behzat ç. dizisinden alıntı yapalım...
+hiç polis gibi durmuyorsun sen?
- ben aslında ziraat mühendisiyim ama işten çıkartılınca mecburen polis oldum
+ ben senin yerinde olsam aç kalırdım ama yine de polis olmazdım
- sen hiç aç kaldın mı?
silah kullanmanın o efsanevi ve mistik olan ilk kuralını : “silahın boş olduğunu bilsen bile doluymuş gibi davran ve hiçbir canlıya namluyu doğrultma” çiğnenmişler gibi gözüküyor. ayrıca o yaştaki çocuk silahı nerden bulmuş? silahın okulda ne işi var?
sıradanlaşmaktır.
evliliklerde aldatmalar da çoğunlukla bu yüzden olur (erkekler için konuşuyorum).
zira her gün en sevdiğin yemeği yesen bile bir gün sıkılırsın…
taktik, disiplin, ileri görüş hepsi bende... #2045127
şimdiye kadar kimse neden başlık açılmamış anlamadım.
evet yıllarca real madrid, liverpool, feyenoord gibi takımlarda boy göstermiş ve ülkemizi temsil etmiş olan nuri şahin, yıllarca kaptanlığını yaptığı dünya devi borussia dortmund'a teknik direktör oldu. yolu bahtı açık olsun.
uzun bir ilişki sonrası er/hatun kişinin içinde bulunabileceği durumdur. zira karşı taraf yıllarca her şeyin merkezi olmuş ve hayatınızda önemli bir konumda bulunmuştur. bu uzun ve meşakkatli sürecin ardından (eğer sadık biriyseniz) flörtleşmeyi unutmuş olabilirsiniz. bu noktadan sonra geçen onca zamana mı yanar insan yoksa kendi yeteneklerinin körelmesine mi bilemedim sözlük...
yıl 2015, ben o zamanlar lise 3 talebesiyim. o sıralar bir manita yapmışım ama ne biçim. her gece bunla takılıyoruz falan. neyse bu sıra da okulla pek alakam yok. her gün sabahlara kadar film izliyorum. en sonunda izleye izleye film bırakmadım. sonra gözüme belgesel kategorisi çarptı... ''morgan freeman ile evrenin sırları'' yanlış hatırlamıyorsam belgesel serisi buydu. evrenin nasıl oluştuğunu anlatıyordu. ben de bir merak ile bu 12 bölümlük belgesel serisini izlemeye başladım. aradan geçen 1 haftanın sonunda ben, o eski ben değildim. zira aklımda bazı şüpheler oluşmuş, yaratıcı hakkında kendi kendime sorular soruyordum. bu böyle 6 ay kadar devam etti. öyle ki bu kafa karışıklığı sebebiyle uyku düzenim bile bozulmuştu...
hiç unutmam perşembe gecesiydi. rüyamda evimizin yakınlarındaki bir müsatakil, tek katlı ve bahçesi olan kırmızı bir evin içindeyim. evin ortasında bir bakır leğen. bu büyükçe leğenin içinde de su, suyun üzerinde de kağıtlar yüzüyor. tabi ki bunlar arapça. suyun başında da anlının ortasında dövmesi olan (doğulu kadınların çenelerine yaptırdıklarına benzeyeninden) bir boğa boynuzu dövmesi. bu yaşlı kadın benim suya bakmamı istiyor. bakmaya çalışıyorum ama korkup bakamıyorum. evin içinde o yaşlı kadından hariç 3 kişi var. bunlardan biri amcamın hanımı. biri de siyah elbiseli uzun boylu bir herif. ben suya tam bakacakken korkup evden kaçmaya çalışıyorum... tam kapıyı açıp dışarının ışığını gördüğüm sırada o siyah elbiseli adam kolumdan tutuyor ve uyanıyorum... kendi kendime '' iyi ulan rüyamış dıbına koyayım'' diyorum ve uyamak için sol tarafıma dönüyorum... bir de ne göreyim! evin içinde birisi namaz kılıyor. ilk başta evdekilerden biridir diye umut ediyorum. ancak secdeye vardığımda anlıyorum onun bizimkilerden olmadığını. zira kıblenin tam tersi yönünde secdeye varmıştı. ben de bu sırada gözümü kapatıp bildiğim tüm duaları okuyorum, okuyorum. ama o hâla orda... en sonunda aradan 10 dk geçtikten sonra bu gördüğüm şey kaybolup gitti. rüya ile uyanıklık arasında belli ki inception tarzında küçük ve sıradışı bir olaydı.. vesselâm
kesinlikle ve kesinlikle türk dili ve edebiyatı bölümüdür. bu bölüme gelen insan saçlarının dökülmesine, gözaltı kırışıklıklarına, saç beyazlamasına ve depresyona gireceğini bilerek yazması tavsiye olunur. zaten bu devirde bir insan neden üni okur onu da anlamış değilim...
sözlüğü kullanma amacının sevişmek olan abaza ve ergenlerin açmış olduğu başlıktır. işiniz gücünüz yok mu biraderim sizin. (bkz: burayı tinder mı sandınız huur evladları) ne kadar acınası bir durumda lan bunlar haahaha
bu film hakkında diyebileceğim çok şey yok. tek kelime: mükemmel.
konu olarak, 7 büyük günah üzerine kurgulanmıştır. burada dante'nin ilahi komedya'sından alıntılar görmek mümkün. olay cinayetleri aydınlatmaya çalışan iki dedektifin başından geçenleri anlatmaktadır. bradd pitt ve morgan freeman başrolü paylaşmaktadır. hâla izlemeyen varsa şiddetle tavsiye edilesi şaheserdir.
eti kanlı olur. hayvanı eğer avladıysanız yarım saat en az dolapta kanının etten çıkmasını beklemelisiniz zira vampirlerden bir farkınız olsun. ben hiç yemedim, yemeyi de düşünmüyorum. farenin uzun kulaklı hali.
evet, bu yazarın bir çok şiirini ve romanını okumama rağmen bu kişiye ısınamadığımdan açmış olduğum başlıktır. şiirleri elbette güzel ama kusursuz değil. şiirlerine bir sözüm yok lâkin bu yazarımızın romanları nedense beni boğuyor be kardeşim. her romanda aynı olay örgüsü, kurgulanış biçimleri aynı, hatta şahıs kadrosunun isimleri değişiyor ama yaşanılanlar da aynı.
bu tezimi savunmak gerekirse şöyle bir örnek vermek istiyorum:
huzur romanını içinizde okuyan varsa sürekli bir istanbul havası ve tekne gezintileri hakim. zaten bu kitap ilk çıktığında kimseler tarafından okunmamış nedense! neyse bu kitaptaki ana karakterlerin biri nuran ve sürekli bu kadını ben kayık, gemi, feribot gibi yerlerde görüyorum. zannedersiniz miami'de geçiyor olay. yine tanpınar'ın "evin sahibi" hikayesinde de aşıklarımız gemi ve kayıklarla geziyorlar... huzur romanında olduğu gibi bu hikayede de sürekli intihar, ölüm acı ve musiki var. hatta daha ileri bir iddia one sürerek hikayeleri romanlarında daha güzel.
sonuç itibariyle tanpınar güzel bir şair olabilir ama kusursuz bir yazar kesinlikle değildir. sabahattin ali, aytmatov, cengiz dağcı gibi romancıları okuyan biri bu adamın romanını okumaz, okuyamaz, bunalır ve klişe gelir.. şiirleri güzeldir ama romanları okunmaz. vesselam.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.