#televizyon dizileri
#final yapan diziler
2006 yılında 3 bölüm olarak yayınlanmış mini dizi. farklı eşyalar bulunan ve bu eşyaların da bazı güçleri olan gizemli bir odada kaybolan kızını bulmaya çalışan joe’nun hikayesi anlatılmaktadır. imdb: 8,1/10.
yönetici yapımcı
richard hatem
laura harkcom
christopher leone
paul workman
oyuncular:
peter krause
kevin pollak
elle fanning
karl kreutzfeld
richard hatem
laura harkcom
christopher leone
paul workman
oyuncular:
peter krause
kevin pollak
elle fanning
karl kreutzfeld
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "demir baybars" tarafından 03.12.2020 01:15 tarihinde açılmıştır.
1.
yıllar önce izlediğim ve tadını damakta bırakan bir bilim-kurgu mini dizisi. her sevdiğim film veya dizi gibi sonunu hatırlamadığım için tekrar izlemek istedim. bu da benim lanetim sanırım*
devamını gör...
2.
2006 yılı yapımı 3 bölümlük mini dizi. her bölümü yaklaşık 1,5 saat süren dizi fantastik gizem türünde. bu tür filmleri /dizileri gerçekten çok seviyorum. fantastik ama gerçeklikten çok kopmamış. sanki olası bir durummuş gibi ama olağanüstü. öyle değişik yaratıklar yok, öcüler böcüler yok ama yine de fantastik bir boyut var.
konusunu kısaca özetlersem, eşinden ayrı ve kızının velayeti için uğraşan polis memuru joe miller'ın eline bir otel anahtarı geçer. anahtar her kapıyı açıyor ve açtığın anda da bir otel odasına giriyorsun. odanın diğer kapısı ise seni istediğin her yere(kapı olduğu müddetçe) götürüyor. tabi herkes bu anahtarın peşinde... kızı da bu kötü adamlardan kaçarken odaya giriyor ve anahtar kendisinde değilken oda kapanıyor. bu durumda oda resetleniyor ve kızı odada kayboluyor. ayrıca otel odasında 100'ü aşkın bilinen nesne var. her nesnenin de farklı bir gücü var. misal, bir otobüs bileti seni meksika'ya ışınlayabiliyor; bir makas nesneleri döndürebiliyor; bir kalem insanı mikrodalga fırın gibi yakabiliyor,.. joe miller da kızını kurtarmak için nesneleri bir araya getirmeye / nesneler arasındaki gizemi çözmeye çalışıyor.
dizinin eleştirisine gelirsem; dizi 3 bölüm değil en azından 10 bölüm olmalıydı. çünkü dizi içinde bazı olaylar oluyor ve dizinin akışında o olayın hangi olaya sebep olacağını görmek istiyoruz ama o olay orada bitiyor ve devamı gösterilmiyor:
dr.ruber'ın dizinin sonunda kendini peygamber ilan etmesi gibi. eee bunun sonucu ne oldu? aynı şekilde karl oğluna kavuşmak için odaya girdi ve kayboldu. karl nereye gitti? joe miller kızını kurtardı ;peki kaçırma ve cinayetle suçlanırken sonu ne oldu? oda anahtarını odanın içine atıp odayı resetlediler,tamam güzel... ee peki sonra anahtar nasıl ortaya çıktı başka odada?
yani sanki devamı olacakmış gibi bir izlenim verilmiş ama 2006 yılından beri devamı olmadığından birçok soru askıda kalmış oldu . filmde hikayesi olan birçok karakter vardı ve 3 bölüme bu karakterlerin hikayelerini sığdırmak imkansızdı haliyle. filmde mantık hataları vardı .her ne kadar bu tür filmlerde/dizilerde mantık aramasam da, olağandışı şeyler haricinde diğer her şey olağan görünüyorsa mantık faktörünün de devreye girmesi gerekiyor.
karl ile birlikte nesnelerin saklandığı depoya girdiklerinde, joe miller'ın aklına nasıl otobüs biletini almak geldi? akıl hastanesi'nden öyle kolayca bir hastayı çıkarabiliyor musun? jo miller tek kişilik hücrede kalan hastayı marketten elma alır gibi alıverdi.
