zaman tüneli

hırsım. vazgeçtiğim gün ölüden farksız olurum.
devamını gör...

aklıma a6 ile varoş mahalleye girişim geldi bak. benim için enteresan bir deneyimdi, mahalleli devletin üst kademesinden bir bürokrat belki de milletvekilidir diyerek epey yalakalandı. tabi bu fakirler oy veriyor ama kime verdiklerini bilmiyorlar, bir de çoban oyunu kendi oyuna eşit tutmayan aysu kayacı eleştirilir ama neyse. mahallenin kahvesine şöyle bir göz attım, gözüme kestirdiğim gürbüz iki tane oğlanı yanıma çağırıp genel kültürlerini yokladım.

10'a kadar sayabilmeleri beni şaşırttı, hemen iş teklifinde bulundum, kabul ettiler. artık bizim muhite sokak köpeği girmeyecek, bu sözü verdiler.

iki tane de gençten kız gördüm onları bizim temizlikçilerin evlerini temizliğe göndereceğim dedim, kabul ettiler.

en son çıkarken köy kahvesine uğradım. bir çay söyledim, baktım içilecek gibi değil katran karası. çay tabağının altına 200 lira sıkıştırıp uzadım. tabi sene 2012, 200 lirayı gören kahvecinin gözleri kahverengiden dolar yeşiline döndü.

arabaya yürürken cebimdeki bozuk paraları hansel ve gratel misali yere ata ata ilerledim. sümüklü birkaç velet paraları toplaya toplaya geldiler peşimden. arabanın kapısını kapattığımda hala sümüklü elleriyle o güzel camlarımı mahvettiler. 5 gün arabaya makyaj yaptırmak zorunda kaldım.
devamını gör...

erkeğin erkek olması ile sapık olmanın epey büyük hatta kocaman farklı seyler.

elma ile armut.
devamını gör...

cözülemeyen sudoku
aptal
ekonovich
lucifer
kedi yiyen fare
boş alan çaycı son kale
sehpadaki midi klavye
abdurrahman çavuş
poine
miredi ferkuri

genel olarak bunlar. aklıma gelmeyenler de olabilir. bayağ varmış lan.
devamını gör...

gençken yaramazlık yapmayan erkek belli bir yaştan sonra yoldan çıkar.
devamını gör...

bunu birisi yapıyorsa adidir. siz bu yola gidiyorsanız, sessiz kabul( esneme becerisi) ile doğru bildiğiniz yolda olmanızı öneririm.

hayat bir kez verildi. hakikat, çevrenin etkısınden buyuktur.
devamını gör...

hadi gel gezelim.
uzaklara gidelim arabamla..
devamını gör...

omurler uzadı. 40 okayı 60'a cktı anlaşılan.
devamını gör...

1. altını mı ıslatmış? o kadar terlemiş olamaz.

2. adamın suçu henüz sabit değil, bunu hukuken belirtmek zorundayım ama konuşma gerçekten ona aitse diyeceğim şu: parayla kadın “tavlarsan” yani bana göre karşındakini doğrudan ya da dolaylı bir biçimde satın almaya çalışırsan sonu bu olur. zira insanın onuru alınır bir şey değildir. bazı insanlar onurlarını da satmaya çalışır ama esas erdem onurunu satmak istemeyende değil, satılanı almak istemeyendedir.

3. yirmi sene önce, o zamanlar büyük abim diyebileceğim bir yaşta olan, eski bürokratlardan, bakan danışmanı bir arkadaşım vardı.. yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi.. bana da böyle ufak ufak dersler verirdi.. derslerden birini, başını sansürleyerek şöyle tekrar edeyim: “bir bürokratı ağzıyla yediği, şeyiyle şey yaptığı rezil eder”.

meali şuydu: her yemek ısmarlayanın masasına oturma. adam “başkanım başkanım” diye kırk kere takla atar, yalvara yakara sana yemek ısmarlar, arkanı dönersin “o benim adamım, işimi görür, parasını alır, bana ağzını açamaz” diye konuşur.. ben bu teklife de, teklife kananlara da çok rastladım.. mesela ben kimseyle yemeğe çıkmam.

bir üst versiyonları şudur: bir tanıdıklık vardır, açar telefonu ve her zamankinden farklı bir üslupla, buyurgan buyurgan iş ister, sen de nezaketen geçiştirmeye çalışır, bir anlam vermezsin. aslında telefon hoparlördedir, senin itibarın pahasına millete caka satıyordur. ben şanslıyım, bana ilk yapıldığında bile karşımdakini itin bir yerine soktum.

çapkınlık kısmına gelince. o+kadar+fazla+fırsat+çıkar ki.. bir kere düş, düştüğün o yerden kalkamayacağını bildiğin için bu sefer de çamurun içinde debelenmeye başlarsın. adam iftiraya kurban gitmiyorsa (hukuksal olarak bunu söylemek zorundayım) yukarıdaki konuşma, işte bu çamurun içinde debelenme konuşmasıdır.
devamını gör...

maalesef..

dedelerin birbirine kaydığı bir dünya var sonuç itibari ile ki.. leş ve kusma isteği uyandırıyorlar, sapkınları ile pedofili işaretleri ile..
devamını gör...

sevdiklerim kendini bilir tek tek yazmaya gerek yok fakat bu şehirde olmaz terk edip gitmeli nickli yazara sürekli sözlüğü terk etmemesi gerektiğini topluca anlatabilir miyiz pls.
şehri terk et sözlüğü değil.
devamını gör...

çevrede gördüğüm duyduğum kadarıyla 50-60 yaşlarından sonra sapıtma oranı oldukça fazla gibi görünüyor.

hatta şok yaşadığım bir olayı anlatayım ama aramızda kalsın yabancı yok diye anlatıyorum.

lise son muydu üniversite yılları mıydı tam hatırlamıyorum. babamla tartıştık akşam geç saatlerde bira alıp parka gidip içmeye başladım.
derken bıyıklı, 50 60 yaşlarında bir dayı geldi oturabilir miyim filan. gel otur dayı dedim
dayı anlatıyor, evliymiş, eşini başkası götürüyormuş, esnafmış, ayakkabıymış filan.
sonra baktım yanıma yanaşmaya başladı.
delikanlı ben artık farklı şeyler denemek istiyorum, beni yapsana filan. pohahha.
lan dedim bundan nasıl kurtulacagim.
dayı dedim ben kadınlardan hoşlanıyorum filan sana nasıl erekte olayım gibisinden birşeyler dedim kalktım . numaranı ver filan salladım bir numara kaçtım.

birinde de kuzenin yol kenarında bir lokantası vardı. kamyoncunun biri oraya birini kamyondan atmış. yine 50-60'yaslarinda göbekli adam. elbise filan giymiş, peruk takmış işe çıkmış. lan dedim ne günlere kaldık, nasıl yapıyorlar bu tipi. bir tek bıyığı eksik
devamını gör...

akıllı olup dünya kahrı çekeceğimize..
devamını gör...

sözlüğün en güzel kadını olmak için her güne bir foto paylaşıp hafızayı canlı tutma çabaları.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

atlattığınızı falan göstermez.
yalnızca basitleştirmeye, sizde yarattığı tahribatı görmezden gelmeye çalışıyorsunuz. e bu da fena bir şey değil.
devamını gör...

ciddiyetle var olamıyorum artık. ancak dalga halinde kalarak var olabiliyorum. bütünüyle gereksiz bir varlık olarak yoluma devam ediyorum.

bütün varoluşun kendisi bir tür travmalar dizisi gibi. ben artık hayatı sadece travma olarak algılayabiliyorum. sürekli ölümün ertelenmesinden ibaret.

hayat mücadele diyorlar. öyledir illa ki ama her mücadelenin sonunda bir zafer olduğuna inanmak gerekmez mi? zafere giden yolda her çile kutsaldır falan, öyle mi? ben çilemi kutsamak istemiyorum ve zaferlerin hepsi de kaybetmeyi ertelemenin pespaye sevincinden bana hiçbir pay bırakmıyor.

pirus gibiyim; "bir zafer daha kazanırsak büsbütün yok olacağız." diyor ya. hayat boyu hissettiğim bu. ona savaş meydanında olan, bana hayatta oldu.

oku dediler, adam ol dediler, sürekli olarak diploma, kariyer, zenginlik peşinde koş dediler. halbuki, baktım ki ben ve öylece gördüm ki; ne olursa olsun, günün sonunda klozete oturup, sıçıyorsun sadece. klozetin altın ya da seramik olmasının ne önemi var ki? sıçacak olduktan sonra, ha hakim olmuşsun, ha cumhurbaşkanı. onların boku da benimkinden daha iyi kokmuyor üstelik.

çabaların sonuna bak. komik. insanların yazgısının dehşetine bak. o kadar çabala, diploma al, paraları yığ, ne için? yemek yemek, hadi bir de fazladan üremek ve sıçmak için. bunun ciddiye alınacak nesi var ki? hayvanlar bunun için bu kadar çabalamıyor en azından. çocukken bu dehşeti hissettim ve ne okudum, ne de para için çabaladım.

daha ne olsun? travma. travma. travma.
devamını gör...

zengin oh’ u . aynı model iki forvet planlaması da sadece beşiktaş ‘da olur .
devamını gör...


ben yürüyen parayım: menderes belediye başkanı ilkay çiçek'e ait olduğu öne sürülen whatsapp yazışmaları gündem oldu.

(bkz: https://www.trhaber.com.tr/...).
yazacak çok şey varda! neyse... rüşvetçinin bu kadar salağı da varmış.
devamını gör...

tarhana çorbası içen kızların yanında bizim masumluqq *
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim