zaman tüneli

devotus atheus kardeş sen git tess parks, fugazi, the brian jonestown massacre gibi yüzeysel grupları dinle, manifest sana ağır gelir... ayrıca kedin hilal'e benzemiyo, olsa olsa blonde redhead'teki japon karı olurdu adı...
devamını gör...

çıtır kızlar için de aynı şeyleri düşünüyordum.
hâlbuki çıtır bile değillerdi.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

onumuzdeki 15 sene cok calkantılı gececek senin icin.
sistem cok ustune gelip seni delirtecek.
11 adamla ilişkin olacak. 5 i ok, 6 sı pişmanlıgın olacak.
ilk uzun ilişkinin acısı cok olacak.
sonra bi platonigin olacak. canın yanacak.
evleneceksin. once guzel olacak. sonra o da uzecek. bosanacaksın.

bi suru dostun, bi suru arkadasın olacak. bu kısmı iyi;)

ve gececek bu 15 sene, merak etme.
sonrası daha iyi;)
devamını gör...

ben şimdiden yerimi aldım. yarın öbür gün manifest kült olduğunda kimse “ben size demiştim” demesin.

ben bunu yıllar öncesinden görüyorum arkadaşlar. her şey letterboxd'ta macar filmlerine 5 puan veren bir entelin tivitine bağlı...

geceleri yüzlerce kez hileli açıyorum, prodüksiyondaki küçük detayları yakalamaya çalışıyorum. bir yerde synth giriyor, durduruyorum. “hah” erken bunu görmesin aşırı kızacak,diyorum..

sonra başa sarıyorum. bu kızların yaptığı müziği öyle yüzeysel dinlemiyorum. kraftwerk'le mukayese ediyorum. depeche mode'la karşılaştırıyorum. new order'ın ritmik yapısını düşünüyorum, talking heads'in sahne enerjisini referans alıyorum, can'in tekrar mantığıyla bazı bölümler arasında bağlantı kuruyorum.

hatta geçen gün bir şarkıyı dinlerken “burada hafif bir eurodance damarı var ama bunu doğrudan eurodance diye sınıflandırmak fazla kolaycılık olur” dedim. yanımda kimse yoktu, bunu mutlaka sözlüğe yazarak ilgi çekmem gerek diye düşündüm ama o sırada internetim kesildiği için yapamadım, çok canım acıdı...

bazen kulaklığı çıkarıp tavana bakıyorum ve “acaba bu kızlar efsane olacaklarının farkında mı?” diye düşünüyorum. çünkü ben farkındayım.

koreografileri de ezberledim bu arada. sadece müzikal açıdan değil, sahne kullanımı açısından da inceliyorum. kim nerede duruyor, hangi harekette ritim değişiyor, hangi bölümde koreografi şarkının dinamiğini taşıyor... bunların hepsine bakıyorum.

normal bir insan güzel dans ediyorlar deyip geçer. ben ise orada krautrock'tan new wave'e, synth-pop'tan çağdaş pop prodüksiyonuna uzanan geniş bir estetik çizgi görüyorum... erken görse kesin bunlar müzik yapamıyor deyip krize girerdi ama olsun, o görmesin şimdilik...

bazen insanlar ''ne dinliyorsun böyle?'' diye sorduklarında utanmadan, sıkılmadan manifest diyebiliyorum... evet bana gülüyorlar ama ben de onlara gülüyorum ve hatta onlara üzülüyorum... çünkü onlar henüz 2050 yılında yaşayacakları aydınlanmaya hazır değiller ama ben hazırım.

önce manifest sadece bi pop grubu denilecek.. sonra aslında o kadar basit değildi denilecek. ardından ilk albümün prodüksiyonu üzerine yazılar çıkacak. sonra letterboxd'ta sıkıcı macar filmlerine 5 puan veren entel bi maganda çıkıp manifest'in erken dönem sound'u aslında 80'ler synth-pop estetiğiyle çağdaş türk popunun kesişiminde duruyordu diyecek twitter'da... 3 bin rt alacak en az... yavaş yavaş kült bi yere erişecek grup...

bazı şeyleri insanlara anlatamazsınız. zaman anlatır...

ben şimdiden yerimi aldım... letterboxd enteli magnada oğlanın tivitini bekliyorum...

