yazar: gülseren budayıcıoğlu
yayım yılı: 2008
üç farklı hayat hikâyesinden bahseden yazar, eserinde mazoşizm, cinsel tercihler, hayat kadınlığı gibi kavramlara yer veriyor.
yayım yılı: 2008
üç farklı hayat hikâyesinden bahseden yazar, eserinde mazoşizm, cinsel tercihler, hayat kadınlığı gibi kavramlara yer veriyor.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "uzat sarı saçlarını rapunzel" tarafından 30.01.2021 18:06 tarihinde açılmıştır.
1.
gülseren budayıcıoğlu kitabı. genel anlamda anladığım;çocukluk öyle bir toprak ki ne ekersen hep onu biçiyorsun. ama bu toprak öyle garip ki aldığın mahsul yalnızca bir iki seneni değil bir ömrünü doyuruyor.sen farkında olsan da olmasan da bu böyle.
kırmızı oda dizisinde meliha karakterinin hikayesi de bu kitapta ayrıca.
kırmızı oda dizisinde meliha karakterinin hikayesi de bu kitapta ayrıca.
devamını gör...
2.
şu an en popüler ve ismini sıkça duyduğumuz gülseren budayıcıoğlu ‘nun gerçek hasta seanslarını değiştirerek yazdığı kitaplardan biri.
öncelikle kitabın adında geçen 3 günah nedir , onu cevaplayayım:
1- mazoşizm(siyah)
2- fahişelik(kırmızı)
3- eşcinsellik (gri).
kitapta 3 ayrı hastanın hikayesi, yukarıdaki günahlara göre ayrılmış. uzun zamandır kırmızı oda dizisini izlemiyorum. izlediğim zamanlarda fahişelik bölümünde bahsedilen hasta meliha’nın hikayesini izlemiştim. gerçek hayat hikayeleri ilgimi çektiğinden, sonrasında iki kitabını alıp okudum. ilginç yaşanmış hikayeler olduğunu söyleyebilirim.
fahişelik: meliha hanım, kızı tarafından zorla kırmızı oda’ya getirilmiştir. nedeni saçlarını tamamen kesmesi ve intihar eğilimi göstermesidir. sanırım en çok etkilendiğim olay bu oldu. annesinin tecavüze uğraması, babasının gözlerinin önünde öldürülmesi, köy halkının onlara sahip çıkmak yerine adlarını çıkararak köyden kaçmalarına neden olmaları… o küçücük yaşta tek başlarına hayata tutunmaya çalışan çocuklar. meliha hanım, muhafazakar bir kadındır ve annesinin, kız krdeşinin mecburiyetten fahişelik yaptığına tanık olmuştur. sonrasında kızının da aynı duruma düşmesinden korkup, ona uyguladığı baskı ironik olarak onu da bu yola itmiş.
dizide bu bölüm biraz değiştirilmiş. kitapta çok daha etkileyici bir olay örgüsü var.
mazoşistlik: genç ve yakışıklı bir adamın görünürden farklı bir hayatı olması anlatılıyor. gülseren hanım’ın önyargılı olarak yaklaştığı ve en çok garipsediği ve garipsediğini açıkça yazdığı tek vaka bu. bu konuda dürüstçe yazması iyi bir şey gibi görünebilir ama zaten insanlar oraya ‘yargılanmaktan’ korktukları için gidiyorlar. hoş bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum ; şahsi fikrim tabi.
eşcinsellik: bu bölüm dizide yayınlandı mı bilmiyorum ama en farklı gelen vaka bu olmuştu. şevket ağa, çok zengin ve saygılı bir adam. ama değişik bir alışkanlığı var: geceleri şoförüne yürüyüşe çıkacağını söyleyip, babasından kalan eski kasketi kafasına geçirip ve kılık değiştirip,nerde babasını andıran yaşlı , bıyıkları sararmış, dişleri dökülmüş adam var , onlarla arkadaş oluyor. aynı odada biten bu yakınlaşmaların, babasıyla geçmişte yaşadığı ve o zaman anlamlandıramadığı olaylar silsilesinin sonucu olarak olduğu anlaşılıyor . detayına çok girmiyorum ama çok ilginç bir olay, o kadar söyleyeyim size.
gerçek hayat hikayelerini sevenler ve psikolojiye ilgi duyanlar için okunası bir kitap. dili sade. zaten gülseren hanım’ın zamanında trt’de de spikerlik yapmasından mütevellit güzel, duru ve akıcı bir türkçesi var.
dizideki gibi gereksiz demogojik sahneler olmamasından dolayı diziyi izlemektense kitabının okunması daha iyi olur kanaatindeyim. tabi bu konulara ilginiz varsa.
öncelikle kitabın adında geçen 3 günah nedir , onu cevaplayayım:
1- mazoşizm(siyah)
2- fahişelik(kırmızı)
3- eşcinsellik (gri).
kitapta 3 ayrı hastanın hikayesi, yukarıdaki günahlara göre ayrılmış. uzun zamandır kırmızı oda dizisini izlemiyorum. izlediğim zamanlarda fahişelik bölümünde bahsedilen hasta meliha’nın hikayesini izlemiştim. gerçek hayat hikayeleri ilgimi çektiğinden, sonrasında iki kitabını alıp okudum. ilginç yaşanmış hikayeler olduğunu söyleyebilirim.
fahişelik: meliha hanım, kızı tarafından zorla kırmızı oda’ya getirilmiştir. nedeni saçlarını tamamen kesmesi ve intihar eğilimi göstermesidir. sanırım en çok etkilendiğim olay bu oldu. annesinin tecavüze uğraması, babasının gözlerinin önünde öldürülmesi, köy halkının onlara sahip çıkmak yerine adlarını çıkararak köyden kaçmalarına neden olmaları… o küçücük yaşta tek başlarına hayata tutunmaya çalışan çocuklar. meliha hanım, muhafazakar bir kadındır ve annesinin, kız krdeşinin mecburiyetten fahişelik yaptığına tanık olmuştur. sonrasında kızının da aynı duruma düşmesinden korkup, ona uyguladığı baskı ironik olarak onu da bu yola itmiş.
dizide bu bölüm biraz değiştirilmiş. kitapta çok daha etkileyici bir olay örgüsü var.
mazoşistlik: genç ve yakışıklı bir adamın görünürden farklı bir hayatı olması anlatılıyor. gülseren hanım’ın önyargılı olarak yaklaştığı ve en çok garipsediği ve garipsediğini açıkça yazdığı tek vaka bu. bu konuda dürüstçe yazması iyi bir şey gibi görünebilir ama zaten insanlar oraya ‘yargılanmaktan’ korktukları için gidiyorlar. hoş bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum ; şahsi fikrim tabi.
eşcinsellik: bu bölüm dizide yayınlandı mı bilmiyorum ama en farklı gelen vaka bu olmuştu. şevket ağa, çok zengin ve saygılı bir adam. ama değişik bir alışkanlığı var: geceleri şoförüne yürüyüşe çıkacağını söyleyip, babasından kalan eski kasketi kafasına geçirip ve kılık değiştirip,nerde babasını andıran yaşlı , bıyıkları sararmış, dişleri dökülmüş adam var , onlarla arkadaş oluyor. aynı odada biten bu yakınlaşmaların, babasıyla geçmişte yaşadığı ve o zaman anlamlandıramadığı olaylar silsilesinin sonucu olarak olduğu anlaşılıyor . detayına çok girmiyorum ama çok ilginç bir olay, o kadar söyleyeyim size.
gerçek hayat hikayelerini sevenler ve psikolojiye ilgi duyanlar için okunası bir kitap. dili sade. zaten gülseren hanım’ın zamanında trt’de de spikerlik yapmasından mütevellit güzel, duru ve akıcı bir türkçesi var.
dizideki gibi gereksiz demogojik sahneler olmamasından dolayı diziyi izlemektense kitabının okunması daha iyi olur kanaatindeyim. tabi bu konulara ilginiz varsa.
devamını gör...
3.
bu kitabı birkaç sene önce keşfetsem büyülenirdim eminim.fakat aynı hanımın yüksek doz psikoloji dizilerinden dolayı psikolojiye ilgimi yitirdim.mesela yazar hanım sadece mesleğini severek yapan ve ilginç anılarını birkaç kitap ve programda anlatan biri olsaydı benim için daha kıymetli olurdu.şimdi ne koparsam kârdır mantığı bana antipatik geliyor.
devamını gör...
