amma çok anlamı var dedirten sözcüktür.

tdk:

1. -i bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek:
"gözlüğünü takıp masaya eğildi." - refik halit karay

2. -e, nesnesiz düğün vb. törenlerde takı armağan etmek:
geline pırlanta yüzük takmışlar.

3. -e, -i ad, lakap koymak:
"ona bu adı kim takmıştır, ne zaman takmıştır, bilemiyor." - haldun taner

4. nesnesiz —> kuşanmak:
kılıç takmak.

5. -i kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek:
"arabaya hafiye kıyafetinde polis memurları da takıyorlar." - yusuf ziya ortaç

6. -e, mecaz biriyle olumsuz olarak uğraşmak:
matematik öğretmeni ona taktığı için dersten kaldı.

7. -i, argo borç bırakmak:
"bu eve asilzadelerin biri girip öteki giderdi. giden kirayı takar, gelen ortalığı kasıp kavururdu." - peyami safa

8. -i, argo önemsemek, önem vermek; tınmak:
"dün koskoca bir mebus kızıyken, bir zamanların şalvarlı nuriyesi'ni takar mıyım?" - adalet ağaoğlu

9. -den, -i, argo, -de sınavını başaramamak:
bütün derslerden takarak sınıfta kaldı.

ben yüzük takıyorum, siz ne takıyorsunuz?

(bkz: hoca bana taktı)
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"takmak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim