kusursuz bir dizi olamayışının sorumlusu kendisi olmayan, yayınlandığı kanala rağmen gelmiş geçmiş en iyi dizi ünvanını alabilecek potansiyelinin %80'ini gerçekleştirebilmiş bir başyapıt.
yayınlandığı kanal (bkz:
cbs) her gün aynı formattaki tv dizilerinden oluşan bir yayın akışına sahipti. suç işlenir, polis gider, görür, çözer ve bitti.
person of interest'e en başta bir dizi olarak şans vermek için bu formata zorladılar. ilk iki sezondaki ''hep aynı şey oluyor'' şikayetlerinin sebebi kanalın dizi senaryosu politikasından kaynaklanıyordu.
üçüncü sezonda diziye gelen reytinglerin iyiliğinden dolayı daha rahat bir çalışma alanı tanındı ve bütçe de az buçuk arttırıldı. bunun hissedilmesi de zaten çok kolay. ilk iki sezonda ''numara çıktı çözdük'' ile biten bölümler ve doğru düzgün işlenebilen tek villain olan (bkz:
root) direkt değişime uğradı. bölümlerde artık ana hikayeye yani machine ile samaritan'ın mücadelesine daha iyi odaklanılıyordu, root ise ana kadroya dahil olarak machine'i tanrısı gören deli ama iş bitirici haline dönüştü. ben kendi adıma dizinin ilk iki sezonunu izlerken bazen telefona falan bakarak bölümleri bitirmiş olsam da üçüncü sezonun ilk bölümünden itibaren dizinin dönüştüğü şeye diyecek ''muhteşem'' harici bir lafım yok.
tabii bu üçüncü ve dördüncü sezonlar gerçekleşirken yayınlanılan kanal reytinglerde düşüş olduğu için son sezonu yapıyorsunuz bölümü de az tutun diye bir anda dizinin fişini çektiği için yapılabilecek efsanevi finallere engel olsa da yapılmış final de hiçbir zaman beni hayal kırıklığına uğratmadı.
dizi bittiğinde finch, reese ve hatta machine'i bile ne kadar sevdiğimi fark ettiğimde ''vay anasını'' demiştim. reese babanın son sahnesini gömlek ya da ceket ne varsa onun düğmelerini ilikleyerek izlerim hala.
izlemeyi düşünen, başlayıp da ilk iki sezonda bırakan varsa kesinlikle izlesin. pişman olmaz. hiçbir şeyi sevemeseniz fusco reisin espirilerine gülersiniz.
devamını gör...