zaman tüneli

benim de içinde bulunduğum tayfadır. gururla bu tayfanın bayrağını taşıyabilirim... birçok müzik grubunun ilk ve son albümleri arasındaki dağlarca farklı gören ve bundan dert yakınır bu tayfa... bu tayfa olarak müziğin daha net ve daha profesyonel olmasını kaldıramıyoruz galiba, bir şey ne kadar yüksek bütçeli ya da profesyonel gözüküyorsa dinlemesi o kadar kötü ve kalitesiz gibi geliyor...

bu tayfa olarak kanayan yaralarımız muse, editors, interpol, strokes ve bilimum indie-alternatif grupları.
devamını gör...

anekdoten çok iyi grup yaa writing on the wall diye bi şarkıları var. müthiş. progresif rock da ayrı bir yerdeler. abi yaa falan yaa
devamını gör...

konu pek bilinmeyen bir tarzdan açılır, kahramanımız o tarzı çok iyi bildiğini belli etmek için o tarzın da içinde bulunan başka bir tarzdan açar konuyu, ısrarla konuyu isveç'in dağlarındaki iki manyağın sadece ağaç seslerini kaydedip üzerine tuhaf konuşmalar koyarak yayınladığı albüme getirir.

- zontagar'ın boktagar albümünü biliyorsun değil mi? çok içsel bir rüya...

ayrıca bu tarz grupları bir de kendiyle bağdaştırıp ruh sağlığını bi üst noktaya taşıyanlar vardır. ekşiye, oraya, buraya yazarlar.
- o duyulan ses belirsiz mırıltılar ya da çam ağaçlarının yaprak seslerinden ibaret değil... tamamen insan doğasının ruhuna basılan ritimler...

işte zontagar böyle tuhaf bir gruptur... grup üyeleri dışında herkes anlar, anlamaya çalışır onları...
devamını gör...

ya şimdiye kadar kimi gördüysem halka yakın olma gayesiyle yalandan tarkovsky, trier filmi falan söylüyor.

ulan halk onlara da uzak ki. demek ki festival filmlerinden falan girseler idam edeceksiniz adamları.
devamını gör...

genel olarak ortaya öyle çok da matah şeyler çıkarmayan sentez.
devamını gör...

feuerbach katolik kilisesinin hüküm sürdüğü bir yerde doğduktan sonra (bkz: hıristiyanlığın özü)nü yazdı, marx bir yahudi ailenin çocuğu olarak (bkz: yahudi sorunu üzerine)yi yazdı. herkes kendi dininin ateistidir ilk önce. ülkemizde bunun bir garez üzerinden yetersiz birikim sahipleri tarafından yapılıyor olması eleştirilebilir noktadadır fakat az buçuk yeterli sayılacak adam yapınca da öldürüyorlar (bkz: turan dursun).
devamını gör...

ben amin maaloof gibi, herman hess gibi, henry james, halil cibran gibi cok kulturlu yazarları seviyorum en cok.
bence dogu batı savası ve dusmanlıgını politakacılara bırakalım.
biz daha iyisini yapabiriz;
sentezle scooty;)
devamını gör...

gece yarısı dar bir sokakta ünlümüz magazin habercileri tarafından kıstırılır. ünlümüz önce giydiği giysilerini sergilemek için cesurca hareketler yapar, daha sonrasında ısrarla beklediği sorunun sorulduğunu duyunca karnında kelebekler uçuşmaya başlar...

bir magazin habercisi '' x bey/hanım, bildiğimiz gibi zort filmi vizyonda, izlediniz mi acaba? sizin favori filmleriniz neler?'' sorusunu yöneltir. ünlümüz otuz iki dişiyle gülümseyerek vizyondaki filmi izlemediğini ve izlemeyeceğini belirtir, sonrasında yönetmenin bile çektiğini unuttuğu o filmleri sıralar.

'' osuruklar içerisinde filmini öneriyorum. lynch'vari bir görüntü yönetimi ve hitchcock gibi senaryo ilerleyişi... aynı zamanda leş gibi kokan ter ve metrobüsün metalik kokusu filmi de bu konuda tartışılamayacak ölçüde iyi.'' diyerek şovunu yapar, alkışlar eşliğinde uğurlanır.
devamını gör...

devamını gör...

devamını gör...

bir muhabbetin vedaya evrildiğini ya da tıkandığını gösteren yegane detay. o tekrar sonrası muhabbetin bitişi ile ya başka bir konuya geçilir ya da ortam dağılıverir.

- seneye inşallah gidiyorum buradan, ispanya hayalim var.
- inşallah, inşallah.
devamını gör...

hiç kendine acıyan bir hayvan görmedim
devamını gör...

asla anlaşılamayan diyaloglara ev sahipliği yapar. ''löpaleö böelaöbö ölbleö'' gibi bir şey duyan taksicinin gururla ''mecidiyeköy kilit, diğer yolu kullan.'' demesi bile başlı başına telsizceyi öğrenme sebebi...

telsizce öğrenip üniversitelerden birinde telsiz dili ve edebiyat bölümü kurucusu olma hayalim var.
devamını gör...

yazılanlar ve iletişim şekilleri bana çocuksu geliyor. biraz saf biraz basit. düşünülenler çoktan düşünülmüş. konuşulanlar çoktan konuşulmuş. etkisini yitirmiş ve unutulup gitmiş.
devamını gör...

belgesellerin vazgeçilmez ölçü birimi.
bir mega antik kent yapısını anlatmak için kullanılan yegane büyüklük...
devamını gör...

üstteki en iyi ihtimalle ot içiyor, bu çok açık.
devamını gör...

insanın mutsuzluğuyla ortaya çıkan bir evirme seansı bu. mutsuz, düşünceli bir hal varken sohbeti adım adım varoluşsal krize çevirir insan...

- kahve mi içsek ya?
- içelim ya, fal da bakalım hatta... sanki geleceğe karşı umudumuz var da iyi şeyler duymayı bekler gibi...

-yarın erken kalkacaksın, değil mi?
- kalkacağım tabi... geç kalkma lüksüm mü var benim? kuşlar bile uyanmadan uyanmam lazım, yoksa bu çark nasıl dönecek sahi?

- şarj aletin yanında mı?
- yanımda tabi... telefonun şarjı bitmemesi için hep yanımda duruyor zaten, hızlı bitiyor şarjı artık benim gibi, keşke kendi şarjımı da yanımda taşıyabilsem.
devamını gör...

performans sergilenen her şeyde hissedilen yapaylık burada da hissedilir
devamını gör...

askım da degisebilir, gerceklerim de;:)
su an icin 'kendini karpuz sanan kavun'
varolussal sıkıntıları var.
cözicez inşallah;)
hristiyan mahallesinde tespih satmaya calısıyor.
sonra musluman mahallesinde salyangoz satmaya calısıyor.
sonra da gelip bana bunca karpuz varken neden ben dşye soruyor şapşik;)
senden bi tane daha bulamam olm ben.
numuneliksin.
deli;)
devamını gör...

erkekte sevdiğimiz nadir şeylerden biridir. #ülkücübıyığıhariç #aysakın
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim