tatlı günahın mor astarlı sarayı
başlık "insan olun biraz" tarafından 29.05.2022 13:20 tarihinde açılmıştır.
1.
şiirsiz yapamayacağını düşünen ve iyi ki öyle düşünen ingiliz şair john keats’e ait bir tanımlamadır.
john keats’in tatlı günahın mor astarlı sarayı diyerek nitelediği şeye aslında hepimiz sahibiz. üniversite yıllarında bir derste okuduğum ama kime ait olduğunu şu an hatırlamadığım bir cümle vardı: herkesin kilisesi kendi zihnindedir. mor astarlı saray da böyle bir şey işte. okurun zihninde yazarın kelimeleri cisimsiz ama anlamdan yoksun olmayan bir uzamda gezinip dururlar.
işte yazarın anlatmak istediklerinin yazardan bağımsız olarak okurun zihninde şekil bulduğu yer tatlı günahın mor astarlı sarayıdır. çünkü edebiyat çok tatlı bir günahtır.
bir anlamda şirk koşmaktır edebiyat. kendi zihnini basılı maddenin tanrısı ilan etmektir. bir yazar kahramanını öldürebilir, hem de sadece bir kelime ile. sonra isterse “ol” der ve olur. o kahramana lazarus adını verip yeniden dirilebilir, hem de bildiğimiz lazarus’dan daha kusursuz bir halde.
işte bu tatlı günahın biz fani okurların zihninde oluşturduğu uzam sadece bize aittir ve herkes için farklıdır. tom amcanın kulübesi herkesin zihninde farklıdır, hansel ile gretel’in ekmek kırıntılarının boyutları hepimiz için başkadır. midak sokağı’nın yolları hepimizin zihninde başka kıvrılır. zebercet’in bıyığı hepimizde farklı bir gülümseme yaratır.
bütün tatlı günahlarınızla mor astarlı sarayımda sizi ağırlamaktan mutluluk duyarım.
john keats’in tatlı günahın mor astarlı sarayı diyerek nitelediği şeye aslında hepimiz sahibiz. üniversite yıllarında bir derste okuduğum ama kime ait olduğunu şu an hatırlamadığım bir cümle vardı: herkesin kilisesi kendi zihnindedir. mor astarlı saray da böyle bir şey işte. okurun zihninde yazarın kelimeleri cisimsiz ama anlamdan yoksun olmayan bir uzamda gezinip dururlar.
işte yazarın anlatmak istediklerinin yazardan bağımsız olarak okurun zihninde şekil bulduğu yer tatlı günahın mor astarlı sarayıdır. çünkü edebiyat çok tatlı bir günahtır.
bir anlamda şirk koşmaktır edebiyat. kendi zihnini basılı maddenin tanrısı ilan etmektir. bir yazar kahramanını öldürebilir, hem de sadece bir kelime ile. sonra isterse “ol” der ve olur. o kahramana lazarus adını verip yeniden dirilebilir, hem de bildiğimiz lazarus’dan daha kusursuz bir halde.
işte bu tatlı günahın biz fani okurların zihninde oluşturduğu uzam sadece bize aittir ve herkes için farklıdır. tom amcanın kulübesi herkesin zihninde farklıdır, hansel ile gretel’in ekmek kırıntılarının boyutları hepimiz için başkadır. midak sokağı’nın yolları hepimizin zihninde başka kıvrılır. zebercet’in bıyığı hepimizde farklı bir gülümseme yaratır.
bütün tatlı günahlarınızla mor astarlı sarayımda sizi ağırlamaktan mutluluk duyarım.
devamını gör...