eleştirilerimi görmezden gelirsem tam benlik tam sevdiğim tarzda bir diziydi. izleyecek olanlara iyi seyirler.
konusunu kısaca özetlersem, eşinden ayrı ve kızının velayeti için uğraşan polis memuru joe miller'ın eline bir otel anahtarı geçer. anahtar her kapıyı açıyor ve açtığın anda da bir otel odasına giriyorsun. odanın diğer kapısı ise seni istediğin her yere(kapı olduğu müddetçe) götürüyor. tabi herkes bu anahtarın peşinde... kızı da bu kötü adamlardan kaçarken odaya giriyor ve anahtar kendisinde değilken oda kapanıyor. bu durumda oda resetleniyor ve kızı odada kayboluyor. ayrıca otel odasında 100'ü aşkın bilinen nesne var. her nesnenin de farklı bir gücü var. misal, bir otobüs bileti seni meksika'ya ışınlayabiliyor; bir makas nesneleri döndürebiliyor; bir kalem insanı mikrodalga fırın gibi yakabiliyor,.. joe miller da kızını kurtarmak için nesneleri bir araya getirmeye / nesneler arasındaki gizemi çözmeye çalışıyor.
dizinin eleştirisine gelirsem; dizi 3 bölüm değil en azından 10 bölüm olmalıydı. çünkü dizi içinde bazı olaylar oluyor ve dizinin akışında o olayın hangi olaya sebep olacağını görmek istiyoruz ama o olay orada bitiyor ve devamı gösterilmiyor:
dr.ruber'ın dizinin sonunda kendini peygamber ilan etmesi gibi. eee bunun sonucu ne oldu? aynı şekilde karl oğluna kavuşmak için odaya girdi ve kayboldu. karl nereye gitti? joe miller kızını kurtardı ;peki kaçırma ve cinayetle suçlanırken sonu ne oldu? oda anahtarını odanın içine atıp odayı resetlediler,tamam güzel... ee peki sonra anahtar nasıl ortaya çıktı başka odada?
yani sanki devamı olacakmış gibi bir izlenim verilmiş ama 2006 yılından beri devamı olmadığından birçok soru askıda kalmış oldu . filmde hikayesi olan birçok karakter vardı ve 3 bölüme bu karakterlerin hikayelerini sığdırmak imkansızdı haliyle. filmde mantık hataları vardı .her ne kadar bu tür filmlerde/dizilerde mantık aramasam da, olağandışı şeyler haricinde diğer her şey olağan görünüyorsa mantık faktörünün de devreye girmesi gerekiyor.
karl ile birlikte nesnelerin saklandığı depoya girdiklerinde, joe miller'ın aklına nasıl otobüs biletini almak geldi? akıl hastanesi'nden öyle kolayca bir hastayı çıkarabiliyor musun? jo miller tek kişilik hücrede kalan hastayı marketten elma alır gibi alıverdi.
eleştirilerimi görmezden gelirsem tam benlik tam sevdiğim tarzda bir diziydi. izleyecek olanlara iyi seyirler.
devamını gör...
3.
izlediğim en iyi mini diziler arasında başa güreşir. çok eğlencelidir. anlatılan hikaye fantastik olsa da kendinizi kaptırabilirseniz adeta içinde yaşarsınız. son derece renkli karakterler, kuvvetli bir baba-kız bağı, bolca aksiyon, entrika, macera, gizem, doğaüstülük... ne ararsanız vardır dizide.
bana göre finali de mükemmeldir. oradan da ekstra puan kazanır.
öncelikle dizinin gizem unsuru izleyiciyi müthiş bir biçimde içine çekiyor. nedir bu anahtar yani?.. ki, bu bağlamda kurgu çok iyi bir giriş-gelişme-sonuç tandanslı ilerleyişe sahip. peki sonuç... yani dizinin sonu... bu herkesi memnun edecek bir son değil muhakkak ancak ben çok başarılı buldum. bazısıysa o "kayıp oda" ve oradaki objelerin tam olarak ne manaya geldiklerinin deşifre edildiği bir son da tercih edebilirdi elbette. yani herkesin beklentileri farklı olabilir.
objeler demişken... burada tabiatüstü güçleri olan birçok obje var ve bunları ele geçirebilenler bunları çeşitli amaçlarla kullanıyor. kimisi bu bağlamda naif ve masum sayılabilirken kimisi de az anasının gözü değil. göz demişken, o objeye dikkat edin. gözünüzü ondan ayırmayın!
ve karakterler... wally jabrowski'ye kim gülmez ki mesela? başkarakter joe miller ne çekti ondan. * yani bir biletti galiba. onunla kafasına dokunduğu kişi anasının bir yerine ışınlanıyor. millerce yol tep, geri gel ve wally'yi tam yakaladım derken gene aynı şey. aşırı sinir bozucu tabii başkarakter için ama biz izleyiciler için bu çok matrak dostum! sadece bir örnek verdim. diğer karakterler de farklı şekillerde etkileyici diyebilirim rahatlıkla, mini dizideki. kimisi güldürür veya gülümsetirken, kimisi ise dehşete düşürebiliyor. örneğin o protez göz objesini kullanan adam... neyse daha fazla spoiler vermeyeyim şimdi.
tüm bunlardan öte çok dokunaklı bir baba-kız ilişkisi dizinin asıl olayı bence. joe ve kızı anna miller... sevgi dolu bir babanın kızı için neleri göze alabileceğinin etkileyici bir mahiyette resmedildiği the lost room, benim izlediğim en iyi birkaç mini diziden biridir. henüz denk gelmediyseniz sizin de bu harikulade yapımız izlemenizi salık veririm.
bana göre finali de mükemmeldir. oradan da ekstra puan kazanır.
öncelikle dizinin gizem unsuru izleyiciyi müthiş bir biçimde içine çekiyor. nedir bu anahtar yani?.. ki, bu bağlamda kurgu çok iyi bir giriş-gelişme-sonuç tandanslı ilerleyişe sahip. peki sonuç... yani dizinin sonu... bu herkesi memnun edecek bir son değil muhakkak ancak ben çok başarılı buldum. bazısıysa o "kayıp oda" ve oradaki objelerin tam olarak ne manaya geldiklerinin deşifre edildiği bir son da tercih edebilirdi elbette. yani herkesin beklentileri farklı olabilir.
objeler demişken... burada tabiatüstü güçleri olan birçok obje var ve bunları ele geçirebilenler bunları çeşitli amaçlarla kullanıyor. kimisi bu bağlamda naif ve masum sayılabilirken kimisi de az anasının gözü değil. göz demişken, o objeye dikkat edin. gözünüzü ondan ayırmayın!
ve karakterler... wally jabrowski'ye kim gülmez ki mesela? başkarakter joe miller ne çekti ondan. * yani bir biletti galiba. onunla kafasına dokunduğu kişi anasının bir yerine ışınlanıyor. millerce yol tep, geri gel ve wally'yi tam yakaladım derken gene aynı şey. aşırı sinir bozucu tabii başkarakter için ama biz izleyiciler için bu çok matrak dostum! sadece bir örnek verdim. diğer karakterler de farklı şekillerde etkileyici diyebilirim rahatlıkla, mini dizideki. kimisi güldürür veya gülümsetirken, kimisi ise dehşete düşürebiliyor. örneğin o protez göz objesini kullanan adam... neyse daha fazla spoiler vermeyeyim şimdi.
tüm bunlardan öte çok dokunaklı bir baba-kız ilişkisi dizinin asıl olayı bence. joe ve kızı anna miller... sevgi dolu bir babanın kızı için neleri göze alabileceğinin etkileyici bir mahiyette resmedildiği the lost room, benim izlediğim en iyi birkaç mini diziden biridir. henüz denk gelmediyseniz sizin de bu harikulade yapımız izlemenizi salık veririm.
devamını gör...
4.
çok güzel bir mini diziydi. finalin son bölümünde gelecek sezon için insanları beklentiye sokmuş ama geçen 19 senede hâlâ 2.sezonu gelmemiş ve gelmeyecektir.
devamını gör...
