kadınları daha itaatkar ve daha kontrol edilebilir gördükleri için alıyorlar... çünkü ne zaman sesimizi çıkarmaya başlasak aşırı tepki vermekle suçlanıyoruz.
işe alırken çok titizler, ortamı yumuşatıyorlar, iyi iletişim kuruyorlar diyerek pazarladıkları şey yapacakları mobbingin altyapısı.
zamanla kabukların hiçbiri işe yaramadığında anlıyorsun ki asıl mesele kendi alanına sahip çıkabilmekte. kimseye pasif agresiflık yapmadan, kimsenin kahrını sırtlamadan, gerektiğinde masadan kalkabilme lüksünü kendine tanıyabilmek...
bir de akşam eve gelip o mumu saçtan arındırmak için harcadığın mesai var... üç kere şampuanlıyosun hâlâ o kaskatı, tuhaf tabaka gitmiyo. kısacası dışarıdan bakıldığında zahmetsiz gibi duran ama kullananın çektiğini bir tek kendisinin bildiği dert...
nehir aynı nehir, su aynı su ama hikayenin başındaki çaresiz bebekle sonundaki boğulan firavun tablosu hayatın ne kadar dönemeçli, ne kadar ince hesaplarla çalıştığının en net kanıtı galiba.
sabahları özlüyorum. annemi özlüyorum... daha doğrusu annemle birlikte geçirdiğimiz sabahları...
mavi önlüğümü giyerken saçımı ördüğü sabahları... çantamı hazırlarken eksik ödevlerimi soruşunu, servise binerken balkondan el sallayışını... en çok o el sallayışını özlüyorum.
burasını da galiba kapanmasına çok az kalmışken buldum. belki de yanılırım, kapanıp gitmez. yine de birçok sözlükten daha fazla aktif yazara sahip, siz ölü sözlük görmemişsiniz.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.