1.
senaryosu michael huber imzası taşıyan ve aynı isim tarafından yönetilen kısa animasyon film; 2011 yılında yayınlanmıştır.

bir grup uzaylının dünyada yaşam olup olmadığını anlamak için dünyaya inmelerini ve terk edilmiş bir evde buldukları oyuncak ayının gözünden dünyanın korkunç gidişatını izleyip içine düştüğü sorgulamaları konu ediniyor.
oyuncak ayı, bir bebeğe doğuduğunda anne babası tarafından verilir, büyüdüğü zamana kadar hep yanında bu oyuncak ayısı olur, ayı aynı zamanda kişileştirilmiştir, duyguları vardır ve içinde olduğu evde ev ahâlisi televizyona bakarken ayı da haberleri izlemektedir, her şeyden haberdardır, haberler trajik bir seyirde ilerlerken dünya da aynı seyirde ilerlemektedir.
izlemiş oldukları felaket konulu haberlerden sonra taşınmaya karar veren aile hemen taşınır ve çocuğun oyuncak ayısını almasına fırsat bile verilmez.
uzaylılar gelişmiş fütüristik teknolojileriyle ayının şahit olduğu olayları izler ve dünyanın neden bu hale geldiğini biraz olsun anlarlar, zavallı oyuncağa merhamet ederler, dünyada yaşamın onlar için zor olacağını düşünürler, en iyisi kendi dünyalarında kalmalarıdır, çünkü dünya gezegenler arasında en korkunç olan gezegendir, dünyayı korkunç kılan, dünyaya zarar verenler ise yalnızca insanlardır.
konu açısından etkileyici bir kısa filmdi,
ders niteliğinde, hüzünlü ve gerçek, galiba bu kelimelerle özetlemem mümkün olacaktır.
ana fikir bence şuydu;
farklı bir dünya arayışında olmaktansa olduğun dünyayı, olduğun yeri güzelleştir, olduğun yeri yaşanılır kıl, gelecek nesillere iyi bir dünya bırakmak için mücadele et, dünya senin değildir, sen olmasan da dönmeye devam eder, ama senin başka dünyan yok.
buradan

bir grup uzaylının dünyada yaşam olup olmadığını anlamak için dünyaya inmelerini ve terk edilmiş bir evde buldukları oyuncak ayının gözünden dünyanın korkunç gidişatını izleyip içine düştüğü sorgulamaları konu ediniyor.
oyuncak ayı, bir bebeğe doğuduğunda anne babası tarafından verilir, büyüdüğü zamana kadar hep yanında bu oyuncak ayısı olur, ayı aynı zamanda kişileştirilmiştir, duyguları vardır ve içinde olduğu evde ev ahâlisi televizyona bakarken ayı da haberleri izlemektedir, her şeyden haberdardır, haberler trajik bir seyirde ilerlerken dünya da aynı seyirde ilerlemektedir.
izlemiş oldukları felaket konulu haberlerden sonra taşınmaya karar veren aile hemen taşınır ve çocuğun oyuncak ayısını almasına fırsat bile verilmez.
uzaylılar gelişmiş fütüristik teknolojileriyle ayının şahit olduğu olayları izler ve dünyanın neden bu hale geldiğini biraz olsun anlarlar, zavallı oyuncağa merhamet ederler, dünyada yaşamın onlar için zor olacağını düşünürler, en iyisi kendi dünyalarında kalmalarıdır, çünkü dünya gezegenler arasında en korkunç olan gezegendir, dünyayı korkunç kılan, dünyaya zarar verenler ise yalnızca insanlardır.
konu açısından etkileyici bir kısa filmdi,
ders niteliğinde, hüzünlü ve gerçek, galiba bu kelimelerle özetlemem mümkün olacaktır.
ana fikir bence şuydu;
farklı bir dünya arayışında olmaktansa olduğun dünyayı, olduğun yeri güzelleştir, olduğun yeri yaşanılır kıl, gelecek nesillere iyi bir dünya bırakmak için mücadele et, dünya senin değildir, sen olmasan da dönmeye devam eder, ama senin başka dünyan yok.
buradan
devamını gör...