1.
bir tür tütsüdür.
açıkçası ben böyle bir tütsüyü hiç görmedim. adına da ilk kez murat gülsoy'un gölgeler ve hayaller şehrinde isimli romanında denk geldim. bu tür isimlere bayıldığım için de bir araştırma yaptım.
mavi gözyaşı, şap, yaprak buhur, akgünlük reçinesi, lavanta, çörekotu, rezene, arpa, üzerlik tohumu, anason, adaçayı, karabiber gibi ürünlerden yedi tanesi bir kızgın tavada tütsü haline getirilerek yapılan yedi dükkan süprüntüsü özellikle nazara karşı bir kalkan olarak kullanılıyor.
elbette nazar boncuğu da benzer bir görev görebilir. nazar duası da oldukça etkilidir sanırım ama yedi dükkan süprüntüsü kokusuna yapılan dua eklentisi ile daha büyük bir görsel şölen sunarak sadece nazara karşı değil kokusunun yayıldığı evin içinde yaşayan insanların maddi durumunu düzeltmeye de yardımcı olur.
bu tütsünün çıkış hikayesi ise oldukça ilginçtir. bir zamanlar şehrin birinde büyük bir aktarlar çarşısı varmış. bu çarşıda birbirine çok bağlı, hakbilir esnaflardan oluşan bir lonca hüküm sürermiş. lonca üyelerinin hemen hepsi adalete inanan, diğer esnaf arkadaşlarını da düşünen ve kendilerinden ürünler alan insanları velinimet olarak gören insanlardan oluşurmuş.
bu aktarların en sevilenlerinden biri olan çolapa bendir ağa isimli bir esnaf bir gün uyandığında dükkandaki her şeyinin çalınmış olduğunu görmüş. dükkanı açmasıyla boş raflarla karşılaşması bir olmuş. bu onun için büyük bir zararmış çünkü çolapa bendir ağanın dükkanı çarşıdaki en gösterişli dükkanmış.
çolapa bendir ağa bulmuş buluşturmuş dükkanı yeniden açmış ama bir hafta on gün sonra dükkanda bir yangın çıkmış ve bu koca dükkanda külden közden başka şey kalmamış. işin tuhafı koca çarşıdaki diğer dükkanlara bir kıvılcım bile atlamamış.
çolapa bendir ağa yine sebat etmiş ve dükkanı eskisinden daha güzel bir halde yeniden açmış. bir ay kadar her şey yolunda gitmiş gitmesine de çolapa bendir ağa diken üstündeymiş. bir gün korktuğu başına gelmiş. şehirde öyle ahım şahım sallamayan bir zelzele olmuş. yandaki dükkanlarda bir tek toz zerresi bile yerinden oynamazken çolapa bendir ağanın dükkanı yer ile yeksan olmuş.
çolapa bendir ağa aman demiş. artık gücü kuvveti tükenmiş. bir daha da dükkanı açmam diye yeminler etmiş.
bunun üzerine çarşının ileri gelenleri aralarına çolapa bendir ağayı da alıp loncanın en yaşlısı olan goca memet'in dükkanında toplanmışlar. goca memet'e cinli memet de derlermiş ya kulak asma.
goca memet demiş ki bu iş nazardır. kardeşimize nazar değişmiştir. bilirim siz kardeşinizin malına haset etmezsiniz ama gönül bu. olur a içinizden geçmiştir.
herkes birbirine bakmış bir an. sadece taktak ismail ağa yüzünü yerden kaldırmamış. kimse de yüzlememiş onu.
goca memet mecliste bulunan herkesten en çok sattıkları maldan ellerindeki olancasını çolapa bendir ağa'ya vermesini istemiş. herkes kabul etmiş.
zibidinin hüseyin ağa elinde ne kadar rezene varsa vermiş. ötedağın mustafa ağa kasa kasa adaçayı taşımış. bölükbaşı rasim ağa aksıra tıksıra karabiber yığmış yeniden yapılan bu dükkana. taktak ismail ağa herkesten daha istekli bir şekilde olanca adaçayı'na benimdir dememiş. pek etliye sütlüye karışmayan kalaycının talat ağa güzel kokular yayarak lavanta taşımış. her zaman çarşının en şık adamı olan düşbilmez ömer ağa ise taşıdıkça taşımış üzerlik tohumlarını. son olarak ise bu fikrin sahibi goca memet mavi gözyaşı taşımış dükkana göze geldiğini düşüne düşüne.
sonunda bütün taşıma işi bitince goca memet, çolapa bendir ağa'nın eline bir faraş vermiş. bütün dükkanların içinde kalanları süpürmesini söylemiş. herkes ne verdiyse onları süpürecekmiş çolapa bendir ağa. ama zaten dükkanlarda o kadar az kalmış ki verilen mallardan toplasan bir kalbur çıkmış süpüre süpüre.
goca memet ağa çıkan bu süprüntüleri kalayı yaldır yaldır parlayan bir tavaya koymuş. ver etmiş ateşi. çıkan dumanı çolapa bendir ağanın dükkanına üflemiş. o günden sonra ayağına taş değmemiş çolapa bendir ağanın. diğer herkesin de kazancı misliyle artmış.
o gün bu gündür yedi dükkan süprüntüsü denir bu tütsüye.
muhtemelen tütsü ismini böyle bir hikayeden almadı. ben uydurdum bunları. ama kim bilir bundan on yıl sonra belki insanlar bu tütsü için benim yazdığım bu tarihi hikayeyi kullanır.
açıkçası ben böyle bir tütsüyü hiç görmedim. adına da ilk kez murat gülsoy'un gölgeler ve hayaller şehrinde isimli romanında denk geldim. bu tür isimlere bayıldığım için de bir araştırma yaptım.
mavi gözyaşı, şap, yaprak buhur, akgünlük reçinesi, lavanta, çörekotu, rezene, arpa, üzerlik tohumu, anason, adaçayı, karabiber gibi ürünlerden yedi tanesi bir kızgın tavada tütsü haline getirilerek yapılan yedi dükkan süprüntüsü özellikle nazara karşı bir kalkan olarak kullanılıyor.
elbette nazar boncuğu da benzer bir görev görebilir. nazar duası da oldukça etkilidir sanırım ama yedi dükkan süprüntüsü kokusuna yapılan dua eklentisi ile daha büyük bir görsel şölen sunarak sadece nazara karşı değil kokusunun yayıldığı evin içinde yaşayan insanların maddi durumunu düzeltmeye de yardımcı olur.
bu tütsünün çıkış hikayesi ise oldukça ilginçtir. bir zamanlar şehrin birinde büyük bir aktarlar çarşısı varmış. bu çarşıda birbirine çok bağlı, hakbilir esnaflardan oluşan bir lonca hüküm sürermiş. lonca üyelerinin hemen hepsi adalete inanan, diğer esnaf arkadaşlarını da düşünen ve kendilerinden ürünler alan insanları velinimet olarak gören insanlardan oluşurmuş.
bu aktarların en sevilenlerinden biri olan çolapa bendir ağa isimli bir esnaf bir gün uyandığında dükkandaki her şeyinin çalınmış olduğunu görmüş. dükkanı açmasıyla boş raflarla karşılaşması bir olmuş. bu onun için büyük bir zararmış çünkü çolapa bendir ağanın dükkanı çarşıdaki en gösterişli dükkanmış.
çolapa bendir ağa bulmuş buluşturmuş dükkanı yeniden açmış ama bir hafta on gün sonra dükkanda bir yangın çıkmış ve bu koca dükkanda külden közden başka şey kalmamış. işin tuhafı koca çarşıdaki diğer dükkanlara bir kıvılcım bile atlamamış.
çolapa bendir ağa yine sebat etmiş ve dükkanı eskisinden daha güzel bir halde yeniden açmış. bir ay kadar her şey yolunda gitmiş gitmesine de çolapa bendir ağa diken üstündeymiş. bir gün korktuğu başına gelmiş. şehirde öyle ahım şahım sallamayan bir zelzele olmuş. yandaki dükkanlarda bir tek toz zerresi bile yerinden oynamazken çolapa bendir ağanın dükkanı yer ile yeksan olmuş.
çolapa bendir ağa aman demiş. artık gücü kuvveti tükenmiş. bir daha da dükkanı açmam diye yeminler etmiş.
bunun üzerine çarşının ileri gelenleri aralarına çolapa bendir ağayı da alıp loncanın en yaşlısı olan goca memet'in dükkanında toplanmışlar. goca memet'e cinli memet de derlermiş ya kulak asma.
goca memet demiş ki bu iş nazardır. kardeşimize nazar değişmiştir. bilirim siz kardeşinizin malına haset etmezsiniz ama gönül bu. olur a içinizden geçmiştir.
herkes birbirine bakmış bir an. sadece taktak ismail ağa yüzünü yerden kaldırmamış. kimse de yüzlememiş onu.
goca memet mecliste bulunan herkesten en çok sattıkları maldan ellerindeki olancasını çolapa bendir ağa'ya vermesini istemiş. herkes kabul etmiş.
zibidinin hüseyin ağa elinde ne kadar rezene varsa vermiş. ötedağın mustafa ağa kasa kasa adaçayı taşımış. bölükbaşı rasim ağa aksıra tıksıra karabiber yığmış yeniden yapılan bu dükkana. taktak ismail ağa herkesten daha istekli bir şekilde olanca adaçayı'na benimdir dememiş. pek etliye sütlüye karışmayan kalaycının talat ağa güzel kokular yayarak lavanta taşımış. her zaman çarşının en şık adamı olan düşbilmez ömer ağa ise taşıdıkça taşımış üzerlik tohumlarını. son olarak ise bu fikrin sahibi goca memet mavi gözyaşı taşımış dükkana göze geldiğini düşüne düşüne.
sonunda bütün taşıma işi bitince goca memet, çolapa bendir ağa'nın eline bir faraş vermiş. bütün dükkanların içinde kalanları süpürmesini söylemiş. herkes ne verdiyse onları süpürecekmiş çolapa bendir ağa. ama zaten dükkanlarda o kadar az kalmış ki verilen mallardan toplasan bir kalbur çıkmış süpüre süpüre.
goca memet ağa çıkan bu süprüntüleri kalayı yaldır yaldır parlayan bir tavaya koymuş. ver etmiş ateşi. çıkan dumanı çolapa bendir ağanın dükkanına üflemiş. o günden sonra ayağına taş değmemiş çolapa bendir ağanın. diğer herkesin de kazancı misliyle artmış.
o gün bu gündür yedi dükkan süprüntüsü denir bu tütsüye.
muhtemelen tütsü ismini böyle bir hikayeden almadı. ben uydurdum bunları. ama kim bilir bundan on yıl sonra belki insanlar bu tütsü için benim yazdığım bu tarihi hikayeyi kullanır.
devamını gör...
"yedi dükkan süprüntüsü" ile benzer başlıklar
dükkan
3