yeni tasarım su şişeleri çok hoş olan su markası. çocukluğumda sultan şeklinde su kısmı renkli yazılan çok cringe bir logoları ve sıradan bir şişesi vardı. yeni şişesi çok hoş olmuş. galatasaray ile yaptıkları sponsorluk kapsamında şöyle şişeler çıkartmışlar, bunun dibi mavi olanı ve aslansız versiyonunu düşünün.
bundan yıllar yıllar önce (8 yıl olmuş) o zamanki sevgilim canımın çok sıkkın olduğu bir gece "al bunu dinle, kafan dağılsın, dinledikçe beni hatırla" diye muse'un undisclosed desires parçasını atmıştı. parçada şöyle bir kısım var, "you trick your lovers that you're wicked and divine // you may be a sinner but your innocence is mine" yani diyor ki "seni kendime sakladım"- ehem şaka. "sen ki sevgililerini kötücül ve kutsal biri olduğuna dair oyuna getirirsin, günahkar olabilirsin ama masumiyetin benimdir". canım cidden çok sıkkındı, yani o kadar sıkkın o kadar bıkkındım ki kafamda kara bulutlar dolanıyordu. ne yaptı etti konuyu bel altı muhabbete getirmişti yine *
ben ki yıllardır dijital bir büyücü olarak büyücü ismini kullanmayı çok sevdim, hala da seviyorum. kendimi kötü bir insan olarak tanımlamaktan gocunmuyorum ve utanmıyorum da bundan. 8 sene sonra anladım büyücü ismine laf atmış (hani kötüyüm mötüyüm diyosun, ortamlarda büyücü ayağına yatıyosun ama yerim senin o masumiyetini bebiş çekmiş). hadi hep birlikte dinleyelim.
ayrıca
editus communis #2228255 bizde yalan yok ne kadar sevdiğimize dair
10 yılın ardından yeniden bir araya gelen türk rock grubu. bir araya gelmezden önce de severdim ama bu haberin üzerine daha da kanım ısındı, durup dinlenip şarkılarını gün içinde mırıldanırken buluyorum kendimi. meğer yeri bende çokmuş.
ıraklı bir arkadaşımın "köyden **" getirdiği çay. bildiğimiz siyah çayın içine katıp demleyince muhteşem tat veriyor. tek başına demlemek gibi bir hataya düşmüş getiren arkadaş, kendisi çaykolik olduğu için sorun yaşamadı ama biz türkolar mahvolduk. espresso içemeyip sulandıran amerikalılar gibi çayı sulandırıp sulandırıp 3 gün 1 demlik çay içtik. anca bitti. kıyamadık dökmeye.
nawras marka getirmiş. ben çok beğendim tavsiye ederim.
"ya eskiden böyle bir yayıncı vardı nerde artık? niye çalmıyo?" diye aklıma düşen, 3 haftadır sessiz sessiz beklediğim ama artık sessiz kalamadığım hede.
tuvaletlerde iki tane sifon düğmesi var ya hani şunun gibi
ben bunun bilerek büyük olanına basıyorum. devlet dünyanın suyunu harcarken, harcayan firmaların yaptığına göz yumarken benim tuvalet suyumla dünyanın kurtulacağını söylemeleri inandırıcı gelmiyor. bari bulmak istediğim gibi bırakayım diyerek bol suyla foşur foşur yıkıyorum. pişman değilim anacım.
hijyenik el yıkama dersinde afrikalı bir öğrenciye sınav yapıyorum. "aç suyu" dedim, "başla". öğrenci bir yandan anlatacak bir yandan yıkayacak elini, ben de yaptığı hareketlere göre puan vereceğim. öğrenci de simsiyah afrikalı bir erkek. ağzının içinde bişeyler geveleyerek elini yıkadı çocuk ama ne anlattığına dair en ufak fikrim yok. o kadar uzun şey anlatıyor ki ne ne anlattığına odaklanabildim, ne ne hareketi yaptığına. tek odağım boşa akan su. 10 dakikaya yakın suyu açık bıraktı, elini kuru kuruya sabunladı, bir on dakika da elini duruladı. verdik notunu velhasıl, fakat öğrenci gidince yanımdaki arkadaşla birbirimize bir bakışımız var... sessizce "boşa akıttığın suyu afrikada 1 aile 2 hafta içiyor" der gibiydik. dersten birkaç gün sonra bu olayın konusu açıldı, ikimiz de benzer şeyi düşünmüşüz. korkunç ırkçı insanlarız demek ki (ama ırkçı şakaları seviyorum. komikler).
bugün bile kanunsuzluğun alternatifi olarak insan hakları suçu işlemenin önerildiği canım ülkemdeki bir diğer "kanunları kaldıralım yihuu" önerisidir.
insan hakları evrensel beyannamesinin
1. maddesi "tüm insanlar eşit doğar",
2. maddesi "herkeş eşittir, yasa karşısında dil din ırk vs fark teşkil etmez edemez",
3. madde "yaşamak ve hürriyet, kişinin en temel hakkıdır" der.
yani hani altlarda diplerde de değil, 7 saniyelik odağınızla okuduğunuzda bile denk gelip okuyacağınız bir madde 3. madde. türkiye de insan hakları evrensel beyannamesini imzalayan bir ülke olduğu sürece idam falan gelmez, gelemez.
"öldürülsün" ile "taş taşısın" arasında çok büyük fark olduğunu dilim döndüğünce anlatabildiğimi varsayıyorum zira henüz toplumsal vicdanın "vergilerimizle neden bu suçluları besliyoruz" düşüncesini tartışmaya hazır olmadığımızı düşünüyorum.
akademik figür oluşturmak için kullandığım yapay zekalar içinde şimdiye kadarki en iyisi. okuduğum makalelerdeki "vay anasını avradını bu figürü nasıl hayal edip de yapmışlar lan böyle" dediğim tarzda hayal ediyor, çiziyor, boyuyor, benimle paylaşıyor namussuz.
çöp adam bile çizse gerçi çok fark etmez. hala türk akademisinde powerpointte çizilmiş kutulardan sinyal yolağı anlatan hocalar var. siyah siyah kutular, kocaman çok kollu yıldızlar, garip gurup elipsler yerini bize bırakacak *
temel olarak 3 grupta toplanabilecek çeşitlere sahip olan hede.
endojen enfeksiyonlar zaten bizimle birlikte yaşayan mikropların bir yolunu bulunca hastalık yapması durumu. mesela akut apandisit ile barsakta yaşayan bakteriler steril dokulara geçti diyelim. ya da daha basiti elime kıymık battı derideki bakteriler içeri girdi. bu tarz şeyler.
eksojen enfeksiyonlar dışarıdan aldığımız enfeksiyonlar. mesela tüberküloz kessssssinlikle eksojen bir enfeksiyondur. hastane enfeksiyonları eksojendir. normalde bizimle bir alakası olmayan, bizim üstümüzde içimizde vs yaşamayan bakterinin virüsün enfeksiyon tablosudur. mesela sağlık bilimlerinde bir alanda öğrencisin diyelim. biz laboratuvarı ayarlayıp farklı mikroskoplara farklı şeyleri koyuyoruz, siz de gelip mikroskoplara bakıp geçiyorsunuz ya hani. heh işte senden önceki arkadaşının gözünde ne var bilmiyorum ben, sen de bilmiyorsun. belki gözü kızarıktı, akıntısı vardı, gözünü kaşıyıp oküleri ayarladı. al sana adenoviral keratokonjunktivit.
fırsatçı enfeksiyonlar ise özel bir grup. bunlar herkes olabilir. bizim içimizde yaşayan bakterisi de olabilir, 500t'deki öksüren adamın ağzından saçılan virüs de olabilir. tek şart şu, enfeksiyonun oluştuğu birey bağışıklığı kısıtlanmış (immunocompromised) olmalı. mesela transplant hastaları, kemoterapi alanlar, immün yetersizliği olanlar, aids hastaları vs. toplumun neredeyse yarısı polyoma taşıyıcısı mesela. sağlıklı adama bir şey yapmaz, böbrekte ömür billah latent yaşar ama immün sistem zayıfladığında (mesela aids tablosunda) progresif multifokal lökoensefalopatiye çevirebilir. tam olarak fırsatçı enfeksiyondur bu. ya da mesela normalde barsakta yaşayan bizim zararsız dediğimiz e.coli bakterisi kemoterapiye bağlı nötropeni sonrası bakteriyel epitelyal katmanı geçip steril dokulara geçebilir, hatta kana bile sıçrayabilir (bakteriyemi). normal bireyde böyle bir şey olmaz da, hadi oldu diyelim o e.coliyi nötrofiller peynir ekmek gibi yer. kemoterapi alan hastada nötropeni (nötrofil azlığı) olduğu için sayısal olarak yetersiz kalıp enfeksiyonu kontrol altına alamayabilir bağışıklık sistemimiz. bu da yine fırsatçı bir enfeksiyondur.
tus dus falan böyle antin kuntin şeyleri sormayı sever. konu değil de bakış açısı biraz öyle. fırsatçı enfeksiyonla endojen enfeksiyon farkını bir vakayla sorarlar.
herhangiullah ile sevgili olunmaz bence. düşünsene 2 metre dalyan gibi, sarı saçlı mavili gözlü isveç pasaportlu adamla tanışıp adını sorunca xullah diyor.
radyolara kasıtlı olarak bozuk cd ile şarkıyı ileten grubun şarkısı. kaynak
"ehe bu da bizim serseri serbest stilimiz" demişler ama gerçekten serseri serbest stil miydi yoksa fena çuvalladılar da toparlamaya mı çalıştılar hep aklımda soru işareti kalacak.
detaylı detaylı anlatmaya aşırı üşeniyorum fakat bir ders notu için overview slaytı hazırlamak istedim. bakteriyel virülans faktörlerini şöyle akılda tutarsın böyle yaparsın diye kendisi analoji oluşturunca dedim bunun bi karikatürünü yapsın. verdim promptu, şöyle bir şey yaptı.
mesela bir hikaye yazın, settingini verin, ortamı resmetmesini isteyin. kendi grafik romanınızı yapabilirsiniz. veya benim gibi ders notu hazırlarsınız. ya da tez figürü oluşturursunuz. hepsi olur.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.