1.

üç beyinli varlık: insan
üçlü beyin teorisi, 1960’larda nörobilimci paul maclean tarafından ortaya atılmış bir modeldir. bu teoriye göre insan beyni evrimsel süreçte üç farklı katmandan oluşmuştur. her bir katman, canlıların hayatta kalma ve çevreye uyum sağlama sürecinde farklı işlevler üstlenir.
bu açıdan dünyadaki canlıları, beyin yapısına göre üç grupta düşünebiliriz:
sürüngen hayvanlar: tek beyinli canlılardır.
memeliler: iki beyinli canlılardır.
insan ise üç beyinli varlıktır.
sürüngen beyin
sürüngen beyin, beynimizin en eski ve en temel katmanıdır. yaklaşık 500 milyon yıl önce evrimleşmiş ve tüm canlılarda benzer şekilde çalışır.
bu bölüm; beyin sapı ve beyinciği içerir. görevi, yaşamı sürdürmektir.
kalp atışı, solunum, vücut ısısı, hormonlar, enzimler gibi hayati fonksiyonları düzenler. bu yönüyle bilgisayarlardaki merkezi işlem birimi (cpu) gibidir.
sürüngen beyin, bilinçli düşünmez; yalnızca hayatta kalmak için gerekli olan içgüdüsel tepkileri verir.
bu nedenle sürüngen beyin, “hayatta kal” komutu ile çalışır. tehlike algıladığında vücudu otomatik olarak savaş ya da kaç (fight or flight) moduna sokar.
insandaki sempatik sinir sistemi bu mekanizmanın bir parçasıdır.
duygusal beyin (limbik sistem)
memelilerle birlikte evrimleşen ikinci katman ise duygusal beyin, yani limbik sistemdir. yaklaşık 200 milyon yıl önce önce gelişmiştir.
bu bölümde amigdala, hipokampüs, hipotalamus ve talamus yer alır.
amigdala: korku, öfke, mutluluk gibi duyguların merkezidir.
hipokampüs: öğrenme ve hafızadan sorumludur.
hipotalamus: hormon dengesi, açlık, susuzluk, uyku gibi temel ihtiyaçları düzenler.
talamus: duyulardan gelen bilgiyi beyne iletir.
limbik sistem, duygularımızı ve sosyal bağlarımızı yönetir. bu sayede çevremizle iletişim kurar, sevinir, üzülür, bağlanırız.
entelektüel beyin (neokorteks)
üçüncü ve en yeni beyin katmanımız neokorteks, yani insan beynidir. yaklaşık 2 milyon yıl önce gelişmiştir.
bu bölüm; mantık yürütme, plan yapma, dil, soyut düşünme, problem çözme ve yaratıcılıktan sorumludur.
kısacası insanın bilinçli, düşünen, sorgulayan tarafı burada bulunur.
peki, biz insanlar gerçekte hangi beyinle yaşıyoruz?
ilginç olan şu ki, insan üç beyinli bir varlık olmasına rağmen, çoğu zaman sürüngen beyninin kontrolü altında yaşar.
çünkü sürüngen beyin, bizi hayatta tutan merkezdir. en ufak bir stres sinyali aldığında, yönetimi hemen ele geçirir.
düşünün, işsizlik, trafik, kötü hava, birinin davranışı ya da hoşumuza gitmeyen bir bakış bile, eğer “tehdit” veya “stres” olarak kodlandıysa, sürüngen beyin hemen devreye girer.
bu durumda vücut savaş ya da kaç moduna geçer.
sürüngen beyin, bizi korumak için vücuttaki kanı iki bölgeden çeker, mide ve neokorteks (yani düşünen beyin).
bu da şu anlama gelir, stres altındayken ne sindirim çalışır, ne de sağlıklı düşünme mümkündür.
bu yüzden birçok insan hayatının %95’inde otomatik pilottadır.
yani düşünmeden, sorgulamadan, sadece içgüdüsel tepkilerle yaşar.
durup “ben şu anda neden bunu hissediyorum? nereye koşuyorum? bu hedef gerçekten bana mı ait?” diye sormaz.
o zaman aslında var gibi görünür ama yaşamıyordur.
bir anlamda, başkasının yazdığı bir senaryoyu oynuyordur.
sonuca gelelim; kendini gözlemle ve fark et
insan, üç beyinli bir varlıktır.
sürüngen beyin seni hayatta tutar, limbik beyin duygularını yönetir, neokorteks ise seni bilinçli bir varlık haline getirir.
ama eğer sürekli stres, korku, endişe içinde yaşıyorsan; yönetimi sürüngen beyne bırakmışsın demektir.
o zaman biraz geri çekil, kendini gözlemle.
bir an dur, sus ve sor:
ben gerçekten yaşıyor muyum?
yoksa sadece hayatta mı kalmaya çalışıyorum?”
işte o farkındalık anı, sürüngen beyinden insan beynine geçişin başlangıcı oluyormuş...
kaynak: buradan
devamını gör...