efenim yapmayın diye yazıyorum, işe yaramıyor.

hatırlar mısınız efenim, metin uca abi sayesinde bir dansın varlığından haberdar olunmuştu ülkecek: haka dansı.
bir kabile dansıymış, böyle el, kol hareketi çekerek, dize, böğre vurularak, bağırıp çağırıp süsecek boğa gibi bakarak yapılan bu dansı ilk gördüğümde hissettiğim coşkuyu sizlere anlatamam. zannedersem ortaokula yeni geçiyordum o sıralar. eğlenceli olduğu kadar farklı bir çekicilik de seziyordum bu dansta ancak üzerinde durmadım elbette. ergenken odağınız sürekli değişebiliyor efenim ve bir şeyin popülaritesi yittikçe de unutup gidiyorsunuz, insanoğlunun zaafı, çabuk tüketmek.

aradan yıllar geçmişti ve üniversite son sınıf olmuştum. yine bir yokluğun pençesine düşmüş, kendime sevgili bulmak için çeşitli bölümlerin kantinlerini geziyor ve olası sevgili adaylarım hakkında gözlemler yaparak bilgiler toplayıp, bana layık olabilecek ve fayda sağlayabilecek erkeklerin listesini çıkarıyordum:

-hmm, gözlüklü, uzun boylu kumral. diş hekimliği... ağzımın içine ay, içini bedava yapabilir bu uzun soluklu olursa. dolgu lazım bişiy. bu olabilir.
-adı burak'mış. ziraat müh. tanrım babasının 20 dönümlük domates tarlası için bu bölümü seçmediyse ben de morticia değilim. allah bilir babası o tarlaları yemeye başlamıştır bile, bir şekilde sevgilisi olup o tarlaları ben yemeliyim!!1 ama önce pavyona düşmem gerekecek... annemler mümkün değil düşürttürtmezler, çok uzun iş, çiz üzerini.
-tıp okuyor bi kere, zeki çocuk. kolay kanmaz şimdi bu. önünde bayılıversem suni teneffüs yaparken olur mu be? olur bence, not düşelim: suni teneffüs yaptırma taktiği-dil kullanılacak.
-tanrım gsf kantininin havasına bayılıyorum ama buradan çıkmaz, pöf, aç be bunlar hep.
-ana bilim dalları çok seksi; hmm... iyi seçmeliyim, akademisyenliğe gidecek olana oynamalıyım. çok zor, fazla kumar. morticia bunu bekleyemez!
-hukuk fakültesi... geleceğin bir savcı beyini koluma taksam şuradan... bir avukat... tanrım hali hazırda yanımda bir avukat bulunması güzel olur ama bir gün beni de dava etmeyeceğinin garantisi yok işte nalet olsun, güvenemedim. dava edilebilme potansiyeli yüksek bir kadınım.

efenim, nihayetinde elene elene tıp okuyan o genç kalmıştı. kafasını derslerine o kadar gömmüştü ki garibim, sevişme yetersizliğinden, yüzünü sivilceler basmıştı. olsundu, tıp kitaplarında yazmayan akne tedavisi bilgisine sahiptim nasılsa, iyileştirirdim ben koçumu. yeter ki rotasını cerrahiye çevirsin, estetik cerrah olup çıksın bana. evet efenim, tıp okumakta olan asosyal oğuz, benim geleceğe yatırımımdı; asla tesadüf olamayacak türden güzelliğim karşısında sizi ilahi bir kudretin varlığına inandıracak benim için, seksi vücudum ve altın oranı iliklerinizde hissedeceğiniz yüzüm için, en kötü senaryoda bir b planıydı o. tanrım, hadi ama ne olacağını asla bilemezsiniz, kenafir gözlülerin yoğun nazar bakışları altında kaldığınızda bir gün alaşağı olabilirsiniz ve imdadınıza bir estetik cerrah yetişmelidir. kurşun döktürmek bir yere kadardır.

onunla bir şekilde tanışmayı başarmıştım ve suni teneffüs taktiğine gerek kalmamıştı. bir miktar sakar kızı oynamam yetmişti. şu an türk televizyonlarımızın bitki örtüsü olan ceo erkek ve sakar kızlı dizilerdeki o taktik işe yarıyor, bakın buna erkeklerin %96sı düşüyor, tıp fakültesindekiler de dahil.*

gel zaman git zaman birlikte takılır olmuştuk, tabii derslerden, okumaktan, tekrarlardan, klinikten kafasını kaldıramıyordu doğru düzgün, görüşemiyorduk ama elcağızlarımla hazırladığım birbirinden lezzetli ve özel yemekleri "ay sen çalışmaktan kendini besleyememişsindir koçum" diyerek, yalnız yaşadığı evine çat kapı gitmeye bahane ediyordum. tamam be, yemekleri elcağızlarımla hazırlamıyor, erzurumlu vakkas emmi ev yemekleri adlı restorandan alıyordum ama olsundu, oğuz büyük balıktı, kaçırılmazdı, onun kalbine gidecek her yol denenmeliydi.

domestik ve anaç yönümü ılgıt ılgıt üzerine akıttığım oğuz'un biraz açılmaya ihtiyacı olduğunu fark etmemle birlikte, taktiklerimi daha dişil enerji üzerinden götürmeye karar verdim. o pek fırlama tiplerden değildi ve fakat utangaçlığı ona ayrı bir çekicilik de katıyordu. ilk kadın cinsel uzvunu formaldehite yatırılmış bir kadavrada görmenin etkisinden midir bilinmez, utangaç olduğu kadar isteksizdi de efenim. hadi ama kutsal bakireler aşkına, kendini eşine saklamayı mı seçtin?!11 türlü şeyler deniyordum efenim, kulağına üflemeyi denedim, bol bol temas, saç savurmalar, yanlışlıkla kucağına düşmeler, beyaz tişört giydiğim günlerde yine yanlışlıkla üzerime sürahiden su dökmeler... bana mısın demiyordu; oğuz bunlara sadece gülüyordu ve geçiyordu.

baktım olmayacak, derin ve bilgili sohbetlerle kendisine ulaşmayı denedim efenim.
-oğuz, sence de bu binaları, köprüleri, her şeyi varoluş sancılarımızı bastırmak için inşa etmedik mi? insan dediğin nedir?
-morticiacığım, bugün takımımın maçı var, müsaa..
-ah hadi ama, bu ölüm kokusu değil midir insanın üzerine doğumuyla sinen? kadife elbiselerle örtmeye çalıştığımızın ta kendisi değil midir alçak çıplaklığımız? hangimiz o buğulu camlar ardında kala...
-sinirden gülüyorum, gerçekten sinirden gülüyorum artık.

birlikte zaman geçirdikçe kendisine plastik cerrah olma fikrini defalarca aşılamaya çalıştım, "sanat ya" dedim, "canlı heykeltıraşı olacaksın" dedim, "imza burunların, imza gözlerin olacak, kadınlar kapında sıraya girecek, paraya para demeyeceksin" dedim... neler dedim efenim ama nuh dedi peygamber demedi. değil plastik cerrahi, cerrahlığın kıyısına dahi getiremedim kendisini. aksine git gide beyne olan merakı artıyordu. neyse dedim, nörolog neyim olur, artık her ne ise. beynimde habis bir ur çıkarsa çalarım artık kapısını, tanrım hadi ama doktor doktordur işte, her zaman işe yarar.

oğuz artık asabımı bozmaya başlamıştı, onunla çok vakit kaybediyordum nitekim onu kendime hayran bıraktıracak bir şeyler yapmalı, coşkuyu vermeliydim artık! tanrım, kollarımda yirmi adet hulahop çevirirken, polis akademisi mahoney'nin tüm repliklerini ezberden okuyarak 45697 ile 3483'ün çarpımını zihinden bulmaya çalışmam, o'nu coşkulandırmamdan daha kolaydı.

artık ağır silahları kullanmanın zamanı gelmişti: aniden başlayan kışkırtıcı dans!

öncelikle kendime tutkusu yüksek bir dans seçmeliydim, tanrım düşünüyordum, seçemiyordum; sofia boutella ablam olsaydı yerimde, hangisini seçerdi diyordum ama öyle özel, öyle vahşi, öyle kışkırtıcı ve de saldırtıcı bir şeyler seçmeliydim ki, sakinlikten ölü müdür canlı mıdır belli olmayan oğuz'u sarsmalı, içinde fırtınalar koparmalıydım. nihayetinde eleye eleye üç dans kalmıştı:

1) anastasia sokolova bacımın tainted love performansımsı bir şeyler
2)yıldız abla serbest stili
3)haka dansı

tanrım birinci şık için yetenek vardı da biz mi seçmedi.. öhm. ben yetenekli bir kadınım tamam mı?!!! bir daha duymayayım. neyse efenim, elbette haka dansını seçtim, dişiliği ön plana çıkarmada üzerine daha yırtıcı ve tutkulu bir dans tanımıyorum ve tanımayı reddediyorum. o kadar seksi bir danstı ki, en gizli fantezilerin öğesi olabilecek kadar ulvi bir makama sahipti. sadece ileri derecede tutkulu vücutların, sezgisel yolla anlayabileceği bu mesajı, modern zamanın yaşayan ölü ruhları nasıl idrak edebilsindi?

nihayetinde kendimi hazırlamaya başlamıştım; suratıma biraz boya sürdüm, renkli nevresimlerden kestiğim birkaç parça kumaşı her yerime doladım ve paket ipleri ile sabitledim. oğuz o akşam bana misafir olacaktı ve kapıyı açmamla birlikte içine çekileceği atmosferden çıkamayacak, ona yaşatacağım tecrübenin ardından bir daha eskisi gibi olamayacaktı. o gün, adımı zihnine ve kalbine, söke söke yazacaktım.

zil çalıyordu. elimdeki son gül yapraklarını da zemine saçtıktan sonra aniden kapıyı açtım.
karşımdaydı ve şaşkın gözlerle bana bakmaktaydı. "gelll" diyerek içeriye çektim kendisini.

-nooluyo?
-şşş

tanrım, haka dansı tarihini yeniden yazıyordum. oğuz gözünü kırpmadan beni izliyor ve dehşetengiz ifadesini saklayamıyordu. izledi ve izledi...

-bitti mi morticia?
-evet. ne hissediyorsun?
-aslında sana teşekkür etmek için gelmiştim bu akşam.
-nasıl?
-psikiyatriye ilgi duymaya başladım sayende ve şimdi bunun uzmanlığını daha da çok istiyorum.

efenim o gece gözlerimizi birbirimizden kaçırarak, sessizce yemeklerimizi yedik ve oğuz evine gitti.
yaşadığım yıkım yüzünden mi, erzurumlu vakkas emmi'nin yemekleri sebebiyle mi, yoksa dans boyunca terleyip soğuyup oturmamdan mıdır bilmiyorum ancak aynı gece ishal oldum ve oğuzu arayamadım.

insanın bi doktor arkadaşı bir şeyi olmalı efenim. şimdiden nolur nolmaz edinmeye bakın ve haka dansı yerine twerki tercih edin. sade halk, bu sanattan anlamıyor.
devamını gör...
haka dansını çıkaranlar bile bu kadar uzun yazıp çizmemiştir herhalde.

vals tavsiye ederim. aşkın dansı en azından.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"sevgiliyi baştan çıkarmak için haka dansı yapmak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim