yazar: matt haig
yayım yılı: 2017
tom hazard sıradan bir adam gibi görünse de aslında yüzyıllardır yaşamaktadır. "anageria" adlı nadir bir durum nedeniyle çok yavaş yaşlanmaktadır. 1580'lerde doğmuş, shakespeare'i görmüş, kaptan cook ile yelken açmış ancak günümüzde bir tarih öğretmeni olarak londra'ya dönmüştür.
yayım yılı: 2017
tom hazard sıradan bir adam gibi görünse de aslında yüzyıllardır yaşamaktadır. "anageria" adlı nadir bir durum nedeniyle çok yavaş yaşlanmaktadır. 1580'lerde doğmuş, shakespeare'i görmüş, kaptan cook ile yelken açmış ancak günümüzde bir tarih öğretmeni olarak londra'ya dönmüştür.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "mortelle" tarafından 24.01.2026 21:46 tarihinde açılmıştır.
1.
matt haig tarafından yazılıp 2018 yılında yayınlanan konusu ve yazım tarzıyla su gibi akıp giden bir kitap, yazarın en çok bilinen gece yarısı kütüphanesi adlı eserinde de olduğu gibi bu kitapta da hayatımızı yaşanabilir kılacak tek şeyin yine kendi bakış açımız olduğunu fantastik bir konuyla ele alarak vurguluyor, kitapta nadir rastlanan bir hastalık yüzünden belirli bir yaştan sonra yaşlanması durmuş ve yüzyıllardır hayatta olan başkarakterimiz tom'un hayatını okuyoruz.
kitapta karakterimiz uzun yıllar boyunca ona sunulan imkanlar sayesinde bir çok hayat deneyimliyor, bazen sadece hangi ülkeye gitmek istediğini yada nasıl bir hayat hayal ettiğini söylemesi yeterli, ancak bu imkanların ona sunulmasının belirli şartları var,
1- kimseyle duygusal bir bağ kurmaması
2-seçtiği hayatı sadece 8 yıl yaşayabilecek olup sonra değiştirmek zorunda oluşu
3-her 8 yılın bitiminde ona verilen zorunlu görevi yerine getirmek
aslında sığ bir bakış açısıyla baktığımızda bolluk içinde bu şartlar dahilinde yaşamak ilk anda katlanılabilir geliyor olabilir, ancak sürekli sırrınızı saklamak üzere diken üstünde olup ve biriyle duygusal bağ kurma hatasına düştüğünüzde onun ölümüne sebep olacak olduğunuzdan dolayı ne kadar güzel bir hayat seçecek olursanız olun yalnızlığa mahkum olacak olmanız işin eksi yanı, çünkü ne kadar inkar edersek edelim yada ne kadar asosyal olursak olalım herkes eninde sonunda duygusal bağ kuracağı bir insan arayışına giriyor, bu gerek bir partner yada bir arkadaş olabilir.
bu sebeple yaşadığı hiçbir hayattan tam anlamıyla zevk alamamış karakterimizin hayata hala tutunuyor olmasının tek bir sebebi var, daha henüz genç yaşlardayken tanışıp evlendiği ve daha sonra sonra kendi hastalığı yüzünden ayrı düştüğü ilk aşkından kalan ve kendisiyle aynı hastalığa sahip olan kızını bulmak. yani açıkçası kitabın bir çok yerinde o kadar karamsarlığa düşüp başkarakterin yerinde olsaydım ilk anda kendi kafama sıkardım düşünleriyle boğuştum ki, adamın yaşlanmaması değil de onca zaman bu mutsuz hayata katlanabilecek dayanıklılıkta olması bana daha fantastik gelmişti*
sonucunda asıl meselenin uzun bir hayat yaşamak değil, kendimiz olabildiğimiz geçmiş veya gelecek kaygısı olmayan dolu dolu bir hayat yaşamak olduğunu söyleyebiliriz, biz bu baş karakter gibi uzun yıllar yaşamayacak olmamıza rağmen çoğu zaman geçmişe yada geleceğe takılıp anın tadını çıkarma zevkini kendi elimizden alıyoruz, belki şunun şurasında bir kaç gün yada bir kaç saat sonra hayatımız elimizden kayıp gidebilecekken biz yıllar sonra olacak şeylerin hesabını yapıp hayatı yine kendimize zindan ediyoruz, bu tanımın başında da söylediğim gibi hayat sadece ona nasıl bir bakış açısıyla baktığımızdan ibaret.
kitapta karakterimiz uzun yıllar boyunca ona sunulan imkanlar sayesinde bir çok hayat deneyimliyor, bazen sadece hangi ülkeye gitmek istediğini yada nasıl bir hayat hayal ettiğini söylemesi yeterli, ancak bu imkanların ona sunulmasının belirli şartları var,
1- kimseyle duygusal bir bağ kurmaması
2-seçtiği hayatı sadece 8 yıl yaşayabilecek olup sonra değiştirmek zorunda oluşu
3-her 8 yılın bitiminde ona verilen zorunlu görevi yerine getirmek
aslında sığ bir bakış açısıyla baktığımızda bolluk içinde bu şartlar dahilinde yaşamak ilk anda katlanılabilir geliyor olabilir, ancak sürekli sırrınızı saklamak üzere diken üstünde olup ve biriyle duygusal bağ kurma hatasına düştüğünüzde onun ölümüne sebep olacak olduğunuzdan dolayı ne kadar güzel bir hayat seçecek olursanız olun yalnızlığa mahkum olacak olmanız işin eksi yanı, çünkü ne kadar inkar edersek edelim yada ne kadar asosyal olursak olalım herkes eninde sonunda duygusal bağ kuracağı bir insan arayışına giriyor, bu gerek bir partner yada bir arkadaş olabilir.
bu sebeple yaşadığı hiçbir hayattan tam anlamıyla zevk alamamış karakterimizin hayata hala tutunuyor olmasının tek bir sebebi var, daha henüz genç yaşlardayken tanışıp evlendiği ve daha sonra sonra kendi hastalığı yüzünden ayrı düştüğü ilk aşkından kalan ve kendisiyle aynı hastalığa sahip olan kızını bulmak. yani açıkçası kitabın bir çok yerinde o kadar karamsarlığa düşüp başkarakterin yerinde olsaydım ilk anda kendi kafama sıkardım düşünleriyle boğuştum ki, adamın yaşlanmaması değil de onca zaman bu mutsuz hayata katlanabilecek dayanıklılıkta olması bana daha fantastik gelmişti*
sonucunda asıl meselenin uzun bir hayat yaşamak değil, kendimiz olabildiğimiz geçmiş veya gelecek kaygısı olmayan dolu dolu bir hayat yaşamak olduğunu söyleyebiliriz, biz bu baş karakter gibi uzun yıllar yaşamayacak olmamıza rağmen çoğu zaman geçmişe yada geleceğe takılıp anın tadını çıkarma zevkini kendi elimizden alıyoruz, belki şunun şurasında bir kaç gün yada bir kaç saat sonra hayatımız elimizden kayıp gidebilecekken biz yıllar sonra olacak şeylerin hesabını yapıp hayatı yine kendimize zindan ediyoruz, bu tanımın başında da söylediğim gibi hayat sadece ona nasıl bir bakış açısıyla baktığımızdan ibaret.
devamını gör...
2.
bu benim de daha önce severek okuduğum bir roman. ben matt haig’in tarzını gerçekten çok seviyorum.
onun yazdığı kitaplarda, fantastik ve olağanüstü olaylar günlük hayatın içindeymiş gibi akıcı bir şekilde anlatılıyor.
kitabın ana karakteri tom hazard, dışarıdan bakınca sıradan bir tarih öğretmeni gibi görünür; ancak kendisi gerçek anlamda yüzyıllardır yaşayan bir adamdır. bunun nedeni, çok nadir bir genetik durum sayesinde bedeninin son derece yavaş yaşlanmasıdır. tom, zaman içinde shakespeare’le sahnede yer almış, kaptan cook’la denizlerde dolaşmış ve f. scott fitzgerald’la kokteyller içmiş birisidir -ama şimdi tek istediği sıradan bir hayat sürmektir.
benim açımdan bu kitap, düşündürücü olduğu kadar duygusal ve insanî bir okuma deneyimi sunuyor. zamanı durdurmayı hayal edebiliriz ama gerçek zorluk, zamana rağmen sevmek, bağlanmak ve anlam bulmak oluyor..
onun yazdığı kitaplarda, fantastik ve olağanüstü olaylar günlük hayatın içindeymiş gibi akıcı bir şekilde anlatılıyor.
kitabın ana karakteri tom hazard, dışarıdan bakınca sıradan bir tarih öğretmeni gibi görünür; ancak kendisi gerçek anlamda yüzyıllardır yaşayan bir adamdır. bunun nedeni, çok nadir bir genetik durum sayesinde bedeninin son derece yavaş yaşlanmasıdır. tom, zaman içinde shakespeare’le sahnede yer almış, kaptan cook’la denizlerde dolaşmış ve f. scott fitzgerald’la kokteyller içmiş birisidir -ama şimdi tek istediği sıradan bir hayat sürmektir.
benim açımdan bu kitap, düşündürücü olduğu kadar duygusal ve insanî bir okuma deneyimi sunuyor. zamanı durdurmayı hayal edebiliriz ama gerçek zorluk, zamana rağmen sevmek, bağlanmak ve anlam bulmak oluyor..
devamını gör...
