1.
sevr antlaşması
1. dünya savaşı sonunda mondros ateşkes antlaşması imzalanıyor fakat osmanlı’nın topraklarını kendi aralarında bölmek hayli uzun sürdüğünden henüz barış antlaşmasını hazırlamıyor itilaflar. mondros’un 7. maddesi resmen işgallere açık izin olduğundan mustafa kemal atatürk “beyni yakan zehir”e benzetiyor. ateşkes imzalanmasına rağmen ülkenin dört bir yanında haksız işgallere devam ediliyor. izmir işgali’ne tepki göstereceği düşünülen kişiler damat ferit tarafından görevden alınıyor. halk ise sakin olsun diye nasihat heyetleri kuruluyor.
sonra ata’m ne yapıp edip 9. ordu müfettişliğine gelerek aldığı yetki ile 16 mayıs 1919’da kayserili ismail hakkı durusu kaptanlığında, bandırma vapuru ile samsun’a çıkıyor ve milli mücadeleyi başlatıyor. istanbul hükümeti tarafından ilk çağrılışında zaman kazanmak için “gelmek isterim ama bandırma vapurunun kömürü yok” cevabını veriyor. ikinci çağrılışında ise “istanbul, anadolu’ya egemen değil tabi olmak zorundadır” diyerek resti çekip istifa ediyor. kazım karabekir’e atatürk’ü yakalama emri verilse de sağ olsun, ben ve 15. kolordum emrinizdeyiz gibi bir cevapla bağlılığını gösteriyor mustafa kemal paşa’ya. bu süreçlerde anadolu’da akıl almaz katliamlar yapılıyor yunanlar ve ermeniler tarafından. örneğin adana’da her girdikleri evleri yakıyorlar. insanlar yaşlı ailelerini bırakarak kaçmak zorunda kalıyorlar. biraz uzaklaştıktan sonra içlerinde yaşlı anne babalarının olduğu evin yakılmasını kim bilir nasıl bir acıyla karşılamışlardır. tabii bu saldırılara anadolu’da direniş gösteriliyor ancak pek yeterli olmuyor. bu süreçte 1. tbmm kuruluyor ve işgallere sessiz kalan istanbul hükümeti, tbmm’nin kurulmasına karşılık çıkarılan bazı isyanların arkasındaki isim oluyor. isyanlara önlem alınıp istiklal mahkemeleri kuruluyor derken taslağı san remo konferansı’nda hazırlanan sevr antlaşması‘nı osmanlı adına imzalamak için önce tevfik paşa gidiyor fakat şartlar çok ağır olduğundan daha doğrusu resmen ülkeyi elleriyle itilaflara veren bir antlaşma olduğu için imzalamadan geri dönüyor. imzalanmadığını gören ingiltere, yunanistan’a işgallerin hinterlandını genişletmesini emrediyor. bunun üzerine istanbul’da saltanat şurası toplanıyor ve şura’da sevr imzalanmamalı diyen tek kişi topçu feriği rizeli rıza paşa oluyor. tabii ki kendisi dinlenmiyor ve istanbul hükümeti adına:
- bağdatlı hadi
- reşat halis
- rıza tevfik
adlı 3 kişi, fransa’nın sevr kasabasında imza atıyorlar.
sevr’i çok kısa özetleyecek olursak ülkenin birçok toprağı ingiliz, fransa, italya ve yunanistan arasında paylaşılacak olmasıyla birlikte istanbul’da istedikleri gibi işgal çıkarabilecekleri (azınlık hakları korunmazsa -yersen-), boğazlar’da türk’ün olmadığı komisyon kurulması, kapitülasyonların genişletilmesi gibi maddeler de yer alıyor.
mustafa kemal atatürk, silah arkadaşları ve ülkeyi kurtarmak için en ufak hakkı geçen herkesten allah razı olsun. onurumuzu, gururumuzu, şerefimizi, namusumuzu, dilimizi, dinimizi, özgürlüğümüzü kurtardılar. vatan hainleri ülkeyi satarken milli mücadele kahramanları ülkemizi kurtarmak için çok emek verdi. insan düşmanın yaptıklarını bu bizden değil deyip bir nebze hazmeder de, kendi milletinden kişilerin ülkeyi gözden çıkarıp, hainlik yaparak sevr’i imzalamaları eminim ülkemizi kurtarmaya çalışanların çok gücüne gitmiştir. sevr’i etkisiz kıldığınız ve onlarca emeğiniz için hakkınız ödenmez. yattığınız yer incitmesin.
sonra ata’m ne yapıp edip 9. ordu müfettişliğine gelerek aldığı yetki ile 16 mayıs 1919’da kayserili ismail hakkı durusu kaptanlığında, bandırma vapuru ile samsun’a çıkıyor ve milli mücadeleyi başlatıyor. istanbul hükümeti tarafından ilk çağrılışında zaman kazanmak için “gelmek isterim ama bandırma vapurunun kömürü yok” cevabını veriyor. ikinci çağrılışında ise “istanbul, anadolu’ya egemen değil tabi olmak zorundadır” diyerek resti çekip istifa ediyor. kazım karabekir’e atatürk’ü yakalama emri verilse de sağ olsun, ben ve 15. kolordum emrinizdeyiz gibi bir cevapla bağlılığını gösteriyor mustafa kemal paşa’ya. bu süreçlerde anadolu’da akıl almaz katliamlar yapılıyor yunanlar ve ermeniler tarafından. örneğin adana’da her girdikleri evleri yakıyorlar. insanlar yaşlı ailelerini bırakarak kaçmak zorunda kalıyorlar. biraz uzaklaştıktan sonra içlerinde yaşlı anne babalarının olduğu evin yakılmasını kim bilir nasıl bir acıyla karşılamışlardır. tabii bu saldırılara anadolu’da direniş gösteriliyor ancak pek yeterli olmuyor. bu süreçte 1. tbmm kuruluyor ve işgallere sessiz kalan istanbul hükümeti, tbmm’nin kurulmasına karşılık çıkarılan bazı isyanların arkasındaki isim oluyor. isyanlara önlem alınıp istiklal mahkemeleri kuruluyor derken taslağı san remo konferansı’nda hazırlanan sevr antlaşması‘nı osmanlı adına imzalamak için önce tevfik paşa gidiyor fakat şartlar çok ağır olduğundan daha doğrusu resmen ülkeyi elleriyle itilaflara veren bir antlaşma olduğu için imzalamadan geri dönüyor. imzalanmadığını gören ingiltere, yunanistan’a işgallerin hinterlandını genişletmesini emrediyor. bunun üzerine istanbul’da saltanat şurası toplanıyor ve şura’da sevr imzalanmamalı diyen tek kişi topçu feriği rizeli rıza paşa oluyor. tabii ki kendisi dinlenmiyor ve istanbul hükümeti adına:
- bağdatlı hadi
- reşat halis
- rıza tevfik
adlı 3 kişi, fransa’nın sevr kasabasında imza atıyorlar.
sevr’i çok kısa özetleyecek olursak ülkenin birçok toprağı ingiliz, fransa, italya ve yunanistan arasında paylaşılacak olmasıyla birlikte istanbul’da istedikleri gibi işgal çıkarabilecekleri (azınlık hakları korunmazsa -yersen-), boğazlar’da türk’ün olmadığı komisyon kurulması, kapitülasyonların genişletilmesi gibi maddeler de yer alıyor.
mustafa kemal atatürk, silah arkadaşları ve ülkeyi kurtarmak için en ufak hakkı geçen herkesten allah razı olsun. onurumuzu, gururumuzu, şerefimizi, namusumuzu, dilimizi, dinimizi, özgürlüğümüzü kurtardılar. vatan hainleri ülkeyi satarken milli mücadele kahramanları ülkemizi kurtarmak için çok emek verdi. insan düşmanın yaptıklarını bu bizden değil deyip bir nebze hazmeder de, kendi milletinden kişilerin ülkeyi gözden çıkarıp, hainlik yaparak sevr’i imzalamaları eminim ülkemizi kurtarmaya çalışanların çok gücüne gitmiştir. sevr’i etkisiz kıldığınız ve onlarca emeğiniz için hakkınız ödenmez. yattığınız yer incitmesin.
devamını gör...




