmalardan biridir saç meselesi. çünkü saç bu hesaplaşmada sadece saç değildir; ihtimallerin sembolüdür. bazen gece vakti, herkes uyumuşken, eline telefonunu alırsın. ne porno açmak gelir içinden ne sosyal medyada eski sevgilileri stalklamak. elin lanet olası photoshop uygulamalarna gider titreye titreye. onlarcası vardır telefonunda. fotoğraflarını yükleyip yüzlerce farklı saç denersin kendine. bütün gece saç eker durursun sabaha kadar. her fotoğrafta biraz daha gaza gelir yeni stiller denersin. sonra başlarsın incelemeye:
"burun aynı… çene aynı… gözler aynı… ama bu herif ben miyim gerçekten? karşımda duran adeta bir film yıldızı"
ve tam o anda içinden o cümle geçer:
"bi saç ektirsem çok yakışıklı olurmuşum var ya…"
işte o his çok tehlikelidir. çünkü umutludur. çünkü insanı olduğundan daha fazlası olabileceğine ikna eder. bir tarafın der ki:
"bak, bu sensin ama potansiyeli tamamlanmış hâlin."
diğer tarafın viskisinden bir yudum daha alır ve fısıldar:
"ulan bu kadar çileye değer mi? 6 ay kafada saksı varmışçasına çim adam gibi gezmek…
'yeni mi ektirdin?' sorularına diplomatik ve kaçamak cevaplar vermek… bir de ya tutmazsa?"
işte orada varoluş devreye girer. çünkü mesele sadece saç değildir. mesele şudur:
insan, kendinin daha iyi bir versiyonu olabileceğini gördüğünde eski hâline razı gelmek zorunda mıdır yoksa korkularının köklerine mi inmelidir?
ektirirsen;
- belki daha genç görüneceksin
- belki kadınların abdestlerini tazelemesine sebep olacak kadar seksi olacaksın
- fotoğraf çektirmekten köşe bucak kaçmayacaksın belki de kim bilir
ama ektirmezsen;
- özgürsündür
- rüzgârla kavga etmezsin
- kadınları yoldan çıkarıp günah denizlerine yelken açmaktan kurtulursun
karar anı geldiğinde insan fark eder. ne saç ektirmek cesaret işidir ne de ektirmemek olgunluk. asıl mesele şudur:
photoshop'ta gördüğün adama inanacak kadar umutlu musun, yoksa aynadaki hâline sadık kalacak kadar kabullenmiş mi?
"burun aynı… çene aynı… gözler aynı… ama bu herif ben miyim gerçekten? karşımda duran adeta bir film yıldızı"
ve tam o anda içinden o cümle geçer:
"bi saç ektirsem çok yakışıklı olurmuşum var ya…"
işte o his çok tehlikelidir. çünkü umutludur. çünkü insanı olduğundan daha fazlası olabileceğine ikna eder. bir tarafın der ki:
"bak, bu sensin ama potansiyeli tamamlanmış hâlin."
diğer tarafın viskisinden bir yudum daha alır ve fısıldar:
"ulan bu kadar çileye değer mi? 6 ay kafada saksı varmışçasına çim adam gibi gezmek…
'yeni mi ektirdin?' sorularına diplomatik ve kaçamak cevaplar vermek… bir de ya tutmazsa?"
işte orada varoluş devreye girer. çünkü mesele sadece saç değildir. mesele şudur:
insan, kendinin daha iyi bir versiyonu olabileceğini gördüğünde eski hâline razı gelmek zorunda mıdır yoksa korkularının köklerine mi inmelidir?
ektirirsen;
- belki daha genç görüneceksin
- belki kadınların abdestlerini tazelemesine sebep olacak kadar seksi olacaksın
- fotoğraf çektirmekten köşe bucak kaçmayacaksın belki de kim bilir
ama ektirmezsen;
- özgürsündür
- rüzgârla kavga etmezsin
- kadınları yoldan çıkarıp günah denizlerine yelken açmaktan kurtulursun
karar anı geldiğinde insan fark eder. ne saç ektirmek cesaret işidir ne de ektirmemek olgunluk. asıl mesele şudur:
photoshop'ta gördüğün adama inanacak kadar umutlu musun, yoksa aynadaki hâline sadık kalacak kadar kabullenmiş mi?
devamını gör...
2.
hayır arkadaşlar.
kelken zaten çirkinsiniz.
saç ektirince üstüne bir de komik ve çirkin oluyorsunuz.
not: bir gün kel kalınca ben de çirkin olacağım derdim de, ben zaten çirkinim siz yeter ki üzülmeyin tatlışlar*
kelken zaten çirkinsiniz.
saç ektirince üstüne bir de komik ve çirkin oluyorsunuz.
not: bir gün kel kalınca ben de çirkin olacağım derdim de, ben zaten çirkinim siz yeter ki üzülmeyin tatlışlar*
devamını gör...