sebepleri ve sonuçları ile incelenmesi gereken, insanı zamansız yaşlandıran, iletişimin en karanlık dehlizi.
mesela ne niyetle yola çıktığının hiçbir önemi yoktur bu eylemde. sen tamamen iyi niyetle, yumuşacık bir yerden, belki de bir yaraya merhem olma hissiyle bir cümle kurarsın karşı taraf onu kendi zihnindeki binbir filtreye, komplekse, geçmiş travmalarına sokup çıkarır ve eline kocaman bir hakaret olarak teslim alır. sen daha cümledeki noktanın yerini savunmaya çalışırken, bir bakmışsın olayın başrolündeki kötü adam sen olmuşsun.
yazılı iletişimde ise bu meret katlanarak çoğalır. ses tonunun, mimiklerin, o anki bakışındaki şefkatin olmadığı her ortam yanlış anlaşılmaya davetiyedir. sırf sonuna gülücük koymadın diye soğuk, nokta koydun diye sert, paragraf başı yaptın diye mesafeli ilan edilirsin.
işin en yorucu kısmı ise sonrasındaki o devasa açıklama yapma seanslarıdır. aslında ben orada demek istedim ki, yok valla öyle değil,ben öyle bir insan mıyım? diye çırpındıkça daha da batarsın. çamur gibidir kurumasını beklemeden temizlemeye çalıştıkça her yerine bulaşır.
sonuç mu? bir noktadan sonra insana muazzam bir bıkkınlık gelir. o devasa açıklama cümleleri yerini tek bir kabullenişe bırakır
(bkz:
nasıl anlamak istiyorsan öyle anla)
devamını gör...