görsel yapımlarla şiddetin normalleştirilmesi
başlık "christopher robin" tarafından 12.06.2021 16:07 tarihinde açılmıştır.
son dönem dizileri, filmleri, tabloları, reklamları, animeleri hatta çizgi filmleri dahi irdelendiğinde karşımıza çıkan durum.
sanatta tutucu ve baskıcı görüşlere prim verilmeyip her şeyin dizginlenmeden yansıtılması, klasisizm ya da romantizm dönemlerindeki gibi çarpıtılmış polyanna usulü şaşaalı bir dünya yaratmak yerine; ghettoların, yer altı dünyasının gerçek yaşamın tüm yönleriyle orada olması her ne kadar takdire şayan olsa da beraberinde çeşitli sorunları getirebilir.
var olanı yansıtalım derken, var olmasını da tetikleyerek artarak artan bir grafik çizdiriyor olabilir şiddete.
mesela game of thrones yapıtının tamamına yayılmış sübyancılık, ensest, tecavüzler, işkenceler... ya da vikinglerdeki insan kurban etme ritüelleri. nymphomaniac'daki sado-mazo içerik. ' bunları izledik diye gidip 15 yaşındaki kardeşimizle sevişmiyoruz herhalde' diye gülüp geçmekle üstesinden gelinemeyecek konular. direkt eyleme dökülmeyen, belki bilinçli usavurmalarınıza dahi yansımayan etkileri olabilir.
gerçekten izleyenin duygu ve düşünce dünyasında hiçbir iz bırakmadığını iddia etmek bana kalırsa yersiz bir avukatlık girişimi olur.
çünkü sanat eseri insanı duygusal olarak etkilemek , psikolojik durumunu birkaç saatliğine de olsa değiştirmek için vardır, başarısı buna bağlıdır zaten. enstrümantal bir stravinsky eseri dinlemek bile bünyeyi gerim gerim gerebiliyorsa; söz-ses-yazı-görüntü (hatta ilerleyen zamanlarda koku ,tat ve dokunma da eklenebilir) yoluyla algılayanın bilincine giriş yapan bir eserin bizi etkilemediğini iddia etmek zor.
en büyük savunma etkiliyor ama eyleme dökmüyoruz şeklinde geliyor.
bu yapımların +13, +18 +bilmem kaç diye etiketlenmesi vb. hepimizin bildiği gibi sadece göz boyamaca. internet sağolsun merak eden tüm çoluk çocuk bu içeriklere erişebiliyor.
mesela kadın karakterin minyon, ince sesli , itaatkar resmedildiği animelerden, küçük kızların cinsel tacize veya tecavüze maruz kaldığı görüntüler içeren hentai dünyasına geçiş çok kolay. belki bu yapımlar insanlarda olmayan bir yönelimi sonradan oluşturamaz ama var olanı da tetikleyip ortaya çıkma sürecini hızlandırabilir. mesela pedofili ya da sadizm son 7 senede ayyuka çıktı.
bu yapımlarda kısıtlamanın gerekli olup olmadığı , anarşist bir ruhla direkt ' bütün sansürler tu kakadır' denilmeden irdelenmesi gereken önemli bir mevzu bana kalırsa.
peşinen edit : ad hominem yapanın ağzına fareler girsin.
sanatta tutucu ve baskıcı görüşlere prim verilmeyip her şeyin dizginlenmeden yansıtılması, klasisizm ya da romantizm dönemlerindeki gibi çarpıtılmış polyanna usulü şaşaalı bir dünya yaratmak yerine; ghettoların, yer altı dünyasının gerçek yaşamın tüm yönleriyle orada olması her ne kadar takdire şayan olsa da beraberinde çeşitli sorunları getirebilir.
var olanı yansıtalım derken, var olmasını da tetikleyerek artarak artan bir grafik çizdiriyor olabilir şiddete.
mesela game of thrones yapıtının tamamına yayılmış sübyancılık, ensest, tecavüzler, işkenceler... ya da vikinglerdeki insan kurban etme ritüelleri. nymphomaniac'daki sado-mazo içerik. ' bunları izledik diye gidip 15 yaşındaki kardeşimizle sevişmiyoruz herhalde' diye gülüp geçmekle üstesinden gelinemeyecek konular. direkt eyleme dökülmeyen, belki bilinçli usavurmalarınıza dahi yansımayan etkileri olabilir.
gerçekten izleyenin duygu ve düşünce dünyasında hiçbir iz bırakmadığını iddia etmek bana kalırsa yersiz bir avukatlık girişimi olur.
çünkü sanat eseri insanı duygusal olarak etkilemek , psikolojik durumunu birkaç saatliğine de olsa değiştirmek için vardır, başarısı buna bağlıdır zaten. enstrümantal bir stravinsky eseri dinlemek bile bünyeyi gerim gerim gerebiliyorsa; söz-ses-yazı-görüntü (hatta ilerleyen zamanlarda koku ,tat ve dokunma da eklenebilir) yoluyla algılayanın bilincine giriş yapan bir eserin bizi etkilemediğini iddia etmek zor.
en büyük savunma etkiliyor ama eyleme dökmüyoruz şeklinde geliyor.
bu yapımların +13, +18 +bilmem kaç diye etiketlenmesi vb. hepimizin bildiği gibi sadece göz boyamaca. internet sağolsun merak eden tüm çoluk çocuk bu içeriklere erişebiliyor.
mesela kadın karakterin minyon, ince sesli , itaatkar resmedildiği animelerden, küçük kızların cinsel tacize veya tecavüze maruz kaldığı görüntüler içeren hentai dünyasına geçiş çok kolay. belki bu yapımlar insanlarda olmayan bir yönelimi sonradan oluşturamaz ama var olanı da tetikleyip ortaya çıkma sürecini hızlandırabilir. mesela pedofili ya da sadizm son 7 senede ayyuka çıktı.
bu yapımlarda kısıtlamanın gerekli olup olmadığı , anarşist bir ruhla direkt ' bütün sansürler tu kakadır' denilmeden irdelenmesi gereken önemli bir mevzu bana kalırsa.
peşinen edit : ad hominem yapanın ağzına fareler girsin.
devamını gör...