buyucu yazar profili

buyucu kapak fotoğrafı
buyucu profil fotoğrafı
rozet
karma: 12558 tanım: 1129 başlık: 172 takipçi: 53
"I'm coming home, Ace."

son tanımları


kingshot

trendyol gibi agresif reklam politikası yüzünden beni kendinden uzaklaştıran mobil oyun. bazen fazla ısrar usandırıyor.
devamını gör...

yazarların açık mı kapalı mı tercihi

eski açık. parası olmayan ya da bilet bulamayan taraftarın karşılaşmayı izlemesine başka hangi tribün izin verir ki.

bir de galatasaray'ın eski açığı var. o bambaşka bir şey. inönü eski açık ne kadar beyefendi ise ali sami yen eski açık o derece holigan ve terörist hissettirir bana. eski açık sarı desene diye kapalı bağırdığında ayağa kalkıp bağırmayan olmazmış, öyle yanarmış taraftar. iyi ki hiçbir zaman böyle fanatik olmadım.
devamını gör...

emret komutanım

yıllar sonra geri dönüp izlendiğine hala güldüren fakat çekim tekniği insanın gözüne gözüne kürdan gibi batan dizi. sanki görüntü ayrı çekilmiş, ses ayrı kaydedilmiş, sonra senkronlanmış gibi. görüntü çekilirken iki karakterin karşılıklı konuşmasında muhtemelen arada sufle verenler var, sesler yerleştirilirken o sufleleri siliyorlar falan galiba. çünkü bazı diyaloglarda, kavgalarda, bağırış çağırışta bir karakter es verip sonra konuşmaya devam ediyor. garip geldi bana yeniden izlediğim bugünlerde.

ayrıca bkz #4076474
devamını gör...

raphael's final act



baldur's gate 3'ün boss savaşlarından biri olan raphael savaşında çalan müzik. bu müziği özel yapan şey, raphael'in yalnızca savaşın düşmanı olması değil, aynı zamanda kendi savaş müziğini söylemesi. şarkı, karakterin kişiliğini mükemmel yansıtıyor. raphael kendisini kendi hikâyesinin başrolü olarak görüyor. savaş bile onun gözünde bir sahne gösterisi. zaten oyun boyunca sürekli teatral konuşuyor, ağdalı laflar, kafiyeler, bişeyler bişeyler.

parça o kadar güzel ki bilerek her runda boşa bekliyorum dinlemek için. "lives, all mortal lives expire" çünkü. keşke tekrar tekrar çalsa savaş boyunca.
devamını gör...

pov

kıs. point of view

kişinin gözünden çekilen videolar pov kategorisi olarak adlandırılır. "bana göre" anlamı değil, bayağı bayağı rayban meta gözlükle çekilen video gibi düşünün (#reklam). mesela bu konuda çok meşhur 2 klip vardır ki nefffffis. bahaneyle izleyelim.



devamını gör...

apc

kıs. article processing charge (makale basım ücreti).

kısaca bir kavramdan daha bahsedeyim, sonra bunun ne derece bela olduğuna geri dönerim. impact factor (if) diye bir skor var. bilimsel dergilerin iyileri bu skoru almak ve yüksek tutmak için varını yoğunu verir. kabaca şöyle bir şey, o dergide yayınlanan makalelerin son 2 yılda aldığı atıf sayısı / 2 yıldaki makale sayısı. o dergide yayınlanan bir makalenin ortalama kaç diğer makale tarafından atıf aldığını gösterir yani (ama sizin yayın için garanti etmez. yani derginin if'i 3 ise sizin yayına 3 atıf gelecek diye şart yok. belki hiç gelmez, belki 5 gelir).

atıf sayısı da okunurlukla doğrudan ilişkili. kimse okumadığı, içinde ne anlatıldığını bilmediği bir yazıya atıfta bulunmaz, "ben bu bilgiyi burada okudum kaynağı bu adamdır" demez. herkes de okuduğu her bilgiye atıf vermez. yani sizin çalışmaya 3 kişi atıfta bulunduysa belki 13 kişi okumuştur.

if ne kadar yüksek olursa dolaylı olarak o kadar çok kişinin okuyacağı varsayımında bulunabiliriz. vitrin gibi bir şey yani. dergiler de if değeri yükseldikçe "e zaten talep çok, herkes makalesini benim dergimde yayınlamak istiyor, o zaman parası olan yayınlar kardeşim" deyip apc ücretlerini allah katına dayandırıyorlar. mesela benim çalışma alanımdaki en en en baba dergilerden ikisinin apc ücreti cell için 11400 usd, nature için 12850 usd. cell apc, nature apc. bir de bunu gelir modeli belleyen bazı yayınevleri var frontiers ve mdpi gibi. doymadınız aç köpekler diyerek sözlerimi noktalamak istiyorum.

böyle.
devamını gör...

modern bilim

sır değildir. çarşaf çarşaf publish edilir, hatta okuyucu kaçmasın rahatça okusun diye çoğu araştırmacı artık open access yayınlıyor çalışmasını. amaç ne? bildiklerimizi halkla paylaşmak. bu hikayedeki tek çıkar grubu bence apc'yi cukkalayan devasa yayınevleri.
devamını gör...

filtre kahve

akademisyenin yakıtıymış efendim bu. hala uyumayıp köppppek gibi ders çalışıyorsam sebebi sensin ey filtre kahve.
devamını gör...

yazarların linç edilme korkusuyla söyleyemedikleri

bence eve gelen ustaya yemek vermek zorunlu olmamalı. ben de çalışıyorum her gün, yediğim yemeğin parasını kendi çalışıp kazandığım paradan karşılıyorum. bir bu, bir de garsona, berber çırağına, valeye falan bahşiş bırakılmasını anlamıyorum.

hani bunlar meslek ya, para kazanıyor ya bu adamlar? neden üstüne işini düzgün yaptı diye ek para veriyoruz ki? ben bugün dersimi anlattım diye veya laboratuvarda test yaptım diye ek para almıyorum mesela. garip.
devamını gör...

osmanlı döneminde sözlük olsaydı alınabilecek nickler

saray büyücüsü.

topkapı da bir saray sonuçta. versailles dışında saraylar da var(mış).
devamını gör...

sultan

yeni tasarım su şişeleri çok hoş olan su markası. çocukluğumda sultan şeklinde su kısmı renkli yazılan çok cringe bir logoları ve sıradan bir şişesi vardı. yeni şişesi çok hoş olmuş. galatasaray ile yaptıkları sponsorluk kapsamında şöyle şişeler çıkartmışlar, bunun dibi mavi olanı ve aslansız versiyonunu düşünün.

www.youtube.com/shorts/IkQK...

normalde ölsem bir pet şişeyle su taşımayacak bana bile şişelerini kullandırıyorlar. heşteg reklam değil *
devamını gör...

yazarların itiraf köşesi

bundan yıllar yıllar önce (8 yıl olmuş) o zamanki sevgilim canımın çok sıkkın olduğu bir gece "al bunu dinle, kafan dağılsın, dinledikçe beni hatırla" diye muse'un undisclosed desires parçasını atmıştı. parçada şöyle bir kısım var, "you trick your lovers that you're wicked and divine // you may be a sinner but your innocence is mine" yani diyor ki "seni kendime sakladım"- ehem şaka. "sen ki sevgililerini kötücül ve kutsal biri olduğuna dair oyuna getirirsin, günahkar olabilirsin ama masumiyetin benimdir". canım cidden çok sıkkındı, yani o kadar sıkkın o kadar bıkkındım ki kafamda kara bulutlar dolanıyordu. ne yaptı etti konuyu bel altı muhabbete getirmişti yine *

ben ki yıllardır dijital bir büyücü olarak büyücü ismini kullanmayı çok sevdim, hala da seviyorum. kendimi kötü bir insan olarak tanımlamaktan gocunmuyorum ve utanmıyorum da bundan. 8 sene sonra anladım büyücü ismine laf atmış (hani kötüyüm mötüyüm diyosun, ortamlarda büyücü ayağına yatıyosun ama yerim senin o masumiyetini bebiş çekmiş). hadi hep birlikte dinleyelim.



ayrıca
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

editus communis #2228255 bizde yalan yok ne kadar sevdiğimize dair
devamını gör...

paptircem

hayatına sena gül olarak devam eden şarkı söyleyicisi. öz ablam.

belki de moderasyon oraya buraya yönlendirme verir. kim bilir.
devamını gör...

model

10 yılın ardından yeniden bir araya gelen türk rock grubu. bir araya gelmezden önce de severdim ama bu haberin üzerine daha da kanım ısındı, durup dinlenip şarkılarını gün içinde mırıldanırken buluyorum kendimi. meğer yeri bende çokmuş.
devamını gör...

kaçak çay

ıraklı bir arkadaşımın "köyden **" getirdiği çay. bildiğimiz siyah çayın içine katıp demleyince muhteşem tat veriyor. tek başına demlemek gibi bir hataya düşmüş getiren arkadaş, kendisi çaykolik olduğu için sorun yaşamadı ama biz türkolar mahvolduk. espresso içemeyip sulandıran amerikalılar gibi çayı sulandırıp sulandırıp 3 gün 1 demlik çay içtik. anca bitti. kıyamadık dökmeye.

nawras marka getirmiş. ben çok beğendim tavsiye ederim.
devamını gör...

paranoyak deli ile delisin delisin

"ya eskiden böyle bir yayıncı vardı nerde artık? niye çalmıyo?" diye aklıma düşen, 3 haftadır sessiz sessiz beklediğim ama artık sessiz kalamadığım hede.

kurtlarımızı dökelim anacım.
devamını gör...

yeşile boya beni

akıllara sebepsizce yeşilçamı getiren dilek, istek, söz öbeği.

devamını gör...

yazarların itiraf köşesi

tuvaletlerde iki tane sifon düğmesi var ya hani şunun gibi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ben bunun bilerek büyük olanına basıyorum. devlet dünyanın suyunu harcarken, harcayan firmaların yaptığına göz yumarken benim tuvalet suyumla dünyanın kurtulacağını söylemeleri inandırıcı gelmiyor. bari bulmak istediğim gibi bırakayım diyerek bol suyla foşur foşur yıkıyorum. pişman değilim anacım.
devamını gör...

yazarların itiraf köşesi

hijyenik el yıkama dersinde afrikalı bir öğrenciye sınav yapıyorum. "aç suyu" dedim, "başla". öğrenci bir yandan anlatacak bir yandan yıkayacak elini, ben de yaptığı hareketlere göre puan vereceğim. öğrenci de simsiyah afrikalı bir erkek. ağzının içinde bişeyler geveleyerek elini yıkadı çocuk ama ne anlattığına dair en ufak fikrim yok. o kadar uzun şey anlatıyor ki ne ne anlattığına odaklanabildim, ne ne hareketi yaptığına. tek odağım boşa akan su. 10 dakikaya yakın suyu açık bıraktı, elini kuru kuruya sabunladı, bir on dakika da elini duruladı. verdik notunu velhasıl, fakat öğrenci gidince yanımdaki arkadaşla birbirimize bir bakışımız var... sessizce "boşa akıttığın suyu afrikada 1 aile 2 hafta içiyor" der gibiydik. dersten birkaç gün sonra bu olayın konusu açıldı, ikimiz de benzer şeyi düşünmüşüz. korkunç ırkçı insanlarız demek ki (ama ırkçı şakaları seviyorum. komikler).
devamını gör...

cinayet ve çocuklara karşı işlenen suçlara idam gelsin

bugün bile kanunsuzluğun alternatifi olarak insan hakları suçu işlemenin önerildiği canım ülkemdeki bir diğer "kanunları kaldıralım yihuu" önerisidir.

insan hakları evrensel beyannamesinin
1. maddesi "tüm insanlar eşit doğar",
2. maddesi "herkeş eşittir, yasa karşısında dil din ırk vs fark teşkil etmez edemez",
3. madde "yaşamak ve hürriyet, kişinin en temel hakkıdır" der.

yani hani altlarda diplerde de değil, 7 saniyelik odağınızla okuduğunuzda bile denk gelip okuyacağınız bir madde 3. madde. türkiye de insan hakları evrensel beyannamesini imzalayan bir ülke olduğu sürece idam falan gelmez, gelemez.

"öldürülsün" ile "taş taşısın" arasında çok büyük fark olduğunu dilim döndüğünce anlatabildiğimi varsayıyorum zira henüz toplumsal vicdanın "vergilerimizle neden bu suçluları besliyoruz" düşüncesini tartışmaya hazır olmadığımızı düşünüyorum.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim