2025 yapımı kısa film, sevdiğini kaybeden bir gencin mezarlıkta yaşadığı isyanı ve şeytanla verdiği içsel mücadeleyi konu alır. ölümü değil, kaybı kabullenme sürecini ve anıların insana yüklediği yalnızlık ile çaresizliği yansıtır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 26.12.2025 07:59 tarihinde açılmıştır.
1.
senaryosu fatih tombak, aiym myrzabekova ve melih çelikkaya tarafından yazılan, fatih tombak tarafından yönetilen kısa film; kısa bir zaman önce yayınlanmıştır.

sevdiği bir insanı kaybeden bir gencin yaşadıkları, isyan edişi, sesinin yankısında yitip gidişi ve mezarlıkta geçirdiği dönüşüm konu ediniliyor.
yirmili yaşlarını sürdürmekte olduğu görülen genç kendini mezarlıkta sigara içerken buluyor, derin bir acının içinde ve isyanın eşiğinde olduğu görülüyor.
sevdiği birini ölüme teslim edince tanrıyla arası açılmış ve tanrıya kırgın, kızgın, öfkeli, bu ölümün zamansız gerçekleşmesine isyan ediyor, ettiği duaların hiçbir işe yaramadığını ve onu ölmekten koruyamadığını düşünüyor.
sonrasında ise insan kılığına girmiş olduğu bilgisi verilen şeytan ile mücadele ediyor, şeytan onu alt etmeye, aklını çelmeye çalışıyor, hangisinin kazanacağını ise ilerleyen sahnelerde görüyoruz.
ölüm üzerine değil de birinin ölümünü kabulleniş üzerine düşündüren bir kısa filmdi, eğer birini kazandığımızda, onu tanıdığımızda, onunla mutlu olduğumuz zamanlarda isyan etmiyorsak onu kaybettiğimizde de isyan etmemeliydik belki de, neden verdin demiyorsak, neden aldın da demeye hakkımız yoktu, kim bilir?
konu açısından fazla derinlikleri olan bir kısa film değilse de, hiç düşündürmeyen bir film de değildi benim açımdan.
bazen yitirirsin, en beklemediğin anda yitirirsin hem de, avaz avaz bağırsan da sesinin yankısını sen duyarsın,
çığlığının yankısına bir cevap ararsın, bulamazsın, adı yalnızlık, adı çaresizlik, adı ölüm, adı kimsesizlik olur, isyan, çığlık olur.
göğsünü ikiye bölen hissin adını sen koy..

sevdiği bir insanı kaybeden bir gencin yaşadıkları, isyan edişi, sesinin yankısında yitip gidişi ve mezarlıkta geçirdiği dönüşüm konu ediniliyor.
yirmili yaşlarını sürdürmekte olduğu görülen genç kendini mezarlıkta sigara içerken buluyor, derin bir acının içinde ve isyanın eşiğinde olduğu görülüyor.
sevdiği birini ölüme teslim edince tanrıyla arası açılmış ve tanrıya kırgın, kızgın, öfkeli, bu ölümün zamansız gerçekleşmesine isyan ediyor, ettiği duaların hiçbir işe yaramadığını ve onu ölmekten koruyamadığını düşünüyor.
sonrasında ise insan kılığına girmiş olduğu bilgisi verilen şeytan ile mücadele ediyor, şeytan onu alt etmeye, aklını çelmeye çalışıyor, hangisinin kazanacağını ise ilerleyen sahnelerde görüyoruz.
ölüm üzerine değil de birinin ölümünü kabulleniş üzerine düşündüren bir kısa filmdi, eğer birini kazandığımızda, onu tanıdığımızda, onunla mutlu olduğumuz zamanlarda isyan etmiyorsak onu kaybettiğimizde de isyan etmemeliydik belki de, neden verdin demiyorsak, neden aldın da demeye hakkımız yoktu, kim bilir?
konu açısından fazla derinlikleri olan bir kısa film değilse de, hiç düşündürmeyen bir film de değildi benim açımdan.
bazen yitirirsin, en beklemediğin anda yitirirsin hem de, avaz avaz bağırsan da sesinin yankısını sen duyarsın,
çığlığının yankısına bir cevap ararsın, bulamazsın, adı yalnızlık, adı çaresizlik, adı ölüm, adı kimsesizlik olur, isyan, çığlık olur.
göğsünü ikiye bölen hissin adını sen koy..
devamını gör...
