askerde epey kilo vermiştim ama kötü beslenen ve aşırı spor yapan biri olarak gelir gelmez geri aldım. askerden geleli 20 yıl oldu ve aynı kiloya dönmek biraz imkansız gibi olsa da umut fakirin ekmeği.
ana diziyi yarım yamalak izlemiş olsam da hakkını teslim etmiştim ama devam dizileri para için çekilmiş kötü işlerdi. meraktan biraz izlemeye çalıştım ama devamı gelmedi.
bence ana dizide zaten hikaye bitmişti. esas karakter ölmedi diye diziye devam etmelerini elbette anlıyorum ama yapmasalar daha iyiydi.
ben filmin ayakları yere basan yanlarını sevdim. örneğin tüm derin uyku (cryo) filmlerinde ki bence en güzeli passengers olabilir , herkes uykudan jilet gibi uyanır.
bu filmde uzay gemisi çok gerçekçi tasarlanmış bana göre. bunlardan hariç genel olarak filmi eğlenceli buldum.
uzaylılar var mı eğer uzaylılar varsa nasıl varlıklar konusuna güzel bir açılım getirmiş olduğunu düşünüyorum.
arrival ile birlikte en sevdiğim ne diyeyim uzay temalı bilim kurgu filmleri arasına girdi. ınterstellar gibi bünyeyi yormuyor ama dramı ondan çok daha iyi izleyiciye geçiriyor.
ben geç cevap verilmesine eskisi kadar kurulmuyorum. 25200 grup var ve herkesin what's app listesi harman yeri gibi.
normalde akıllı bir insan bu süreci yönetmekte zorluk çekmez ama o kadar organize olamayanlar da var. onları mazur görmek lazım
çünkü bütün gün instagramda veya alış veriş sitelerinde ürün bakmaktan esas meselelere odaklanamıyorlar.
ben mavi tiki kapatana ne zaman istersem o zaman cevap yazıyorum. gördüğü halde cevap yazmayana artık sadece acil ve önemli bir şey varsa arayarak ulaşıyorum.
eger iletişim konusunda asgari müştereklerde uzlaşamıyorsak iletişimi kesiyorum zira iletişimde olmak isteyen için tarihte olmadığı kadar geniş imkanlar mevcut.
bir insan zaten sizi uğraştırıyorsa ya sizin ilginizi istemiyordur ya da sığ bir insandır. iki durumda da uzak durmak en mantıklısı bana göre.
bir insan sırf evlendiği için kocası ne zaman isterse onunla birlikte olmak zorunda değil ama bir nedenle ilişkide cinsellik azaldığında veya tamamen bittiğinde erkeğin ölene kadar bu durumu kabullenip başka kadınlarla seks yapmaya yönelmemesi gerekiyor.
normalde bu ilişki devam edemez ama boşanmak demek çoğu insan için çocuklarla bir başına kalmak anlamına geldiği için, özellikle ekonomik özgürlüğü olmayan kadınlar evliliğin devamı için istemese de istiyorum diyebiliyor.
eskiden bir insan adım çıkmasın diye uğraşıyordu. bugün gelinen noktada fan sitesinden yayın yapan ve ayda yüz binlerce lira kazanıp vergi rekortmeni olan genç kadınlara özenen bir nesil var.
kimsenin yaşam tarzını ve bireysel ahlakını yargılamıyorum. benim düşüncem artık bazı şeyler değişti. sosyal medyada görünür olan insanlar çok kolay eş değiştirme imkanım var neden birinin kaprislerini çekeyim ki diyebiliyor.
artık online olmuş aşklar yaşandığı için paylaşılan fotoğraflara olumsuz bir şey söylerseniz sizi engelleyip geçebiliyor insanlar.
bizim zamanımızda böyle şeyler yapmak en basit ifadeyle ayıptı. artık kimse kimseye yüzüne karşı ayrılalım demeye bile gerek duymuyor.
bir insanla iki tarafın çekirdek ailesi ile sade bir nikahla evlenebiliriz ama bunun yerine yapabildiğimiz daha doğrusu borçlanma limitimiz ne kadar yüksekse o düzeyde düğün yapmayı yegliyoruz.
belki ikinci evlilik olunca böyle sadece nikah kıyıp düğün bile yapmadan geçiliyor. aslında olay aynı insanlar aynı ama statuler farklı olduğu için böyle olması normal gelebiliyor.
