film, kavuşmak için zamanla yarışan iki kalbin tesadüfen başlayan ve yıllarca süren, ayrılıkla sınanan aşk hikayesini anlatır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 01.09.2025 23:00 tarihinde açılmıştır.
1.
senaryosu ilhan engin tarafından yazılan ve yönetmen koltuğunda ülkü erakalın'ın oturduğu 1966 yapımlı türk filmi; başrolde türkan şoray ve kartal tibet rol almaktadır.

yardımcı kadroda ise;
çolpan ilhan, nubar terziyan, suzan avcı, feridun çölgeçen, hüseyin zan, hakkı kıvanç gibi isimler yer almıştır.
babası otel işleten gül adında genç ve güzel bir kızın bu otele konuk olarak gelen avcı mimar murat ile birbirlerine sevdalanmasını, adamın daha sonra iş için avrupa'ya gidişini, ayrılıklarını ve daha sonra hayatın onları yeniden bir araya getirmesini konu ediniyor.
birbirlerinden hemen hoşlanan çift kısa sürede aşık oluyor ve birliktelik yaşıyorlar, ikisi de birbiri olmadan bir hayat istemiyor, bir gün genç adamın gitmesi gerekiyor, amcası onu avrupa'ya yollamak istiyor, bu arada ise birlikte olmalarının da bir meyvesi yoldadır, genç kadın artık hayatta yapayalnızdır, çünkü babası onun bu yaşadıklarını öğrenince dünyası başına yıkılacaktır.
genç kadının hayatında artık bir aşkı yoktur, aşkından geriye tek bir hatıra kalmıştır, yüzüne baktıkça onu hatırladığı..
genç murat ise amcasının vasiyeti üzerine onun kızı gönül ile olur ve genç adamın eski aşkı ile yeniden bir araya gelmesi ile olaylar devam eder...
konusu sıradan olsa da kendini izleten, duygusal sayılabilecek bir filmdi, oyunculuklar samimi ve güzeldi.
ana fikir bence şuydu;
aşık olduğun insandan vazgeçersen hayatın bir siyah gül gibi solacak, duygusal açıdan siyah bir güle dönüşecektir, kişinin gerçek mutluluğunun aşka bağlı olduğunu hatırlatan ve düşündüren bir filmdi.
müzikleri de duygu yüklüydü.
türkan şoray ve kartal tibet duygusal bir oyunculuk sergilemiş, aşkı ve ayrılığı da seyirciye hissettirmişlerdir.
sonu ise beklediğim gibiydi...

yardımcı kadroda ise;
çolpan ilhan, nubar terziyan, suzan avcı, feridun çölgeçen, hüseyin zan, hakkı kıvanç gibi isimler yer almıştır.
babası otel işleten gül adında genç ve güzel bir kızın bu otele konuk olarak gelen avcı mimar murat ile birbirlerine sevdalanmasını, adamın daha sonra iş için avrupa'ya gidişini, ayrılıklarını ve daha sonra hayatın onları yeniden bir araya getirmesini konu ediniyor.
birbirlerinden hemen hoşlanan çift kısa sürede aşık oluyor ve birliktelik yaşıyorlar, ikisi de birbiri olmadan bir hayat istemiyor, bir gün genç adamın gitmesi gerekiyor, amcası onu avrupa'ya yollamak istiyor, bu arada ise birlikte olmalarının da bir meyvesi yoldadır, genç kadın artık hayatta yapayalnızdır, çünkü babası onun bu yaşadıklarını öğrenince dünyası başına yıkılacaktır.
genç kadının hayatında artık bir aşkı yoktur, aşkından geriye tek bir hatıra kalmıştır, yüzüne baktıkça onu hatırladığı..
genç murat ise amcasının vasiyeti üzerine onun kızı gönül ile olur ve genç adamın eski aşkı ile yeniden bir araya gelmesi ile olaylar devam eder...
konusu sıradan olsa da kendini izleten, duygusal sayılabilecek bir filmdi, oyunculuklar samimi ve güzeldi.
ana fikir bence şuydu;
aşık olduğun insandan vazgeçersen hayatın bir siyah gül gibi solacak, duygusal açıdan siyah bir güle dönüşecektir, kişinin gerçek mutluluğunun aşka bağlı olduğunu hatırlatan ve düşündüren bir filmdi.
müzikleri de duygu yüklüydü.
türkan şoray ve kartal tibet duygusal bir oyunculuk sergilemiş, aşkı ve ayrılığı da seyirciye hissettirmişlerdir.
sonu ise beklediğim gibiydi...
devamını gör...
