hodrey yazar profili

hodrey kapak fotoğrafı
hodrey profil fotoğrafı
rozet
karma: 71479 tanım: 712 başlık: 184 apolet: 3 takipçi: 95
Hayatımdaki en büyük öğreti şu oldu: İki dünya arasında kalmak zayıflık değil, zenginlik. Her iki geleneğin de en iyisini almak, en kötüsünü eleştirmek işte benim yolum bu.

son tanımları | başucu eserleri


normal sözlük yazarlarının karalama defteri

‎ruhum; bu sığ asrın kıyısında, derin ve dilsiz bir gurbet,
‎fikrim; bugün "delilik" sanılan, yarınları doyuracak servet.
‎siz beni kalabalıkların aynasında bir "eksik" diye tartarken,
‎ben, kendi içimde asırları ağırlayan o muazzam halvet.

‎​zihnim; yarının damarlarında dolaşacak olan kutsal mürekkep,
‎yalnızlığım; bu gürültülü cehalete karşı, sessizce mürettep.
‎anlaşılmamak; bir rütbedir benim göğsümde parlayan,
‎zira her büyük ışık, önce kendi karanlığında olur müeddep.

‎​kıymetim; ben bu dünyadan sessizce çekildiğimde doğacak,
‎sözlerim; pas tutmuş vicdanlarınıza birer birer çivi çakacak.
‎siz bugün beni görmezden gelmenin konforunu sürün,
‎lakin her gerçek, eninde sonunda kendi evine dönecek.

‎​mirasım; ellerinizden kayıp giden o paha biçilmez istikbal,
‎sesim; sizin gürültünüzde sükût etmiş, masum ve ulu bir lal.
‎bugün beni yok sayan o mağrur ve sağır bakışlarınız;
‎yarın, mezar taşımın gölgesinde eğilmeye mahkûm birer vebal.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının karalama defteri

‎ sana yazıyorum, ey göklerde asılı kalan vicdan...
‎bir çocuk uyudu bu gece, karnı tok değil, gözü yaşlı,rüyasında ekmek gördü, uyanınca öldü sessizce, sessizce.
‎biz ise masalar kurduk, şaraplar içtik,
‎"afiyet olsun" dedik, hiçbir şey duymadık.
‎insanlık dediğin şey, bir zamanlar neydi ki?
‎şimdi sadece sözlükte kalmış, tozlu bir kelime,
‎bir muzafferiyet ilanı gibi söylenir dudaklardan,
‎ama eller kanlı, eller hep kanlı.
‎sınır dediğin çizgi, toprağın üstünde kalemle çekilmiş,
‎birinin evini öbürünün cehennemine çeviren sihir.
‎"biz" dedikleri taraf, "öteki" dedikleri taraf,
‎ikisinin arasında yatan mezarlar, kimin mezarları?
‎bir anne çığlık attı, duyan olmadı.
‎belki duyuldu, ama duyan duymadı.
‎televizyonlar sustu, gazeteler sustu,
‎sustu çünkü petrol akıyordu, kan değil, petrol.
‎hükümetler konuşur, dilleri altın kaplama,
‎sözleri gümüş, yürekleri çelik, ama paslı çelik.
‎"barış" derler, silah satarlar.
‎"kardeşlik" derler, sınırları dikenli tellerle örerler.
‎bir mektup yazdım, adresi yoktu dünyada,
‎çünkü her yer posta kutusu, ama hiçbir yer ev değil.
‎gönderdim rüzgara, o da iade etti
‎"boşuna," dedi, "burada kimse okumuyor artık."
‎düşmanlık nedir bilir misin?
‎seni tanımayan birinin, seni sevmemesi değil,
‎seni tanıyanın, seni unutması.
‎komşunun komşuya yabancılaşması,
‎sokak lambasının insanları aydınlatması,
‎ama gölgelerin insanları birleştirmesi.
‎bir kuyu kazdık, derin, çok derin,
‎adını "ilerleme" koyduk.
‎içine attık ormanları, denizleri, kuşları,
‎sonra kendimizi atmaya çalıştık
‎ama kuyu dar geldi, çünkü büyümüştük,
‎büyümüştük ama büyümemiştik.
‎zenginlik dediğin şey, bir avuç toprak kadar,
‎ama biz onu gökyüzü kadar büyüttük.
‎yoksulluk dediğin şey, bir gözyaşı kadar,
‎ama biz onu deniz kadar derinleştirdik.
‎birileri güldü, borsa yükseldi,
‎birileri ağladı, borsa yine yükseldi.
‎ekonomi dediğin bu muydu?
‎insan gözyaşlarının enflasyonu mu?
‎savaş meydanlarında ölenler,
‎asker değil, insan adını taşıyanlar.
‎emir verenler, emir alanlar,
‎ikisi de ölüyor, ama farklı
‎biri toprağa, biri yatağına,
‎biri şerefle, biri utançla,
‎ama ikisi de ölüyor işte,
‎ve ikisinin de annesi aynı dili konuşuyor,
‎ama farklı bayraklar için ağlıyor.
‎bayrak dediğin kumaş,
‎rüzgârda dalgalanması güzel,
‎ama bir kefen olduğunda,
‎hangi renk olursa olsun, aynı gri.
‎duyarsızlık bir sanattır bizde,
‎ustalıkla işlenir, nesilden nesile aktarılır.
‎"ben ne yapabilirim ki?" diyen milyarlar,
‎bir araya gelse, bir şey yapabilirler mi?
‎hayır, çünkü bir araya gelmek,
‎en zor sanattır bu çağda.
‎sosyal medyada ağlarız, beğeni alırız,
‎sokakta yürürüz, yüz çeviririz.
‎dijital vicdan, analog kayıtsızlık,
‎bu iklimde insanlık nasıl yaşar?
‎bir çocuk daha uyudu bu gece,
‎karnı tok, gözü yaşlı ama başka bir nedenden.
‎gördü rüyasında dünyayı, güzel bir dünya,
‎uyanınca anne sordu: "ne gördün?"
‎"kendimi," dedi, "başka birinde."
‎belki o çocuk büyüyecek,
‎belki o çocuk unutacak,
‎belki o çocuk yazacak bir şiir,
‎şiirin sonunda soracak:
‎"insan olduk, ama insan mı kaldık?"
‎ve cevap, rüzgârda kaybolacak,
‎çünkü rüzgâr artık taşımıyor sesleri,
‎sadece tozları, sadece hatıraları,
‎sadece bizi, eskiden ne olduğumuzu.
‎şimdi sessizlik.
‎uzun, derin, anlamlı bir sessizlik.
‎belki bekleyiş, belki kabulleniş,
‎belki de en korkuncu
‎yeni bir başlangıç için gerekli olan ölüm sessizliği.
‎yazıldı: insanlığın henüz ölmediğine inananlara,
‎ve onu öldürenlere ikisi de aynı aynada bakarken.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının karalama defteri

‎mutsuzlar kervanına katılanlar
‎zincir taşımaz;
‎zincirin nabzıdır bileklerinde atan.
‎gecenin örsünde dövülmüş soğuk halkalar gibi
‎karanlığa ısınırlar
‎ışığa değil, yanmaya alışan.
‎bin gece iner omuzlarına,
‎ay değil, isi kalmış bir sema.
‎uykuları firaridir onların;
‎pişmanlık nöbettedir,
‎vicdan firarda.
‎keşkeler
‎ömür defterinin küsuratı sanılırdı eskiden;
‎oysa bu çağda bileşik faizdir hüsran,
‎her sabah artan,
‎her akşam tahsil edilen bir ziyan.
‎sorma nasıl dağıldığımızı;
‎çöl değil içimiz,
‎içimizde çökertilmiş bir meydan.
‎yutkunarak gömdüğümüz her kelime
‎boğazımıza gerilen ince bir ferman;
‎infazı ertelenmiş her susuş
‎bir sonraki çığlığa zemin hazırlayan.
‎ah’lar, rutubetli bir mahzende saklı kayıtlar,
‎kin ise karanlıkta semiren bir hayvan;
‎biz sustukça serpilen,
‎biz haklı çıktıkça şahlanan.
‎erdem artık masum bir kavram değil;
‎soğuk bir masada açılmış bir dosya,
‎üzerinde parmak izi aranan.
‎iyi olmak değil muradımız
‎incinmemek için taş kesilen
‎son insan.
‎mutluluk kervanı dedikleri?
‎belki de bir seraptı uzaktan.
‎kelepçesiz sandıklarımız
‎zinciri bileğine değil,
‎yüreğine takanlardı çoktan.
‎şimdi söyle
‎tutsak eden hayat mıydı gerçekten,
‎yoksa biz mi karanlığı ev sayıp
‎anahtarını cebimizde saklayan?
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının karalama defteri

‎enkaza uğramış kentlerden geçtim eskaza,
‎çatlak duvarlarla hatim ettim yalnızlığı.
‎küllerimden her doğuşum, aslında bir eksilme;
‎gönlümden düşürdüğüm ayların gurbetindeyim.
‎​yokluğu sordum tokluğun o sağır baharına,
‎cevap diye bir avuç zehir bıraktılar avucuma.
‎adımlarım yorgun, anılarım ise kimsesiz;
‎bir boşluktan diğerine devriliyor gölgem.
‎​çünkü öğrendim ki bunca yoldan sonra;
‎insan en çok, kendinden vazgeçtiği yerden vurulurmuş.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının şiirleri

‎varlık, yokluğun üzerine çekilmiş ince bir perdedir,
‎ben o perdeyi kanatarak kendi içime sızdım.
‎zaman; kemik sesiyle ilerleyen sağır bir saattir,
‎daha doğarken, ölüme binlerce mektup yazdım.

​zihnim; kendi celladını besleyen bir dar ağacı,
‎hangi fikre tutunsam, ip boynumda acılı bir sancı.
‎dünya dediğin; zehrini balla sunan bir yabancı,
‎her yudumda ruhum biraz daha daralır,yutkunur darağacı.

devamını gör...

normal sözlük yazarlarının karalama defteri

enkaza uğramış kentlerden geçtim eskaza,
çatlak duvarlarla hatim ettim yalnızlığı.
küllerimden her doğuşum, aslında bir eksilme;
gönlümden düşürdüğüm ayların gurbetindeyim.
​yokluğu sordum tokluğun o sağır baharına,
cevap diye bir avuç zehir bıraktılar avucuma.
adımlarım yorgun, anılarım ise kimsesiz;
bir boşluktan diğerine devriliyor gölgem.
​çünkü öğrendim ki bunca yoldan sonra;
insan en çok, kendinden vazgeçtiği yerden vurulurmuş.
devamını gör...

gelmiş geçmiş en felsefi söz

insan; henüz gerçekleşmemiş bir ihtimalin özlemiyle, artık var olmayan bir geçmişin gölgesi arasında yankılanan, ama yalnızca şimdinin sessizliğinde kendini bulan sonsuz bir boşluktur
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim