1.
işte bütün mesele bu!
birçok insanın hayallerini kurduğu bir şey olan "ünlü olmak" şeysi benim için bir kabus gibi bir şey olurdu.
sokakta tanınmak... cidden bir kabus olurdu benim için. o imza isteyecek, bu selfie isteyecek, şu beni tanıdı mı falan diye düşüneceğim...
üniversitede başladığım ve daha 2-3 sene önce falan bıraktığım şarkıcılığımda bile hep böyle video oyunu oynamak gibi bir haz almıştım, hep bir haz ve hobi unsuru olarak bakmıştım müzisyenliğe. ki, o dönemde benzer müzikler yaptığımız birçok kişi pop-rock falan yaparak ünlü olmayı denedi, aralarında ünlü olanlar da oldu. ankara'da verdiğimiz bir konser üzerine bize haftalık program teklif edilmişti. onu bile reddetmiştim. hop, sahneye çıkardım, hop çekilirdim. sabit canlı performans benlik bir şey değildi. yani aslında ünlü olmak isteseydim araya böyle milyonlara mal olmuş şarkı cover'ları falan ekleyerek ve grubumun bestelerinde de popülariteyi gözeterek bunu deneyebilirdim.
bakın "istesem kesin çok ünlü olurdum" demiyorum. hatta olamama ihtimalim muhtemelen daha yüksektir. ama ünlü olmak için hiçbir çaba sarf etmedim. bilakis beni o yola "itebilecek", başkalarının "fırsat" olarak görebileceği şeyleri elimin tersiyle ittim. yaptığım/söylediğim tarzlarda zaten dünyanın herhangi bir yerinde çok ünlü olabilmek diye bir şey yok. yani dünyada da dinleyici sayısı az olan türlerdi bunlar, power metal ve progressive metal gibi.
iyi ki ünlü değilim, diyerek de bu yazımı noktalıyorum.
birçok insanın hayallerini kurduğu bir şey olan "ünlü olmak" şeysi benim için bir kabus gibi bir şey olurdu.
sokakta tanınmak... cidden bir kabus olurdu benim için. o imza isteyecek, bu selfie isteyecek, şu beni tanıdı mı falan diye düşüneceğim...
üniversitede başladığım ve daha 2-3 sene önce falan bıraktığım şarkıcılığımda bile hep böyle video oyunu oynamak gibi bir haz almıştım, hep bir haz ve hobi unsuru olarak bakmıştım müzisyenliğe. ki, o dönemde benzer müzikler yaptığımız birçok kişi pop-rock falan yaparak ünlü olmayı denedi, aralarında ünlü olanlar da oldu. ankara'da verdiğimiz bir konser üzerine bize haftalık program teklif edilmişti. onu bile reddetmiştim. hop, sahneye çıkardım, hop çekilirdim. sabit canlı performans benlik bir şey değildi. yani aslında ünlü olmak isteseydim araya böyle milyonlara mal olmuş şarkı cover'ları falan ekleyerek ve grubumun bestelerinde de popülariteyi gözeterek bunu deneyebilirdim.
bakın "istesem kesin çok ünlü olurdum" demiyorum. hatta olamama ihtimalim muhtemelen daha yüksektir. ama ünlü olmak için hiçbir çaba sarf etmedim. bilakis beni o yola "itebilecek", başkalarının "fırsat" olarak görebileceği şeyleri elimin tersiyle ittim. yaptığım/söylediğim tarzlarda zaten dünyanın herhangi bir yerinde çok ünlü olabilmek diye bir şey yok. yani dünyada da dinleyici sayısı az olan türlerdi bunlar, power metal ve progressive metal gibi.
iyi ki ünlü değilim, diyerek de bu yazımı noktalıyorum.
devamını gör...
2.
devamını gör...
3.
şu sözlükte bile biraz göz aşinalığı kazanıp yansıttığı imaja hapsolmuş hissedenler nick değiştiriyor, üstelik anonimken. işte ünlü olduğunda o imajı üstünden atman da artık imkansızlaşıyor.
(bkz: sanki ünlü biriymiş gibi tanım yazmak)
(bkz: sanki ünlü biriymiş gibi tanım yazmak)
devamını gör...
4.
30 bine yakın takipçili insta sayfam var sayılır mı?..
devamını gör...
5.
zordur azizim. kendimden biliyorum. *
devamını gör...
6.
ünlü ne arar la burda
devamını gör...
7.
işte bütün mesele bu.
devamını gör...
