vişneizm yazar profili

vişneizm kapak fotoğrafı
vişneizm profil fotoğrafı
rozet
karma: 67354 tanım: 6365 başlık: 144 apolet: 4 takipçi: 292
cesaret ettin, denedin, olmadı. bir daha denersin, daha iyi olmaz.

son tanımları | başucu eserleri


üşenmek

bir yanım üşengeç insanlara kızıyor, bir yanım ise aynı kuyuya sessizce iniyor. ne mana dediğinizi duyuyor gibiyim..
mesela oblomov'u okurken fenalık geçirdim, sonra bu isteksizlik duygusu üzerinde düşünmeye başladım ve kendimle karşılaştım: e ben de varım orada..

tembellik sadece fiziksel bir eylemsizlik değil ki, bedenen sürekli hareket halinde olan biri kendi düşlerine üşenebilir, düşüncelerinin esiri olabilir. hayatında harekete geçiremediğin, bir adım dahi atamadığın bir duyguya ve düşünceye tutunmak; insanı üşengeç biri yapabilir.
başarılı olmayı istemeyebilirsiniz, koşullara bağlı kalmak sizi hep geri iter. hayatta hoş sürprizleri yaparken gecikir aslında.. her şey anlamsız ve yorucu gelmeye başladığında ise üşenmek kaçınılmaz olur.

bir arkadaşın arıyor 'hadi akşam şuraya gidelim'...
'tamam, tamam gelirim' dersin ama işte sonrasında ama'lar fazlalaşıyor.
gitmezsem kırılır mı? gitsem mi hoş olur, gitmesem mi? akşama kadar hiçbir şeye karar veremeden düşün dur. hissettiğin, yeterince tatmin olmayacağım duygusu da olabilir.
'ben her türlü gelirim gelmesine de...' der. burada incinir ve üzülürsün.. peki sen neden böylesin?

belki de bu meselede oblomov'un da bir suçu yoktur. 'canı istemek' bunun makul bir açıklaması vardır elbet..
devamını gör...

birine aşiyan-i mürg-i dil zülf-i perişanundadur demek

cevap olarak:
-okumuş, ince ruhlu bir beyefendiye benziyorsunuz; insan kıyamıyor size yanlış bir söz söylemeye. fakat kurduğunuz cümleden tek anladığım: birinin perişan olduğu.. benim anlayacağım dilden konuşmayacaksınız, sessizce dağılalım.. soran olursa, 'aramıza lisan farkı vardı ama çok üzüldüm kıza gerçekten perişandı' dersiniz.. (adamın o kadar da bir forsu olsun canım..)
devamını gör...

sürekli insanlara evlenmeyin diyen tip

evlenin diyen tip ne kadar iticiyse, evlenmeyin diyen tip de o kadar itici. kendi yaşadıklarını referans alıp başkasının hayat dinamiklerini bilmeden genelleme yapmak hoş değil. doktor değilsin ki reçete yazıyorsun..
devamını gör...

masumiyet müzesi (kitap)

kara kitap'tan sonra bir daha orhan pamuk okumayacağım diyen ben, ocak ayında masumiyet müzesi'ni elime aldım. tam kitabı okurken dizisi de çıkageldi.. hep öneri olarak karşıma çıkan bir kitaptı. orhan pamuk'la aramda bir mesafe vardı; fakat masumiyet müzesiyle birlikte yazara bakışım değişti diyebilirim.

aşk hikayelerini okumayı seven biri değilim ama bu kitap beni içine çekti. bu konu üzerinde düşünmem gerekti çünkü bu kitabın gerçekten etkileyici farklı bir tadı var. yıllar sonra tekrar okumayı bile düşünebilirim.
yazarın müze fikrinden sonra kitabı yazmaya başlaması da çok ilginç: önce eşyaların toplanması, sonra hikayenin yazılmaya başlaması, tersten düze doğru ilerlemesi..

okurken bunun gerçek bir hikaye olduğunu sandım; neredeyse ikna oldum. kurgu olduğunu duyunca şaşırdım.. işte bu da yazarın başarısı.

romantik bir aşk hikayesinin ötesinde; arzu ve görülme arayışı arasında hapsolmuş, beklemenin ve ertelemenin yıpratıcılığını anlatan bir hikaye bu.

