mesele aşırı düşünmek (overthinking) değil. gereğinden fazla, kapasitemizi aşan sayıda uyarana maruz kalıyoruz. çevresel uyaranlar zaten yeterince yorucu. bir de üzerine sosyal medyaya ayrılan ve aslında boşa harcanmış zaman içinde beynimizi hiç ihtiyacı olmayan çöplerle dolduruyoruz. bu kadar çok çöpü ayrıştır, işle, depola derken farkında olmadan aşırı yükleniyoruz ve yoruluyoruz. gün içinde bir noktada hiçbir şey yapmadan ve düşünmeden durmak gerekiyor. ama bu çağ, beynimize dinlenmek için izin verdiğimiz bu süreleri tembellik olarak empoze ediyor bize. sürekli bir şeylerle uğraşmazsan önemsizsin, her anını dolu dolu geçirmezsen değersizsin, sosyal medya ile beynini doldurmazsan görülmezsin algısı yaratılıyor. yani mesele doğamıza uygun yaşamayışımız.
bir bunları, bir de ağaç tepelerinde meyve yediğim, sokaklarda özgürce koşup oynadığım günleri çok özlüyorum. düşünsenize ankara'nın en uzun sokağı olan başçavuş sokak'ta toplasan 3 araba falan vardı.
allah affetsin bir atıştırmalık markası. edebimle şekerimi, kötü karbonhidratımı yerim, yine de bunları alıp yemem. sağlıklı beslenmek bu kadar acı verici olmamalı.
anılar hafızada saklanırken 5 farklı protein ile sentezlenerek saklanır. bir anı hafızadan çağırıldığında bu 5 farklı protein önce çözülür, ardından yeniden sentezlenerek anıyı oluşturur. ancak bazen aralarından 1 ya da daha fazlası çözüldükten sonra diğerleri ile yeniden sentezlenmez. onun yerine başka bir protein gelir. bu da aynı olayı kişilerin farklı hatırlamasına neden olur.
bu bilgiler sinirbilimci serkan karaismailoğlu'nun "dünyanın en yalnız beyni" kitabından. içinde özellikle ergen beyni ile yetişkin beyninin temel farklılıkları üzerine çok ilginç bilgiler var. tavsiye ederim.
şu anda her alandaki en temel sorunumuz aklâksızlık. ne ilişkilerde, ne siyasette, ne günlük yaşamda, ne iş yaşamında ahlâktan söz etmek mümkün. koskocaman, leş gibi kokan bir lağım çukuruyuz.
"kişilik ne kadar sağlıksızsa o kadar az esnektir. dolayısıyla çok sağlıklı insanların kişilikleri son derece esnektir. dolayısıyla ruh sağlığının özü esnekliktir. bu neredeyse fiziksel sağlık gibi bir şeydir. bir kişi fiziksel olarak sağlıklıdır, kaslarında eklemlerinde yüksek esneklik vardır. akıl sağlığı yerinde olan bir kişinin ruhsal yapısında yüksek esneklik bulunur. psikolojimizdeki esneklik ise uyum yeteneğidir. bu, öz farkındalık ve başkalarının farkındalığıdır. bu, yeni problem çözme yöntemlerine başvurabilme ve tek bir çözüme takılıp kalmama yeteneğidir. bu, kendini düzenleme ve sakinleştirme yeteneğidir. bir hayal kırıklığı yaşadığında onunla başa çıkma kapasitesidir. bu, sağlığın özüdür. çok çok ağır travmalardan kurtulan insanlarla çalıştım. gerçekten farklı bir şekilde ayakta duranlar, esnekliğe sahip olanlar. bir de şunu düşünün: eğer bir ağaç esnekse, rüzgarla birlikte eğilir."
herkesin birbirini bir yerlerden tanıması. yeni tanıştığınız biriyle sohbet etmeye başladıktan sonra göreceksiniz ki mutlaka ortak tanıdıklarınız çıkacak. belki de o yüzden ankara'ya dönüş her zaman "eve dönmek"le eşdeğer.
android telefon kullanıyorum. ön bilgi olarak bunu vereyim. tespit ettiğim sorunlar şu şekilde:
1. ne yazık ki arayüz responsive davranmıyor. arayüzün üst ve alt kısımları menü çubuklarının altında kalıyor. mesela:
2. uygulamanın rozet rengi güzel ama üzerindeki illüstrasyon algılanmıyor. daha belirgin ve sade bir illüstrasyona gidilmeli.
3. bir diğer konu da mesaj ya da girdi yazarken ekranın yukarı doğru kaymaması ve klavyenin altında kalması. ekranı görmeden yazmak zorunda kalıyoruz.
4. mesaj yazabilmek daha bile zor. çünkü mesaj kutucuğu alt menü çubuğunun altında kaldığı için oraya tıklamak bir mesele. hadi bir şekilde tıklamayı başardınız diyelim, bu sefer yine ne yazdığınızı göremeden yazıyorsunuz her şeyi. çünkü klavyenin altında kalıyor.
4. ana sayfa zemin rengi olarak kırık beyaz kullanmak yerine direkt beyaz kullanmak daha doğru olur. gece modunda kullananlar çok fark etmiyor olabilir. gündüz modunda kullananlar için biraz boğucu bir etki yaratıyor.
bunlar acilen çözülmesi gereken sorunlar. eğer başka sorunlar da bulabilirsem bu girdiyi düzenlerim.
acıya saygı duymak. ulan dün bir okulda saykonun teki katliam yaptı. bugün sosyal medyaya, sözlüklerdeki başlıklara bir bakıyorum, sanki hiç böyle bir olay olmamış gibi goygoy yapıyor bazıları. 2 gün kahvenin fotoğrafını paylaşma, 2 gün kadınların memesini merak etme. 2 gün şu insanların acısına saygı göster ya! çok mu zor?! biz ne ara bu kadar leş bir toplum olduk?!
sana kıyamaz.
hayatını kolaylaştırmak için elinden geleni yapar.
planlarına seni de dahil eder.
çok saygılı davranır.
sana karşı hep şeffaftır. her şeyi açıkça anlatır.
şefkâtli ve sevgi dolu yaklaşır.
sevdiği şeyleri seninle paylaşmak ister.
yanında olabilmek için her fırsatı değerlendirir.
seni gerçekten dinler. senin hakkındaki her şeyi bilmek ister.
pazar günleri bütün çocukları televizyonun karşısına çivileyen bir çizgi filmdi. hatta gazeteler çizgi romanlarını da verirdi. bizim evde bayağı bir koleksiyonu yapılmıştı.
ayrıca "jetgiller", "şeker kız candy" (ki kendisi seyrettiğimiz ilk animedir), "uçan kaz" da çok sevilirdi.
en sevdiğimi de sona sakladım:
"tom ve jerry"
hâlâ bir yerde denk gelsem kitlenip izliyorum.
hiç bilmediğim bir ülkenin, bilmediğim sokaklarında, yanımda harita ya da gps yokken dolaştığım günlerde hissettiğim o özgürlük hissini bir daha hiç tadamadım. gönlümce istediğim yere gittim. istediğim kadar kaldım. ne giydiklerimin bir önemi vardı, ne de nasıl göründüğümün. uzun süredir pratik yapmadığım için körelmiş dil becerim bile 2 günde toparlamıştı kendini. çünkü düzgün konuşmak için bir çaba sarf etmiyordum. kelimeler, cümleler gelişi güzel çıkıyordu ağzımdan ve işin ilginç tarafı insanlarla daha kolay anlaşıyordum. kimlik, giyilebilen bir şeymiş, orada anladım.
keşke gerçekten bir simülasyonda yaşıyor olsak da biri gelip reset atsa. doğanın ağzına sıçılmadığı, insanların boktan varlıklar olmadığı bir dünyaya uyansak. bunu gerçekten çok isterdim.
bütün sosyal medya platformlarında bolca bulunan bot hesaplar ile insanların sinir uçlarıyla oynamakla görevlendirilmiş, cumhuriyet ve atatürk düşmanı troll hesapları engellesinler önce. o zaman anlarız, bakalım bu hangi amaca hizmet eden bir düzenleme. gerçi eminim ki amacın kokusunu hepimiz alıyoruzdur.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.