yarın öbür gün manifest kült olduğunda kimse “ben size demiştim” demesin.

ben dedim.
devamını gör...

daha iyi bir 10 sene olacak mental saglık olarak.
biraz fiziksel saglık sorunların olacak, ama bundan konusmayalım. ve iyi haber: iyileseceksin.

ozel hayatında 14 adam olacak.
birisi kendi kaz kafalıgından, ucu arkadaslarının yanlıs yonlendirmesinden olmak uzere 4 u pismanlıgın olacak.
10 tanesiyle guzel hatırların olacak. zaten bunun 5 tanesi uzun sureli ilişki olacak.

güncel dostların gidecek. yeni dostlar gelecek. sonra onlar da gidecek.

cogunlukla calısacaksın. cogunlukla her işyerinde bi sene kalacaksın. arada işsiz ve fakir gunlerin olacak.

genel olarak bu 10 sene sakin ve huzurlu gececek. biraz da icine kapanmıs, yorgun ve kırgın.

bu 10 seneden ben razıyım;)
devamını gör...

şimdilik çoğumuz farkında değiliz ama yıllar sonra manifest'in değerinin anlaşılacağını düşünüyorum.

tıpkı zamanında kimsenin velvet underground'u anlamaması, sonic youth'un ne yaptığını kavrayamaması, ilk çıktığında birçok insanın clash'e, patti smith'e, radiohead'e burun kıvırması gibi bugün de manifest'e karşı ciddi bir önyargı var.

halbuki bundan 30-40 yıl sonra müzik tarihçileri bir masanın etrafında oturup 2020'lerin türk pop müziğini incelerken önlerine manifest çıktığında birbirlerine bakıp “ulan kadınlar bayağı iyiymiş” diyecekler... bak görün diyecekler abicim, diyecekler.

sonra içlerinden biri yuvarlak gözlüğünü çıkarıp masaya bırakacak. “biz bunları zamanında neden anlamadık?” diye soracak...

ardından manifest'in eski performanslarını arşivlerden çıkarıp akademik olarak incelemeye başlanacak, görürsünüz... koreografiler üzerinde tezler yazılacak, şarkılardaki prodüksiyon tercihleri konservatuvarlarda okutulacak, sueda'nın sahnedeki hareketleri üzerine sempozyumlar düzenlenecek.

hatta 2064 yılında boğaziçi'nde “manifest sonrası türk pop müziğinde koreografik dönüşüm” diye ders açılacağını düşünüyorum.
devamını gör...

patti smith... new york'un karanlık kraliçesi ablam, annem, halam, her şeyim... kitaplarıyla, şiirleriyle, şarkılarıyla büyüdüm. bir dönem kumaş pantolon-beyaz gömlek giyip plaza çalışanı gibi gezdim onun yüzünden...

ama dürüst olalım... patti smith'in koca bir jenerasyonu değiştirdiği o proto punk döneminde elinde gitarı ve mikrofonu vardı... sueda'nın elinde ise 2026 türkiye'sinin toplumsal sinir uçlarına dokunma yeteneği var, patti smith'in buna cesareti olur muydu? sanmam.

patti smith'in karşısında onu eleştiren biri olduğunda “sanat nedir?” diye tartışabilme lüksü vardı... sueda'nın karşısında ise adam daha cümlesini kuramadan “kız grubunda dans ediyorlar” deyip posterleri yırtan amcalar var...

patti annemin yazdığı şiiri 30 dakikada anlayıp 3 senede yaşarsın... sueda'nın kareografisi öyle mi? ömür boyu çözemesin... evet haklısınız, patti smith hakkında kitaplar yazıldı, belgeseller çekildi, akademik makaleler hazırlandı. sueda bu konuda boş mu? hiç sanmam... kendisi hakkında her gün twitter kavgası görüyorum... tüylerim ürperiyor.

patti smith altın döneminde “ben bu şarkıyı üç akorla götürürüm” diyerek john cale ile birlikte şarkılar yazdı... sueda “ben bu şarkıyı üç dakikada beş farklı hareketle götürürüm” diyerek danslar ediyor. müzikal gelişim açısından bakarsak da sueda'nın eli daha güçlü.

patti smith'in şarkısında gitar bir yerden sonra giriyor, çıkıyor, tekrar giriyor... hep bi devinim var... şadan kardeniz olmak istemiyorum hayır... tekrar diyeceğim... tekrar var.
sueda'nın şarkısında ise o sırada altı kişi sahnede birbirlerinin yerini değiştiriyor. bu daha zor değil mi arkadaşlarım, yoldaşlarım, kardeşlerim?

patti annemin vokal tekniğine gelirsek...

çok önemli bir vokalist olduğunu söylemek zorundayım. kadın bildiğin konuşarak, bağırarak, okuyarak şarkı söylemenin sınırlarını genişletmiş... deneysel işlerine hayranım mesela...

ama sueda da çok önemli bir vokal tekniği kullanıyor... dans ede ede söylüyor... bunu küçümsemeyelim.

ayrıca en önemli şeylerden birisi de patti annemin müziğinde zaman zaman o meşhur “biraz dağınık çalalım, zaten punkız kimse yadırgamaz” estetiği var. sueda'da ise her şey o kadar organize ki insan ister istemez etkileniyor... kimse bir şarkının ortasında gitarlar yanlış mı çaldı mı diye düşünmüyor... gitar sadece bir estetik yani çalmıyorlar bile...


evet, patti smith müzik tarihini değiştirdi. ama sueda da müzik tarihini değiştirecek bir şey yapıyor olabilir.

henüz ne olduğunu bilmiyoruz.
devamını gör...

yoldaş rica etti . sen uyar dedi.
arkadaşlar büyük boyutlu nude paylaşımları yapmayalım. sunucumuzun kapasitesi yetersiz geliyor.
lütfen 360p filan nude atalım.
ayrıca ne o öyle sürekli ah oh yazıp arka arkaya yollamak.
beyler sözlük seks mi? lütfen
devamını gör...

500 iş günü sonunda dönen maymunumla konuşuyoruz, bazen at oluyor, avrat olamaz zaten. değişik,.
devamını gör...

oyun bilgisayarı vardır. oyuna dalmıştır.
devamını gör...

beğendim. erik gibi kız
devamını gör...

zoktay da iyiymiş ya. pek kezomsu değil. olabilir.
pembe kulaklık da yakışır
devamını gör...

eğer bana bir daha gülşen dersen yemin ederim gözyaşı dökerim.
devamını gör...

sende ruslana fenotipi yok kanki. gülşen filan ol sen
devamını gör...

hayır ben sözlük ruslana'sıyım.
ayrıca manifest kızları arasından sueda benim...
sen de zoktay olsana ekonoviç abi.
devamını gör...

ileride kızım olursa onunla oyun oynarken kuracağım cümle...

kolonya şişelerini mikrofon yapıp şarkılar söyleyeceğiz, ben önce ruslana olacağım, o dua lipa olacak... sonrasında bir anda courtney barnett olacağım, avant gardener söyleyeceğim bağıra bağıra... kızım eksik kalmayacak, ''taylor olacağım ana...'' diyecek bana, gözlerini kısarak enteresan sözler mırıldanacak...

en sonunda o kutsal kısma geleceğiz... ''hadi manifest söyleyip sonlandıralım oyunumuzu...'' diyeceğim. hileli söylemeye başlayacağız ama önce hangi manifest kızı olacağımızın cevabını bulmamız gerekecek.

''ben sueada olmak istiyorum..'' diyecek.
''bana ne lan, sueda benim.'' diyeceğim ona dişlerimi sıkarak. ''sen zoktay'sın bal kızım...'' diye fısıldayacağım...

en sonunda ajda pekkan olması konusunda karar kılacağız.

kızım da olsa sueda olmak bana ait olacak.
sueda benim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: sehpadaki midi klavye (yazar)) imiş. kendi söyledi arkadaşlar
devamını gör...

dur, gitme! bi’ şey diyeceğim.

sakla o masum yüreğini,
zaman gibi sessiz uyu.
pamuktan kalbin solmadan
hayat yüzüne vurmadan,
uyu.

devamını gör...

elbet ayağıma gelecek, pes edeceksin yalnızlığına
bizim gibisi gelmeyecek, yazık etme bi' hiç uğruna
oyalandım dönene kadar
yeminler bozdurur bu dudaklar
sebepsiz sevmişim, anla, ille de sen inatla


senden kaçamadım, iyi ki bırakmadın peşimi
sabaha kadar oyna, at zarları, hileli
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim