armysuzy yazar profili

armysuzy kapak fotoğrafı
armysuzy profil fotoğrafı
rozet
armysuzy (baş editör) (düşes)
karma: 29549 tanım: 1756 başlık: 297 takipçi: 268
i'm busy peasy lemon squeezy

son tanımları


melis birkan'ın evlenmesi

bir yeni düşman kazandın aras aydın şimdi sen düşün.
düşmanı uzakta arama bir yukarda.
devamını gör...

normal sözlük gartic.io etkinlikleri

şampiyonlar ligi gibi bir etkinlikti ama elbette birinciler belliydi.s
(bkz: armysuzy) (bkz: aziz varvara alekseyevna)

kitap edebiyat kulübü başkanları gartic'de de yeteneğini gösterdi. kulübümüze katılmak için hasdhdsa
şaka şaka.
devamını gör...

mazhar osman

türkiye'de modern ruh sağlığı hastanesi denince akla gelen ilk kişi olsa da amacı hiç de hastaları tedavi etmek olmayan kişi.

''sağlam eller, düzgün kafalar bir cemiyetin sermayesidir. halbuki hasta kollar, çarpık kafalar kuru kalabalıktır, ondan da fena... devlet bütçesinden bu işe yaramaz sakatları beslemek için büyük fedakarlıklarda bulunur''
sözlerinin sahibidir. zaten bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesi de yanlış bilmiyorsam ilk kurulduğu zaman gözden uzak bir yapıydı. hastaları iyice soyutlamak, kurumsallaştırmak, adeta robot haline getirmek için olsa gerek.
devamını gör...

sözlük ekibince yaşatılan mağduriyet

olmayandır. üç olay da birbirinden bağımsız ve anlatıldığı gibi değil aslında.

1- kulüp başkanı, yazar arkadaşın öneri ve eleştirilerinden sonra kulübün bünyesinde böyle bir kanal açılabileceğini söyledi. yazar arkadaş sağlıklı yaşam kulübü ile kendi amaçladığı kulubün alakasız olduğunu dile getirdiğinde ise "eğer ayrıca açılmazsa, kulüp bünyemizde açarız" dendi. bence bu fedakarlıktır çünkü kulüp açmak için belli bir sayıya ulaşmak gerekiyor. ve en önemlisi, yeni bir kulüp açılmak isteniyorsa bunun muhatabı kulüp başkanı değildir. çünkü kulüp başkanının getirebileceği tek çözüm, kulüp bünyesinde yeni bir kanal açabilmektir. yetkisi sınırlıdır.

2- özel mesaj paylaşmak kişinin izni olsa da yasak, bunu herkes biliyor. kartal gözlerimle yazarın özel mesaj paylaştığını gördükten sonra uyarıda bulundum. bunu açıklamaya bile gerek yok aslında da hadi açıklamış olayım.
(bkz: normal sözlük formatı ve kuralları).

3- mod arkadaş, yazarı istediği kulüpten çıkaracakken yanlışlıkla kanaldan çıkarmış. ve sanırım bu yanlışlık daha sonrasında yazar arkadaşa açıklanmış.

hülasa, kulüp açamazsın denmesi gibi bir durum yok ortada. bir şeyi tek taraflı okuyup bir kanıya varmamak gerek. bence açıklama yapmayı gerektirecek bir olay değil lakin kulüp başkanı bu kadar anlayışlı davranmışken üzerine oynanması ve haksızlık yapılması gönlümü rahatsız etti.
bu tanımımla olayı kapatmış olayım.
devamını gör...

travma ve iyileşme

travmatik stres üzerine çalışmalarda bulunan psikiyatr judith lewis herman'ın 1992 yılında yayımladığı ve post-traumatic stress disorder yani travma sonrası stres bozukluğunu ele aldığı eseri. kitap, savaş sonrası askerlerin, tecavüz mağdurlarının ve ev içi şiddete maruz kalanların yaşadığı travma sonrası stres bozukluğuna odaklanıyor.
devamını gör...

anormal

bir davranışı anormal olarak adlandırabilmemiz için birçok kritere bakmamız gerekir çünkü birini anormal yapan tek bir davranış yoktur.
kişinin öznel acısı, uyum sağlayamaması, istatistiksel olarak nadir olması, toplum normlarını ihlal etmesi, çevrenin rahatsızlık duyması, tahmin edilemeyen aniden gelişen davranışlar olması, mantıksız olması ve son olarak tehlike arz etmesi gibi birçok kritere bakılır.

tek bir kritere bakamayız. dahilik istatistiksel olarak nadirdir, fakat anormal değildir.
insanların evlenmeden cinsel ilişkiye girmesinden ötürü öldürülmesi birçok toplumda anormal bir davranıştır lakin kültürel olarak yatkın olan bölgelerde bu davranış anormal gözükmeyebilir. çünkü sosyal normlar kültürel olarak spesifiktir.
kişinin öznel acı bildirimi önemli olsa da buna da güvenemeyiz. narsistler ve bipolar duygudurum bozukluğuna sahip kişiler sorunlarını dile getirmez çünkü onlar için ortada zaten bir sorun yoktur.

peki nasıl bir davranışa anormal diyebiliriz?
örneğin, okb hastası kişi eğer işine ritüellerini tekrar tekrar yapmasından ötürü geç kalıyorsa, bu anormaldir. kendisi bu durumdan rahatsızdır ve öznel bir acı vardır. okb hastalarının çevresi de bu durumdan hoşnut değildir. ve önemlisi, bu davranışı günlük aktivitelerini büyük ölçüde kısıtlıyordur.
devamını gör...

mudanya'da köpek katliamı

bu başlığın altında bile köpek tarafından ısırılan birinden bahsediliyorsa saf kötüsünüzdür. ısırıldı diye ne yapılsın tüm köpekler zehirlensin mi? köpek sorunu ile yavru köpekleri zehirlemenin ne mantığı var, bu saf kötülük göremiyor musunuz? her rahatsız olduğumuzu öldürelim o zaman.

saldırgan köpekler için farklı bir çözüm getirilsin, insanlara bir şey olsun demiyorum bunu zaten kim ister fakat böyle zehirlemek çözüm değil sadece insanların içlerindeki şeytanı dışarı yansıtma biçimi. bir de işin sonu bu falan deyip normalleştirmeye çalışanlar var. insanlıktan nasip almak önemli tabii.
devamını gör...

başlıklar orijinal ismi ile açılmalıdır

orijinal deyince tek akla gelen ingilizce oluyor fakat sırf orijinal diye farsça ya da çince bir başlık açılsa kim anlayacak ya da bilecek? en yaygın hangisi biliniyorsa onun başlığı açılır.

mesela kore dizi veya filmleri en yaygın ingilizce şekliyle bilinir. ne korecesi ne de türkçesi bilinir. orijinal şekliyle açılsın denirse korece alfabesi hangıl'ı kullanmamız gerekir. kaç kişide korece klavye yüklü? romanization şeklinde açılsın denirse de bazı harflerin ağızdan çıkış şekli çok farklı ve bunun latinceleştirilmiş halleri yanlış olabiliyor. lütfen geniş çapta düşünelim.

edit: 악마판사'da ilk kısımda n harfi yok. angmapansa diye okunmaz, doğrusu ag*mapansa'dır.
''악'' burada a ve g harfi var ki o da k-g şeklinde okunur. yani işte patlamaya başlıyor bile sistem. romanization pişmanlıktır.
devamını gör...

partly cloudy

başlığı düzenlemek ve konusunu yazabilmek için izlediğim, kısa ama tatlı anlatımıyla hoş bir kısa animasyon filmi.

çocuklara leyleklerden geldin demek pek hoş bir cevap değil aslında, bu yüzden kanıt niteliğinde bu animasyonu izletmek gelişimleri açısından yapılmaması gereken bir davranış fakat sadakati, arkadaşlığı ve birinin farklılıklarına rağmen sevgiyi hak ettiği gerçeğini aşılamak için izletilmesi gereken bir animasyon. animasyon, yukarıda da belirttiğim gibi bulut gus ve onun sadık dostu teslimatçı peck'i konu alıyor.
devamını gör...

fyodor mihayloviç dostoyevski

güzel genç bir anne ve katı kuralları olan cimri bir askeri cerrah babadan oluşan ailenin 2. çocuğu olarak 1821 yılında moskova'da dünyaya gelir dostoyevski. bu genel bilgileri zaten internette kolayca bulabilirsiniz. bugün dostoyevski'nin hayatını ve eserlerini, sigmund freud'un psikodinamik bakış açısı ve kuramları bağlamında inceleyeceğim.

odaklanmamız gereken ilk nokta, dostoyevski'nin çocukluğunda daha sonrasında kendisini sara nöbetlerine bırakan, ölüm nöbetine benzer nöbetler geçirmesidir. bu nöbetler, babasını pek sevmemesinden ve hatta oedipus kompleksi'nden ileri gelen, babaya duyulan nefretten ötürü gerçekleşir. babasına nefret duyup onu öldürmek ister ve bunun yanlış olduğunu bildiğinden kendisini bu tarz nöbetlerle cezalandırır. nitekim bilinçsiz bir şekilde bunu eserlerine de yansıtır. yazımın ilerleyen bölümlerinde bu kısımlara da değineceğim.

freud, kişiliğin üç temel yapısı olarak id, ego ve süperego kavramlarını öne sürer. id, bilinçsiz olduğumuz kısımdır. ilkel duygularımız ve arzularımız id tarafından karşılanır. süperego, çocuklukta ailemizden ve çevremizden öğrendiğimiz kurallar ve normlar olarak karşımıza çıkar. ego; id ve süperego arasındaki çatışmayı dengelemeye çalışan rasyonel kısımdır (schultz and schultz, 2017). bu bilgiler ışığında:

dostoyevski'nin 1866'da yayınlanan suç ve ceza kitabı, üniversite öğrencisi rodya raskolnikov'un bir kadını öldürmesi, yani bir suç işlemesi, ardından kendisiyle yüzleşmesi ve kendi iç hesaplaşmasını konu alır. kadını, id'nin karşı konulamaz istekleri yüzünden öldürür. yolda kadını öldürmeyip geri dönmek istemesi ego'nun dileğidir. lakin kadını ilkel bir eşya olan baltayla öldürmesinden anlıyoruz ki, id fazlasıyla güçlü ve baskın olabilmektedir. raskolnikov'un bu cinayetten sonra sara nöbetleri artar. sara nöbeti anahtar kelimemiz. raskolnikov kendisini sara nöbeti ile cezalandırır. tıpkı dostoyevski'nin kendisini bu nöbetlerle cezalandırması gibi. üstelik dostoyevski'nin sara nöbetleri, babası öldüğünde daha da artıp şiddetlenir. çünkü babasının ölümünden kendisini sorumlu tutar.

rivayete göre petersburg savcısı kitabı okuduktan sonra ''bir caninin ruhsal durumunu bu kadar gerçekçi ve ayrıntılı anlatan bir kişinin geçmişinde kesinlikle bir cinayet saklıdır.'' şeklinde açıklama yapar. dostoyevski geçmişte birini öldürdü mü bilinmez lakin babasının ölümünü büyük bir istekle diler, böylece mükemmel bir cinayet hikayesi yaratır. işte tam burada, freud'un savunma mekanizması olarak adlandırdığı sublimation başlığına uğramanızı öneririm.

karamazov kardeşler, ilgisiz, cimri ve katı bir baba olan fyodor pavlovich ile 4 çocuğunun ilişkisini konu alır. kitaptaki baba figürünün adının yabancı olmamasının nedeni, dostoyevski'nin bu kitaptaki baba figürüne kendi adını, fyodor'u vermiş olmasıdır. babasına benzeyen bir karaktere, ya babası gibi olduğunu düşündüğü için kendi adını verdi ya da böyle bir karaktere kendi adını vererek babasına olan nefretini cezalandırmak istedi. kitaptaki karakterler dostoyevski'nin hayatı ve kişiliğiyle büyük bir paralellik gösteriyor lakin burada bahsetmeyeceğim. üzerinde durmamız gereken nokta, babasını öldürmek isteyen çocuğun sara nöbetleri geçirmesi. id'nin karşı konulamaz dürtüleriyle babasını öldürmeyi düşünmüştür ve içinde duyduğu suçluluğu, sara nöbetleri ile geçiştirmeye çalışmıştır.

ayrıca dostoyevski, kitaptaki karakterler aracılığıyla birinin ölümünü istemenin o kişiyi suçlu yapıp yapmadığını ve kötü bir insanı öldürmeye hakkımız olup olmadığını sorgular. tüm bu bilgiler ışığında dostoyevski'nin karakterini, düşüncelerini ve babasını öldürme arzusunu görebilmek için karamazov kardeşler önemli bir kitaptır.

sözün kısası, freud'a göre dostoyevski'nin ölüm nöbetleri ve sara nöbetleri geçirmesinin sebebi, annesine duyduğu arzulardan ötürü ilgisiz ve katı babasının kendisini hadım edeceğini düşündüğünden oluştuğu ''babasını öldürme'' isteğini cezalandırma biçimidir. ölüm nöbetlerinin ceza olarak seçilmesinin nedeni dostoyevski'nin ölmesini istediği birinin varlığıdır (freud, 1928, as cited in psikanaliz açısından edebiyat, 1981). bu görüş, şu çıkarımı yapmamı sağlıyor: dostoyevski babasının ölmesini o kadar çok istedi ki artık onu ölü kabul etti ve belki de bir bakıma ölüm nöbetleri ile onu kopyaladı. çünkü oedipus kompleksi ile birlikte ''babayı idealize etme'' kavramının da bir noktada gerçekleşmesi gerekiyordu.

kaynaklar:
hilav, s. (ed.). (1981). freud-jung-adler: psikanaliz açısından edebiyat (2nd ed.). dost kitabevi yayınları.
kupfersmid, joel. (1995). does the oedipus complex exist? psychotherapy, 32(4), 535-547.
schultz, d. p., & schultz, s. e. (2017). theories of personality (11th ed.). cengage learning.
devamını gör...

çevresinden yardım istemeye utanan adama yapılan yardım

çevresinden yardım istemeye utanan bireye şovlar eşliğinde, herkese ''bakın yardımcı oluyoruz'' mesajını vermek için düşüncesizce yapılan yardım. kötü niyet barındırıyor, hiçbir farkındalığı yok.
iyilik veya yardım sessizce yapılmadığı taktirde bir anlamı olmuyor. kendinizi yüceltmek için başkalarını utandırmaya hakkınız yok.
devamını gör...

bilgisayar oyunlarının erkekleri öldürmeye teşvik etmesi

araştırma sonuçları ve kanıt olmadan böyle bir çıkarımda bulunmak yanlış.
evet, çocukların şiddet eğilimini ve asosyalliklerini artırabilir. nitekim çocukların hacıyatmaza şiddet uygulayan yetişkinin hareketlerini daha sonrasında hacıyatmaza aynen yansıttıkları yani önlerinde bir model olduğunda bunu sorgulamadan taklit ettikleri bilinen bir gerçektir ve deneyler de yapılmıştır (bkz: bobo doll deneyi).

lakin, öldürme eyleminin gerçekleşmesinin biyolojik, psikolojik ve sosyolojik birçok nedeni olabilir. zaten ülkemizde bunlar araştırılmadığından ve önüne de geçilmeye çalışılmadığından bu durumdayız.

sözün kısası, asosyalliği ve şiddete eğilimi artırabilir, cinayete teşvik ise alakasız, özellikle önemli çok farklı neden varken (erkekler hakkında başlık açıldığı için, bazı önemli nedenler: cinsiyet rolleri, güvencesiz erkeklik, 'erkeklik kavramı' vb.) fakat erkek, kadın, çocuk ayırt etmeden her kategoride şiddetin artmış, tahammülün azalmış olması da bir gerçek. insanlarla iletişim kuramıyorsunuz hemen parlıyor, saçma triplere giriyorlar.
devamını gör...

sevinj.stories

hocalı katliamı için instagram'da yapılan proje şeklinde bir başlık açacaktım fakat hesabın başlığının açıldığını görünce buraya yazmak istedim.

insanlığın kara lekesi; yapılan savaşlar, çocukların gözlerinde oluşan yaşlar, suçsuz yere alınan canlardır. hocalı katliamı/soykırımı bunlardan biridir ve unutulmasın, herkes bu insanlık dışı olayı görsün, farkında olsun diye "eğer o zamanlar bir çocuğun instagram hesabı olsaydı ne olurdu?" sorusuyla birlikte katliama adım adım giden, 1992 yılında 9 yaşındaki bir kız çocuğunun şubat ayının başından 26 şubat gecesine kadar yaşadıklarını vlog şeklinde çekip paylaştığı videolardan oluşan bir proje bu.

yaşama sevinciyle dolan, ailesiyle mutlu bir şekilde yaşarken belki de her şeyden habersiz, terslikleri hisseden ama anlam veremeyen ve o acı sonu yaşayan bir kız çocuğu ve ailesi.. video gerçek değil belki fakat olay gerçek hatta daha da acımasız bir gerçek. dedenin de dediği gibi silahsız ve suçsuz bir eve silahla girmek utançtır hatta namussuzluktur. insanların yaşadığı yere girip onları yurtlarından etmek de öyledir.

"saksağanı (kötülüğü) vur vurabilirsen ama unutma, bülbülü öldürmek günahtır." bülbülle birlikte masumiyet, dürüstlük, sevgi ve umut ölür!
devamını gör...

çift sayıların tek sayılara göre daha olumlu hissettirmesi

uzaktan örnek vermeye gerek yok, 22.02.22 mesela, şu uyuma, tatlılığa bakar mısınız?
bir de 23, 19 gibi sayılara bakalım; uyumsuz ve çirkin.

t: nedensiz oluşan his. okb ile karıştırılmamalı. tek sayıların uğursuzluk getireceğine inanmıyorum ya da beni rahatsız etmiyorlar lakin çift sayılar göze daha hoş geliyor.
devamını gör...

kasiyer (kitap)

yazarlığın yanı sıra yarı zamanlı kasiyerlik yapan sayaka murata'nın, ''normal olmak'' kavramıyla, toplumun bireyler üzerindeki cinsiyete göre farklılık gösteren baskısını dile getirdiği kitabı.

''lütfen, normal ol artık.'' tamam, normal olayım ama nedir normallik? arkadaşına şiddet uygulayan bir çocuğu düşünelim, eğer ailesinden şiddet görüyorsa bu anormal değildir başkalarına göre. anlaşılabilirdir, vicdan rahatlatır. 36 yaşına kadar yarı zamanlı kasiyerlik yapan bekar bir kadın eğer ailesindeki sağlık sorunlarından ötürü yarı zamanlı işte çalışıyorsa bu normaldir. lakin sırf kendisi istiyor, kasiyerlik sayesinde başkalarının gözünde ''normal'' olabiliyorsa, bu anormaldir. bu yaşına kadar ne yapmıştır? yaşıtları evleniyorken bekar olması ve yarı zamanlı işte çalışması normal midir? evli bireyleri ele alalım şimdi de. yaşıtları çocuk sahibi olmuşken kendisi yerinde sayıyorsa, normal değildir.

normal olmayan şeyler tuhaftır. toplumun tuhaflığa tahammülü yoktur.

bir şey tuhafsa, insanlar çamurlu ayaklarıyla girip o tuhaflığın nedenini çözme hakkını kendinde buluyor. bu beni fazlasıyla rahatsız ediyor; sinir bozucu, küstahlıktan başka bir şey değil. (s. 49)

her anlamda basit ve akıp giden bir kitap. toplum eleştirisini de, cinsiyetler üzerine yapılan baskıların dengesini de basitçe, laf sokmaya çalışmadan, olduğu gibi aktarıyor yazar. bu yüzden çok beğendim. erkek de kadın da toplumdan farklı baskılar görüyor. sadece kadınlara odaklanıp erkek cinsiyetinin genellenerek eleştirilmesi hoşuma gitmiyor ve doğru bir davranış da değil. eleştirilen şeyin yapılması ironik oluyor. sonuçta ''erkeklik'' olarak adlandırılan şey erkekler için de ağır bir yük ve asıl eleştirilecek şey toplumdur. yapılan yanlışlar ''aile'' kavramı altında yapıldığında normal oluyorsa eğer, bir erkek ağlamamalıysa, çevresindekilerinin namusunu korumalıysa, kadın doğuramadığında eksikse, sesli kahkaha atmamalıysa mesela, bu toplumun baskısı ve yanlış kanısıdır. normal olmayan toplumdur.
devamını gör...

karanliktakimum

tanımlarını okurken zamanımı ayırmaktan fazlasıyla mutlu olduğum sözlüğün gerçek yazarlarından biri.
ayrıntılara önem veren insanları gerçekten seviyorum. sevgili karanliktakimum tanımını yaparken araştırdığı başka konulara da değiniyor ve muhakkak o değindiği konular için de zaten öncesinde başlık açmış oluyor. yani yaptığı tanımları okurken kafanızda soru işareti bırakmıyor bence bu çok değerli bir olay ve verdiği emek takdir edilmeli.

kendi adıma teşekkürlerimi iletmek istiyorum bu nickaltı aracılığıyla. emeğine, araştırmana, merakına ve kalemine sağlık.
devamını gör...

albert bandura

''kendinize güvenmek başarıyı garanti etmez, ancak bunu yapmamak başarısızlığı garanti eder.''

burrhus frederic skinner'ın [#1784113] davranışların öğrenildiği görüşüne katılan fakat bir noktada ondan ayrılan psikolog. skinner'ın insanlardan ziyade hayvan konusuna vurgu yapmasını eleştirmiştir. sosyal bağlamın insan davranışı üzerindeki etkisini incelemiştir. skinner'ın pekiştirme-ceza görüşünün aksine davranışın gerçekleştiği bağlamın daha önemli olduğunu söylemiştir. tabii pekiştirmelerin ve cezaların bir davranışın ortaya çıkma/çıkmama olasılığını artırdığını bandura da savunur.

diğer insanların davranışlarını gözlemlemek öğrenmede etkilidir. evet bir pekiştirme vardır, gözlemleyerek dolaylı pekiştirme yoluyla öğreniriz.

bobo doll deneyi
deneyi detaylarıyla anlatmayacağım çünkü sonucuna odaklanmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. bir yetişkinin hacıyatmaza agresif davranışlarda bulunduğunu gözlemleyen çocuklar benzer şekilde agresif davranışlar sergilemişlerdir.

araştırmalar, bir kişinin bir davranışı normal bağlamda bastırdığını veya engellediğini, bir modelin etkisi altında bu davranışı daha kolay gerçekleştirebileceğini göstermiştir. örneğin: uçuşunuz var ve 3 saatliğine ertelendi. içinden hayal kırıklığına uğrayan yolcular, bir yolcunun görevliye bağırmasıyla içindeki agresifliği göstermeye başlar. ülkemizde ne yazık ki sık rastladığımız bir başka örnek ise, bir kadına sırf giyinişinden ötürü saldırgan davranışlarda bulunan kişilerdir. ülkemizde yaygın olan bu davranış birçok kişi tarafından yapıldığı için, başka birisinin sergilemesi de kolaydır.
devamını gör...

bae suzy

dün yeni şarkısı çıkan sanatçı. ilk defa bu tarz bir eserle geri dönüş yaptığından kulaklarımdan kalpler çıkarak dinledim.
spotify
devamını gör...

sözlükte alınan en güzel mesaj

emek vererek yazdığım yazının beğenilmesiyle ilgili bir mesaj aldığımda çok mutlu oluyorum. aslında eksik ifade ettim, okunup bir dönüş yapıldığında mutlu oluyorum demek daha doğru olacak. beğenilmesi şart değil, fikir belirtilmesi yetiyor. sonuçta yazmak ve okumak için buradayım ve birinin yazdığım tanımı zaman ayırıp okuması, beğenmesi/fikir belirtmesi ve bir kez daha zaman ayırıp haberdar olmamı sağlaması benim için değerli. en seçmem, bu tarz nadir mesajların hepsi güzel benim için. teşekkür ederim.

t: yazarların aldığı ve hoşuna giden mesajı ifade ettiği başlık.
devamını gör...

burrhus frederic skinner

''bana bir çocuk verin ve onu herhangi bir şeye/istediğim şeye dönüştüreyim.''

ana varsayımları, metodolojisi ve sample'ları önceki bahsettiğim teoristlerden [sigmund freud, alfred adler #1676313, karen horney #1682502, carl gustav jung #1777253, abraham maslow #1777486, carl rogers #1779357] niteliksel olarak farklı olan psikolog.

kişiliği anlamanın tek yolunun gözlemlenebilen davranışlarla çalışmak olduğunu belirtmiştir. bir davranışın nedenine ve bu davranışın olası sonuçlarına bakmak önemlidir.

gelelim çocukluk zamanlarına ve aile hayatına. çalışkan, katı, kendisini tanrı'dan korkması için sürekli uyaran bir aile ortamında çocukluğunu geçiriyor skinner. yetişkinliğinde bir gün katedral ziyaretinde bulunuyor ve uygunsuz davranış olduğu için mezar taşlarına basmamaya özen gösterdiğini fark ediyor. çünkü küçüklüğünde mezar taşlarına basmanın cezasının cehenneme gitmek olduğu söylenmiş kendisine. işte o ünlü pekiştirme (reinforcement) ve cezanın (punishment) bireyin davranışını etkilediği teorisi bu deneyimden gelir. bir hayvanın veya insanın farklı pekiştireç türleri ile hemen hemen her eylemi gerçekleştirmek üzere eğitilebileceğini belirtir.

edimsel koşullanma'dan da bahsetmek lazım lakin zaten yazmışım zamanında*. başlığa tıklayarak ulaşabilirsiniz ihihi.

bir de pekiştirme programı (schedules of reinforcement) dediğimiz bir şey var. davranışların ara sıra veya rastgele pekiştirilse de devam edeceğini vurgular. 4'e ayırırız.
1- sabit aralıklı pekiştirme [a fixed-interval schedule]: pekiştirme ilk tepkiden sonra sabit bir zaman aralığı geçtikten sonra sunulur.
örnek: iki haftada bir derste quiz yapılması. kişi quiz olacağını bildiğinden o süreçlerde katılım sağlar lakin zaman aralığı sabit ve öngörülebilir olduğundan, kişi genellikle programda belirlenmeyen zamanlarda üretken olmak için çabalamaz.
2- sabit oranlı pekiştirme [a fixed-ratio schedule]: pekiştirme belirli sayıda yanıttan sonra sunulur.
örnek: 10 kahve satın aldıktan sonra ücretsiz 1 kahve alma hakkı kazanmak.
3- değişken aralıklı pekiştirme [a variable-interval schedule]: pekiştirme tahmin edilemeyen bir süre geçtikten sonra sunulur.
örnek: patronun performansı olumlu etkilemesi için bir anda işçilerini yemeğe çıkarması.
-alkol problemi olan bir babanın tahmin edilemeyen bir zamanda çocuğunun başını okşaması. sevgi ve ilgi sabit bir temelde verilmediği için ne yazık ki çocuğun stresli hissetmesine sebebiyet verebilir.
4- değişken oranlı pekiştirme [a variable-ratio schedule]: pekiştirme öngörülemeyen sayıdan sonra sunulur.
örnek: kumar bağımlılığı. kaç denemeden sonra kazanacağı belli değildir.

hazır pekiştirmeden bahsetmişken, pozitif ve negatif olarak ikiye ayrıldıklarına da kısaca değineyim.
pozitif pekiştirme: davranışın tekrar ortaya çıkma olasılığını artıran pekiştirici uyaranın eklenmesidir.
negatif pekiştirme: davranışın tekrar edilme eğilimini artırmak için ortadan bir şey kaldırılmasıdır.

ceza da aynı şekilde ikiye ayrılır.
pozitif ceza: davranışın sıklığını azaltmak için caydırıcı uyaran eklenmesidir. örneğin: yanlış davranıştan sonra çocuğa vurmak. burada dikkat edilmesi gereken şey vurma eyleminin eklenmiş olmasıdır. pozitif ceza diyoruz fakat olumlu bir ceza anlamında değil.
negatif ceza: hoş olan uyaranın kaldırılmasıdır. örneğin: eve geç gelen çocuğun telefonunu almak.
devamını gör...
devamı...

Normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
portakal radyo & dergi renk modu sözlük kütüphanesi online yazarlar kulüpler yazarak kitap kazan puan tablosu sıkça sorulan sorular yönetim kadrosu istatistikler iletişim