bizim toplumda kız isteme söz nişan düğün süreci uzun ve meşakkatli bir süreç olduğundan bu süreçten tabir caizse "sağ çıkmak" bir başarıdır kimine göre.
bu kadar altın alacaksın diye önüne liste koyduklarında kaderimse çekerim diyerek borç harç o masrafa giren adamı toplum bağrına basıyor. sadece altın da değil.
bir düğüne gelene kadar yapılan harcamayı bir kenara bırakalım. ev tutup içini a'dan z'ye döşemesini geçelim. damat dediğinin büyük kentlerde aylık 250.000 lira net geliri olmazsa ben 4 kişilik bir ailenin geçinebilecegine inanmıyorum. bu rakamı da sadece hayatta kalmaya ve insanca beslenme barınma vs düzeyinin alt limiti olarak söylüyorum.
bence adalet sistemi çöktü. suç işleyenin yanına kar kalıyor fikri yaygınlaştı. hapisane yapmakla övünür olduk.
en büyük adalet sarayları bizde diye seviniyoruz ama bu adliyelerde hakimler ve savcılar suç işlemekten hatta organize suçtan tutuklanır oldu.
mesele sadece okul meselesi değil. yeni nesile umut veremiyoruz. fakiri de zengini de ülkeden kaçmak zorunda hissediyorsa ülkede yolunda gitmeyenleri çözmeye çalışmak yerine giderlerse gitsinler demek her şeyden önce bu ülke insanına yazık olması demek.
ülkede her 5 kişiden 3’ü asgari ücretli veya bir tık üstüne çalışıyor. aileler hayatla mücadele etmekten harap bitap düşüyor.
eve gelince de çocukları ile uğraşmak istemiyor. dizi veya maç izliyor. çocuk ne yapıyor umrunda değil çünkü ses yapmadığı sürece her şey yolunda gibi bir algı oluşmuş.
eskiden iletişim vardı ama artık herkes ekranlara gömüldü. aileler eskiden birlikte yemek yerdi ve hiç değilse akşamdan akşama görüşür konuşur birbirinden haberi olurdu.
uzun zamandır herkes kendi odasında kendi ekranında yaşıyor ama anne babalar çocuklarla ilgilenmek gerektiğini düşünmüyor .
edebiyat öğretmeni olan bir anne oğlu bu duruma gelene kadar ne yapıyordu ben onu anlamıyorum zira bana zaten polis ve zeka düzeyini ifadesinden anlıyoruz.
bu tip paylaşımları sözlüğe taşımak ve üstünde konuşulmasını sağlamak onları daha görünür yapmak anlamına geliyor. ben burada görüyorum ve bir yerde ister istemez paylaşıyorum.
farkında bile olmadan kelebek etkisiyle karanlığa katkı sunuyoruz. bu çocukların en büyük isteği zaten görünür olmak.
bunu onlara verdiğimiz sürece de istediklerini bu yolla alabildiklerini düşünmeye başlıyorlar ve bu pekişiyor.
elbette gündem olacak ama bence bu da bir yanlış. yayın yasağı getirilmesini anlıyorum çünkü bu aynı zamanda terör (halkta korku ve panik yayma amaçlı eylemler) ‘e de hizmet ediyor.
bence yönetenleri kendilerine düşeni yapmalılar ama yapmıyorlar ve yapmayacaklar. bunun yerine konuyu dizilere oyunlara getirip sonra da küreselleşmenin doğal sonucu diyerek içinden çıkacaklar. hiç olmadı çocuklar mossad ajanı çıkar vs.
ben de bu dizileri izledim ben de bu oyunları oynadım ama kimseye zarar vermedim vermeyi de düşünmedim çünkü insan hayatına daha doğrusu canlılara değer veriyorum.
bence meselenin özü anne baba olma sorumluluğunu almayan anne babalar. neymiş odaya girince kızıyormuş da göstermiyormuş onlar da uğraşmamış. madem uğraşmayacaktın neden baba oldun.
evinde silah varsa neden kasan yok, kasan varsa neden kilit altında değiller, anahtarı veya şifreyi çocukların neden biliyor, çocuk sana zaten amerikada silah alımından bahsetmiş sen de ona atış yaptırmışsın ve çocuğunun psikolojik sorunları olduğu tescil edilmişken sen sözde toplumun örnek olarak alacağı birisin ama o kadar silaha ve mühimmata erişimi bir şekilde sağlamaya imkan vermişsin. sonra kalkıp silah namustur edebiyatı yapmış çocuğa.
sen herkesi hatta yoldan geçeni önce bekçi sonra polis yaparsan ne bekliyorsun ki.
sokak hayvanları ile ilgili düzenleme yapılması başka bir şey bu hayvanları topluca öldürmek başka bir şey.
benim canımı sıkan kaynak yetersizliği değil. kaynakların sokak hayvanlarına barınakta beslemeye değil de yağma imkanı veren projelere aktarılması.
gerçi insan hayatının değerine biçilen önem ortadayken hayvanları düşünerek hareket etmelerini beklemek ne kadar mantıklı.
sonra sözde suç örgütü lideri devletin yapmadığını yapınca birileri diyor ki bu adamlara pr kastıkları için prim veriyorsunuz.
öyle bir ülke düşünün ki anayasada sosyal devlet olduğu yazdığı halde ve tüm idare başta anayasa ve alt kanunlara uymak zorunda olduğu halde nerede aç yaşlı hasta bakıma muhtaç insan veya hayvan varsa mafya dedikleri insanlar onlara kol kanat geriyor.
bildiğim kadarıyla reşit olmayan 18 yaş altındaki çocuklar veli ya da vasileri ile birlikte abonelik sözleşmesine imza atarak yasal hat sahibi oluyorlar.
siz 15 yaşın altında olanlara veli veya vasi imzası ile hat satarsanız yani 15 yaşından itibaren değil de daha erken yaşlarda cep telefonu sahibi olan bir çocuğunuz olursa o telefon numarası ile sosyal medyaya üye olur.
sosyal medyaya üye olmaya çalışırken " bu hat yasal sahibi 15 yaşın altındadır." uyarısı verip hesap açmayı engelleyeceklerse ne ala.
bozkurt hanoğlu (bozo) karakterini idam sehpasına çıkarmışlar. boynuna ilmek geçirmişler. bunu da sosyal medyaya özel ön izleme olarak yayınlıyorlar.
sonra dizide görüyoruz ki idam edecekleri adamı asmadan once kendisi de denemek istemiş de ondan çıkmış.
yani izleyiciye diyor ki siz gerizekalısınız.
bozo karakterinin kredisi de bittiğinde reytinglerde bekleneni bulamayacak diye düşünüyorum çünkü hala ısrarla bozo karakterinin karısını eski sevgilisi olan en iyi arkadaşıyla aşk ilişkisi içinde gösterip bir nevi aşk-ı memnu çekiyorlar.
bu diziyi kimse eski aşıklar kavuşacak mı diye izlemiyor ama senarist hanım ısrarla aynı türküye devam ediyor.
bir de dizinin çatışma sahneleri çok kötü. bütün karakterler sanki npc * gibi ölüyor.
yani insan neden ateş etmeden karşıdan gelen kişiye doğru koşarken vurulup ölür anlamak mümkün değil. madem çatışma çıkmış silah sesleri var. sen de geç bir köşeye siper al ama yok illa ki koşarak gidip ölecek. ona yazılan rol bu tamam ama gerçek hayatta böyle bir şey yok.
bence yeni insanlarla tanışmakla ilgili sorun yaşayan insanlar yalnız kalmaktan daha çok korkuyor olabilir.
benim bahsettiğim elbette hiç konuşacak kimsesi olmamak. mesela hastaneye gittim. amcanın birine siz sırada mısınız dedim. sırasını gasp etmiş olmamak için. adam içinde ne varsa hepsini 5 dakikada anlattı.
insan oynayarak öğrenir. tek başına oynayarak da öğrenir ama akranlarıyla oynamak ona farklı beceriler katar.
okul öncesinde çocuklara rakamlar bile öğretilmez. yani öğretilmemelidir. bizde eğitim çok yanlış anlaşılır. aile sanar ki okuma yazmayı bile okul öncesinde öğrensin hatta imkan verilse türev falan anlatılsın.
çocuk arkadaşlarıyla uyum içinde olmayı öğrenirse ileride de toplumla uyum içinde olmayı öğrenir. topluma uymak başka bir şey toplumla uyum içinde olmak başka.
bugün sokaklarda kadınları öldürenler 3-4 yaşından itibaren aynı masada oturup beslenmesini kız arkadaşıyla paylaşmayı öğrenmeyenler.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.