filmi üçüncü izleyişim sanırım ve her izlediğimde aynı hislere bürünüyorum.
her izlediğimde daha da fazla büyüleniyorum, benim için gerçekten mükemmel bir film.
olumsuz olabilecek yanlarını bile bilerek göz ardı edip kayırdığım filmlerden biri.
çünkü ne zaman izlesem bu filmi ilk defa izleyen , o pastel renklerdeki rengarenk evlerden birinde yaşamayı hayal eden minnak milk aklıma geliyor.
tim burton'un animasyon ya da diğer filmlerini aşırı beğensem de bu filmin yeri bende her zaman ayrıdır.
hem duygulandırır, hem huzurlu hissettirir.
tim burton abimizden aşina olduğumuz o karanlık evrenden çıkarak kendisini rengarenk bir dünyanın içerisinde bulan ve yeni yerine, yeni insanlara alışmaya çalışan
edward'ın hikayesini izliyoruz kısacası.
filmin adından da anlaşılacağı gibi makas ellere sahip olan, çoğunluk tarafından 'ucube' olarak görülen, bildiğimiz insanlardan bir hayli farklı olan bir karakter.
fakat bir o kadar da duygusal ve melankolik. tam bir duygu insanı olduğunu söyleyebilirim, hatta bence çevresindeki insanlara kıyasla duyguları en değerli olandı.
sevdiği insan için her şeyi yapabilecek olduğu filmin çoğu sahnesinde göze çarpar, her şeyi yapmaya çalışırken de istem dışı olarak zarar verir birilerine.
ne zaman sevgisini belli etmeye çalışsa aynı durumla karşılaşır, makas ellere sahip olmanın asıl sıkıntısının sevgisini olduğu gibi gösterememek olduğunu fark eder.
edward'ın yalnızlığını da, dokunmadan sevme çabasını da iliklerime kadar hissettim.
her detayına bayıldığım bir film.
devamını gör...