1.
son tanımları
2.
japonya denince akla gelenler
chihayafuru
miyazaki
arigato
ohayo
hızlı trenler ve başından sonuna kısa sürede yolculuk yapabilirmişim hissi.
miyazaki
arigato
ohayo
hızlı trenler ve başından sonuna kısa sürede yolculuk yapabilirmişim hissi.
devamını gör...
3.
boğazın kaşınması
bazen viral bir enfeksiyon kapıldığının göstergesi,
bazen bir alerjik reaksiyon,
bazen basıncın kulaklara vurumu ardından oluşan kendini belli etme durumudur.
duruma göre besinlerin geçtiği yemek kanalı duvarlarında damak ve arka diş köklerinde kaşıntı hissedilebilir. bazen alerji durumunda kaşıntı tahriş hissiyle beraber mideye dek uzanabilir.
sonrasında ağırlıklı olarak hasta olunur veya alerjik reaksiyon görülür. duruma göre doktor takibi gerekebilir.
huş ağacı ve çapraz alerji yapan besin gruplar arasında bu durum açığa çıkabilir.
ayrıca nefesle ilgili rahatsızlıklarda da oluşabilmektedir.
(şu an muhtemelen enfeksiyon sebebi ile yaşadığım durumdur. tuzlu su ve elma sirkesi ile yatıştırmayı ummaktayım)
bazen bir alerjik reaksiyon,
bazen basıncın kulaklara vurumu ardından oluşan kendini belli etme durumudur.
duruma göre besinlerin geçtiği yemek kanalı duvarlarında damak ve arka diş köklerinde kaşıntı hissedilebilir. bazen alerji durumunda kaşıntı tahriş hissiyle beraber mideye dek uzanabilir.
sonrasında ağırlıklı olarak hasta olunur veya alerjik reaksiyon görülür. duruma göre doktor takibi gerekebilir.
huş ağacı ve çapraz alerji yapan besin gruplar arasında bu durum açığa çıkabilir.
ayrıca nefesle ilgili rahatsızlıklarda da oluşabilmektedir.
(şu an muhtemelen enfeksiyon sebebi ile yaşadığım durumdur. tuzlu su ve elma sirkesi ile yatıştırmayı ummaktayım)
devamını gör...
5.
toplum tetikçisi
toplum tetikçisi:
toplumu çeşitli hassasiyetleri tespit edip uyararak toplumu galeyana getiren bilinmeyen kaynaklardan akan parayla fonlanan tiplerdir. kendi halinde giderken birden zengin olduklarını görürsünüz.
- aslında ülkücü olmayanın türk bile olmayanın ırkçılık yapması,
- aslında muhafazakar olmayanın şiddetle islam'ı savunduğunu iddia etmesi, (rahatça tekfir etmesi)
- aslında kürt olmayanın kürt haklarını savunması,
- aslında kadınları ve hayvanları umursamayanların onları savunma çığırtkanlığı yapması gibi.
halbuki bu insanlar toplumda verilen fonlarla çeşitli şekilde öne çıkarılmış tiplerdir.
bir örnek vermek gerekirse:
feyza altun. kendisi türk ancak iran olaylarında bir de bakıyoruz ki, irandaki protestolara katılıp iran kanallarına demeç veriyor hem de farsça! halbuki kendisi iran halkından değil.
işte bu şekilde toplum tetikçilerine dair uyanık olmamız gerekli.
ülkemiz ülke faydasını gözeterek uzlaşıya hazır olduğunu ifade etti. çünkü komşu ülkeler savaşta. biliyoruz ki israil hiçbir zaman uzlaşıyla durmamıştır. ülkemiz bu konuda doğrusunu yapıyor ancak halk olarak israil ve abd'nin karşısında olma şuurunu her zaman taşımak zorundayız. çünkü bu ikisinin bulunduğu dünyada hiçbir insan güvende değil.
toplumu çeşitli hassasiyetleri tespit edip uyararak toplumu galeyana getiren bilinmeyen kaynaklardan akan parayla fonlanan tiplerdir. kendi halinde giderken birden zengin olduklarını görürsünüz.
- aslında ülkücü olmayanın türk bile olmayanın ırkçılık yapması,
- aslında muhafazakar olmayanın şiddetle islam'ı savunduğunu iddia etmesi, (rahatça tekfir etmesi)
- aslında kürt olmayanın kürt haklarını savunması,
- aslında kadınları ve hayvanları umursamayanların onları savunma çığırtkanlığı yapması gibi.
halbuki bu insanlar toplumda verilen fonlarla çeşitli şekilde öne çıkarılmış tiplerdir.
bir örnek vermek gerekirse:
feyza altun. kendisi türk ancak iran olaylarında bir de bakıyoruz ki, irandaki protestolara katılıp iran kanallarına demeç veriyor hem de farsça! halbuki kendisi iran halkından değil.
işte bu şekilde toplum tetikçilerine dair uyanık olmamız gerekli.
ülkemiz ülke faydasını gözeterek uzlaşıya hazır olduğunu ifade etti. çünkü komşu ülkeler savaşta. biliyoruz ki israil hiçbir zaman uzlaşıyla durmamıştır. ülkemiz bu konuda doğrusunu yapıyor ancak halk olarak israil ve abd'nin karşısında olma şuurunu her zaman taşımak zorundayız. çünkü bu ikisinin bulunduğu dünyada hiçbir insan güvende değil.
devamını gör...
6.
28 şubat 2026 abd ile israil'in iran'a saldırması
tarihteki tüm yahudi devletlerinin ömürleri 80. yıla varmadan bitmiştir.
israil ise vadesini doldurmak üzeredir 80. yıla 2028'de girecektir. ancak, dediğim gibi bir tanesi hariç neredeyse hiçbiri 80 yıl yaşamamıştır. dolayısıyla yıkılışını kendi elleriyle hazırlayan israil'in 2027 sonu 2028 yılı başında yıkılacağı öngörülmektedir.
işin en güzel yanı, bunun bizatihi yahudi gazetelerinde yazıyor olmasıdır.
bu savaş iran israil değil, epsitein dosyalarında açığa çıkan abd ve israilli pedofili, bebek yiyen, çocukları istismar eden bir güruhun dünyaya hüküm sürme arzusunun sonucudur. zira bombalanan ilk yer ergenliğe dahi erişmemiş kız çocuklarının bulunduğu okuldur. bu da, ritüel niteliğinde çocuk kurbanını akla getirmektedir.
bir kanala çıkan sığınak yahudisi, en az 2 hafta önceden bu çocukların öldürüleceğinden haberdar olduklarını açıkça itiraf etmiştir.
artık israil ve abd'nin karşısında durmayan her insanın, bulunduğu toplumdaki siyonist temelli toplum tetikçisi olduğu anlaşılmaktadır.
tıpkı türkiye'den iran'a eylemler için gidip sanki bir iranlı kadın gibi iran kanallarına farsça(!) demeç veren feyza altun gibileri, toplum tetikçisidir.
bu sebeple, uyanık olmamız lazım.
israil ise vadesini doldurmak üzeredir 80. yıla 2028'de girecektir. ancak, dediğim gibi bir tanesi hariç neredeyse hiçbiri 80 yıl yaşamamıştır. dolayısıyla yıkılışını kendi elleriyle hazırlayan israil'in 2027 sonu 2028 yılı başında yıkılacağı öngörülmektedir.
işin en güzel yanı, bunun bizatihi yahudi gazetelerinde yazıyor olmasıdır.
bu savaş iran israil değil, epsitein dosyalarında açığa çıkan abd ve israilli pedofili, bebek yiyen, çocukları istismar eden bir güruhun dünyaya hüküm sürme arzusunun sonucudur. zira bombalanan ilk yer ergenliğe dahi erişmemiş kız çocuklarının bulunduğu okuldur. bu da, ritüel niteliğinde çocuk kurbanını akla getirmektedir.
bir kanala çıkan sığınak yahudisi, en az 2 hafta önceden bu çocukların öldürüleceğinden haberdar olduklarını açıkça itiraf etmiştir.
artık israil ve abd'nin karşısında durmayan her insanın, bulunduğu toplumdaki siyonist temelli toplum tetikçisi olduğu anlaşılmaktadır.
tıpkı türkiye'den iran'a eylemler için gidip sanki bir iranlı kadın gibi iran kanallarına farsça(!) demeç veren feyza altun gibileri, toplum tetikçisidir.
bu sebeple, uyanık olmamız lazım.
devamını gör...
7.
maurice nicoll
tıbbi psikoloji alanında ingiltere'de öne çıkan isimlerden biridir. jung, ouspensky ile çalışmalar yürütmüş ve oldukça etkilenmiştir.
toplumu psikoloji ile şekillendirmeye çalıştıkları eserler mevcuttur.
toplumu psikoloji ile şekillendirmeye çalıştıkları eserler mevcuttur.
devamını gör...
8.
ethem cebecioğlu
ethem cebecioğlu, karizmatik bir tasavvuf alanı akademisyeni. ankara üniversitesi'nde kıymeti bilinesi bir insandır.
tasavvufi durumları kuantum ile paralel inceleyen yaklaşımı onu alanda oldukça dinamik ve gelişen biri olarak öne çıkarmaktadır.
severiz kendisini. razıyız.
zihin açan sohbetleri vardır ve celalli yönlerine rağmen gerçekten iyiliğinizi ister.
tasavvufi durumları kuantum ile paralel inceleyen yaklaşımı onu alanda oldukça dinamik ve gelişen biri olarak öne çıkarmaktadır.
severiz kendisini. razıyız.
zihin açan sohbetleri vardır ve celalli yönlerine rağmen gerçekten iyiliğinizi ister.
devamını gör...
9.
gece yarısı kütüphanesi
her şeyden biraz var ama maksimum konu başlığı kadar.
kuantuma, felsefeye, canlı doğasına, buzul bilime, zihinsel işleyişe, psikolojiye göz kırpan hafif bir kitap. sonzu zaten okurken tahmin edilebilir bir kitap.
nora'nın ölüm ile yaşam arasındaki sonsuz olasılıkta kendinin çeşitli versiyonları tecrübe ettiği fakat bilim kurgu gibi yoğun bir akışı olmadığını gördüğümüz bir kitap.
kuantuma, felsefeye, canlı doğasına, buzul bilime, zihinsel işleyişe, psikolojiye göz kırpan hafif bir kitap. sonzu zaten okurken tahmin edilebilir bir kitap.
nora'nın ölüm ile yaşam arasındaki sonsuz olasılıkta kendinin çeşitli versiyonları tecrübe ettiği fakat bilim kurgu gibi yoğun bir akışı olmadığını gördüğümüz bir kitap.
devamını gör...
10.
mesaj kutusunu kapatan yazar
mesaj kutusunu kapatan,
telefonu hep sessizde olan,
aramaları açmayan,
üstten düşen bildirimle duruma göre cevap yazan,
zihnen dopdolu o yüzden birine daha yeri olmayan bir yazardır belki.
kim bilir...
telefonu hep sessizde olan,
aramaları açmayan,
üstten düşen bildirimle duruma göre cevap yazan,
zihnen dopdolu o yüzden birine daha yeri olmayan bir yazardır belki.
kim bilir...
devamını gör...
12.
goyim
yahudiler kendilerini üstün ırk olarak kabul ettikleri için, diğer insanları kendilerine hizmet edecek köle bile sayılamayacak aşağılıkta görürler. işte üstün ırktan olmayanlar goyimdir. aşağılıktır onlara göre.
(bkz: epstein) bir yahudi olarak çevresinde de yahudileri toplayarak çeşitli ayinler ile hayvandan farksız gördüğü bebekleri katledip et ve derilerinden ayakkabı, yemek, kanlarından içecek yapmıştır. tecavüz vs saymıyorum bile.
(bkz: epstein) bir yahudi olarak çevresinde de yahudileri toplayarak çeşitli ayinler ile hayvandan farksız gördüğü bebekleri katledip et ve derilerinden ayakkabı, yemek, kanlarından içecek yapmıştır. tecavüz vs saymıyorum bile.
devamını gör...
13.
siyonizm
bir zihniyet türüdür. temelinde tahrif edilmiş bir yahudilik inancı mevcuttur. tahrif edilen inançlarına göre üstün ırk olduklarını kabul ederler. diğer her varlık -buna diğer insanlar da dahil- onlara kölelik için vardır. diğer insanlar için kullandıkları meşhur bir (bkz: goyim) kavramları da mevcuttur.
inançlarına göre aradıkları bazı özel semboller vardır. `ahit sandığı` gibi... özel sembolleriyle `mescid-i aksa` yerine inşa ettikleri `süleyman mabedi` önünde sevdalı oldukları sarı öküzlerini kurban ederek gerçekleştirecekleri ayinle dünyaya hükümran olabileceklerine inanırlar.
onlar için sıkça duyulan `yeni dünya düzeni` vb. vurgular da bu inançlarından yola çıkmaktadır. uluslararası kurum ve kuruluşlarda kendilerine hizmet eden çeşitli üst ve alt düzey görevlileri vardır. basit seviye localarda; kukla olarak kullandıkları dünya arzuları, para istekleri, haz düşkünlükleri olan tüm toplumlardan insanlar yer alır.
bir tık halka göre üst düzeyde ülke poltikalarına yön veren liderler, başkanlar, cumhurbaşkanları, kral kraliçe, prenses, parti başkanları, parti kurullarındaki görevliler ne ararsanız vardır. ama bu kesim de onlar için goyimden ibarettir. işleri bittiğinde fişlerini çekmekten çekinmezler. ülkelerarası darbeler vs. ekseriyetle bunların istediği adamları başa getirmek içindir. oy çalarak, rakamlarla oynayarak seçimlerde lider çıkanlar da buraya dahil. o sebeple bu tipler yurtdışında yatırım, gayrimenkul vs. sahiplerdir. çünkü sıkıntı olursa kaçabilsinler.
temel yerleşim noktaları `nil` ve `fırat` arasındaki bölgedir bu sebeple bu bölgeler hep karışıktır. bu bölgeleri içinde barındıran ülkeler de karışıktır elbette. (bkz: mısır) (bkz: muhammed mursi) (bkz: suriye) (bkz: doğu anadolu ve güneydoğu anadolu) (bkz: açılım)
bir de içinde bulundukları dünyayı mahvetmeyi severler. (bkz: iklim krizi)
uzun lafın kısası, insanlığın kanser edici mikrobu niteliğindedirler. üşenmezler. vazgeçmezler ve sağlıklı olan her şeye düşmanlık etmek inançlarına göre ibadettir.
not: bi de şey çok komikti, mesihlerinin gökten ineceğine inandıkları yere havaalanı yapmışlar. uçakla gökten iniyor. snsdsbs
inançlarına göre aradıkları bazı özel semboller vardır. `ahit sandığı` gibi... özel sembolleriyle `mescid-i aksa` yerine inşa ettikleri `süleyman mabedi` önünde sevdalı oldukları sarı öküzlerini kurban ederek gerçekleştirecekleri ayinle dünyaya hükümran olabileceklerine inanırlar.
onlar için sıkça duyulan `yeni dünya düzeni` vb. vurgular da bu inançlarından yola çıkmaktadır. uluslararası kurum ve kuruluşlarda kendilerine hizmet eden çeşitli üst ve alt düzey görevlileri vardır. basit seviye localarda; kukla olarak kullandıkları dünya arzuları, para istekleri, haz düşkünlükleri olan tüm toplumlardan insanlar yer alır.
bir tık halka göre üst düzeyde ülke poltikalarına yön veren liderler, başkanlar, cumhurbaşkanları, kral kraliçe, prenses, parti başkanları, parti kurullarındaki görevliler ne ararsanız vardır. ama bu kesim de onlar için goyimden ibarettir. işleri bittiğinde fişlerini çekmekten çekinmezler. ülkelerarası darbeler vs. ekseriyetle bunların istediği adamları başa getirmek içindir. oy çalarak, rakamlarla oynayarak seçimlerde lider çıkanlar da buraya dahil. o sebeple bu tipler yurtdışında yatırım, gayrimenkul vs. sahiplerdir. çünkü sıkıntı olursa kaçabilsinler.
temel yerleşim noktaları `nil` ve `fırat` arasındaki bölgedir bu sebeple bu bölgeler hep karışıktır. bu bölgeleri içinde barındıran ülkeler de karışıktır elbette. (bkz: mısır) (bkz: muhammed mursi) (bkz: suriye) (bkz: doğu anadolu ve güneydoğu anadolu) (bkz: açılım)
bir de içinde bulundukları dünyayı mahvetmeyi severler. (bkz: iklim krizi)
uzun lafın kısası, insanlığın kanser edici mikrobu niteliğindedirler. üşenmezler. vazgeçmezler ve sağlıklı olan her şeye düşmanlık etmek inançlarına göre ibadettir.
not: bi de şey çok komikti, mesihlerinin gökten ineceğine inandıkları yere havaalanı yapmışlar. uçakla gökten iniyor. snsdsbs
devamını gör...
14.
her canlı ölüm tadıcısıdır
arapçası "küllü nefsin zaikatül mevt sümme ileyna türceun" şeklinde okunan, ankebut suresi 57. ayetin bir kısmıdır.
"her nefis ölüm tadıcısıdır, sonra bize döndürülürsünüz." anlamı taşır.
dilimizde tadacaktır şeklinde çevrimi hatalıdır çünkü, zaika kelimesi fiil değildir isimdir.
bu da zihni bir fiille sonlandırmak yerine bu adlandırmayla kastedilen tüm tatların kapsamını genişletecek düşünme noktasına çevirir.
zaik, bir şeyi tadan, haz alan, zevk alan kişidir. ölüm tadıcısı olmak bu hayattaki tatlardan birinin ve sonuncusunun ölüm olduğunu ayrıca, ölümü tatmaktan da bir kaçış olmadığını, herşeyin aslına döneceğini ifade eder.
eskiler kuvve-i zaika derlermiş: tad alma duygularının tamamı, mide, ağız tadı ve saire...
yani hayatta tattığımız bazı iyi, kötü haller elimizde olmadan bizim tadımıyla buraya geldiğimiz şeyler. insan iradesi? irade de anlam bakımından bir şey yapmak veya seçmek bile değil esasen. istemek sadece..
"her nefis ölüm tadıcısıdır, sonra bize döndürülürsünüz." anlamı taşır.
dilimizde tadacaktır şeklinde çevrimi hatalıdır çünkü, zaika kelimesi fiil değildir isimdir.
bu da zihni bir fiille sonlandırmak yerine bu adlandırmayla kastedilen tüm tatların kapsamını genişletecek düşünme noktasına çevirir.
zaik, bir şeyi tadan, haz alan, zevk alan kişidir. ölüm tadıcısı olmak bu hayattaki tatlardan birinin ve sonuncusunun ölüm olduğunu ayrıca, ölümü tatmaktan da bir kaçış olmadığını, herşeyin aslına döneceğini ifade eder.
eskiler kuvve-i zaika derlermiş: tad alma duygularının tamamı, mide, ağız tadı ve saire...
yani hayatta tattığımız bazı iyi, kötü haller elimizde olmadan bizim tadımıyla buraya geldiğimiz şeyler. insan iradesi? irade de anlam bakımından bir şey yapmak veya seçmek bile değil esasen. istemek sadece..
devamını gör...
15.
kısa hikaye denemeleri
zaten hiç geri çevirilmeye kıyılamayanlardandı. nazlı, güzel, saf.
hayat dışarıda akmıştı ama o, kalmıştı.
hayat onun için akmamıştı. orada ölümler biriktirmişti. ödenmemiş yaslar gözlerinin altına çizilmişti.
geçmişti, her şey artık yas tutulmayacak bir yere taşınmıştı. olan, olmuştu. olan ona olmuştu. ne olduysa, o, olmuştu.
yaşananların ardından kendine şöyle bi baktı,
artık sert değildi, yumuşacıktı.
artık soğuk da değildi, sımsıcaktı.
istenen kıvama gelmişti, köz olmuştu artık.
ne âsice davranıp yayılan bir ateş gibi yakıyordu,
ne de sertliğiyle duvarlar oluyordu.
nihayet istenen kıvamda, o geçiş noktasında, közdeydi.
her şeyi vardı ama,
her şeyi de kendi gibi kimsesizdi.
artık köz dışarıdan tutuşturulmuyordu.
artık yakan tükenmez bir kaynaktı.
yeryüzü çok genişti ama sığamıyordu.
yanmayı istemişti, yanmıştı ama sevmemişti yanmayı, sesi soluğu kesilip de beklemeye koyulunca yangının kendi oldu.
hem unufak olmuştu.
hem de gözler üzerine dönmüştü.
onu ateşe atana ah ederken feryadı bağrını parçalamıştı ama,
dönüp bakılmamıştı,
şimdi biliyordu, bakamazdı, bakmamak en çok da onu ateşe bırakanı yakmıştı ama bakamazdı.
pişmek böyle oluyordu. yanmayı istemişti, çok istemişti, geri çevrilmemişti. zaten hiç geri çevirilmeye kıyılamayanlardandı. nazlı, güzel, saf.
masumiyeti bilmediğindendi.
bilmediğiyle sınanmış, yanmış, pare olmuş, yanmış ama tertemiz olmuştu artık.
masumiyetten öte, yaşanmışlığın tertemizliği çökmüştü üzerine. bilmenin ağırlığı, merhameti.
bu yanmakla öğrenmiş, başkalaşmış insan, işte o, cevherdi.
khodahafez
bitince;
bey|hu|de
hayat dışarıda akmıştı ama o, kalmıştı.
hayat onun için akmamıştı. orada ölümler biriktirmişti. ödenmemiş yaslar gözlerinin altına çizilmişti.
geçmişti, her şey artık yas tutulmayacak bir yere taşınmıştı. olan, olmuştu. olan ona olmuştu. ne olduysa, o, olmuştu.
yaşananların ardından kendine şöyle bi baktı,
artık sert değildi, yumuşacıktı.
artık soğuk da değildi, sımsıcaktı.
istenen kıvama gelmişti, köz olmuştu artık.
ne âsice davranıp yayılan bir ateş gibi yakıyordu,
ne de sertliğiyle duvarlar oluyordu.
nihayet istenen kıvamda, o geçiş noktasında, közdeydi.
her şeyi vardı ama,
her şeyi de kendi gibi kimsesizdi.
artık köz dışarıdan tutuşturulmuyordu.
artık yakan tükenmez bir kaynaktı.
yeryüzü çok genişti ama sığamıyordu.
yanmayı istemişti, yanmıştı ama sevmemişti yanmayı, sesi soluğu kesilip de beklemeye koyulunca yangının kendi oldu.
hem unufak olmuştu.
hem de gözler üzerine dönmüştü.
onu ateşe atana ah ederken feryadı bağrını parçalamıştı ama,
dönüp bakılmamıştı,
şimdi biliyordu, bakamazdı, bakmamak en çok da onu ateşe bırakanı yakmıştı ama bakamazdı.
pişmek böyle oluyordu. yanmayı istemişti, çok istemişti, geri çevrilmemişti. zaten hiç geri çevirilmeye kıyılamayanlardandı. nazlı, güzel, saf.
masumiyeti bilmediğindendi.
bilmediğiyle sınanmış, yanmış, pare olmuş, yanmış ama tertemiz olmuştu artık.
masumiyetten öte, yaşanmışlığın tertemizliği çökmüştü üzerine. bilmenin ağırlığı, merhameti.
bu yanmakla öğrenmiş, başkalaşmış insan, işte o, cevherdi.
khodahafez
bitince;
bey|hu|de
devamını gör...
16.
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
insansızlaşmak nedir bilir misin? kendinsizleşmekle başlayan hani...
senin kendini uçurumdan ittiğin bir an vardı hani, sevilmedin diye nefret etmiştin kendinden.
hep aynı yerde dolanıp duruyorsun: bir incinmişliğe bin anlam yüklüyorsun. bedeller ödeterek daha kötüsüyle can yakarak öğretiyorsun hakkının teslim edilmesini.
söylesene, sen hangi yolun yokuşu, hangi kıymetlinin darağacısın?
içinde öfkeyi, sertliği, büyütüyor dışarıda seni kıran ne varsa içine alıyor özümsüyorsun.
insan insanın yurdudur derler, peki ya öyle değilse? insan tabii olarak özgürlüğe doğmuşsa? her can yangını sana "özdeşleşme, hiçbir şey senin yurdun değil" diyorsa?
benimsemediklerinle bir ömür.
mümkün mü?
benimseyip kırıldıkça, katı bir kalp taşıyacaksın.
benimseyip kırılmadığında, kaybetme korkusu ve kırılma tehlikesi kollayacak seni.
öyleyse her akış, her kişi, her olay, her iyi, her kötü o olayı gerçekleştiren varlıktan bağımsız bir etkileşim ve dolayısıyla anlam içermekte.
yani, o kırıldıklarınla özdeşleşme.
o karanlıkları içinde büyütme.
çünkü dengeler değişkendir. kendinin anlamını dahi bilemiyorken, başkalarını zaten bilmiyor durumdasın.
ne kendine, ne de başkasına, ne de mevzulara ve eşyalara anlam yükleme.
zor olabilir ama bir kere başardığında ve alıştığında daha sağlıklı olacaksın.
sevgilerle, kendim.
senin kendini uçurumdan ittiğin bir an vardı hani, sevilmedin diye nefret etmiştin kendinden.
hep aynı yerde dolanıp duruyorsun: bir incinmişliğe bin anlam yüklüyorsun. bedeller ödeterek daha kötüsüyle can yakarak öğretiyorsun hakkının teslim edilmesini.
söylesene, sen hangi yolun yokuşu, hangi kıymetlinin darağacısın?
içinde öfkeyi, sertliği, büyütüyor dışarıda seni kıran ne varsa içine alıyor özümsüyorsun.
insan insanın yurdudur derler, peki ya öyle değilse? insan tabii olarak özgürlüğe doğmuşsa? her can yangını sana "özdeşleşme, hiçbir şey senin yurdun değil" diyorsa?
benimsemediklerinle bir ömür.
mümkün mü?
benimseyip kırıldıkça, katı bir kalp taşıyacaksın.
benimseyip kırılmadığında, kaybetme korkusu ve kırılma tehlikesi kollayacak seni.
öyleyse her akış, her kişi, her olay, her iyi, her kötü o olayı gerçekleştiren varlıktan bağımsız bir etkileşim ve dolayısıyla anlam içermekte.
yani, o kırıldıklarınla özdeşleşme.
o karanlıkları içinde büyütme.
çünkü dengeler değişkendir. kendinin anlamını dahi bilemiyorken, başkalarını zaten bilmiyor durumdasın.
ne kendine, ne de başkasına, ne de mevzulara ve eşyalara anlam yükleme.
zor olabilir ama bir kere başardığında ve alıştığında daha sağlıklı olacaksın.
sevgilerle, kendim.
devamını gör...
18.
mevlid kandili
kandil, aydınlatıcı.
mevlid, doğum.
doğup bizleri insanlığıyla, nuruyla aydınlatan peygamberin doğum günü kıyamete dek mübarek* olsun.
peygamber olmadan önceki hayatında da örnekti. dolayısıyla islam, erdemli insanların inandığı bir dindir. nitekim kendisi de öyle ifade etmiştir: güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.
sen geldin, bizim deli köşemizde durdun, bize rabbimizden, kendimizden haber getirdin. seni seviyoruz ey allah'ın sevdiği*
mevlid, doğum.
doğup bizleri insanlığıyla, nuruyla aydınlatan peygamberin doğum günü kıyamete dek mübarek* olsun.
peygamber olmadan önceki hayatında da örnekti. dolayısıyla islam, erdemli insanların inandığı bir dindir. nitekim kendisi de öyle ifade etmiştir: güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.
sen geldin, bizim deli köşemizde durdun, bize rabbimizden, kendimizden haber getirdin. seni seviyoruz ey allah'ın sevdiği*
devamını gör...
19.
selectra
bana iyi geldi.
prospektüste yazdığı üzere ilk hafta rahatsızlık etkilerin yoğundu ama 3 hafta sonunda gülmeyi hatırladım.
overthink azaldı.
şüphe, kurgu azaldı.
ne denli kendime, zihnime eziyet ediyormuşum meğer. çiçek gibi oldum, çiçek.
3.5 ayın sonunda ilacı doğal olarak azalttım. unutarak vs. ve duygu kontrolü herhangi bir tetikleyen maruz kalmadıkça toparlandı.
bende dalgınlık ve unutkanlık yapıyordu biraz. anlık karar verip akışta kalıyordum ve her şey akıp gidiyordu. güzeldi.
ilk ayın sonunda ilacım bittiğinde randevuma gittiğimde ilacımı alamayınca daha kötü olduğumu doktora söylemiştim. o da bana 1 aylık sürecim için "ilaç tam faydasını görmeye başlamışken bitmiş" demişti.
toparlanamadığınızı hissettiğinizde ilacınız az kaldığında doktora gidin. bu ilaç uyutmaz ama esnetir ilk zamanlarda o sebeple ilacı alıp yatağa girmenin faydası olmaz. saatlerce dönersiniz yatakta. gündüz içmelisiniz.
ilaçla geçen bir 6 aydan sonra, ilaçsız vakitlerinde duygu durumumun toparlandığını rahatça söyleyebilirim.
hayat birkaç yıl içinizden geçtiyse ve yatakta stresten uyuyamıyor ayrıca tek başınıza artık mücadele edemiyorsanız mutlaka pskiyatr desteği alın. bazen yaranın iyileşmesi için zihnin dinlenmesi gerekir.
son olarak yanıltıcı bellek denilen bir yan etki yaşadım ilaçları bırakınca ama zamanla o da geçti.
prospektüste yazdığı üzere ilk hafta rahatsızlık etkilerin yoğundu ama 3 hafta sonunda gülmeyi hatırladım.
overthink azaldı.
şüphe, kurgu azaldı.
ne denli kendime, zihnime eziyet ediyormuşum meğer. çiçek gibi oldum, çiçek.
3.5 ayın sonunda ilacı doğal olarak azalttım. unutarak vs. ve duygu kontrolü herhangi bir tetikleyen maruz kalmadıkça toparlandı.
bende dalgınlık ve unutkanlık yapıyordu biraz. anlık karar verip akışta kalıyordum ve her şey akıp gidiyordu. güzeldi.
ilk ayın sonunda ilacım bittiğinde randevuma gittiğimde ilacımı alamayınca daha kötü olduğumu doktora söylemiştim. o da bana 1 aylık sürecim için "ilaç tam faydasını görmeye başlamışken bitmiş" demişti.
toparlanamadığınızı hissettiğinizde ilacınız az kaldığında doktora gidin. bu ilaç uyutmaz ama esnetir ilk zamanlarda o sebeple ilacı alıp yatağa girmenin faydası olmaz. saatlerce dönersiniz yatakta. gündüz içmelisiniz.
ilaçla geçen bir 6 aydan sonra, ilaçsız vakitlerinde duygu durumumun toparlandığını rahatça söyleyebilirim.
hayat birkaç yıl içinizden geçtiyse ve yatakta stresten uyuyamıyor ayrıca tek başınıza artık mücadele edemiyorsanız mutlaka pskiyatr desteği alın. bazen yaranın iyileşmesi için zihnin dinlenmesi gerekir.
son olarak yanıltıcı bellek denilen bir yan etki yaşadım ilaçları bırakınca ama zamanla o da geçti.
devamını gör...
20.
göbeği açık olan hastaya bakmayan doktor
komik, basit ve gündemde olmaması gereken bir mesele.
tıpkı hastalar gibi doktorlar da altını çiziyorum şahsi veya mesleki sebeplerle hasta seçme hakkına sahip. sebebi sorulduğunda da adam fikrini söylemiş. işini düzgünce yapamayacağını hissetmiş, sinirli, reddetmiş.
çarşaflı bir kadını da muayene etmeyen bir doktor gördüğünüzde aynı savunmayı yapabilir misiniz merak ediyorum.
çarşaflıyı muayene etmeyen doktor olduğunda, örtülü öğrencisine mobbing uygulayan öğretmen olduğunda, kapalı stajyerine çifte standart uygulayan memur gördüğünüzde aynı şekilde sizin de meslek sahiplerinin hakları üzerine uzun nutuklar çekeceğiniz aşikar.
e tabi biraz cesur olup şunu da söylemek lazım ülkede kesinlikle bir çıplaklık sorunu var. insanlar hangi kıyafeti nerede giyeceğini bilmiyor. buna basitçe giyinme adabı diyebiliriz. plaj kıyafeti ile sokağa çıkmak normal değil kabul edelim bunu. viral olan bir video vardı, adam mayoyla çıkmışsın diyor, kadın inkar ediyor sonradan nereden aldığını söylüyor: plaj kıyafeti satan bir yerden.
(buradan sapıklara ekmek çıkmaz; ne kadar çıplak olsa erkek yine de kendine ait olmayana bakmamalı.)
ayrıca kusura bakmayın ama özellikle gençlerde özgüven problemi var. ne yaparsa yapsınlar "çirkin" hissediyor bu çocuklar. videoda kız bir süre sonra annesine dönüyor farkındaysanız. çok üzülerek bu durumu güzeller güzeli öğrencilerimde gözlemliyorum. onları güzel olduklarına ikna edemedim. o denli kırık özgüvenleri.
pek çok sıkıntı var tabi konuyla ilgili. çocuk kıyafeti bakarken bile büyük problemle karşı karşıya kalınıyor. bu da apayrı bir mesele tabi.
tıpkı hastalar gibi doktorlar da altını çiziyorum şahsi veya mesleki sebeplerle hasta seçme hakkına sahip. sebebi sorulduğunda da adam fikrini söylemiş. işini düzgünce yapamayacağını hissetmiş, sinirli, reddetmiş.
çarşaflı bir kadını da muayene etmeyen bir doktor gördüğünüzde aynı savunmayı yapabilir misiniz merak ediyorum.
çarşaflıyı muayene etmeyen doktor olduğunda, örtülü öğrencisine mobbing uygulayan öğretmen olduğunda, kapalı stajyerine çifte standart uygulayan memur gördüğünüzde aynı şekilde sizin de meslek sahiplerinin hakları üzerine uzun nutuklar çekeceğiniz aşikar.
e tabi biraz cesur olup şunu da söylemek lazım ülkede kesinlikle bir çıplaklık sorunu var. insanlar hangi kıyafeti nerede giyeceğini bilmiyor. buna basitçe giyinme adabı diyebiliriz. plaj kıyafeti ile sokağa çıkmak normal değil kabul edelim bunu. viral olan bir video vardı, adam mayoyla çıkmışsın diyor, kadın inkar ediyor sonradan nereden aldığını söylüyor: plaj kıyafeti satan bir yerden.
(buradan sapıklara ekmek çıkmaz; ne kadar çıplak olsa erkek yine de kendine ait olmayana bakmamalı.)
ayrıca kusura bakmayın ama özellikle gençlerde özgüven problemi var. ne yaparsa yapsınlar "çirkin" hissediyor bu çocuklar. videoda kız bir süre sonra annesine dönüyor farkındaysanız. çok üzülerek bu durumu güzeller güzeli öğrencilerimde gözlemliyorum. onları güzel olduklarına ikna edemedim. o denli kırık özgüvenleri.
pek çok sıkıntı var tabi konuyla ilgili. çocuk kıyafeti bakarken bile büyük problemle karşı karşıya kalınıyor. bu da apayrı bir mesele tabi.
devamını gör...

