türkçe adı: geçiş kapısı
2023 avustralya yapımı film büyülü dünyayla iletişim içinde olan sıradan görünümlü bir şirkette stajyer olarak çalışan paul carpenter'i ve yaşananları anlatır.
2023 avustralya yapımı film büyülü dünyayla iletişim içinde olan sıradan görünümlü bir şirkette stajyer olarak çalışan paul carpenter'i ve yaşananları anlatır.
yönetmen:
jeffrey walker
oyuncular:
christoph waltz
patrick gibson
damon herriman
sophie wilde
sam neill
demi harman
jeffrey walker
oyuncular:
christoph waltz
patrick gibson
damon herriman
sophie wilde
sam neill
demi harman
*avustralya screen müzik ödülleri (2023) - yılın uzun metraj film müziği
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "sojourant" tarafından 29.12.2023 20:27 tarihinde açılmıştır.
1.
2023 ilkbaharında gösterime giren, avustralya yapımı fantastik filmdir. benden bir yaş genç olan (ama bu sözlüğe göre "yaşlı olan", ahaha) jeffrey walker yönetmiş ve bazı tanınmış oyuncuları kadrosunda barındırıyor; christoph waltz ve sam neill gibi, sinema ile ilgilenenlerin hemen tanıyacağı oyuncular gibi, genç yıldız patrick gibson (bu esas başrol) ve talk to me filmiyle büyük ses getiren sophie wilde da (bu da diğer başrol) dikkatleri üzerine çekiyor. lotr'deki eowyn olarak bilinen ve irili ufaklı başka filmlerde de denk geldiğim miranda otto ve yine farklı yapımlarda rastladığım chris pang, rachel house, jessica de gouw ve damon herriman gibi oyuncularıyla film cidden ilgiyi celbediyor. özetle karşımıza çıkan kasting gayet renkli ve zengin. bazı oyuncular parlasa da, öyle olağanüstü bir performans da gördüğümü söyleyemem burada, herhangi bir oyuncu tarafından sergilenen. diğer yönden de, film zaten buna pek de yol verecek bir "havada" değil gibi. yani, lotr filmlerindeki kadar dramatik yönden kuvvetli fantezi filmi pek gelmiyor denebilir zaten. bu, bir eksi de sayılmaz bence ama, bu tür filmlerin hanelerine yazılabilecek; tercih ve üslup meselesi yani bu bana göre, daha ağırlıkla.
film —objektif bakmaya çalışırsam— vasat diyebilirim. yani sıradan bir fantezi filmi bence the portable door. fakat ben bu filmi sevdim. öyle baktığımda ise güzel bir fantastik film, benim açımdan. aranan portatif kapı bulunduktan sonra, 6/10'lık giden film 7/10'lik oldu benim gözümde. yani, filmin "gizem araması" tandanslı uzuuuun kısmına tahammül edebilirseniz, film sonra yeterince ilginçleşiyor diyebilirim. aslında filmin girişi ve ortasına kadar olan bölümü de kötü değil ama sonradan daha ilginçleşiyor bence konu/kurgu. ilginçleşiyor derken... burada öyle aşmış fikirler falan göremiyoruz ama öyle gülünç derecede klişe veya hayal gücünden yoksun elementler de domine etmiyor diyebilirim, yapımı. yani bu konuda bir şeyler okumadım/görmedim ancak the lost room mini dizisini izleyip ondan ilham almamasını pek olası görmüyorum, yapımın senarist(ler)inin. hoş, filmin uyarlandığı kitap the lost room'dan 3 sene önce çıkmış ama gene de ekrana uyarlanırken o mini diziden de ilham alındığı kanısındayım. gerçi bu daha ziyade bir "his". gene de temelsiz sayılmaz. bazı sahneler de bu ipucunu veriyor bence. yoksa, geniş bağlamda bakarsak, fantastik portal/kapı konsepti belki yüzlerce, binlerce yıl önceye gidiyordur. o da ayrı bir konu.
avustralya ve fantezi denince aklıma çeşitli yapımlar geliyor elbette. spellbinder isimli bir dizi vardı, 90'lardan örneğin. burada da , ondaki gibi; çocuk, ergen ve genç yetişkinlerin hedef kitlesi olarak alındığı "light" bir işle karşılaşıyoruz. (o dizi bayağı iyiydi aslında.) yani, bana göre hakkı verilmemiş bir başyapıt olan, yeni zelanda ve avustralya ortak yapımı, the navigator: a medieval odyssey filmindeki gibi, derin "pathos" yaratan bir konu ve işleyiş beklemeyin burada. bu senenin belki de en önemli fantastik yapımı dungeons & dragons: honor among thieves gibi, bunda da komedik elementler ve "sevimlilik" boyutu var. fakat, d&d filmi yeri geldiğinde son derece karanlıklaşırken, the portable door'da bunu göremiyoruz. (yani öyle bir iki çirkin goblin göstermek filmi bu kapsama sokmaz bence.) bu illa kötü bir şey mi? değil elbette. şu anda ergen olan bir çocuğum olsaydı, bu filmi onunla birlikte gönül rahatlığıyla izleyebilirdim. hatta onun bunu yalnız başına izlemesine bile okey verirdim. hatta ve hatta, çocukların bile izlemesinde bir sakınca yoktur muhtemelen, bu filmi. yani hepimiz belli yaşlarda belli türde şeyler izlemeye başlıyoruz. bu film de, bir çocuğun veya ergenin, fantastik dünyalara açılan ilk portalı olabilir rahatlıkla.
filmde beğenmediğim bir şey olmadı lakin başlarda da dediğim gibi, sıradanlıktan müthiş manevralarla sıyrılabilen bir yapım da değil bu. yani, çerezlik film statüsünün üstünde bir konum edinebileceğini düşünmüyorum fantastik çevrelerde, bu avustralya yapımının.
ve yine başlarda dediğim gibi, benim bu filme notum: 7/10 kanka.
film —objektif bakmaya çalışırsam— vasat diyebilirim. yani sıradan bir fantezi filmi bence the portable door. fakat ben bu filmi sevdim. öyle baktığımda ise güzel bir fantastik film, benim açımdan. aranan portatif kapı bulunduktan sonra, 6/10'lık giden film 7/10'lik oldu benim gözümde. yani, filmin "gizem araması" tandanslı uzuuuun kısmına tahammül edebilirseniz, film sonra yeterince ilginçleşiyor diyebilirim. aslında filmin girişi ve ortasına kadar olan bölümü de kötü değil ama sonradan daha ilginçleşiyor bence konu/kurgu. ilginçleşiyor derken... burada öyle aşmış fikirler falan göremiyoruz ama öyle gülünç derecede klişe veya hayal gücünden yoksun elementler de domine etmiyor diyebilirim, yapımı. yani bu konuda bir şeyler okumadım/görmedim ancak the lost room mini dizisini izleyip ondan ilham almamasını pek olası görmüyorum, yapımın senarist(ler)inin. hoş, filmin uyarlandığı kitap the lost room'dan 3 sene önce çıkmış ama gene de ekrana uyarlanırken o mini diziden de ilham alındığı kanısındayım. gerçi bu daha ziyade bir "his". gene de temelsiz sayılmaz. bazı sahneler de bu ipucunu veriyor bence. yoksa, geniş bağlamda bakarsak, fantastik portal/kapı konsepti belki yüzlerce, binlerce yıl önceye gidiyordur. o da ayrı bir konu.
avustralya ve fantezi denince aklıma çeşitli yapımlar geliyor elbette. spellbinder isimli bir dizi vardı, 90'lardan örneğin. burada da , ondaki gibi; çocuk, ergen ve genç yetişkinlerin hedef kitlesi olarak alındığı "light" bir işle karşılaşıyoruz. (o dizi bayağı iyiydi aslında.) yani, bana göre hakkı verilmemiş bir başyapıt olan, yeni zelanda ve avustralya ortak yapımı, the navigator: a medieval odyssey filmindeki gibi, derin "pathos" yaratan bir konu ve işleyiş beklemeyin burada. bu senenin belki de en önemli fantastik yapımı dungeons & dragons: honor among thieves gibi, bunda da komedik elementler ve "sevimlilik" boyutu var. fakat, d&d filmi yeri geldiğinde son derece karanlıklaşırken, the portable door'da bunu göremiyoruz. (yani öyle bir iki çirkin goblin göstermek filmi bu kapsama sokmaz bence.) bu illa kötü bir şey mi? değil elbette. şu anda ergen olan bir çocuğum olsaydı, bu filmi onunla birlikte gönül rahatlığıyla izleyebilirdim. hatta onun bunu yalnız başına izlemesine bile okey verirdim. hatta ve hatta, çocukların bile izlemesinde bir sakınca yoktur muhtemelen, bu filmi. yani hepimiz belli yaşlarda belli türde şeyler izlemeye başlıyoruz. bu film de, bir çocuğun veya ergenin, fantastik dünyalara açılan ilk portalı olabilir rahatlıkla.
filmde beğenmediğim bir şey olmadı lakin başlarda da dediğim gibi, sıradanlıktan müthiş manevralarla sıyrılabilen bir yapım da değil bu. yani, çerezlik film statüsünün üstünde bir konum edinebileceğini düşünmüyorum fantastik çevrelerde, bu avustralya yapımının.
ve yine başlarda dediğim gibi, benim bu filme notum: 7/10 kanka.
devamını gör...
