yazarlar hakkında gereksiz bilgiler
başlık "unnecessary" tarafından 07.06.2023 19:07 tarihinde açılmıştır.
521.
bazı rutin alışkanlıklarımdan vazgeçemiyorum. yıllardır aynı gül suyu toniğini, aynı saç spreyini, aynı parfümü, aynı ruju kullanırım; hatta aynı vücut kremini bile... bunlar hiç değişmez.
çanta takmayı çok severim ve bütün paramı çantalara harcarım. aynı anda 2-3 çanta taktığım bile oluyor bazen.
bir kıyafeti beğendiysem, onun farklı renklerini de alırım. mesela, aynı model pareonun üç farklı rengini aldım,hiç pişman değilim. ertesi gün dışarı çıkmam gerekiyorsa, bir gün önceden takısından ayakkabısına, çorabından iç çamaşırına kadar kombinimi yapar, kenara koyarım. “ne giyeceğim?” derdim, özel günler dışında pek olmaz.
oje sürmeden dışarı çıkmam. saçlarıma şekil vermeden markete bile gitmem. odamdaki eşyaların yerini kolay kolay değiştirmem. her şey organizer kutularda düzenli ve aynı hizadadır.
telefonumda okunmayı bekleyen mesaj bildirimlerine asla tahammül edemem. bildirim sayısı sıfır olacak; bir bile olmayacak, hiçbir uygulamada. whatsapp üzerinde tüm mesajlar arşivde durucak. böyle abuk sabuk takıntılarım var işte.
çanta takmayı çok severim ve bütün paramı çantalara harcarım. aynı anda 2-3 çanta taktığım bile oluyor bazen.
bir kıyafeti beğendiysem, onun farklı renklerini de alırım. mesela, aynı model pareonun üç farklı rengini aldım,hiç pişman değilim. ertesi gün dışarı çıkmam gerekiyorsa, bir gün önceden takısından ayakkabısına, çorabından iç çamaşırına kadar kombinimi yapar, kenara koyarım. “ne giyeceğim?” derdim, özel günler dışında pek olmaz.
oje sürmeden dışarı çıkmam. saçlarıma şekil vermeden markete bile gitmem. odamdaki eşyaların yerini kolay kolay değiştirmem. her şey organizer kutularda düzenli ve aynı hizadadır.
telefonumda okunmayı bekleyen mesaj bildirimlerine asla tahammül edemem. bildirim sayısı sıfır olacak; bir bile olmayacak, hiçbir uygulamada. whatsapp üzerinde tüm mesajlar arşivde durucak. böyle abuk sabuk takıntılarım var işte.
devamını gör...
522.
tek sayıları çok seviyorum, günlük hayatta tek sayıya denk gelen her durum çok hoşuma gidiyor. buluşma saatinden tut da müzik ses seviyesine, her şey tek sayı olmalı. alın bu bilgiyi ne yaparsanız yapın fhfnfkf
devamını gör...
523.
ergenliğimde rapunzel olmaya karar verip saçlarımı dizime kadar uzatmıştım, sonra bunun biraz abartı olduğuna karar verip saçımı erkek saçı kesmiştim*
devamını gör...
524.
uyumak istiyorum ama uyumak da istemiyorum.
devamını gör...
525.
şanlıurfa elektrik dağıtım sistemi gibiyim, ara ara gider gelirim.
devamını gör...
526.
sosyal medyamı kapattım
devamını gör...
527.
saçlarımın rengini sevmediğim için küçükken kazımıştım, belki siyah çıkar umudu...
devamını gör...
528.
kısa bacaklı köpekleri severim.
özellikle küçük ırk&bildiğin çomar kırmalarına hastayım. bu aralar nedense sokakta çok denk geliyorum, bir gün birini tutup eve getirirsem şaşırmam kendime.
özellikle küçük ırk&bildiğin çomar kırmalarına hastayım. bu aralar nedense sokakta çok denk geliyorum, bir gün birini tutup eve getirirsem şaşırmam kendime.
devamını gör...
529.
530.
şu anda 86.1 kilo olmam. #3686881 *
devamını gör...
531.
telli enstrümanları sol elle çalıyorum.
yazıyı sağ elle yazıyorum.
bir elin nesi, iki elin sesi.
hadi arkadaşlar, aranızda bana einstein deyin.
yazıyı sağ elle yazıyorum.
bir elin nesi, iki elin sesi.
hadi arkadaşlar, aranızda bana einstein deyin.
devamını gör...
532.
beğendiğim bir yemeği, tatlıyı vs bıkana kadar yer, çok sevdiğim bir kıyafeti bıkana kadar giyerim. bıkınca da yemekten tiksinir, öyle bir kıyafetim olduğunu unuturum.
devamını gör...
533.
eğer bir göze düştüysem köze düşerim.
devamını gör...
534.
yemek yerken paso kurtlar vadisi izliyorum.
devamını gör...
535.
*1989 doğumlu değilim.
*1990 doğumlu değilim.
*1991 doğumlu değilim.
*1992 doğumlu değilim.
*86 kilo değilim. *
*180 boyum var. 73 kiloyum. bundan beş altı sene önce, gelecek kaygısının içimden geçtiği zamanlarda, 57 kiloydum.
*dolapta biram var ama canım istemiyor.
*birazdan cs oynayacağım.
*icardi hater’ı galatasaraylıyla muhabbeti keserim.
*1990 doğumlu değilim.
*1991 doğumlu değilim.
*1992 doğumlu değilim.
*86 kilo değilim. *
*180 boyum var. 73 kiloyum. bundan beş altı sene önce, gelecek kaygısının içimden geçtiği zamanlarda, 57 kiloydum.
*dolapta biram var ama canım istemiyor.
*birazdan cs oynayacağım.
*icardi hater’ı galatasaraylıyla muhabbeti keserim.
devamını gör...
536.
dahlvier'in kilosunu hep merak etmişimdir. sağ olsun aydınlattı beni bu yüce bilgiyle.
devamını gör...
537.
saçma sapan şeyleri kendime ait kılarım. az bilinen bir şarkı, sahaftan aldığım bir kitap, gereksiz bir nesne vs. ve o şarkıyı dinleyen, o kitabı okuyan birini ya da bana ait olduğunu düşündüğüm bir şeyi başkasında görürsem aşırı üzülürüm.
devamını gör...
538.
ilahi dinleyerek kendimden geçmeyi çok seviyorum.
tek sıkıntı orada allah, muhammed'den bahsedilirken ben onu kendime uyarlıyorum.
olmayan inancımla anca buraya kadar yani.
bir de minik dualar diye bir ilahi söyleyen minnak çocuklardan oluşan bi grup vardı.
hah işte oradaki en kısa boylu çocuk benim çocukluk aşkımdı, ilk platonik olduğum yakışıklı.
kıvır kıvır saçları vardı, dua ederken ellerini yumardı.
ve sırf o çocuğa olan aşkımdan minik dualar'ın cd'sini aldırmıştım bizimkilere.
her gün, her saat dinleyip kendimden geçerdim, dua ediyormuş gibi yapsam da amacım kıvırcıklı çocuktu tabii.
ilahilerin her anında çocuğu düşünürdüm.

bakınız en baştaki..
hatta hemen ilahilerini de bırakıyorum :d
ikimizin şarkısıydı, 13 yıl oldu ben hâlâ dinliyorum. sen yüksek sesle dinleme, çocukların uyanır...*
edit: şu an fark ettim ki ben minik dualar grubunun söylediği tüm ilahilerini ezbere biliyormuşum fkjslgb
işte hepsi o çocuk sayesinde
tek sıkıntı orada allah, muhammed'den bahsedilirken ben onu kendime uyarlıyorum.
olmayan inancımla anca buraya kadar yani.
bir de minik dualar diye bir ilahi söyleyen minnak çocuklardan oluşan bi grup vardı.
hah işte oradaki en kısa boylu çocuk benim çocukluk aşkımdı, ilk platonik olduğum yakışıklı.
kıvır kıvır saçları vardı, dua ederken ellerini yumardı.
ve sırf o çocuğa olan aşkımdan minik dualar'ın cd'sini aldırmıştım bizimkilere.
her gün, her saat dinleyip kendimden geçerdim, dua ediyormuş gibi yapsam da amacım kıvırcıklı çocuktu tabii.
ilahilerin her anında çocuğu düşünürdüm.

bakınız en baştaki..
hatta hemen ilahilerini de bırakıyorum :d
ikimizin şarkısıydı, 13 yıl oldu ben hâlâ dinliyorum. sen yüksek sesle dinleme, çocukların uyanır...*
edit: şu an fark ettim ki ben minik dualar grubunun söylediği tüm ilahilerini ezbere biliyormuşum fkjslgb
işte hepsi o çocuk sayesinde
devamını gör...
539.
sahip olduklarımla duygusal bağ kurarım.
devamını gör...
540.
sabah sabah bir aydınlanma yaşadım.
mesele herhangi bir insan tarafından sevilip sevilmemem değil bana karşı tutarlı davranılıp davranılmamasıymış. benim zihnim tamamen böyle işliyormuş.
şimdi çocukluğuma ineceğim, şöyle uzanayım.
şunu düşünerek buna vardım: çocukken sesi çıkan ve istemeden de olsa ön planda olan bir çocuktum. istemeden derken bir şey yapmıyordum bunun için ve bunun güzellik, zenginlik, popülerlik gibi gibi hususi bir sebebi de yoktu. dahil olduğum insanlar içerisinde zamanla öyle bir noktada buluyordum kendimi.
görece adil davranırdım. sebepsiz yere sevmediğim insanları yanımda istemesem de dışarıda bırakmaz ve dışlamazdım. grup içinde kavgaları da çözüme ulaştırırdım çünkü kavga sinir bozucu bir şey gerçekten ve neyi paylaşamamış olabilirsiniz?
her neyse, baya arabuluculuk müessesini ülke topraklarına sokmuşum.
bunlar iyi özelliklerim mesela, kötüleri anlatmıyorum şimdi,
yani demem o ki süper olduğuma dair bir iddiam da yok.
bu konumum okulda da böyleydi, mahallede de böyleydi.
bu durumun en sıkıntılı yanı sesim çok çıkıyor diye ağlayarak eve giden herkesin velisi işi benden bilir ve benimle kavga etmeye okula veya evime gelirdi ama sonradan olayın benimle ilgisi olmadığını anlayıp bu sefer çocuklarını bana emanet ederlerdi.
yani ne alaka mesela biz aynı yaştayız ve emanet ne demek? he o mu demek? tamam da beni ilgilendirmez ki ve çok komik.
her neyse
o zaman da saçma gelirdi ama sorumluluk da hissederdim-bu başka bir mevzudur ve çok da iyi bir şey değil bence.
bin tane şey yazdım hala anlatamadım anasını
bu sesi çıkan insan olma durumunun diğer kötü yanı sesi çıkan insan olma isteğiyle yanıp tutuşan ve beni dışlamak için her türlü hile ve hurda ile çocukları galeyana getiren insanların hedefi durumunda olmaktı.
ben bu insanları anlarım yani hedefi var ve ilerliyor ki zaten sinyallerini çoktan vermiş oluyor ama ben galeyana gelenleri asla anlayamam çünkü sorun neyse gelip bana söylesenize belki kavga edip küseceğiz ama bileceğim de aynı zamanda artık neden benimle konuşmadığınızı
ayrıca herkese aynı anda ne yapmış olabilirim?
sonra işte bir gün geliyordu ve bu insanlar beni dışarıda bırakıyor, yüzüme yüzüme ghostluyordu. ben de ne olduğunu anlamadan eve dönüp balkondan onları izleyerek bunun sebebini anlamaya çalışıyordum ama kimseye eyvallah da etmiyordum. çünkü bir şey yapmadım yahut yapılan şeyin hiçbir aşaması olmadı ve birdenbire dışlandım ve beni sevip sevmemeniz hiç mi hiç önemli değil ki zaten insan sevdiğine de kızar veya sevmediğiyle de oynar
mesele sevgi değil
beni herhangi bir şeyde yanlış anladıklarını düşünürdüm sadece ama konuyu da bilmiyorum ki
ve açık açık da sorarım derim ki neden böyle davranıyorsunuz ama sebebi olmayan da bana ne sebep sunsun mesela koyunum mu desin? bir tane mimik yapıyor hepsi hani 'valla ben bilmem ağbey' der gibi
keşke gösterebilsem.... yine de en benzeri şudur

neyse
bir hafta on gün sonra bu insanlar yana yakıla beni oynamaya çağırıyorlardı ve hiçbir şey olmamış gibi eski düzene geri dönüyorduk ki o insanları dolduran kişi de artık daha sakin, biraz mahcup ve beni izler vaziyette gruptaki yerini alıyordu
şimdi günümüze dönüyorum, uzanmayayım ve biraz oturayım artık.
mantıklı mantıksız o kadar çok şeyin kaygısını yaşadım ki bugüne kadar, kimisi geçti kimisi ise hala devam etmekte ama kaygısını yaşamadığım tek şeyin yalnız kalma ve sevilmeme gibi şeyler olduğunu farkettim.
hayır teoman değilim
hayır burası kaybedenler kulübü de değil
kastettiğim şey varsa bir hatam veya istemediğim bir durum, o zaman yalnız kalma veya sevilmeme halimi kolayca kabul eder ve üzülüyorsam üzülürüm. fakat ortada hiçbir şey yokken dengesiz insanların dengesiz davranışları ile ne olduğumu şaşırma halimi ne kabul edebiliyorum ne de olaydan kopabiliyorum veya bu çok zaman alıyor. sudan çıkmış balık gibi oluyorum öyle durumlarda.
çocuklukta yaşadığım bu şeyler ve biraz da yapım ile temkinli olmayı öğrenmiş olsam da çok çeşit insan var ve her şeyi de bilemeyiz.
mesele herhangi bir insan tarafından sevilip sevilmemem değil bana karşı tutarlı davranılıp davranılmamasıymış. benim zihnim tamamen böyle işliyormuş.
şimdi çocukluğuma ineceğim, şöyle uzanayım.
şunu düşünerek buna vardım: çocukken sesi çıkan ve istemeden de olsa ön planda olan bir çocuktum. istemeden derken bir şey yapmıyordum bunun için ve bunun güzellik, zenginlik, popülerlik gibi gibi hususi bir sebebi de yoktu. dahil olduğum insanlar içerisinde zamanla öyle bir noktada buluyordum kendimi.
görece adil davranırdım. sebepsiz yere sevmediğim insanları yanımda istemesem de dışarıda bırakmaz ve dışlamazdım. grup içinde kavgaları da çözüme ulaştırırdım çünkü kavga sinir bozucu bir şey gerçekten ve neyi paylaşamamış olabilirsiniz?
her neyse, baya arabuluculuk müessesini ülke topraklarına sokmuşum.
bunlar iyi özelliklerim mesela, kötüleri anlatmıyorum şimdi,
yani demem o ki süper olduğuma dair bir iddiam da yok.
bu konumum okulda da böyleydi, mahallede de böyleydi.
bu durumun en sıkıntılı yanı sesim çok çıkıyor diye ağlayarak eve giden herkesin velisi işi benden bilir ve benimle kavga etmeye okula veya evime gelirdi ama sonradan olayın benimle ilgisi olmadığını anlayıp bu sefer çocuklarını bana emanet ederlerdi.
yani ne alaka mesela biz aynı yaştayız ve emanet ne demek? he o mu demek? tamam da beni ilgilendirmez ki ve çok komik.
her neyse
o zaman da saçma gelirdi ama sorumluluk da hissederdim-bu başka bir mevzudur ve çok da iyi bir şey değil bence.
bin tane şey yazdım hala anlatamadım anasını
bu sesi çıkan insan olma durumunun diğer kötü yanı sesi çıkan insan olma isteğiyle yanıp tutuşan ve beni dışlamak için her türlü hile ve hurda ile çocukları galeyana getiren insanların hedefi durumunda olmaktı.
ben bu insanları anlarım yani hedefi var ve ilerliyor ki zaten sinyallerini çoktan vermiş oluyor ama ben galeyana gelenleri asla anlayamam çünkü sorun neyse gelip bana söylesenize belki kavga edip küseceğiz ama bileceğim de aynı zamanda artık neden benimle konuşmadığınızı
ayrıca herkese aynı anda ne yapmış olabilirim?
sonra işte bir gün geliyordu ve bu insanlar beni dışarıda bırakıyor, yüzüme yüzüme ghostluyordu. ben de ne olduğunu anlamadan eve dönüp balkondan onları izleyerek bunun sebebini anlamaya çalışıyordum ama kimseye eyvallah da etmiyordum. çünkü bir şey yapmadım yahut yapılan şeyin hiçbir aşaması olmadı ve birdenbire dışlandım ve beni sevip sevmemeniz hiç mi hiç önemli değil ki zaten insan sevdiğine de kızar veya sevmediğiyle de oynar
mesele sevgi değil
beni herhangi bir şeyde yanlış anladıklarını düşünürdüm sadece ama konuyu da bilmiyorum ki
ve açık açık da sorarım derim ki neden böyle davranıyorsunuz ama sebebi olmayan da bana ne sebep sunsun mesela koyunum mu desin? bir tane mimik yapıyor hepsi hani 'valla ben bilmem ağbey' der gibi
keşke gösterebilsem.... yine de en benzeri şudur

neyse
bir hafta on gün sonra bu insanlar yana yakıla beni oynamaya çağırıyorlardı ve hiçbir şey olmamış gibi eski düzene geri dönüyorduk ki o insanları dolduran kişi de artık daha sakin, biraz mahcup ve beni izler vaziyette gruptaki yerini alıyordu
şimdi günümüze dönüyorum, uzanmayayım ve biraz oturayım artık.
mantıklı mantıksız o kadar çok şeyin kaygısını yaşadım ki bugüne kadar, kimisi geçti kimisi ise hala devam etmekte ama kaygısını yaşamadığım tek şeyin yalnız kalma ve sevilmeme gibi şeyler olduğunu farkettim.
hayır teoman değilim
hayır burası kaybedenler kulübü de değil
kastettiğim şey varsa bir hatam veya istemediğim bir durum, o zaman yalnız kalma veya sevilmeme halimi kolayca kabul eder ve üzülüyorsam üzülürüm. fakat ortada hiçbir şey yokken dengesiz insanların dengesiz davranışları ile ne olduğumu şaşırma halimi ne kabul edebiliyorum ne de olaydan kopabiliyorum veya bu çok zaman alıyor. sudan çıkmış balık gibi oluyorum öyle durumlarda.
çocuklukta yaşadığım bu şeyler ve biraz da yapım ile temkinli olmayı öğrenmiş olsam da çok çeşit insan var ve her şeyi de bilemeyiz.
devamını gör...
