yıldırım beyazıt komutasındaki osmanlı ordusu ve timur komutasındaki moğol ordusu arasında 1402 yılında ankara'nın çubuk ovasında yaşanan savaştır.

timur'un amacı anadolu üzerinde hakimiyet sağlamak değildir. nitekim savaşı kazanan timur anadolu'yu ilhak etmemiştir. onun amacı düzenleyeceği çin seferi öncesinde yeni yükselen bir güç olan osmanlı devletine karşı sırtını sağlama almaktır. bu savaşın bana göre osmanlı devletindeki etkileri çok büyüktür.

osmanlı hanedanının sonraki dönemlerinde gerçekleştirdiği bazı uygulamaları bu savaşın sonuçlarına bağlarım. bunlara kısaca değinirsek; evlenmeme yıldırım beyazıt'tan sonra kanuni sultan süleyman'ın nikahladığı hürrem sultan'a kadar hiçbir padişah nikah kıymamıştır. bunun sebeplerinden en önemlisinin, ankara savaşı sonrasında timur'un yıldırım beyazıt'ı aşağılamak için hanımına yaptıkları gösterilir. kardeş katli ankara savaşı, ortaçağda bir devleti parçalamanın en kolay yolunun, hanedanı birbirine düşürmek olduğunu osmanlı ailesine göstermiştir.

timur anadolu'dan gitmeden önce sırf kargaşayı arttırmak için toprakları yıldırım'ın 3 çocuğu arasında paylaştırmış, 4. şehzade olan şehzade mustafa'yı da yanına almıştır.
bu durum karşısında fatih sultan mehmet kardeş katlini meşru saymıştır. anti-aristokrasi osmanlı imparatorluğunun yüzyıllarca devam edecek bir karakteristiğidir. dikkat edilirse, son birkaç yüzyıla kadar osmanlı imparatorluğunda, osmanlı hanedanı dışında başka bir aristokratik aile görülemez. bu bilinçli uygulanan bir politikadır.

ankara savaşı sonrasında timur bölünmeyi pekiştirmek için, anadolu selçuklu devleti'nden sonra ortaya çıkan diğer beyliklere topraklarını geri vermiştir.
osmanlı ailesi bu tehditi sonrasında görmüş, kendisine karşı olan tüm alternatif aileleri fetret devrinin bitmesiyle ortadan kaldırmıştır. bundan sonra da, devlet kademelerinde dikey geçiş çok serbest tutulmuştur. kıyaslama yaparsak, örneğin avrupa ve rusya gibi ülkelerde aristokrasi köklüdür. tebaa sınıfla aralarındaki ayrım derindir. bir köylü asla ama asla bir aristokratla yan yana bulunamaz, veya bir aristokrak aile mensubu, ne kadar zayıf karakterli olursa olsun, sırf soyadından ötürü üstün yaradılışlı kabul edilir. ama osmanlı imparatorluğunda böyle bir uygulama görülmez. çok zeki bir çoban rahatlıkla sadrazam cübbesi giyebilir. oğlu başarısız ise, aynı hızla devlet kademlerini inebilir. devşirmelik anti-aristokrasi politikasının bir devamı sayılabilir.

ayrıca imparatorluğun kozmopolitliğini canlı tutma uygulaması olarak da görülebilir. dikkat edilirse sadrazamların, hatta harem kadınlarının devşirmelerden seçildiği görülür. devşirme olan bir sadrazam asla tam olarak bir köklü aile kuramaz. bu durum, osmanlı ailesini devirip yerine kendi ailesini geçirme hayallerine kapılmasını engeller. söylediğim gibi, şahsıma göre ankara savaşı osmanlı imparatorluğununu karakterini belirleyen savaşlardan biridir, bu sebeple önemi büyüktür. savaş sonrasında yaşanan fetret dönemi 1. çelebi mehmet tarafından sona erdirilmiştir.
devamını gör...

anadolu'yu mezopotamya'ya bağlayan, batısında şanlıurfa, doğusunda şırnak, kuzeydoğusunda siirt, kuzeyinde diyarbakır ve batman, güneyinde suriye'nin hasiçi (el-haseke) ilinin kamışlı ilçesiyle komşu olan 47 plaka kodlu ildir.

midyat, nusaybin ve kızıltepe, merkez ilçe mardin şehrinden sonraki en büyük ilçeleridir. 1990 yılında yapılan düzenlemeyle doğusundaki idil, cizre ve silopi ilçeleri yeni kurulan şırnak iline, gercüş ilçesi de yeni kurulan batman iline bağlanmıştır. mardin, tarih boyunca hem önemli bir yerleşim yeri, hem de önemli bir konaklama ve ticaret merkezi olarak var olmuştur.

süryaniler tarafından "kaleler" anlamına gelen merdo adıyla anılan mardin şehrinin adı, roma kaynaklarında maride, pers kaynaklarında marde, bizans (doğu roma) kaynaklarında mardia, arap kaynaklarında maridin olarak geçmektedir. mardin,

hristiyanlığın ilk dönemlerinden 1930'lu yıllara dek süryaniler için önemli bir din merkezi konumundaydı. mardinli aramiler, aziz petrus (saint peter) aracılığıyla ms 38 yılında hristiyanlığı ilk benimseyen halk topluluğu olmuşlar ve eski inançlarını sürdüren soydaşlarından ayırt edilmek için "süryani" (suriyeli) olarak anılmaya başlamışlardır.

mardin'de 493'de yapılan deyrülzafaran manastırı ile midyat yakınlarındaki mor gabriel manastırı (kartmin manastırı) yörede yaşayan süryanilerin önemli din merkezleriydi. siyasi ve dinî baskılar nedeniyle yüzyıllarca yer değiştirmek durumunda kalan süryani patrikliği, 1293'te deyrülzafaran manastırı'na taşınmıştır. mardin meryem ana kilisesi, xııı. yüzyılda katolik mezhebini benimseyen süryanilerin dini merkezidir.

süryaniler açısından önemli din ve kültür merkezleri barındıran bu yöreye sonradan yerleşen artuklular'da mardin, kızıltepe ve hasankeyf şehirlerini kendi mimar, üsluplarında yapılarla donatmışlardır. yöreye özgü en önemli geleneksel zanaat dalları bakırcılık, dokumacılık ve kuyumculuktur.
bakırcılık ve kuyumculuk ilde hâlen yaygın olan uğraşlarken, osmanlı döneminde bab-ı ali'ye ipekli ve tül dokumalar gönderecek kadar gelişmiş durumda olan dokumacılık, bugün eski önemini yitirmiştir.

farklı farklı isimleri ve şekilleri olan ibrikler, genellikle hamam gereçlerinin taşınmasında ve muhafazasında kullanılan "kildan" denen kutular, acı kahvenin kaynatılmasında kullanılan "mırra" denen cezveler, güğümler ve mangallar, mardin yöresel bakır işçiliğinin en önemli ürünleridir. merkezi midyat olan kuyumculuk ise gümüş işçiliğinin yaygın olduğu ve daha çok süryanilerin uğraştığı bir zanaattir.
devamını gör...

orta avrupa'nın güneyinde, bir çizme biçiminde akdeniz'e uzanan italya yarım adasının üzerinde yer alan ülkedir.

çizme şeklindeki bu yarımadanın hemen burnunda bulunan sicilya ile yarımadanın batısındaki tiren denizinde bulunan sardinya adaları da ülke sınırları içindedir. italya yarım adasının doğusunda akdeniz'in uzantısı olan adriyatik denizi (adriya denizi), güneyinde ise akdeniz ile adriyatik denizi arasında bulunan iyon denizi (iyonya denizi) vardır.

ülke başkenti roma'dır. italya'nın dağlık bir coğrafyası vardır. kuzeyde bir yay biçiminde uzanan alp dağları, italya ile fransa, isviçre, avusturya ve slovenya arasındaki doğal sınırı oluşturur. apennin dağları ülkeyi boydan boya geçerek sicilya adası'nın batısına dek uzanır.

ülkede aynı zamanda birçok sönmüş yanardağ mevcuttur. tarihi pompei şehrinin yıkımına neden olmuş vezüv yanardağı ve etkinliğini halen devam ettiren sicilya adası'ndaki etna yanardağı bunların en ünlüsüdür.

italya'da kuzeyden güneye doğru gidildikçe hem iklim, hem de toplumsal yapı çeşitlilik ve farklılık gösterir. tarımsal üretim, ürün çeşitliliği ve bitki örtüsü açısından zengin bir ülkedir. kuzeyde alp dağları ve apenninler'in etekleri arasında uzanan po ovası, italya'nın en geniş ve en verimli tarım alanıdır. bu alan, po nehri ve kolları tarafından akaçlanır. diğer ovalık alanların geneli kıyı kesimlerdedir.

italya'da kömür yatakları çok az olduğudan yakacak olarak genellikle ormanlardan yararlanılmıştır. bu yüzden ülkedeki orman örtüsü büyük ölçüde seyrelmiş, yabanıl hayvan varlığı da giderek azalmıştır. ülke sınırları içinde çok sayıda göl bulunur. akarsu ve göllerde yaşayan başlıca tatlı su balıkları, alabalık ve mersin balığıdır. ülkeyi çevreleyen denizlerden ise hamsi, sardalya ve orkinos avlanır.

italya'nın güney kesimlerinde tarantula isimli zehirli örümcekler yaşar. italya'da işçilerin yaklaşık dörtte biri tarım alanında çalışır. köylülerin ekseriyeti işledikleri toprağın sahibi değildir; kiraladıkları toprakları ekip biçerler. kiracıların işledikleri topraklardan çıkarılmasına karşı koruma yasaları yürürlüktedir. italya'nın güney kesiminde ve sicilya'da topraklarının başında bulunmayan büyük toprak sahipleri, mülklerini parsellere ayırarak köylülere kiralar ve idaresini kendilerine bağlı kâhyalara bırakırlar. yoksul köylülerin ezilmesine sebep olan bu düzeni bir nebze olsun değiştirmek amacıyla, italyan hükumeti, 1950'den sonra birçok büyük toprak sahibinin toprağını kamulaştırarak tarım işçilerine ve yoksul köylülere dağıtmıştır.

italya, meyve ve sebze yetiştiriciliğinde avrupa'nın önde gelen ülkesidir. ülkede sanayileşme ise siyasal birliğin sağlandığı 19. yüzyılın ikinci yarısında başlamıştır. günümüzde mobilyacılık, büro eşyaları, elektrikli ev aletleri, aydınlatma gereçleri, motorlu araçlar, demiryolu ve elektrikli tren donanımı, çimento, tuğla, yapay ipek, deri, pamuklu, yünlü dokuma ülkenin en önemli sanayi kollarını oluşturur. milano, torino, cenova gibi şehirler, ülke sanayisinin yoğunlaştığı yerlerdir. başkent roma, milano ve floransa, dünyanın önde gelen moda merkezleridir. güney italya'daki en önemli endüstri kenti taranto'dur.

gondol şehri venedik cam işçiliği, pisa şehri mermerleri; toskana ve umbria bölgeleri seramikleriyle ünlüdür. bologna, uluslar arası çapta bir eğitim merkezidir. tarih boyunca çeşitli kavimlerin ve orduların saldırısına uğrayan italya'da, halk en çok romalıların soyundan gelmekle övünür.

tarihte roma imparatorluğu'nun merkezi olan italya, imparatorluğun parçalanmasının ardından önce cermen halklarının, daha sonra da doğu roma imparatorluğu'nun egemenliğine girdi.

orta çağ boyunca çeşitli siyasi çekişmelere sahne olduktan sonra, milano, ceneviz, venedik, pisa, floransa, bologna, napoli, sicilya gibi şehir cumhuriyetlerine ve papalığa ait şehir devletlerine bölündü. bu şehir devletleri, avrupa, asya ve afrika kıtalarında ticaret yapıyor, siyasi ilişkilerini kendi çıkarları doğrultusunda belirliyordu. deniz ticaretiyle giderek zenginleşen italyan şehir devletleri, mimarlık, resim, heykel ve edebiyata ilgi göstererek, rönesans hareketinin gelişimini hazırlayan sanat merkezleri durumuna geldi.

xv. yy sonlarına doğru şehir devletlerinin gücü azalmaya başladı. devam eden çağlar boyunca italya'nın yönetimi ispanya, avusturya ve fransa arasında el değiştirdi. xıx. yüzyılın ikinci yarısında italya'da siyasi birlik sağlandı. ama italya, xıx. yy sonlarından xx. yy başlarına kadar sürekli siyasal, ekonomik ve kitlesel bunalımlarla kısa ömürlü hükumetlere sahne oldu. müttefik siyasetinde ve diplomaside uyumsuz bir toplum olan italya, birinci ve ikinci dünya savaşlarına kısmen katılmıştır. xx. yy başlarından itibaren daha iyi bir yaşam kurmak için ülke nüfusunun üçte biri, başta abd olmak üzere çeşitli ülkelere göç etmiştir. ıı. dünya savaşı'nın ardından federal almanya'ya ve isviçre'ye işçi göçü başlamıştır. ülkedeki göç hareketleri, 1960'lı yıllara kadar sürmüştür. ülkedeki bölgesel karşıtlıklar, geçmişten kaynaklanan ekonomik ve kültürel farklılıklar ile siyasal ayrılıkların göstergesidir.

italyan halkının hemen hemen tamamı italyanca konuşur, ama italyancanın ve latincenin bölgeden bölgeye farklılık gösteren diyalektleri de vardır. italyanların büyük çoğunluğu katoliktir.
katolik kilisesinin ve papalığın merkezi olan vatikan, başkent roma'nın batısında bulunan bağımsız bir devlettir.
italya'da vatikan'ın dışında bağımsız veya özerk devlet statüsünde başka din merkezleri de mevcuttur. geçmişte roma uygarlığının, şehir cumhuriyetlerinin, rönesansın beşiği olan italya, zengin bir tarih, kültür, sanat ve mimari birikimine sahiptir.

italyan mutfağı, dünya çapında ünlüdür; italyancada "pasta" denen makarna çeşitleri (özellikle spagetti) zeytinyağlıları, sıcak ve soğuk mezeleri, sosis ve salamları, dondurmaları ve ünlü kahvesi expresso ile oldukça çekici bir mutfaktır.
devamını gör...

16 mayıs 1990 tarihinde çıkarılan bir yasayla şırkan şehri merkez olmak üzere, eskiden kendisi gibi siirt iline bağlı bulunan güçlükonak ilçesi ile mardin iline bağlı bulunan silopi, cizre, idil ve hakkari iline bağlı bulunan beytüşşebap ve uludere ilçelerini de içine alarak kurulmuş olan türkiye'nin 73. ilidir.

dicle nehri vadisinin iki yakasındaki topraklardan meydana gelen şırnak, kuzeyinde siirt, kuzeydoğusunda van, doğusunda hakkari, batısında mardin, güneyinde suriye ve ırak ile komşudur.

ilin hemen hemen tam ortasında bulunan il merkezi şırnak kenti, namaz dağının batı eteklerinde kurulmuş olan küçük bir yerleşim yeridir. kentin kuruluş tarihine dair elde veri yoktur. bazı kaynaklarda ve bazı eski haritalarda ilin ismi şirnak olarak da geçmektedir.

resmi olmamakla beraber, geçmişi nuh peygamber ile birlikte anılan şırnak, şehr-i nuh olarak da adlandırılır. yöreyle ilgili rivayete göre; büyük tufan'dan kurtulan nuh peygamber'in gemisi, sular çekildikten sonra cudi dağında karaya oturur.
gemiden inen nuh peygamber, şükür için burada kurban keser. daha sonra ailesi ile birlikte dağdan aşağı inip, kendisi kuzeyde şırnak şehrini, oğullarından yafes de batıda cizre şehrini kurar.
cizre ilçesindeki bir camiide bulunan beş metrelik sandukanın içinde nuh peygamber'in naaşının bulunduğuna inanılmaktadır. hatta, nuh'un gemisi'nin hâlen dağın doruğunda ya da civarda bir yerde olabileceğine dair fantastik inanışlar da vardır. söylenceden dolayı popüler hale gelen cudi dağının adı, yörede anlatılan başka söylencelerde de sıkça geçer.

