tamamen şahsi düşüncelerimi paylaştığım bir konu.
yorum yaparken eleştiri ile saygısızlık arasındaki o ince, çoğu zaman fark edilmeyen çizginin korunmasını rica ediyorum.

neden "kesin olarak bir yaratıcı vardır" diyemeyiz?

çünkü bilim, inancın değil; şüphenin üzerine inşa edilir. ve şüphe, kesinlik iddialarını sevmez.
bugün elimizde, yaratıcıya işaret eden doğrudan, deneysel ve tekrarlanabilir bir kanıt yoktur. bu boşluk, insan zihnini huzursuz eder; çünkü bilinmeyen, her zaman bir anlam talep eder. ancak tam da bu noktada "boşlukları yaratıcı doldurur" hatası (god of the gaps) devreye girer. bilinmeyeni, anlamlandıramadığımız her şeyi, aşkın bir iradeye teslim etmek; aslında bilginin değil, sabırsızlığın ürünüdür.

bilim ilerledikçe, bir zamanlar "mucize" olarak görülen şeylerin sıradanlaştığını defalarca gördük. şimşeğin tanrısal öfke değil, elektriksel bir boşalma olduğunu öğrendiğimiz an gibi…
bu yüzden bugün karanlıkta kalan bir olgunun yarın aydınlanmayacağını iddia etmek, bilimin doğasına aykırıdır.
dolayısıyla bilimsel olarak "yaratıcı kesinlikle vardır" demek, aslında bilimin sınırlarını aşarak kesinlik kisvesi altında bir inanç üretmektir.

peki neden bir yaratıcı olduğunu düşünmek daha mantıklı gelebilir?

çünkü insan zihni, hiçliği kabullenmekte zorlanır.
"hiçlikten bir şey nasıl doğar?" sorusu, sadece fiziksel değil; varoluşsal bir yaradır. evrenin başlangıcına işaret eden büyük patlama, bir cevap olmaktan çok, daha derin bir sorunun kapısını aralar: “ilk kıvılcımı kim ya da ne ateşledi?”

fiziksel sabitlerin o neredeyse imkânsız hassasiyeti…
bir sayı biraz farklı olsaydı, ne yıldızlar olurdu ne de biz. bu ince ayar (fine tuning), bazılarına göre kör bir tesadüf olamayacak kadar "düzenli"dir. ve düzen, çoğu zihin için bir düzenleyici ihtiyacını doğurur.

daha da derine inince; bilinç, anlam ve ahlak gibi kavramlarla karşılaşırız.
madde, kendi başına anlam üretmez. atomlar, iyi ile kötüyü ayırt etmez. ama biz ederiz.
işte bu noktada insan, kendisini sadece bir biyokimyasal süreç olarak görmekte zorlanır.
bu yüzden “akıllı bir neden” fikri, sadece bir inanç değil; aynı zamanda varoluşun sessizliğine karşı geliştirilmiş bir direnç biçimidir.

sonuç olarak:
insan ister inansın, ister inkar etsin… aslında ikisi de aynı karanlığa bakar.
biri o karanlıkta bir irade görür, diğeri yalnızca sonsuz bir boşluk.

ama her iki durumda da değişmeyen bir şey vardır:
insanın neye inandığından çok, nasıl yaşadığı önemlidir.
çünkü evrenin anlamı kişiye göre belirsiz olabilir…
ama insanın birbirine verdiği acı ya da iyilik, fazlasıyla gerçektir.
devamını gör...
bence yaratıcı kesin olarak var.

niye diyecek olursan, bunca kutsal kitap internetten indirilmedi sonuçta. *
devamını gör...
varlığı "akıl almaz kör tesadüf" ile açıklayıp bilimden bahsetmek! susmak daha eyiydi.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yaratıcının varlığı ve yokluğu üzerine" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim