devlet olarak dünyanın en güçlü devletidir. otoriteyse otorite, yönetimse yönetim, kurallarsa kurallar. amerika’yı eleştirirken insanların genellikle sığındığı güvenli liman, amerika’nın şirketler tarafından yönetilmesidir. kısmen doğrudur. şirketler tarafından yönetildiği için ekonomik açıdan güçlüdür. ekonomik açıdan güçlü olduğu için halkına söz geçirebilmektedir. halkına söz geçirebildiği için mutlak gücünü dünyada kullanabilmektedir. yoksa istediği kadar füzesi olsun, caydırıcılığı birkaç isyanla tepetaklak olabilir. amerikanın bittiği gün kendi içinde isyanlar olacağı gündür. rusya’dan çinden gelecek füzeler abd’yi bitirmez, keza ekonomik olarak abd’ye yapılacak ambargolar da etki etmez, abd ithalat ihracat ülkesi değildir, iç üretim ülkesidir. ekonomisi tamamen üretime dayalı, eyaletlerden oluşan ve eyaletler arası ticaret ülkenin kendisine yeten bir ekonomik sistemden bahsediyoruz. insanlar bu sistemi inşa ederken, kendilerinden sonra gelenlerin çok çabalamadan doğru girişimlerle kolay zengin olabileceği bir açıklık bırakmışlardır ki, bizim gibi ülkelerde en büyük sıkıntı budur. harika bir fikrin vardır, ekonomik girişimlerini yaparsın, şanslıysan iyi para kazanırsın ancak senden sonra gelecekleri çok düşünmeden, piyasa dominasyonunu ve küçükleri sindirmeyi öyle baskın yaparsın ki, çok az insan ekmek yiyebilir.

bunlar sıkıcı veriler ve göstergeler, beni abd insanı çok cezbediyor, yani gözümüzde büyüttüğümüz o koskocaman devletin bireyleri arasında genel kanıda o kadar bir basitlik ve düzlük var ki. bu insanlar kendilerini geliştirmedikleri için de suçlu değiller ama, çünkü vatandaşı olduğunuz devlet –sağlık ve eğitim harcamaları haricinde- size büyük olanaklar sunuyor, şirketlerde abd vatandaşı olduğunuz zaman(azınlıklar hala yer yer dışlanmaktadır) birazcık kafanız çalışıyorsa rahat bir ömür geçirip, keyifle tüketip sonra yok olabiliyorsunuz.
şöyle düşünün, bizim yaşadığımız bölgedeki insanlar olarak kendimizi sürekli geliştirmemiz lazım ki geride kalmayalım. kendi alanım olan dış ticaretten örnek verirsem, ben bir şirkette fatura,konşimento,muhasebe,müşteri görüşmeleri, sevkiyat düzenlemeleri, lojistik, paketleme, teslim şekilleri, tahsilat, üretim gibi çoğu şeyi bilmem lazım ki ortalama halli bir maaş alıp ‘hayatta kalayım’. aynı zamanda bu işleri yaparken yurtdışındaki insanın dilini öğrenmem gerekmekte, ilkokuldan beri her sene en baştan başladığımız, ingilizce.
ancak abd’de işler böyle yürümüyor, adam sadece paketleme biliyorsa başka bir şey öğrenmesine gerek yok, muhasebeyse diğer konular hakkında fikrinin olmaması daha iyi, pazarlamacıysa sadece müşteri tutup getiriyor vs. vs. çünkü kaynak bol, hem adil ödeme alıyorlar hem de firma zaten para rahat kazanıyor, hem insan kaynağı kolay hem de üretim para kaynağı. biz burada saatlerce çalışıp zaten hakkımız olan mesai ücreti aldığımızda bile firma en azından ödüyor diyoruz, adamlar yarım saat fazla çalıştığı ödenmediği zaman çatır çatır dava açıp firmanın itibarını mahvedebiliyor.
abd ile kendi insanımı karşılaştırdığım zaman şunu her zaman savunurum, ortalama bazında bakıldığı zaman ortalama bir abd’de üniversite mezunundan ortalama bir türk üniversitesi mezunu genç arasında dağlar kadar fark vardır. türk genci kendini aşırı geliştirmek zorunda olduğu için daha kabiliyetlidir, strese daha dayanıklıdır, daha az masraflıdır ve daha çok işi tek başına yapabilir. ancak verimliliği tartışılır, bizim çocuklarımız çok şey biliyorlar ama çok yoruyor bu ülke onları.

abd halkında bizde de olduğu gibi cahil kesim çok fazla. yazının bu kısmına kadar sabredip okuduysan zaten az çok biliyorsundur. redneckler’den bahsetmeyeceğim. onlar zaten cahilin timsali ama ben koyu hristiyan cahillerden bahsedeceğim.
bazen demografik fikir oluşsun diye instagramda rastgele gönderilerin altına girerim. buradan böyle yorum yapan kişilere tıklayıp profillerini incelerim. bir kesim var, ne amerikanın eliti ne amerikanın köylüsü. ‘’leigh’’ beyazları diyebilirim genellikle bu tarz dandik isimleri var. normal vatandaş görünümünde evangelistler. konforlu bir hayat süren, bembeyaz bir ailede doğmuş, sarı saçlı, bio’sunda illa ki incil’den bir passage yazan,corinthians 11 vs gibi, kendisinden daha beyaz bir koca bulmuş, 20 yaşında anne olmuş, üniversite bile okumadan motivational ve jesus’lu christ’lı postlar atan, dünyanın en az emeğiyle en büyük konforuna sahip olan, en büyük derdi pumpkin spice latte’nin yıl boyunca olmaması olan kaymak tabaka. aileden gelen zenginlik, katma değeri az olan işlerden para kaldıran kocası sayesinde bahçeli büyük evlerde oturan gençler. kocası da jesus jesus diye dolanır, imanlılardır, ama hak yemeye gelince onlardan ötesi yoktur.

şimdi bu insanların böyle olmaları hiçbir şekilde onların suçu değil. çünkü devlet zaten onlara bir ayrıcalık sunuyor. çok çaba sarfetmeden konforlu bir hayata sahip olabiliyorlar. neden çünkü ülkeleri dışarıya bağımlı değil. neden çünkü ülkeleri cayır cayır üretim yapıyor, adamlar dünyadaki olaylardan etkilenmiyor. sadece bu senelerde petrol fiyatlarından yakınıyorlar.

bir de patriot dediğimiz, özgürlüğü sadece silah satın alma olarak gören, republican kasa var ki evlerden uzak. hayatında doğru düzgün kitap okumamış, fox news ne söylerse ona inanan, çerez alır gibi silah alan, obez,cahil,dünyaya bir gram faydası olmayan kasa var. murricaa diye sokaklarda bağırırlar, kendileri için özgürlük silah almaktır ama başkalarının özgürlük hareketlerine ellerinde silahla eylemleri basarak giderler. ha bi de bu sığırlar, amerikanın en büyük sosyal problemi olan school shooting’lerin en büyük müsebbibidir. düşünsenize ya küçücük bir çocuksunuz ,okula gidiyorsunuz, en büyük korkunuz dersten kalmak değil, asosyal psikolojisi bozuk bir çocuğun makineli tüfekle bir gün okulu basıp sizi öldürebilme ihtimali. bu nasıl bir ülke arkadaş. düşündükçe içim ürperiyor.

her ne olursa olsun, devleti dünya üzerinde çeşitli suçlara karışmış, çıkarları için masum insanları öldürmüş, kendi ülkesinde yaşayan, konfordan kendini parçalayacak leigh’lerin lattesinin kahve çekirdeği azıcık acı olmasın diye dünyada terör estirmiş bir devlettir.

‘’parmak izlerinizi tetiğin üzerinde bulduk, eğer tiran arıyorsanız dönüp de aynaya bakın.’’
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"amerika birleşik devletleri" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim