sene 2018, o zamanlar müzik yapmak istiyorum... gitar çalabiliyor muyum? hayır üşeniyorum... bas? çok kalın telleri var ellerim acır... bateri? hayır benim elim ayağım tutmuyor... klavye? çok isterim ama kesin vahid guetta gibi titanik çalarım tam şarkının ortasında... benim için en doğru şey kadife sesimle vokal yapmak...
bir şekilde dream popçuların ortamına karıştım. slowdive'ın son albümünü beğenmediğimi söyledim, hiçbir zaman ısınamadığım cocteau twins'i övdüm, seefeel'in değerini bilemediler diye dert yakındım... baktım ki ben böyle konuştukça takdir ediyorlar, kimisi ''bu kızın müzik kulağı var...'' diyo ki , kimisi dream pop'u gerçekten anladığımı söylüyo falan...
önce benden albüm önerisi istemeye başladılar. sonra konu müzik eleştirilerine geldi, hepsinin beklediği mesih benmişim gibi not alıyorlardı resmen. konu döndü dolaştı ve neden müzik yapmadığıma geldi... açıklamaya çalışırken kendimi bir anda bir grubun vokali olarak buldum.
en kötü stüdyoya en uygun zaman olarak sabahın on birini seçtiler. neden? çünkü diğer saatler dolu... geceden söylemem gereken şarkıları attılar ezberlemem lazım, baktım ki hepsi coctau twins... tüylerim ürperdi, hiç sevmiyorum bu grubu... ama el mecbur yani, sabahın dördüne kadar ezberlemeye çalıştım ki vokali duysam bile anlamıyorum, bir şekilde 3 saatlik uykuyla kalktım hazırlandım gittim.
o uykulu halimle söylediğim şarkılara bayıldılar... ses tonumdan rüya fışkırıyor falan dediler... manyak lan bunlar diye kaçmayı düşünsem de bir tarafım rock star olmayı çok istedi be... hatta kendime sahne adı bile düşündüm...
sonrasında yine ertesi güne aynı saate randevu aldılar... eve gidip başka şarkılar çalışmam söylendi, bu sefer sadece allahın belası cocteau twins yoktu allahtan, slowdive, alvvays falan atmışlar ortaya... yine 3-4 saatlik uykuyla kalkıp gittim, fark ettim ki ben heyecandan uyuyamıyorum, bu vokal işi pek bi sardı... uykusuzluktan şarkıların bazı yerlerini sallıyorum, efsane detonelerim oluyor ama bir şekilde örtüyorum, arada kendimi mikrofon tutacağına yaslayarak gözlerimi dinlendiriyorum, yerdeki amfiye oturup uyuyorum, bazı yerlerde sadece mırıldanıyorum falan... o uykulu sesime bayıldı bunlar... yine sesime övgüler, sahnedeki otistik hareketlerime tebrikler falan...
eve dönerken bir sonraki prova için kesinlikle uykumu alacağıma dair söz verdim kendime... öyle orada burada uyuklamak ya da uyumak yok...
bir sonraki stüdyo günü geldi çattı... geçenki playlistten devam dediler prova için. şarkıları doğru düzgün okudum, evde bağıra bağıra tekrarlar yaptım ve her nasılsa o gece 10 gibi uyudum... uykumu alınca sesimin ve hareketlerimin daha düzgün ve düzenli olduğunu düşünerek müthiş bi özgüvenle girdim stüdyoya...
şarkıları doğru düzgün söyledikçe bunlar kendi kendilerine bakıyorlar, benim düzgün ve temiz sesime eşlik etmeye çalışan basçı müziği kaçırıyor falan...
ben de içimden nihayet oldu bu iş diye düşünüyorum. çünkü ilk defa sözleri doğru söylüyorum, notaları tutturuyorum, detone olmuyorum, mikrofonu tutacağım yere yaslanıp uyumuyorum... resmen profesyonel vokalist oldum.
şarkı bitti.
kimse konuşmadı... en son içlerinden birinin ''dün kaçta uyudun?'' diye sorduğunu duydum... saat 10 dediğimde hepsinin kafasını öne aldığını gördüm.
basçı gitariste baktı. davulcu gözlerini kapattı. klavyeci ağlamak üzereydi... meğer benim bütün vokal tekniğim uykusuzlukmuş. uykumu aldığım için sesim istedikleri gibi çıkmamış, şarkı sözlerini hatırlayıp söylemem tüm dengeleri bozmuş... işte dream pop grubundan atılma sebebim tam olarak bu oldu.
bu yüzden dream pop'a ve uyku düzensizliğine düşmanım...
devamını gör...