çok bunaldım ve daraldım. hayatımda değişikliğe ihtiyacım var. bu yüzden bu akaşm belki de hayatımda ilk defa sarhoş olana kadar tek başıma içeceğim. kendimi kaybetmek istiyorum. hissetmemek, düşünmemek
ilk kitaptan daha çok beğendiğim pierce brown eseri. darrow'un hem yükselişi hem düşüşü güzel işlenmiş. hayat fazla kırılgan, kitapta bu çok güzel anlatılıyor. bir de güven ve arkadaşlık çok geçişken şeyler. darrow'un amaçları uğruna opürtünistleşmesi ve nefret ettiği kişilere dönüşmeye başlaması da çok iyi hissettiriyor. ağlaklığını bıraktıkça daha da tepeye çıkacak. ayrıca sevro-rangar muhabbetine çok eğlendim
sevdiğim birkaç satır ise şunlar oldu
hepimizin içinde gelgitler olur. gelir, gider, geçer." omuz silkti. "bunu kontrol etmek pek mümkün değildir. etrafımızda olup bitenler, insanlar bunu yapar en azından itiraf etmek istemeyeceğimiz ölçüde.
bana değişik bir dune uyarlaması tadı veren güzide pierce brown kitabı. içindeki karakterler arasındaki çelişki ve kavgalar hoşuma gitti ancak ufak bir spoiler ile birlikte
kitabın sonundaki kuralları yıkarak gözlemcileri yenmek öldürmek senaryosu dune'da paul'un imparator shaddam'a yağtığına çok benziyor gerçekten
yine de akıcı güzel bir kitap
kitapdan favori satırlarımdan bazıları ise:
insanlar ne yapacaklarının söylenmesinden hoşlanmazlar, bunu asla unutmamalısın. arkadaşlarına hizmetkârların gibi davranırsan seni severler ama onlara hizmetkâr olduklarını söylersen seni öldürürler. hiyerarşi ve korkuya çok fazla güveniyorsun.
toplum'un üç aşaması vardır: vahşet, üstünlük, çürüme. yüce olanlar vahşet nedeniyle yükselir. üstünlük'le hükmederler. kendi çürümeleri yüzünden çökerler
insanoğlunun her zaman köle olduğunu söylerler. özgürlüğün bizi şehvetin ve açgözlülüğün kölesi yaptığını. özgürlüğü aldıklarında bana hayallerle, rüyalarla dolu bir hayat verdiler. sana fedakârlıklardan, aileden ve topluluktan oluşan bir hayat vermişler. böylece toplum istikrarı koruyor. kıtlık yok. soykırım yok. büyük savaşlar yok
altın oğul daha da ilgi çekici ama. uzay operası havasını daha da hissettiriyor
amerikan furkan bölükbaşı diyen de var en makul sağcılardandı diyaloğa açıktı diyen de. hiçbir şey bilmiyorum hakkında, bu kadar nefret saçan solcuların çoğunun d bildiğini sanmıyorum. tanımam etmem ama amerika için suikast normal bir şey. o kadar da etki etmez
chamber of reflection...yarın uzun zmaan sonra yalnız başıma komutanlığı gidip teslim olacağım. bir ay muhtemelen doğru düzgün kimsenin yüzünü göremeyeceğim. giderken de dönerken de muhtemelen yalnız olacağım...garip hismiş. aslında alışkınım, hayatımdaki neredeyse eger böyle önemli anda yalnızdım. bu sefer biraz daha ağrıma gitti niyeyse
cumartesi günü çanakkale jandarma eğitim komutanlığına yedek subay adayı olarak katılacağım yeni hayat meşgalesi. biraz geriyor biraz rahatlatıyor. öncesindeki şeyler hızlı çözdüm gibi gözüm pek de arkada kalmayacak sanırım
peter gabriel sonrası ilk genesis albümünün debut şarkısı. müthiş mükemmel kelimeler az geliyor bunu anlatmaya. büyülü efsunlu gibi. müziği, sözleri her şeyiyle. o dinginlik ve hareketliliği uyumuyla hem huzur verir kıpır kıpır eşlik ettirir öyle bir şarkı.
when you're asleep, they may show you
aerial views of the ground
freudian slumber empty of sound
oh
over the rooftops and houses
lost as it tries to be seen
fields of incentive covered with green
oh
mesmerised children are playing
meant to be seen but not heard
"stop me from dreaming!"
"don't be absurd!"
absurd
well, if we can help you, we will
you're looking tired and ill
as ı count backwards
your eyes become heavier still
sleep, won't you allow yourself fall?
nothing can hurt you at all
with your consent
we can experiment further still
oh
madrigal music is playing
voices can faintly be heard
"please, leave this patient undisturbed"
oh
sentenced to drift far away now
nothing is quite what it seems
sometimes entangled in your own dreams
your dreams are long-lost
well, if we can help you, we will
soon as you're tired and ill
with your consent
we can experiment further still
well, thanks to our kindness and skill
you'll have no trouble until
you catch your breath
and the nurse will present you the bill!
oh, oh
hayatımda ilk defa bir ünlünün vefatına samimi şekilde üzüldüm sanırım özkan uğurdan sonra. ona da üzüldüm de tabi volkan konak mahvetti beni. adam gibi adam, dimdik ve tüm cesaretiyle ibret alınması gereken biri. ruhu şad olsun daima onu hatırlayacağız bu gün gelince
yatağımda uzanmış tavana bakıyorum. ölümün de yaşamın da bana uygun olmadığını düşünerek (bkz: nowhere fast)
aynı zamanda zamanın dev bir döngü olduğunu düşünüyorum...çünkü aynı şarkıyı aynı yatakta dinlerken tam iki yıl sonra bu başlığa geldiğimi görmek ürperti verdi. neredyese dakikası dakikasına normalsozluk.com/entry/2491411
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.