gevheri yazar profili

gevheri kapak fotoğrafı
gevheri profil fotoğrafı
rozet
karma: 5003 tanım: 388 başlık: 72 takipçi: 126

son tanımları


normal sözlük yazarlarının karalama defteri

ibrahim, "rabbim ölüleri nasıl diriltiyorsun bana göster" deyince: rabbi "yoksa inanmıyor musun?" dedi.
o, "hayır iman ediyorum. fakat kalbim tam kanaat getirsin diye." cevabını verdi.
sonra rabbi ona kuşları eğitmesini ve sonra eğittiği kuşlara kıymasını sonra tekrar yanına çağırmasını söyledi. sonra onların capcanlı ona döneceğini ve kudret sahibi olduğunu söyledi.

bu mektubun en duygu yüklü kısmı kendime: geçmişteki bana; çabasına, özüne, kendine hayran olduğum bana. bazı kısımları da bir delil arayan herkese...

şimdi seni biraz keskin yârlarda gezdireceğim, sen yine de incinmemeye çalış olur mu?

seçilen ayetin manidarlığı üzerinde mıh gibi duruyorum. imanıma, bana olanlara, hallerime, kendime delicesine bir delil aradığım vakitlere gidiyoruz. içimdeki yangınlı sevda uğruna insanı bir dağı tırmanmanın acı verici yalnızlığına, her şeyi gösteren ve gözde küçülten, değersizleştiren yansımasına, her adımda keskinliğin, sızının ve soğukluğun bağrına bastığı, anlaşılmaz, salt, damıtılmış çaresizliğin bağrına bastığı, acıtan ama çok acıtan, yine de yola devam etmek zorunda olduğunu iliklerine kadar hissettiğim bir yola revan olduğumu bilmiyordum. yürüyordum ama bilmiyordum. sadece dönüşmek, değişmek, geri dönmemek zorundaydım. deliriyor gibiydim ama kendimi nedense kaybetmiyordum. çevremde hâl üzere olan, hâlden anlayan kimseler yoktu. zahirdeki her şey bana muhalefet ediyordu, yok sayıyordu, yıkıyordu beni ama kalbim de öyle baskın bir eminlikteydi ki... dönemiyordum, benzeyemiyordum eskiye, diğerlerine.
zahirdeki hayata adapte olamadığım için çok ağlıyordum. anlattıklarım anlaşılmıyordu çevremdekilerce. dermansızdım.
ibrahim duası etmiştim biçare. gece ıssız ve kimsesiz di, ben simsiyah gecede simsiyah taşın içinde simsiyah bir karıncaydım. rabbime fısıltıyla dua ediyordum: "allah'ım, ben sana inanıyorum, bu yaşadıklarıma iman ediyorum, ama ailem, yurdum, tanıdığım her şey karşımda duruyor. zahirle örtüşemiyorum. bana bir delil göster. tıpkı ibrahim'e verdiğin gibi. bana da bir delil göster ya rab." bir vakitten sonra biri o hâlime şahid oldu. şehadet etti. gördü, anladı. bana ne olduğunu anladı ama elinde fazlası yoktu. beni bir yere götürdü. fihi ma fih'in ders ders okunduğu bir yere. mevlânâ'nın o kitapta yazdığı her şey delilim oldu. seyri sülûk diyorlarmış buna: "seyir halindeki kişinin yolculuğu"
"sâlik" deniyormuş seyir halinde olan o kişiye. gönlünde bir yerlerde "allah beni sadece ye, iç, uyu, çalış diye yaratmamıştır. bir sebep vardır, nedir, yaşat bana. talibim sana, senin yoluna, hidayete" gibi ifadeler kullanıp samimane davranışlar, dualar edenler, salih amel işlemeye başlayınca böyle oluyormuş. imanı taklidi'den imanı hakikiye yol... sonra adını duyduğum tasavvuf erlerini aradım, dinledim, anladım ve bekledim, kimse gelmedi. bir sürü gizemli hikayeler anlatıyorlardı ama, kimse gelmedi. onun yerine ben gitmeye başladım. işaretleri anlamaya, kendimi güzel bir ahlak ile ahlaklandırmaya. önüme gelen güzel şeylere uymaya çalışmaya başladım...

sonra ne mi oldu? yine üzülme ama,
ibrahim'e en baştaki ayetten devam edelim:

ibrahim kuşları öldürdü mü bilmiyorum. ama ölmeden önce ibrahim'i öldürdü rabbi.

yangınlı bir yolda yürüttü onu bir vakit. ateşler içinde isyan etmeden, bağrında bir köz taşıyarak yürüttü. çünkü biliyorsun, ayetinde onu "ibrahim gerçekten çok yumuşak huylu, bağrı yanık, kendisini allah'a vermiş biri idi." olarak tanımladı. bağrında köz taşımak, bağrında yangın izi taşımak...
ibrahim kıssasını iyi anlamalısın. aslında kuran'daki her şeyi iyi talim etmelisin.
ibrahim nasıl yandıysa bir yangından geçiyor insan bazen iki bazen üç.. yangınlar bitiyor ama sen köz oluyorsun artık. dışardan değil içerden beslenen bir iman közü..

geçmiş gelecek için yaşanır.
gelecekte bir sen var senden çok başka. emin, emniyetli. ona gidiyorsun. zor ama görünen o ki durum bu.
ellerin başka ele sığmıyor doğru, artık başka elleri avucunda ağırlayacak oldukları için belki. sen yetişirken yetiştirmen de gerekebilir. benim böyle oldu, oluyor. ben yürürken bak, seni de yürürken destekliyorum.

kim olduğun sorusunu aradığın şey ile cevaplamışsın. bir kimliğin yok henüz, oluşacak, açığa çıkacak, zaman ve zemin seni ait olduğun sana, öze, esas benliğine kavuşturacak. bir noktada kimliğine veya olan ve olacak her şeye dair mutmain olursun. tabi sınanmadan olup olmadığını bilemezsin. tüm bu olanlar, bundan.
söylediğin gibi, sessiz hayatında neyim bilmiyorum. bilemiyorum. bilecek miyiz onu da bilmiyorum. bilmeme gerek var mı onu da bilmiyorum. bildiğim bir şey var, bilmediklerimden de razıyım. vakti geldiğinde öğreneceklerimden de. fakat şu an sorarsan, ne yaptığımı, biliyorum. yol gösterici bir ses olabilirim. aracı. rehber. hani gözleri kapalı, karanlık bir alanda ellerin hiçbir şeye temas etmeden düz bir çizgide ilerlemek istersin ama zordur. yönün kayabilir. o noktada biri sana der ki, "hafif sağa, biraz sola, ilerlemeye devam et." işte oradaki, biri. bu doğru tanım mı bilmiyorum, kontrol edemiyorum. bu yaptığımın şeyin safi bir ihtiyaca denk düşmesi lazım sadece.

nakşilere dahil olmuştum 13 yaşında. 19 da ayrılıp gitmiş, 24'ünde kalbi olarak bağlandığım, 27'imde beni kabrinde ağırlayan biri var: münir derman. doğum günümde kabrine gitmek nasip olmuştu. onu sever, sayar, kimsem yoksa bile onum vardır sayarım. şeyhimdir derim ben doğmadan beş yıl evvel dünyadan azad olmasına rağmen. şimdi beslendiğim bir sürü çok kıymetli insan var. anlıyorum ki vakti gelince kendin gibilerle tekamül devam ediyor.
şu şiiri boydan boya dolaştım. yani yaşadım, şimdi sonlardayım:
hiç kimse yok kimsesiz
herkesin var bir kimsesi
ben bu gün kimsesiz kaldım
ey kimsesizler kimsesi

kimse aradığım yollarda
kimsesizlik kimsem oldu
dinsin artık hicranın
kimse aradığım yollar
kimsesiz kimselerle doldu

bazen dilin şükre, hamde, tesbihe gücü yetmez. mübarekler o yüzden şöyle tesbih etmişler:
subhanallahi adede halgıhi
subhanallahi midade kelimâtihi
subhanallahi rıza nefsihî
subhanallahi ziynete arşî

yarattıkların adedince seni tesbih ederim
kelimelerin miktarınca seni tesbih ederim
nefsinin razı olduğunca seni tesbih ederim
altının kıymetince seni tesbih ederim.

son olarak ahvalim, seyretmekle geçiyor. alemi, kendimi, içimdeki sükûnet yeniden yol buluyor gibi elhamdülillahi rabbil âlemin.
selametle.
devamını gör...

otuz yaş üstü random atmak

ironik, ikonik bir gülüşün yazılı ifadesini yaşla sınırlamadan atabilen genç insandır.
devamını gör...

30 yaşında aile kurmamış insan

32 yaşında kuracaktır belki.*
devamını gör...

eşin elini öpmek

aşıksın, hayransın, çok doğru kişi olduğuna şahit oluyorsun, ona hem saygı duyuyor hem hürmet gösteriyor hem de yüceltiyorsun. sen biliyorsun kendini, kıymetli olduğunu. ben çok kıymetliyim sana da çok kıymet veriyorum diyorsun elini öperek...

elini öpmek sadece, alnına koymak değil. ha tabi bu duyguları hisseden insan bayramda seyranda alnına da rahatça koyar tabi.

bazı şeyler şükür meselesi dostlar.
devamını gör...

en ikizler özelliğin

parlak zeka,
rahat iletişim,
kolay sosyalleşme*
devamını gör...

24 haziran 2026 gece 3.26'da acıkmam sorunsalı

bu saatte acıkmak insanı perişan ediyor. hep o günün menüsü başlığı yüzünden. okuya okuya acıktım.
devamını gör...

sözlük kapanırsa en çok etkilenecek yazarlar

35 yaş üstü yazarlardır.
devamını gör...

mecnunum leylamı gördüm

aytekin ataş yorumunu etkileyici bulduğum bir türküdür.

"sandım ki zühre yıldızı,
şavkı beni yaktı geçti.."
devamını gör...

muhyiddin şekur

(muhyiddin shakoor)

kendisine o denli hürmet besliyorum ki, giriş cümlesi ne olsun bilemedim.

şekur, 1944 abd, cleveland - ohio doğumlu psikoterapist, akademisyen, tasavvufçudur. abd'ye köle olarak getirilen, müslüman afrikalılardandır. inancı ile yaşadığı bir dönüm noktası sonucu daha derin bağlar kurmuş ve islam nimetinin hayatındaki ve hayatlarımızdaki olası etkilerini gözler önüne eserleri ile sermiştir.

kendi enfüsi alemini bizlere ışık tutacak şekilde yazıya dökmesiyle; özellikle manen kendimi anlayamadığım, çevrem tarafından anlaşılamadığım dolayısıyla dünyadaki eğreti duruşumun psikolojik buhranlara götürdüğü noktada beni aydınlatmıştır. allah razı olsun.

enfüsi alemini, gelişim sürecini anlattığı üç tane kitabı vardır:
su üzerine yazı yazmak
gölgeler koridoru
mercan resiflerinin ötesi
bunlara ek olarak anlayamadığımız noktaları örneğiyle anlamamızı sağlayan bir de romanı vardır:
yazdan kalan son gül

kitaplarının ingilizce versiyonları da bulunmaktadır.
devamını gör...

ana-yol vs refah-yol vs anasol-d hükümetleri

basit üç adımla anlatılabilir:
öncelikle merkezde rol alan şu detayı bilmek lazım: toplumun görmezden gelinen değerlerine saldırı ayyuka çıktığı için, bu sıkıntılara karşı dik duracak bir parti refah partisi olarak necmettin erbakan öncülüğünde kurulmuştur.

53. hükümet: seçimlerden lider çıkan refah partisi'nin tek başına hareket etmemesi için kurulmuş tampon hükümettir. anlaşmazlıklardan ötürü başarısız olmuştur.

54. hükümet : malumun ilanı niteliğinde yine refah partisi genel seçimlerde birinci çıkmıştır. ancak kendini 'aydın'(!) olarak niteleyen kesimin adil bir seçimi kabul etmemesi ve milletvekili dağılım şartı sebebiyle koalisyon oluşturulmuştur.

55. hükümet(?): tarihe post modern darbe olarak geçen darbeyle halkın seçimini askeri güçle yok sayan bir hükümettir. cumhuriyete sahip çıktığını iddia ederek cumhur çiğnemiş bir darbe rejimidir. o yüzden hükümetten sayılır mı bilemedim.

bu hükümetlerden sosyoloji alanına oldukça fazla mesele çıkar bana kalırsa. özellikle 'millet', 'kutsal', kutsalın çiğnenmesi, darbe rejimlerinin toplumdaki travmatikliği gibi meseleler...

sol kesimin anlayamadığı çok önemli bir mesele var hâlâ: aynı ülkede yaşadığın vatandaşın kutsalını çiğneme hakkının olmadığının bilinci. (nitekim güncel hükümet bu bilinç eksikliğinin nimetinden istifade etmektedir.) kimsenin kimseye bir şey dayatmadığı ve kendi halinde yaşadığı bir dönem de mümkünmüş. ancak iyi ve kötü insan her süreçte kendini belli etmiştir.
aynı şeyleri yaparak farklı sonuç beklemek akıllı olmayanların yapacağı bir şeydir. yani, bu toplumda her kesim ile beraber yaşamanın bir yolunu bulmalıyız.

toplumun korkuyla seçmek zorunda kalmadığı bir ülke olması temennisiyle...
devamını gör...

sözlük yazarlarının gece çektiği fotoğraflar

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendini sevilmeye layık hissetmeyen insan

kendi kendini sevsin, kendi kendine baksın, kendi kendine bol bol yatırım yapsın.

böyle devam ederse her zaman ve zeminde kaliteli bir seveni olur.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının karalama defteri

sevgili kalbim,
her yazımı kendime yazdığımı bilmiyordum. beni o boşluğun ardında bekleyenin yine kendim olduğunu hiç bilmiyordum.
sevgili canım, güzelim, güzidem,
biliyorsun ki salt romantik bir yaklaşım değil bu. bütün varlıklarla bütünleştiğin o bilge parçana bu hayranlığın, hasretliğin.
insan anlayamıyor bir parçası tamamlanmadan esas tamamlanmanın ne olduğunu.

uzakken bile sadık olduğun bir "bilinç"miş tamamlanmak.
devamını gör...

kadınlar neden pembe rengi çok seviyor sorusu

çünkü soft hissettirir. masum hissettirir. keskinlikten, resmiyetten, ciddiyetten, soğukluktan uzaktır çoğunlukla.
içinde bolca feminenlik barındıran kırmızı ile masumiyet barındıran beyaz karışımıdır.

kız çocukları daha çok sever.
devamını gör...

yazarların en sevdiği ekşi meyve

vişne
devamını gör...

biber dolmasının biberini yemeyen insan

dolma içi acı olmamasına rağmen, biberinde acı, damaktaki yumuşaklığı burkan bir tat vardır. bu sebeple zaman zaman bazı insanlar yememeyi tercih etmektedir.

ancak elbette ki burada da bir püf nokta var: içini doldurmadan önce biberlerin içine bir miktar tuz ve karabiber atarak bir tur sallıyoruz.(biberin iç yüzeyine ağırlıklı olarak temas etsin diye)
bu işlem biberin piştikten sonra acı olmasını engelliyor.

ince kabuklu minik sevimli biber bile bu yöntem uygulanmadıkça acı kalır.

bu yöntemle yapılan biber sıcak, soğuk, sabah, akşam mis gibi yenilebilir. soğuk versiyonu ekstra gece yemek yineler için idealdir.
devamını gör...

sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görseller

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

de-ne-me
devamını gör...

japonya denince akla gelenler

chihayafuru
miyazaki
arigato
ohayo

hızlı trenler ve başından sonuna kısa sürede yolculuk yapabilirmişim hissi.
devamını gör...

boğazın kaşınması

bazen viral bir enfeksiyon kapıldığının göstergesi,
bazen bir alerjik reaksiyon,
bazen basıncın kulaklara vurumu ardından oluşan kendini belli etme durumudur.

duruma göre besinlerin geçtiği yemek kanalı duvarlarında damak ve arka diş köklerinde kaşıntı hissedilebilir. bazen alerji durumunda kaşıntı tahriş hissiyle beraber mideye dek uzanabilir.

sonrasında ağırlıklı olarak hasta olunur veya alerjik reaksiyon görülür. duruma göre doktor takibi gerekebilir.

huş ağacı ve çapraz alerji yapan besin gruplar arasında bu durum açığa çıkabilir.

ayrıca nefesle ilgili rahatsızlıklarda da oluşabilmektedir.

(şu an muhtemelen enfeksiyon sebebi ile yaşadığım durumdur. tuzlu su ve elma sirkesi ile yatıştırmayı ummaktayım)
devamını gör...

bir tweet görseli bırak

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim