1.
anadolu ve azerbaycan coğrafyasının en güzel masallarındandır. ben çocukluğumda bu masalı annemden dinlemiştim. şimdi "anadolu masalları projesi"nde yeniden karşıma çıkınca mutlu oldum. buyrun efendim:
şengülüm, mengülüm, şüngülüm
bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, bir keçi ile onun üç yavrusu varmış. bu yavrulardan birinin adı şengülüm, diğerinin adı mengülüm ve en küçüğünün adı da şüngülüm imiş. anne keçi, her gün ormana gidip otlar, dönüşte de yavrularına ağzında su, boynuzlarında ot, memelerinde de süt getirirmiş. eve gelip kapıyı çalınca yavrular hemen kapının ağzına yaklaşıp sorarlarmış:
"kapımızı çalan kimdir?"
anne keçi, bunlara cevap verirmiş:
“şengülüm, mengülüm, şüngülüm,
aç kapıyı, ben gireyim,
ağzımda su getirdim,
boynuzumda ot getirdim,
memelerimde süt getirdim.”
şengülüm, mengülüm ve şüngülüm sevinerek kapıyı açarlarmış. anne keçi içeriye girerek otlarını, sütlerini ve sularını verirmiş. sonra da yiyip içip yatarlarmış. sabah olunca anne keçi yine üçünün de yanaklarından öpüp onlara şunu tembih edermiş:
" şengülüm, mengülüm ve şüngülüm, beni iyi dinleyin. günün birinde kurt gelip sizi yemek isteyebilir. o yüzden kim kapıya gelirse gelsin benim söylediğim sözleri söylemeden sakın kapıyı açmayasınız."
yavruları da "tamam anneciğim, senden başka kimseye kapımızı açmayız" derlermiş.
günlerden bir gün hain kurt; şengülüm, mengülüm ve şüngülüm'ü yemeye karar vermiş. anne keçi gittikten hemen sonra saklandığı yerden yavaş yavaş çıkarak yavruların kapısını çalmış. şengülüm, mengülüm ve şüngülüm, kapıya yaklaşarak şöyle seslenmiş:
"kapımızı çalan kimdir?"
kurt, keçinin kapıya geldiğinde tekrar ettiği sözleri bilmediği için "ben keçiyim yavrularım, ormandan geliyorum. haydi kapıyı açın." demiş.
şengülüm, mengülüm ve şüngülüm, gelenin kurt olduğunu anlamışlar ve bir köşeye saklanmışlar. kurt, ne kadar bekleyip yalvardıysa da yavrulara bir türlü kapıyı açtıramamış. tam kapıyı kırmaya karar vermişken bir de bakmış ki anne keçi geliyor. kurt hemen kaçarak bir ağacın arkasına saklanmış ve onun kapıyı nasıl açtığını dinlemeye başlamış. anne keçi, eve gelince kapıyı çalarak:
"şengülüm, mengülüm, şüngülüm,
aç kapıyı, ben gireyim,
ağzımda su getirdim,
boynuzumda ot getirdim,
memelerimde süt getirdim"
diye seslenince şengülüm, mengülüm ve şüngülüm sevinç içerisinde kapıyı açmışlar. anne keçi, yavrularına sarılmış ve onların yanaklarından öpmüş. her zaman olduğu gibi ot, süt ve sularını vermiş. sonra da sohbet etmişler. yavrular, annelerine kapının çalındığını ama kapıyı açmadıklarını söylemiş.
anne keçi, "anlaşıldı, o hain kurttur. benim söylediğim sözleri tekrar etmeyenlere sakın kapıyı açmayın." diye yine sıkı sıkı yavrularını tembih etmiş.
ertesi gün keçi evden alacaklarını almış, yavrularının yanaklarından öpmüş, sonra da ormanın yolunu tutmuş. keçi evden uzaklaşır uzaklaşmaz onun söylediği sözleri ezberleyen kurt, saklandığı yerden usulca çıkarak kapıyı çalmış. yavrular oynaya zıplaya kapıya gelmişler ve şöyle demişler:
"kapımızı çalan kimdir?"
hain kurt, sesini anne keçinin sesine benzetmeye çalışarak şunu demiş:
"şengülüm, mengülüm, şüngülüm,
aç kapıyı ben gireyim,
ağzımda su getirdim,
boynuzumda ot getirdim,
memelerimde süt getirdim."
bunun üzerine şengülüm, mengülüm ve şüngülüm sevinerek kapıyı açıvermişler. kurt, içeriye girer girmez önce mengülüm'ü yakalamış. bunu gören şengülüm ile şüngülüm kaçarak bir köşeye gizlenmişler. kurt çok aramışsa da onları bulamamış. sonra da mengülüm’ü alıp kaçmış. şengülüm ile şüngülüm gizlendikleri yerden çıkıp ağlamaya başlamışlar.
biraz sonra evine dönen anne keçi kapıyı çaldıysa da cevap alamamış. zavallı yavrular gelenin yine kurt olduğunu zannederek korkudan tir tir titremişler. keçi bakmış ki yavruları kapıya açmayacak, boynuzuyla vurarak kapıyı kırmaya karar vermiş. şengülüm ile şüngülüm, kapının kırılacağını anlayınca kapıya yaklaşıp dışarıyı dinlemişler ve bu sesin annelerinin sesi olduğunu anlamışlar:
"kapımızı çalan kimdir?"
keçi, aynı sözleri tekrar etmiş:
"şengülüm, mengülüm, şüngülüm,
aç kapıyı ben gireyim,
ağzımda su getirdim,
boynuzumda ot getirdim,
memelerimde süt getirdim"
yavrular hemen koşarak kapıyı açmışlar. anneleri yavrularından birini göremeyince şöyle sormuş:
"hani mengülüm nerede?"
yavruları, "mengülüm'ü kurt kaçırdı." diye cevap vermişler.
bu sözleri duyan keçi çok sinirlenmiş ve hemen kurdu aramaya koyulmuş. az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. sonunda bir tavşanın yuvasına varmış ve ayaklarıyla yere sertçe vurunca tavşan çıkmış:
"o kimdir, damım üstünde,
duvarım, damım üstünde,
tappır tuppur dövüyor,
ayağın damım üstünde?"
keçi, tavşana cevap vermiş:
"çocuğumu sen mi aldın?"
tavşan da "hayır, ben almadım. kimin kaçırdığını tilkiye sor." demiş.
keçi, tilkinin damının üstüne çıkarak ayakları ile yere vurmaya başlayınca tilki de çıkmış:
"o kimdir, damım üstünde,
duvarım, damım üstünde,
tappır tuppur dövüyor,
ayağını damım üstünde?"
anne keçi, "yavrumu sen mi aldın?" diye sormuş.
tilki de "hayır ben almadım, kurda sor." demiş.
keçi önce demircinin yanına gitmiş. "demirci kardeş, şu boynuzlarımı kılıç gibi yap. uçları da şiş gibi sivri olsun. sana bir kova süt ile bir kova kaymak vereceğim." demiş.
demirci, keçinin dediklerini yapmış. keçi de demirciye süt ve kaymak vererek oradan kaybolmuş. sonra da kurdun damının üzerine çıkarak hoplamaya başlamış. hopladığı için kurdun yuvasına toprak dökülmüş ve pişen yemeğinin içi toprakla dolmuş.
bunun üzerine kurt da dışarıya çıkıp şöyle demiş:
"o kimdir, damım üstünde,
damım, direğim üstünde,
aşımı şor eyledi,
gözümü kör eyledi."
keçi de ona cevap vermiş:
"benim benim, ben paşa,
boynuzum çifte çifte,
yavrumu sen kaçırmışsın,
gel gidelim savaşa."
kurt da "çok güzel, ben de seni arıyordum, haydi savaşalım." demiş.
keçi, kurdun karnına öyle bir boynuz vurmuş ki kurt neye uğradığını şaşırmış. kurt, avazı çıktığı kadar bağırıp çağırdıktan sonra yere yığılmış kalmış. keçi de hemen mengülüm'ü kurtarmış ve onu bağrına basıp gözlerinden öpmüş. kurt ise can acısıyla yattığı yerden inleyerek "vay karnım." demiş.
keçi de:
"mengülüm'ü almasaydın,
vay karnım, demeseydin." demiş.
sonra keçi, hain kurdu açlıkla cezalandırmak için kurdun boynuna çan takmış ve onu ormana salmış. anne keçi de yavrusunu alarak sevine sevine evinin yolunu tutmuş.
şengülüm ile şüngülüm, kardeşleri mengülüm'ü görünce çok sevinmişler, onun yanaklarından ve gözlerinden öpmüşler. bundan sonra da kurt korkusu olmadan hayatlarına devam etmişler.
"gökten üç elma düşmüş: biri bu masalı buraya nakleden benim başıma, biri bu masalı okuyan yazarlarımızın başına, biri de yavrusunu koruyup kollayan tüm annelerin başına."
kaynak: alptekin, ali berat (2005). hayvan masalları. ankara: akçağ yayınları, 122-177.
şengülüm, mengülüm, şüngülüm
bir varmış bir yokmuş, evvel zaman içinde kalbur saman içinde, bir keçi ile onun üç yavrusu varmış. bu yavrulardan birinin adı şengülüm, diğerinin adı mengülüm ve en küçüğünün adı da şüngülüm imiş. anne keçi, her gün ormana gidip otlar, dönüşte de yavrularına ağzında su, boynuzlarında ot, memelerinde de süt getirirmiş. eve gelip kapıyı çalınca yavrular hemen kapının ağzına yaklaşıp sorarlarmış:
"kapımızı çalan kimdir?"
anne keçi, bunlara cevap verirmiş:
“şengülüm, mengülüm, şüngülüm,
aç kapıyı, ben gireyim,
ağzımda su getirdim,
boynuzumda ot getirdim,
memelerimde süt getirdim.”
şengülüm, mengülüm ve şüngülüm sevinerek kapıyı açarlarmış. anne keçi içeriye girerek otlarını, sütlerini ve sularını verirmiş. sonra da yiyip içip yatarlarmış. sabah olunca anne keçi yine üçünün de yanaklarından öpüp onlara şunu tembih edermiş:
" şengülüm, mengülüm ve şüngülüm, beni iyi dinleyin. günün birinde kurt gelip sizi yemek isteyebilir. o yüzden kim kapıya gelirse gelsin benim söylediğim sözleri söylemeden sakın kapıyı açmayasınız."
yavruları da "tamam anneciğim, senden başka kimseye kapımızı açmayız" derlermiş.
günlerden bir gün hain kurt; şengülüm, mengülüm ve şüngülüm'ü yemeye karar vermiş. anne keçi gittikten hemen sonra saklandığı yerden yavaş yavaş çıkarak yavruların kapısını çalmış. şengülüm, mengülüm ve şüngülüm, kapıya yaklaşarak şöyle seslenmiş:
"kapımızı çalan kimdir?"
kurt, keçinin kapıya geldiğinde tekrar ettiği sözleri bilmediği için "ben keçiyim yavrularım, ormandan geliyorum. haydi kapıyı açın." demiş.
şengülüm, mengülüm ve şüngülüm, gelenin kurt olduğunu anlamışlar ve bir köşeye saklanmışlar. kurt, ne kadar bekleyip yalvardıysa da yavrulara bir türlü kapıyı açtıramamış. tam kapıyı kırmaya karar vermişken bir de bakmış ki anne keçi geliyor. kurt hemen kaçarak bir ağacın arkasına saklanmış ve onun kapıyı nasıl açtığını dinlemeye başlamış. anne keçi, eve gelince kapıyı çalarak:
"şengülüm, mengülüm, şüngülüm,
aç kapıyı, ben gireyim,
ağzımda su getirdim,
boynuzumda ot getirdim,
memelerimde süt getirdim"
diye seslenince şengülüm, mengülüm ve şüngülüm sevinç içerisinde kapıyı açmışlar. anne keçi, yavrularına sarılmış ve onların yanaklarından öpmüş. her zaman olduğu gibi ot, süt ve sularını vermiş. sonra da sohbet etmişler. yavrular, annelerine kapının çalındığını ama kapıyı açmadıklarını söylemiş.
anne keçi, "anlaşıldı, o hain kurttur. benim söylediğim sözleri tekrar etmeyenlere sakın kapıyı açmayın." diye yine sıkı sıkı yavrularını tembih etmiş.
ertesi gün keçi evden alacaklarını almış, yavrularının yanaklarından öpmüş, sonra da ormanın yolunu tutmuş. keçi evden uzaklaşır uzaklaşmaz onun söylediği sözleri ezberleyen kurt, saklandığı yerden usulca çıkarak kapıyı çalmış. yavrular oynaya zıplaya kapıya gelmişler ve şöyle demişler:
"kapımızı çalan kimdir?"
hain kurt, sesini anne keçinin sesine benzetmeye çalışarak şunu demiş:
"şengülüm, mengülüm, şüngülüm,
aç kapıyı ben gireyim,
ağzımda su getirdim,
boynuzumda ot getirdim,
memelerimde süt getirdim."
bunun üzerine şengülüm, mengülüm ve şüngülüm sevinerek kapıyı açıvermişler. kurt, içeriye girer girmez önce mengülüm'ü yakalamış. bunu gören şengülüm ile şüngülüm kaçarak bir köşeye gizlenmişler. kurt çok aramışsa da onları bulamamış. sonra da mengülüm’ü alıp kaçmış. şengülüm ile şüngülüm gizlendikleri yerden çıkıp ağlamaya başlamışlar.
biraz sonra evine dönen anne keçi kapıyı çaldıysa da cevap alamamış. zavallı yavrular gelenin yine kurt olduğunu zannederek korkudan tir tir titremişler. keçi bakmış ki yavruları kapıya açmayacak, boynuzuyla vurarak kapıyı kırmaya karar vermiş. şengülüm ile şüngülüm, kapının kırılacağını anlayınca kapıya yaklaşıp dışarıyı dinlemişler ve bu sesin annelerinin sesi olduğunu anlamışlar:
"kapımızı çalan kimdir?"
keçi, aynı sözleri tekrar etmiş:
"şengülüm, mengülüm, şüngülüm,
aç kapıyı ben gireyim,
ağzımda su getirdim,
boynuzumda ot getirdim,
memelerimde süt getirdim"
yavrular hemen koşarak kapıyı açmışlar. anneleri yavrularından birini göremeyince şöyle sormuş:
"hani mengülüm nerede?"
yavruları, "mengülüm'ü kurt kaçırdı." diye cevap vermişler.
bu sözleri duyan keçi çok sinirlenmiş ve hemen kurdu aramaya koyulmuş. az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. sonunda bir tavşanın yuvasına varmış ve ayaklarıyla yere sertçe vurunca tavşan çıkmış:
"o kimdir, damım üstünde,
duvarım, damım üstünde,
tappır tuppur dövüyor,
ayağın damım üstünde?"
keçi, tavşana cevap vermiş:
"çocuğumu sen mi aldın?"
tavşan da "hayır, ben almadım. kimin kaçırdığını tilkiye sor." demiş.
keçi, tilkinin damının üstüne çıkarak ayakları ile yere vurmaya başlayınca tilki de çıkmış:
"o kimdir, damım üstünde,
duvarım, damım üstünde,
tappır tuppur dövüyor,
ayağını damım üstünde?"
anne keçi, "yavrumu sen mi aldın?" diye sormuş.
tilki de "hayır ben almadım, kurda sor." demiş.
keçi önce demircinin yanına gitmiş. "demirci kardeş, şu boynuzlarımı kılıç gibi yap. uçları da şiş gibi sivri olsun. sana bir kova süt ile bir kova kaymak vereceğim." demiş.
demirci, keçinin dediklerini yapmış. keçi de demirciye süt ve kaymak vererek oradan kaybolmuş. sonra da kurdun damının üzerine çıkarak hoplamaya başlamış. hopladığı için kurdun yuvasına toprak dökülmüş ve pişen yemeğinin içi toprakla dolmuş.
bunun üzerine kurt da dışarıya çıkıp şöyle demiş:
"o kimdir, damım üstünde,
damım, direğim üstünde,
aşımı şor eyledi,
gözümü kör eyledi."
keçi de ona cevap vermiş:
"benim benim, ben paşa,
boynuzum çifte çifte,
yavrumu sen kaçırmışsın,
gel gidelim savaşa."
kurt da "çok güzel, ben de seni arıyordum, haydi savaşalım." demiş.
keçi, kurdun karnına öyle bir boynuz vurmuş ki kurt neye uğradığını şaşırmış. kurt, avazı çıktığı kadar bağırıp çağırdıktan sonra yere yığılmış kalmış. keçi de hemen mengülüm'ü kurtarmış ve onu bağrına basıp gözlerinden öpmüş. kurt ise can acısıyla yattığı yerden inleyerek "vay karnım." demiş.
keçi de:
"mengülüm'ü almasaydın,
vay karnım, demeseydin." demiş.
sonra keçi, hain kurdu açlıkla cezalandırmak için kurdun boynuna çan takmış ve onu ormana salmış. anne keçi de yavrusunu alarak sevine sevine evinin yolunu tutmuş.
şengülüm ile şüngülüm, kardeşleri mengülüm'ü görünce çok sevinmişler, onun yanaklarından ve gözlerinden öpmüşler. bundan sonra da kurt korkusu olmadan hayatlarına devam etmişler.
"gökten üç elma düşmüş: biri bu masalı buraya nakleden benim başıma, biri bu masalı okuyan yazarlarımızın başına, biri de yavrusunu koruyup kollayan tüm annelerin başına."
kaynak: alptekin, ali berat (2005). hayvan masalları. ankara: akçağ yayınları, 122-177.
devamını gör...
2.
yav arkadaş çok acıklı diye okudum evet evet okudum, fare'ne sağlık
devamını gör...
3.
babamın işten eve gelişini özlemle beklememe sebep olan masallardan bir tanesidir.
harıl harıl yanan sobanın eşliğinde babam işten eve gelir gelmez tüm günün sabırsızlığınla hemen dizlerine tırmanır, dünyanın en güvenli ve huzurlu yerinde oturup hadi bir masal anlat diye tuttururdum. güzel adamdır babam. bıkmadan, usanmadan bazen annesinden dinlediği bazen de kendisinin uydurduğu masalları anlatırdı. kuzular, yavru ceylanlar, oğlaklar... her biri en sonunda büyük tehlikeleri atlatıp ailesi ile mutlu olunca ben de onlar kadar mutlu olurdum.
şimdi aynısını yeğenimle birlikte yapıyoruz. masal dünyasının kapılarını aralayıp içine girince hem o anı neşelendiriyoruz hem de gelecekte hatırlanacak güzel anıları diziyoruz kalbimize böylece.
harıl harıl yanan sobanın eşliğinde babam işten eve gelir gelmez tüm günün sabırsızlığınla hemen dizlerine tırmanır, dünyanın en güvenli ve huzurlu yerinde oturup hadi bir masal anlat diye tuttururdum. güzel adamdır babam. bıkmadan, usanmadan bazen annesinden dinlediği bazen de kendisinin uydurduğu masalları anlatırdı. kuzular, yavru ceylanlar, oğlaklar... her biri en sonunda büyük tehlikeleri atlatıp ailesi ile mutlu olunca ben de onlar kadar mutlu olurdum.
şimdi aynısını yeğenimle birlikte yapıyoruz. masal dünyasının kapılarını aralayıp içine girince hem o anı neşelendiriyoruz hem de gelecekte hatırlanacak güzel anıları diziyoruz kalbimize böylece.
devamını gör...