1.
amelde hanefi, itikatta mu'tezile olan âlim. fars asıllıdır, fakat türk asıllı olduğunu kabul edenler de vardır. türkçe ve farsçayı iyi bilirdi. buna rağmen kitaplarının büyük bir kısmını arapça olarak yazdı. en önemli eseri, keşşâf tefsiri olarak bilinen tefsir eseridir. fakat bu esere ihtiyatla yaklaşılması gerekildiği söylenmiştir. zemahşerî dindar biriydi, ki ailesi de dindardı. babası takva sahibi, ilimli bir mahalle imamı olup muhtemelen siyasî bir nedenden dolayı hapse atılmıştı. babası muhtemelen hapiste iken vefat etti. nitekim dedesi de dindar biriydi.
kaynaklarda, zemahşerî'nin bir bacağının takma olduğu ve bu sebepten uzun elbise giydiği belirtilir. ayağının kopmasının sebebi olarak, bir seyahat sırasında şiddetli soğuktan dolayı ayağının donması, bineğinden veya damdan düşmesi gibi olaylardan bahsedilir. bundan ilave çocukluk zamanlarında bir kuşun ayağını kopardığı için annesinin bedduasını almasından da bahsedilir. ayrıca ibn hallikân'ın naklettiği bir rivayete göre, zemahşerî, insanların kesik bacağı sebebiyle kendisi hakkında yanlış bir düşünceye kapılmasından endişe etmiş ve bundan dolayı ayağının şiddetli soğuktan donması yüzünden kesildiğine dair birçok kişinin şahitliğini içeren bir belge düzenlemiştir.
zemahşerî şiddetli bir hastalığa yakalanıp, bu sırada gördüğü bir rüya üzerine devlet adamlarına bir daha methiye yazmamaya ve onlardan makam talep etmemeye karar vermiştir. daha sonra iyileşmiş ve âlimlerin derslerine katılmıştır. arap yarımadasının birçok bölgesini dolaşmış ve arapça'nın inceliklerini araştırmaya başlamıştır. kendisine, şeyhu'l-arabiyye (arapçanın pîri) denmiştir.
zemahşerî hayatının ilk 45 yılında makam-mevki peşinde koşan, şöhret düşkünü, kibirli, hırçın biri olarak bilinir. ki birçok şiirinde de bu durum görülmektedir. rahat bir yaşam sürmek istediği için devlet adamlarına methiyeler yazmıştır, ki bu durum fakirlik içinde büyümüş olmasıyla açıklanır. ayrıca birçok şiirinde hem kendisi hem eserlerinden övgüyle bahsetmesinin sebebi sakatlığının doğurduğu mahcubiyet şeklinde açıklanır, bu onu daha da azimli yapar ve hırs kaynağı oluşturur.
fakat 45 yaşında hastalığa yakalanır, bu dönemde âdeta olgunlaşmaya başlar ve ömrünün sonuna kadar mütevazi bir âlim olarak yaşar. ibn kutluboğa, zemahşerî'yi, asrının imamı olarak niteler ve onun hanefî fakihleri arasında sayıldığını söyler. zemahşerî, mu'tezilî olmaktan şeref duyar ve hâtemü'l-mu'tezile olarak anılır. buna rağmen mu'tezile kelâmı açısından etkili bir isim değildir.
rivayete göre bir gün zemahşerî, ebukubeys dağına çıkmış ve araplara şöyle demiştir:
atalarınızın dilini gelin benden öğrenin.
kaynaklarda, zemahşerî'nin bir bacağının takma olduğu ve bu sebepten uzun elbise giydiği belirtilir. ayağının kopmasının sebebi olarak, bir seyahat sırasında şiddetli soğuktan dolayı ayağının donması, bineğinden veya damdan düşmesi gibi olaylardan bahsedilir. bundan ilave çocukluk zamanlarında bir kuşun ayağını kopardığı için annesinin bedduasını almasından da bahsedilir. ayrıca ibn hallikân'ın naklettiği bir rivayete göre, zemahşerî, insanların kesik bacağı sebebiyle kendisi hakkında yanlış bir düşünceye kapılmasından endişe etmiş ve bundan dolayı ayağının şiddetli soğuktan donması yüzünden kesildiğine dair birçok kişinin şahitliğini içeren bir belge düzenlemiştir.
zemahşerî şiddetli bir hastalığa yakalanıp, bu sırada gördüğü bir rüya üzerine devlet adamlarına bir daha methiye yazmamaya ve onlardan makam talep etmemeye karar vermiştir. daha sonra iyileşmiş ve âlimlerin derslerine katılmıştır. arap yarımadasının birçok bölgesini dolaşmış ve arapça'nın inceliklerini araştırmaya başlamıştır. kendisine, şeyhu'l-arabiyye (arapçanın pîri) denmiştir.
zemahşerî hayatının ilk 45 yılında makam-mevki peşinde koşan, şöhret düşkünü, kibirli, hırçın biri olarak bilinir. ki birçok şiirinde de bu durum görülmektedir. rahat bir yaşam sürmek istediği için devlet adamlarına methiyeler yazmıştır, ki bu durum fakirlik içinde büyümüş olmasıyla açıklanır. ayrıca birçok şiirinde hem kendisi hem eserlerinden övgüyle bahsetmesinin sebebi sakatlığının doğurduğu mahcubiyet şeklinde açıklanır, bu onu daha da azimli yapar ve hırs kaynağı oluşturur.
fakat 45 yaşında hastalığa yakalanır, bu dönemde âdeta olgunlaşmaya başlar ve ömrünün sonuna kadar mütevazi bir âlim olarak yaşar. ibn kutluboğa, zemahşerî'yi, asrının imamı olarak niteler ve onun hanefî fakihleri arasında sayıldığını söyler. zemahşerî, mu'tezilî olmaktan şeref duyar ve hâtemü'l-mu'tezile olarak anılır. buna rağmen mu'tezile kelâmı açısından etkili bir isim değildir.
rivayete göre bir gün zemahşerî, ebukubeys dağına çıkmış ve araplara şöyle demiştir:
atalarınızın dilini gelin benden öğrenin.
devamını gör...
2.
(yukarıda arkadaş yazmış, "arapçaya ta'an edenler için, tekrarda fayda vardır. -ettekraru vel ahsen-)
-türk dil bilgini- imam zemehşeri, (mekke de) "la araplar yanıma gelin de size dilinizi öğreteyim?" deyu meydan okumuştur, cehalet kötü zenaatir elleğam!.
-türk dil bilgini- imam zemehşeri, (mekke de) "la araplar yanıma gelin de size dilinizi öğreteyim?" deyu meydan okumuştur, cehalet kötü zenaatir elleğam!.
devamını gör...