tarih boyunca önemli kervan yollarının kavşak noktası olan cizre ve şırnak'ta, kürt aşiretleri yüzyıllar boyunca buradaki yolları ve önemli geçitleri denetim altında tutacakları özerk bir konuma sahip olmak istemişlerdir. bu yüzden yörede birçok ayaklanma vuku bulmuştur. yöredeki sıkıntılar bugün de terör eylemleriyle devam etmektedir. yöredeki başlıca yerleşim merkezlerinin eski isimleri, elki (beytüşşebap), cezire (cizre), zari (idil), girgimaç (silopi) ve kılaban (uludere) dı.

ilin siyasal ve toplumsal yapısında aşiret ilişkileri hâlâ geçerliliğini korumaktadır. kışı ilin güney kesimindeki kuytu yerlerde geçiren göçer aşiretler, yazın sürüleriyle birlikte dağlardaki sulak yaylalara çıkarlar. ilde gelişmiş bir sanayii kuruluşuna pek rastlanmaz. habur çayı'nın basra körfezine akan dicle nehrine katıldığı yerde, türkiye hem suriye, hem de ırak'a komşudur. özellikle karayoluyla ırak'tan gelen mallar, habur sınır kapısından ülkemize giriş yapar. şunu da belirtmek gerekir ki, yörede hayli yaygın olan sınır kaçakçılığı, burada yaşayan halkın geçimini sağladığı başlı başına bir ekonomik faaliyet alanıdır.
devamını gör...

özgün adı: oldeuboi
ingilizce adı: oldboy
türkçe adı: ihtiyar delikanlı

başrollerini min-sik choi ve ji-tae yu'nun paylaştıkları, karşı-intikam temelli sıra dışı ve anti-moralist konusu, son ana dek izleyicide merak unsurunu ve konsantrasyonu canlı tutmayı başarabilen gizem dolu işleyişi ve izleyici tarafından tahmin edilemeyecek biçimde bir sona giden çözüm bölümündeki vuruculuğuyla, tüm zamanların gelmiş-geçmiş en iyi sinema yapıtlarından biri olan 2003 yılı güney kore yapımı sinema filmi.

senaryosu, jo-yun hwang, joon-hyung im, chun-hyeong im ve filmin yönetmeni chan-wook park tarafından garon tsuchiya'nın yazıp nobuaki minegishi'nin çizdiği "oldboy" isimli japon mangasından uyarlanmıştır.
park chan-wook'un "intikam üçlemesi" serisinin ikinci ve en başarılı filmidir.
quentin tarantino referanslıdır.

tür olarak, içinde bilinmezlik unsurunu barındırarak izleyicide merak uyandıran "gizem" ve izleyiciye antipatik kahramanların sunulduğu "modern kara film" (neo-noir) tarzlarına hitap etmektedir.

başta 2004 yılında 57'incisi düzenlenen ve jüri başkanlığını birleşik amerikalı yönetmen quentin tarantino'nun yaptığı cannes uluslararası film festivali olmak üzere, sinema ödüllerinin dağıtıldığı birçok organizasyonda büyük ödüle lâyık görülmüştür.

spoiler içerir!

"hayat daha büyük bir hapishaneymiş..." "günaha bulanmış bir hayvan olsam da yaşamaya hakkım yok mu?"

ahlaki normlara ters düşecek bir karmaşıklığın (ya da bir uyumsuzluğun) yol açtığı trajedinin, insan hayatında bir düzen hâline gelebilirliği üzerinden; "hayat bir düzen midir, yoksa karmaşayı düzene ya da uyumsuzluğu uyuma sokma çabası mıdır?" diye düşündüren şahane bir film.

spoiler bitti!
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim