gizebiyat yazar profili

gizebiyat kapak fotoğrafı
gizebiyat profil fotoğrafı
rozet
karma: 113 tanım: 8 başlık: 0 takipçi: 1

son tanımları


türkiye'de bilimin ilgi görmeme nedeni

artık kesinlikle genetik olduğunu düşünüyorum. öyle bir evrilmişiz ki yüzyıllardır birileri bizi yönetsin , birileri bizim yerimize kararlar alsın , uygulamaya koysun çok alışmışız. hal böyle olunca da zaman içinde düşünmeyi bırakmışız. düşünmeden bilim olmuyor haliyle. bunu sadece türkiye bazlı olarak düşünmekten çıkarıp osmanlıya da göz attığımızda bugün öve öve bitiremediğimiz bizim mimar sinanlarımız piri reisleriniz var diye saydığımız bu adamlar iki elin parmağını geçmez. yaptıkları işler de öyle çığır aşmış dünyanın seyrini değiştirmiş işler değildir. hele ki türk-islam coğrafyasında anlatılan farabiler biruniler onlar bunlar bir çoğu türk mü fars mı bu bile tartışmalıyken biz birde üzerine senaryolar yazıp “yok aslında bunu ilk şu türk âlim bulmuş da ama ah bu avrupalı kafirler her şeyi bizden görüp dünyaya yaymışlar” diyoruz. avrupalılar da türkler bir şey icad etse de çalsak diye bekliyorlardı zaten. yok bu topraklarda bilim yok hala simya dönemlerinde kalmışız. ölümsüzlük iksirleri arayıp , başkaları tarafından yapılan her başarıdan da bir şekilde kendimize pay çıkarır ama hiçbir işe yaramayız. yüzyıllardır böyleydi böyle de devam ediyor ne yazık ki. inandığı dini bile inandığı kitaptan öğrenmek yerine onun bunun ağzından öğrenen ve başkalarının ağzından çıkana allah’ın buyruğuymuş gibi tapan insanlardan bilimi öğrenmesini , önemsemesini, araştırmasını nasıl bekleriz ki zaten?
devamını gör...

öğretmen mi öğretemez yoksa öğrenci mi öğrenemez sorunsalı

efenim bir öğretmen olarak yazmak istediğim şeyler var. öğrenememek ya da öğretememek başlı başına bir şahsın tekelinde değildir diye düşünüyorum. bir çok etkenin bir araya gelmesi lazım. öğretmenin donanımlı , öğrencinin hazır bulunuşluğu yüksek , müfredatın sağlam , ailenin ilgili , geçmiş öğrenmelerin tam olması gibi onlarca sebep sıralanabilir. bir kaç yıllık meslek hayatımda öyle meslektaşlarımı gördüm ki meslektaşım olduğu için utandım. öyle öğrenciler gördüm ki evlat olsa sevilmez , taşa anlatsan anlar ama o anlamaz , çocuğu şikayet etmek için çağırdığımız öyle veliler gördüm ki veliyi görünce çocuğun haline şükrettiğimiz bu aileden yine iyi bile çıkmış dediğimiz , öğrencilerin öyle yanlış öğrenilen geçmiş bilgilerini gördüm ki hangi öğretmen dünya üzerindeki hangi kitaptan böyle bir bilgiye ulaşmış da bunları anlatmış dediğim. velhasıl kelam eğitim ailede başlar klişesini söylerken aslında çok da doğru söyleniyor. insan nefes almaya başladığı andan itibaren hayat dediğimiz bir eğitimin içine atılıyor , okul ya da öğretmenler bu eğitim sürecinin sadece 15-16 yıllık diliminde yarı zamanlı bir şekilde aktif olabiliyor , bu süreçte onlarca öğretmen gelip geçtiğini varsayarsak öğretmen de öğrenci de bu sürecin ufak bir parçası kalıyor. ailesinden okuma yazma bilmeyip inanılmaz çalışkan öğrenciler de var , anası babası çok iyi meslek sahibi olup çocuklarının eğitimi için her şeyi veren ama elinin tersiyle iten öğrenciler de vardır. burada şunu anlayabilmek lazım; bireylerin her biri çok farklıdır öğrenmek isteyenin karşısında berbat bir öğretmen de olsa öğrenmek için bir yolunu bulur. istemeyene de altın tepsilerle sunsan sağır ve dilsizi oynar. bu karakter midir , yaratılış mıdır , değiştirilebilen öğretilebilen bir olgu mudur bilmiyorum ama öğrenmek isteyene her yer okul , herkes öğretmendir. öğretmek isteyene ise mesleği öğretmenlik olmasa bile herkes öğrencidir. öğrenmeği okulla , öğretmenle sınırlandırmamalıyız.
devamını gör...

sınavdan önceki son gece

uyumamak için çaresizlikten kola ile kahveyi karıştırarak içtiğim bu sefer de kalp çarpıntısından çalışamadığım , saniye ya da dakika ile değil ışık hızı ile akan o anlar...
devamını gör...

turgut uyar

lisede edebiyat öğretmenim göğe bakma durağı kitabını elimde görünce yüzünü buruşturdu ve kendi muhafazakar tutumundan dolayı içindeki bazı şiirlerin pek doğru olmadığını , bana fayda sağlayan bir kitap olmayacağını dile getirmişti. halbuki şiirin ideolojisi olmazdı hele ki turgut uyar şiirlerinin. şiirin doğrusu ve yanlışı da olmazdı. hissi olur , duygusu olurdu olsa olsa. öğretmenin o sözlerinden sonra daha bir çok okumaya başladım şiirleri. şimdi ben de bir edebiyat öğretmeniyim. kendi öğretmenimin aksine dönem başında girdiğim ilk derslere elimde o yeşil kapaklı liseden kalma göğe bakma durağı şiir kitabı ile girer ve haykırırcasına o şiiri okurum...

ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
bebe dişlerinden güneşlerden yanab otlarından
durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
şu aranıp duran korkak ellerimi tut
bu evleri atla bu evleri de bunları da
göğe bakalım

falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
inecek var deriz otobüs durur ineriz
bu karanlık böyle iyi afferin tanrıya
herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
beni bırak göğe bakalım

senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
seni aldım bu sunturlu yere getirdim
sayısız penceren vardı bir bir kapattım
bana dönesin diye bir bir kapattım
şimdi otobüs gelir biner gideriz
dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
durma kendini hatırlat
durma göğe bakalım...
devamını gör...

nietzsche ağladığında

okumayanlar için en başta söylemeli ki nietzsche’nin gerçek yaşamıyla bir ilgisi yoktur. nietzsche nezdinde bir kurmacadır. ama okurken sanki nietzsche gerçekten bunları yaşamış , psikanalitik gerçekten böyle gelişmeye başlamış gibi hissedebilirsiniz. kitap boyunca nietzsche ne zaman ağlayacak diye bekledim. bir psikiyatristin kaleminden çıkma bir kitaptır. en temel düzeyde psikanalitik ve felsefeyi böyle kurmaca haline getirmek bence güzel bir iş olmuş. okuması zevkli bir kitap :)
devamını gör...

artık burama kadar geldi sözündeki sınır

göz pınarından gözyaşının pıt diye düştüğü noktadır efenim.
devamını gör...

türkiye'de tartışma kültürü

tartışmayı bile kavga anlayan bir millet olarak tabi ki böyle bir kültürümüz yoktur.
olamaz da çünkü ; “seni anlıyorum “ ,“seninle aynı görüşte değilim” ,“sana ve düşüncelerine saygı duyuyorum”, “haklısın” gibi cümleler literatürümüzde yoktur. birini anlamak , hak vermek ya da onun düşüncelerini benimsemese bile saygı duymak şöyle bir yana duysun karşısındakinin fikirleri mantıklı bile gelse sırf erkekliğe b*k sürdürmemek adına itiraz eden eğer kabul ederse alçalacakmış sanan insanlardan ibaretiz.
devamını gör...

uzak mesafe ilişkisi

imkansız değildir fakat şu hayatta daha çok yıpratan pek az şey vardır. özlersin gidemezsin , merak edersin ulaşamazsın , aylar öncesinden yaptığınız kavuşma planlarını bozacak bir durum ortaya çıkar sinir krizi geçirirsin falan filan. sevince dayanılır mı pek tabi dayanılır. keza biz 4 yıl uzaktan bir ilişki yürüttük. birbirimizi özlemekten kamera karşısında oturup saatlerce ağladığımız anların sayısını ben sayamadım. velhasıl seven insan için uzaktan ilişki değil özlemek zordur. dokunamamak, öpememek, kokusunu alamamak aylarca sadece bir sese ve görüntüye mecbur kalmak insanı çaresiz bırakır.
güzel bir yanı varsa da kavuşmalardır. o bir kaç günlük kavuşmalar. geldiğimde şunları bunları yaparız , şuraya gideriz gibi yapılan hiçbir plana uyamazsınız çok büyük ihtimalle o bir kaç günü yatakta sarılarak , sohbet ederek geçirirsiniz.
az sayıda güzel yanlarının yanında dağ kadar kötü yanları vardır. incir kabuğunu doldurmayacak tartışmalar uzar da uzar. lanet telefondan ne duygunu ne hissini aktaramaz sürekli yanlış anlar ve anlaşılırsın. bir kaç saat ulaşamazsan aklından zibilyon tane kötü şey geçer , merak eder , endişelenirsin.
sevmezsen zehir gibi gelir , seversen kavuşma gününü beklemekten yaşlanırsın. her türlü yıpratır , güzel olan bunca uzaklığa rağmen hala bir aradayız diyebilmek. tabi dayanabilirseniz...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim