#ödüllü filmler
steven kostanski ile jeremy gillespie'nin yazıp yönettiği ve oyuncu kadrosunda aaron poole ile kenneth welsh gibi isimler bulunan 2016 kanada yapımı lovecraftian korku filmidir. konusunda; bir polis memuru, o esnada asgari sayıda personelin çalışmakta olduğu kırsal kesimdeki bir hastaneye bir yaralıyı getirir ve sonrasında tuhaf olaylar peşi sıra gelir. buradaki personel ve hastalar insan dışı bir şeylere dönüşüyordur ve kült üyelerine benzeyen gizemli kukuletalı figürler de olaya büyük bir tekinsizlik katmaktadır. başkarakterimiz, polis memuru daniel carter (aaron poole), hayatta kalanları bunlardan uzaklaştırmak adına tüm gayretini gösterse de koşullar onları adeta kapana kıstırmıştır. bu kabus sona erecek midir? yapım, eleştirmenlerin genelince beğenilmiştir.
yönetmenler:
steven kostanski
jeremy gillespie
oyuncular:
aaron poole
kenneth welsh
daniel fathers
kathleen munroe
ellen wong
evan stern
trish rainone
mik byskov
steven kostanski
jeremy gillespie
oyuncular:
aaron poole
kenneth welsh
daniel fathers
kathleen munroe
ellen wong
evan stern
trish rainone
mik byskov
*korku ölçer ödülleri (2017) - en iyi makyaj / en iyi görsel efektler
*nevermore film festivali (2017) - en iyi film: jüri ödülü
*nevermore film festivali (2017) - en iyi film: jüri ödülü
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "pinkshinyultratambourine" tarafından 06.09.2024 15:53 tarihinde açılmıştır.
1.
steven kostanski, jeremy gillespie tarafından yazılan ve yönetilen, lovecraft hayranı olduğu belli olan bu ikilinin hayranlıklarını senaryoya döktükleri, azıcık da clive barker sosu katarak müthiş bir cosmic horror yaratabilecekken bir şekilde senaryonun gidişatıyla bunu baltaladıkları, gerekli-gereksiz aşırı görüntü efekti ve gereksiz ışıklar ile izleme zevkimi baltalamış bu filmden bahsedeyim sizlere.
eşiyle arasında aşılamadığını ve aşılamayacağını düşünen, mutsuz, umutsuz ve yıkık bir şerif filmin başrolünde. bu şerifin ismi carter ve kendisi gece yarısı devriyesinde *yalnız güzel müzik grubu ismi olurmuş bundan, snow patrol misali* yaralanmış tuhaf bir adam bulur.
bu adamı eşinin de çalıştığı, taşınmak üzere olan hastaneye götürür. sonrası filmin kaos evresinin başlangıcı olur. tuhaf, üzerine beyaz kıyafetler giymiş, yüz kısımlarında siyah bir üçgen bulunan tarikat mensupları hastanenin etrafını sarar ve hastanede açıklanamaz korkunç olaylar baş gösterir.
film senaryo olarak güzel gözükse de her geçen dakika "shut up! shut the fuck up! okay you little bastard!" gibi fazla hollywood replikleriyle bezenmiş. o kadar yapay ve saçma duruyor ki anlatamam...
spoiler olmadığını düşündüğüm bir sahneyi söyleyeyim size, bu olaylardan sorumlu olan "şey" ile karşılaşma sahnesinde insan bir şaşırır, bu nedir, neden böyledir diye sorar di mi? bizim başroldeki eleman tuhaf şeye laf sokuyor.
ses kısmı fevkalade ama bazı yerleri fazla abarttığını düşündüğüm noktalar oldu.
harika bir senaryonun içine sıçılmış gibi hissettim ya. bir şeyleri doğru düzgün açıklamayınca onun "müthiş gizemli!" bi yanı olduğunu düşünmüyor insanlar.
güzel mi? eh.
korkutur mu? hayır.
gerer mi? evet.
izlenir mi? izlenmese de olur.
eşiyle arasında aşılamadığını ve aşılamayacağını düşünen, mutsuz, umutsuz ve yıkık bir şerif filmin başrolünde. bu şerifin ismi carter ve kendisi gece yarısı devriyesinde *yalnız güzel müzik grubu ismi olurmuş bundan, snow patrol misali* yaralanmış tuhaf bir adam bulur.
bu adamı eşinin de çalıştığı, taşınmak üzere olan hastaneye götürür. sonrası filmin kaos evresinin başlangıcı olur. tuhaf, üzerine beyaz kıyafetler giymiş, yüz kısımlarında siyah bir üçgen bulunan tarikat mensupları hastanenin etrafını sarar ve hastanede açıklanamaz korkunç olaylar baş gösterir.
film senaryo olarak güzel gözükse de her geçen dakika "shut up! shut the fuck up! okay you little bastard!" gibi fazla hollywood replikleriyle bezenmiş. o kadar yapay ve saçma duruyor ki anlatamam...
spoiler olmadığını düşündüğüm bir sahneyi söyleyeyim size, bu olaylardan sorumlu olan "şey" ile karşılaşma sahnesinde insan bir şaşırır, bu nedir, neden böyledir diye sorar di mi? bizim başroldeki eleman tuhaf şeye laf sokuyor.
ses kısmı fevkalade ama bazı yerleri fazla abarttığını düşündüğüm noktalar oldu.
harika bir senaryonun içine sıçılmış gibi hissettim ya. bir şeyleri doğru düzgün açıklamayınca onun "müthiş gizemli!" bi yanı olduğunu düşünmüyor insanlar.
güzel mi? eh.
korkutur mu? hayır.
gerer mi? evet.
izlenir mi? izlenmese de olur.
devamını gör...