şimdi içimi dökmem lazım:
bana göre hikayenin hiçbir yerinde sevgi yok. günden güne birbirini eriten iki insan var sadece.
kemal: tutkuyla başladı, takıntı ile bitirdi. füsuna duyduğu tutkuyu sembollere dönüştürdü. sevmedi; kaybettiğini şeyi nesne gibi geri almak istedi. onu iyi hissettiren duygulara tapındı.
bir kadına, zamanında, iş işten geçmeden iyi davranmayı bilmek lazım. kemal'in babası bu sözle onu uyarmıştı.

füsun: tutkuyla başladı, öfkeyle bitirdi. kemal'e duyduğu öfkeyle özsaygısını yitirdi. sevmedi; hep talep eden taraftı. beklemek ve susmak onu daha da sertleştirdi.
kız akıllı iyi hoş ama içinde bir şey var öfke mi, hasetlik mi, kin mi bilmiyorum umarım sizi etkilemez. kemal'in annesi bu sözle onu uyarmıştı.

demek ki kimileri için iş işten çoktan geçmiştir.. göremeyen, duyamayan bir tarafa savrulmuşlardır..

edebi tarafına değinecek olursak: eski istanbul'un ve tarihi anların anlatımı çok güzeldi..
yazar 70 lerde modern ve batılı olma furyasını eleştirel bir dilde aktarmış.

bıraksalar daha yazarım yani.. birazda diziye bakar oradan devam ederim..

son olarak okuyanlara bir soru: yazar hayatınızın en mutlu anlarına sahip çıkın diyor olabilir mi?
devamını gör...

bihter ziyagil vs anna karenina

haz arayışında iki kadın... aldatmacalı aşk ilişkilerinde arzu zehirlenmesi yaşayarak kontrolü kaybettiler. bihter 'in nefreti, anna'nın mutsuzluğu baskındı.
devamını gör...

tilbe saran

içinde bulunduğu her projeyi güzelleştiren kadın. oyunculuğu çok sahici, ses rengi şahane..
devamını gör...

kalp çakrasını serbest bırakmak

serbest bıraktığım çakram ortadan kaybolursa büyük sıkıntı, sonra ara ki bulasın..
çakralarıma dokunma!
devamını gör...

üstteki yazara alternatif kullanıcı ismi ver

dikenli benjamin.
devamını gör...

eşyalara anlam yüklemek

insan yaşlanıyor, değişiyor, yıpranıyor. bir gün sonra hayat devam edecek mi diye düşünürken, eşyalara anlam yüklemenin ne kadar anlamsız olduğuna karar verdim. ben de önceleri,- belki bir beş sene öncesine kadar- karnelerimi bile saklıyordum. o vakte kadar saklamam, sanki bundan sonra da saklamam gerekiyor duygusuna hapsetmişti beni.

bu yükü neden taşıyayım? geçmişte yaşadığımız tatlı anıların olduğu yere ışınlanamıyor, anıları donduramıyoruz. zaman içinde farklı yolculuklara çıkıyoruz. belki artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak dediğin yerler oluyor. ama benim o duyguyla ya da o eşya ile iletişimim çoktan kopmuş. kendimi neden geriye doğru sürükleyeyim?

şu yaşlarda kendimde en çok sevdiğim şey, yeniliğe olan özlemim olabilir. değişimin artık benim için bir kurtarıcı olduğunu biliyorum. ve sanırım artık hiçbir eşya ile gereğinden fazla bağ kurmuyorum..

dedelerimizden, ananelerimizden ya da artık hayatta olmayan birinden kalan eşyalara baktığımızda, hissettiğimiz şey aslında yaşayan her varlığın bir gün ölümlü olduğunu hatırlamak hüznüdür. asıl önemli olan, her anlamda sağlıklı bağlar kurabilmek (insanla da , eşyayla da) gerektiği kadar, gerektiği zaman vakit geçirmektir..

geçen eski fincanlardan birini kırdım da biraz vicdan yaptım neyse ki bu düşünce ile biraz toparladım.. kalplerin kırıldığı bu hayatta fincanlarda kırılıyor..
devamını gör...

yazarların hayattan şikayetleri

benim bir şikayetim yok.
şok şok şok..
yılların şikayet rekortmeni yarışı bıraktı.*
devamını gör...

özel mesajla tartışmak yerine nickaltında tartışmak

hayatınızdaki kişilerle tartışın.
tartışacağınız insanlar canlı kanlı gördüğünüz insanlar olsun..

kafa dağıtın, kafa ütülemeyin yeter ya..
devamını gör...

üstteki soruyu cevaplayıp bir soru sor

basit soru gelmesinin mutluluğunu yaşıyorum, cevaplıyorum: kırmızı

ah keşke orada onu yapmasaydım, onu söylemeseydim dediğin bir an var mı?
devamını gör...

rüyada maliye bakanını görmek

..rüyanda maliye bakanını dövmek ..
rüya olduğu için daha yaratıcı olabiliriz diye düşündüm..
devamını gör...

insanın kendi çocukluğuna vereceği öğüt

oynamaya devam çocuğum..

oynaya oynaya gelin çocuklar
el ele, el ele verin çocuklar..
devamını gör...

yazarların mahlaslarının bir üst seviyesi

vişne'yi daha nereye taşıyabilirim. bayağı bir üst noktada..
(bkz: cılkını çıkarmak)
devamını gör...

edirne denince akla gelenler

balkanlardan gelen soğuk hava dalgası,
balkan yerleşkesi..
devamını gör...

bir alttaki yazar hakkında düşünülenler

üsttekini rahat bıraktık şimdi alttaki yazarla uğraşıyoruz.
bir üsteki inan hiç sorun yok..

bir alttaki yazar hakkında tahmini düşüncelerim..
maneviyatı güçlü, hisli biri..*
devamını gör...

yaz tatili için çeşme’yi veya bodrum’u tercih eden görgüsüz

ne güzel yaz tatili başlıkları belirmeye başladı.. sadece o kısmı ile ilgilendim.. yaz tatili olsun da hemen ışınlanalım bir yere..
devamını gör...

adres tarif etmek

bana denk gelenlere üzülüyorum.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

günaydın sözlük

iki gündür tuhaf bir şekilde kalabalık sofralarda buluyorum kendimi. bir tarafım çekiştiriliyor -hadi gel sofraya.. tanımadığım yüzlerle kahvaltı yapıyorum normalde gerilirim ama uyku sersemi ne yaptığımı bilmediğim için tabağıma konulan peyniri, simidi, domatesi yemeğe koyuldum.. bir ara biri tulum peyniri koyuyordu tabağıma.. aa siz mi? ne komik ortam. aa lütfen yiyin.. ne oldu anlamadım , ne yaşadım hiçbir fikrim yok. domatesin kabuğunu yiyemiyor diye soyuyorum diyor bir arkadaşım.. kabuksuz domatesleri biraz daha koyuyor tabağıma.. zor bela sofradan kalkıp çayımı doldurmaya ve ortamdan uzaklaşmaya çalıştım.. çok tuhaf şeyler dönmüş olabilir..
ben yine kurtardım kendimi.. tam uyanamamış ve gözüm yarı açık vaziyette yeni gördüğüm insanlara selam verişim, hızlı hızlı domatesleri yiyişim ile başladığım bugüne günaydınlarımı sunmuş oldum..

bir gün daha...
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim