vişneizm yazar profili

vişneizm kapak fotoğrafı
vişneizm profil fotoğrafı
rozet
karma: 67463 tanım: 6380 başlık: 144 apolet: 4 takipçi: 293
cesaret ettin, denedin, olmadı. bir daha denersin, daha iyi olmaz.

son tanımları | başucu eserleri


andropoz (dizi)

değişim için cesaret lazımmış..
saçlarımı değiştirdim, kıyafetlerimi değiştirdim.....
ama değişemedim aynı kaldım.
çevremdeki herkes değişti. bir tek ben değişemedim.
kafamdaki sisi bir türlü dağıtamadım.
o zaman şu soruyu sordum kendime:
acaba ben değişmek istiyor muyum?
evet, istiyorum.
ama neden değişemiyorum.
*

engin günaydın'a bayılıyorum. dahil olduğu tüm projeleri güzelleştiren adam. bu dizinin senaryosunu da kendisi yazmış, yaratıcılığını konuşturmuş. samimi, absürt komedi tadında bir iş olmuş. oyuncuların hepsi birbirinden başarılıydı; özellikle bir çoğumuz artık sevmese de tamer karadağlı'nın oynadığı halit karakteri oldukça göze çarpıyor. ben kafamda halletim çünkü dedi ve hindistan'a gitmeye çalışırken cassandara'sına kavuştu.

dizinin çekildiği marmaris'e de mavi, mavi kalpler yolluyorum.. beni nasıl çekti bir bilseniz.. kalbim o mavi sularda kaldı..
devamını gör...

masumiyet müzesi (dizi)

izledim, bitti. iyiydi, hoştu. artık müzeye kaldırabiliriz..

kitabıydı, dizisiydi derken neredeyse bir aydır kemal'e maruz kalmış durumdayım. burada yazıp, bırakıyorum artık kemal'i. güle güle kemal..

dik dur kemal, dik dur!
ah o sibel neler çekti senden.. selahattin paşalı bilerek mi yaptı bilmiyorum ama kemal'in duruşu bozuktu. omuzları o kadar düşüktü ki, sibel'in bu sözü söylediği yerde ayağa kalkıp saygı duruşuna giresim geldi.
sibel, tam da kitapta hayal ettiğim gibiydi. böyle yeni yüzleri görmek bizi mutlu etti. lakin kemal karakterinde onu yapamadık son zamanlarda her projede gördüğüm ve artık görürken kafamı çevirdiğim o adam başrolü oynuyordu..
#3865334 fikrim çok değişmedi aslında başka biri olabilirdi ama yiğidi öldür, hakkını yeme; selahattin paşalı'nın rolünü çok içten oynadığını söyleyebilirim. adam röportajlarını bile andımızı okuyor gibi verdi. kemal'in iç dünyasına fazlasıyla girmişti.

füsun hakkında kitapta ne düşündüğüne pek bir fikrimiz yoktu. neticede kemal'in nesnesi gibi anlattığı kadını canlı kanlı görebilmek güzeldi.. arzu edilen kadın, görsel olarak da böyle olmalıydı. eylül lize kandemir'i konuşabiliriz; o güzel ve yetenekli oyuncuyu bundan sonrada başka projelerde görmeyi diliyorum. ama selahattin paşalı'ya biraz ara vermesini tavsiye edebiliriz.* bu sene ödüller sen de ama; biraz ara ver be adam, yüzün soğusun..

kitaptaki akışın bozulmaması okuyuculara da saygı duyulması demektir; dizi bu anlamda fena iş çıkarmamış. yazarın sahnelerin içinde olması, yarattığı karakterle konuşması oldukça iyiydi..

son bir ayçiçek tarlaları hüznü eşliğinde müzeye gider, konuyu da hepten kapatırım. *
devamını gör...

ilk yardım bilen yapmalı mı yapmamalı mı ikilemi

bilinci kontrol et, 112 yi ara..
eğitimini alsan bile sıkıntı. ben göğüs kemiğinin alt ve üst kısmını tespit edene kadar kafamda kim bilir neler geçer. gücüm makete bile zor yetiyor. göğüs kemiğini kırabileceğimi düşünmüyorum ama sıralamayı şaşarsan ayvayı yersin. sadece sağlıkçılar yapmalı. bilsem bile sorumluluğunu alamam.
devamını gör...

edebiyattan anlayan kız vs mantıdan anlayan kız

yapılan mantıyı afiyetle yerken edebiyat dinleyen kız.
devamını gör...

kadınların düştüğü 3 şey

indirim mesajına,
temizlik kokusuna,
çayın yanında masum duran tatlıya..

düşmek nedir ya ağaçtan mı düşüyorlar kadınlar*
devamını gör...

onaylanma ihtiyacı duymayan insan

ben ulan ben..
küçüklükte kaldı o iş.. yetişkin olduk ve bir şeyleri aştık. yani aslında sağlıklı insanda olması gereken bir özellik bu. biri beni onaylasa ne olacak ya da eleştiriler neden canı mı yakacak? kendi değerini bilen biri bunlarla uğraşmaz.

insanlar neden kendilerini değerlendirmeye sunuyorlar?
üstelik bazılarının onaylanma ihtiyacı bağımlılık derecesinde. çocukluk dönemiyle ilgili bir sorun var orada. destek şart.
devamını gör...

banyoda duş alırken acaba neye konsantre oluyorsunuz sorusu

suyun ısısına..
bir türlü ayarlayamıyorum. banyoda da rahat yok. orada da bir mücadele var..
ortasını bulalım şunun ılık olsun..yok ya sıcak ya soğuk olacak.. şampuanın bitmesi var bir de. bakın buna hiç değinmek istemiyorum.. yaşamak zor..
devamını gör...

günaydın sözlük

sakin sakin.. günaydın tabii be, aşk olsun.. seni mi kıracağım?

komedi filmi oyuncusu gibi hissediyorum kendimi. birileri beni izlese kesin kahkahalara boğulur.
soğuk algınlığım var nefesim daralıyor. böyle çok iyi düşünemediğim zamanlarda kombin zehirlenmesi yaşıyorum. cennet mahallesi'nden hallice, ne giydiğimi bilmeden ve kendimle kavga ede ede çıktım kapıdan.. sabah küfürleri seansı..
-bekle üç, beş kere su çarp yüzüne-

üstümdeki kıyafet bedenimi ve sabrımı sınıyor.
mesela bisiklet yakaya ölüm istiyorum. bisikleti yokuşa yokuşa sürmek, bütün güzel elbiseleri bisiklet yakalı yaptıkları için isyan ateşi yakmak istiyorum. yakayı kesip atacağım şimdi...

bu tayt çorap fikri de hiç hoş değil.. tüm tayt çorapları da boykot ediyorum.. sırf üşümeyeyim diye tercih ettim ama bir daha alırsam namerdim.. neden dolabımdasın neden?

renkleri birbirine uydurmak için gösterdiğim çabayı başka şeylere gösterseydim, atımla üsküdar'ı geçer oradan başka diyarlara da giderdim... allah başka dert vermesin tabii.. kahverengi, bordo, krem ve benzeri tonlarda dertler silsilesi yaşadığım bir günün başlangıcında karşınızdayım..
daralıyorum ben bugün annem..

renklerle uyum içerisinde olacağınız bir gün diliyorum. .
devamını gör...

trafik

sabreden dervişin muradını dövdüğü bir alandır.
varamadık. muradına muradına..
devamını gör...

teneffüste oradan oraya koşup deli gibi bağıran çocuklar

ay ne şeker şeyler onlar..
oraya buraya koştursunlar..
büyüyünce geçiyor bari çocukken mutlu olsunlar..

bağırmaları için bir şey diyemiyorum bir okula gidiyorsunuz kulağınıza bir şey tıkayın muhakkak. biz yaşlılar için tıkamalık kulaklıklar var.
devamını gör...

insan ilişkilerini bozan sözler

hala yapılan çocukça şeyler

çikolatayı ağzıma, burnuma sıvarım.
tatlı tatlı ağız dalaşı yapar, şakayı kaka eder, sonunda belki de ağlarım.
sokağa çıkarken 'onu yemek istiyorum, bunu istiyorum diye diye dolanır; eğer almama engel olan biri varsa surat asarım.

mesela konunun ne olduğunu hatırlamıyorum ama daha geçen gün arkadaşlarla birbirimizi kovalıyorduk..*
çocukça şeyler hayatımda hep var. eğer işin içinde ben varsam oyun hala devam ediyor demektir.
devamını gör...

yazarların yaşadığı şehre söylemek istedikleri

içimize de atamıyoruz. orası da doldu..
devamını gör...

kendini yeniden inşa etmek

kim uğraşacak yeni bir inşayla.. kendimi bu şekilde, aynı bu vaziyette sadece başka bir versiyona sürüklemeye, hadi bir gayret çek demeye yeltenebilirim. diğeri çok zor gerçekten uğraşamam.

canım benim, tatlı kelebeğim ha gayret! küllerle uğraştırma beni..
devamını gör...

bu yaşa kadar nasıl geldin sorusu

dandini dandini yaparak..

dandini dandini dastana
danalar girmiş bostana
kov bostancı danayı
yemesin lahanayı
huuu huuu huuu

dandini dandini danadan
bir ay doğmuş anadan
kaçınmamış yaradan
mevla korusun nazardan
huuu huuu huu hu

dandini dandini danaylı
kaplarımız kalaylı
kızım konak gelini
oğlum olsa saraylı
huu huu huu hu

dandini dandini danaylı
benim oğlum onaylık
on olmasın beş olsun
güzellere eş olsun
eee eee eee


uykusu olan insan temsili.. başlıklar sallanıyor. eee eee eee..
devamını gör...

üşenmek

bir yanım üşengeç insanlara kızıyor, bir yanım ise aynı kuyuya sessizce iniyor. ne mana dediğinizi duyuyor gibiyim..
mesela oblomov'u okurken fenalık geçirdim, sonra bu isteksizlik duygusu üzerinde düşünmeye başladım ve kendimle karşılaştım: e ben de varım orada..

tembellik sadece fiziksel bir eylemsizlik değil ki, bedenen sürekli hareket halinde olan biri kendi düşlerine üşenebilir, düşüncelerinin esiri olabilir. hayatında harekete geçiremediğin, bir adım dahi atamadığın bir duyguya ve düşünceye tutunmak; insanı üşengeç biri yapabilir.
başarılı olmayı istemeyebilirsiniz, koşullara bağlı kalmak sizi hep geri iter. hayatta hoş sürprizleri yaparken gecikir aslında.. her şey anlamsız ve yorucu gelmeye başladığında ise üşenmek kaçınılmaz olur.

bir arkadaşın arıyor 'hadi akşam şuraya gidelim'...
'tamam, tamam gelirim' dersin ama işte sonrasında ama'lar fazlalaşıyor.
gitmezsem kırılır mı? gitsem mi hoş olur, gitmesem mi? akşama kadar hiçbir şeye karar veremeden düşün dur. hissettiğin, yeterince tatmin olmayacağım duygusu da olabilir.
'ben her türlü gelirim gelmesine de...' der. burada incinir ve üzülürsün.. peki sen neden böylesin?

belki de bu meselede oblomov'un da bir suçu yoktur. 'canı istemek' bunun makul bir açıklaması vardır elbet..
devamını gör...

birine aşiyan-i mürg-i dil zülf-i perişanundadur demek

cevap olarak:
-okumuş, ince ruhlu bir beyefendiye benziyorsunuz; insan kıyamıyor size yanlış bir söz söylemeye. fakat kurduğunuz cümleden tek anladığım: birinin perişan olduğu.. benim anlayacağım dilden konuşmayacaksınız, sessizce dağılalım.. soran olursa, 'aramıza lisan farkı vardı ama çok üzüldüm kıza gerçekten perişandı' dersiniz.. (adamın o kadar da bir forsu olsun canım..)
devamını gör...

sürekli insanlara evlenmeyin diyen tip

evlenin diyen tip ne kadar iticiyse, evlenmeyin diyen tip de o kadar itici. kendi yaşadıklarını referans alıp başkasının hayat dinamiklerini bilmeden genelleme yapmak hoş değil. doktor değilsin ki reçete yazıyorsun..
devamını gör...

masumiyet müzesi (kitap)

kara kitap'tan sonra bir daha orhan pamuk okumayacağım diyen ben, ocak ayında masumiyet müzesi'ni elime aldım. tam kitabı okurken dizisi de çıkageldi.. hep öneri olarak karşıma çıkan bir kitaptı. orhan pamuk'la aramda bir mesafe vardı; fakat masumiyet müzesiyle birlikte yazara bakışım değişti diyebilirim.

aşk hikayelerini okumayı seven biri değilim ama bu kitap beni içine çekti. bu konu üzerinde düşünmem gerekti çünkü bu kitabın gerçekten etkileyici farklı bir tadı var. yıllar sonra tekrar okumayı bile düşünebilirim.
yazarın müze fikrinden sonra kitabı yazmaya başlaması da çok ilginç: önce eşyaların toplanması, sonra hikayenin yazılmaya başlaması, tersten düze doğru ilerlemesi..

okurken bunun gerçek bir hikaye olduğunu sandım; neredeyse ikna oldum. kurgu olduğunu duyunca şaşırdım.. işte bu da yazarın başarısı.

romantik bir aşk hikayesinin ötesinde; arzu ve görülme arayışı arasında hapsolmuş, beklemenin ve ertelemenin yıpratıcılığını anlatan bir hikaye bu.

şimdi içimi dökmem lazım:
bana göre hikayenin hiçbir yerinde sevgi yok. günden güne birbirini eriten iki insan var sadece.
kemal: tutkuyla başladı, takıntı ile bitirdi. füsuna duyduğu tutkuyu sembollere dönüştürdü. sevmedi; kaybettiğini şeyi nesne gibi geri almak istedi. onu iyi hissettiren duygulara tapındı.
bir kadına, zamanında, iş işten geçmeden iyi davranmayı bilmek lazım. kemal'in babası bu sözle onu uyarmıştı.

füsun: tutkuyla başladı, öfkeyle bitirdi. kemal'e duyduğu öfkeyle özsaygısını yitirdi. sevmedi; hep talep eden taraftı. beklemek ve susmak onu daha da sertleştirdi.
kız akıllı iyi hoş ama içinde bir şey var öfke mi, hasetlik mi, kin mi bilmiyorum umarım sizi etkilemez. kemal'in annesi bu sözle onu uyarmıştı.

demek ki kimileri için iş işten çoktan geçmiştir.. göremeyen, duyamayan bir tarafa savrulmuşlardır..

edebi tarafına değinecek olursak: eski istanbul'un ve tarihi anların anlatımı çok güzeldi..
yazar 70 lerde modern ve batılı olma furyasını eleştirel bir dilde aktarmış.

bıraksalar daha yazarım yani.. birazda diziye bakar oradan devam ederim..

son olarak okuyanlara bir soru: yazar hayatınızın en mutlu anlarına sahip çıkın diyor olabilir mi?
devamını gör...

bihter ziyagil vs anna karenina

haz arayışında iki kadın... aldatmacalı aşk ilişkilerinde arzu zehirlenmesi yaşayarak kontrolü kaybettiler. bihter 'in nefreti, anna'nın mutsuzluğu baskındı.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim