sarı lacivert renkleri ve alman milli takımı'na gol atmaları nedeniyle gönlümde ayrı bir yeri var artık. çok zor ama almanları yenerlerse benim için 2026 fifa dünya kupası'nı kazanmış sayacağım canım takım!
orta sahalarında da henüz adını bilmediğim, carlos valderrama saçlı bir adam var. adamsın adam!!!
bu filmi tek başına değerlendirirsek iyi bir filmdir. ama üçlemenin son halkası olarak değerlendirince, bu filme iyi bir film demek, ilk iki filme ihanettir.
buradan yola çıkarak, vatikan siyasetini ve mafyalaşmayı amerikan hükümetinin kontrolünde tuttuğunu anlatması açısından kıymetlidir. film, siyasetin her türlü yolsuzluğu da kontrolünde tuttuğunu ve istediği zaman istediği kişi ve kurumu yükseltebileceğini gösterir.
fakat serinin devamı açısından değerlendirirsek oldukça vasat. ilk iki filmdeki hiçbir boşluğu doldurmuyor. aksine ailenin nereye evrildiğine ilişkin yeni sorular barındırıyor. üstüne bir de yönetmen coppola'nın kızı sofia'nın vasat altı başrolü de eklenince, bu filmi serinin ilk iki filmi ile aynı kefeye koymak mümkün değil.
hatta al pacino bile filmden yıllar sonra 'üçüncü filmi sadece michael'i aklamak için yaptık" demiştir.
zaten saçma sapan bir kıtada oynanıyor. saat farkı yüzünden maçlar garip saatlerde başlıyor. yok iran taraftarlarının alınmaması, yok hakeme vize verilmemesi gibi absürt olaylarla başladı. yayın kalitesi desen vasat seyrediyor.
bir de bunlara maçların kalitesizliği de eklenince bombok bir turnuva izliyoruz. tek umudum az sonra başlayacak brezilya-fas maçı. bu da tatmin edici olmazsa sanırım izlemeyi bırakacağım. türkiye maçını izlemek için de pazar sabahı 7'ye alarm kurmak da hiç içimden gelmiyor.
gece gece yemek yenilen bir dizi ya da film sahnesi izlenmemeli. yapay zeka buna da bir çözüm bulmalı. gece öyle bir sahne geldiğinde ileri almalı mesela. ya da sahneyi hiç göstermemeli bilemiyorum. ama bir.çözümü olmalı. biz de insanız çünkü.
kendimi hiç aç hissetmememe rağmen bazlama ekmeğine kaşarlı sucuklu tost söyledim sırf bu yüzden. kim verecek şimdi bana bu kalorilerin hesabını?
evime iki dakika mesafede kocaman bir şube açtı. içeri iki katlı ve büyük açık alanı var. konumu itibariyle rüzgar aldığı için yaz sıcağında gayet oturulabilir.
evime çok yakın olduğu için birkaç kez gittim. tatlılar fena değil. güzel olanı da var çok kötü olanı da. ortalama olarak yoklukta gider.
kahve ise vasat. gerçekten vasat. ben filtre kahve insanıyım. kahvenin en basic hali. ama fabrikasyon olduğu için tadıı gerçekten vasat.
iyi kahve için ben hala butik kahvecileri tercih ediyorum.
bi ara creed adında bir grup vardı. yamulmuyorsam 2 albümlerini dinlemiştim. fena grup değildi. onların what if diye aşırı güzel bir parçası vardı bak. niye aklıma geldiyse birden bire...
fil hafızam ara ara gerekli gereksiz bir ton şey hatırlatıyor bana.
fidel castro'nun devrimi sonrası küba'da gerçekleştirmek istediği sanayi devrimini başaramamıştır. gerçi yapmak istediği şey sanayi devrimi değil, küba'da sömürü düzeni kurarak para kazanmaktır.
castro'nun ülkeyi ele geçirmesi sonrası yataklara düşmüştür. michael corleone'nin tetikçisinin amatörlüğü sonrası bir süre daha hayata kalsa da havalimanında herkesin gözü önünde michael'ın emri ile öldürülmüştür.
yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle, michael ile yaptığı bir sohbetin ortasında, "acı çekmeden işemek için 4 milyon dolar verirdim" gibi efsane bir repliği vardır.
he ben the godfather'ın repliklerine neden bu kadar hakimim bilmiyorum.
6 yıl evli kalıp, boşanma duruşması sonrası neredeyse halay çekerek adliyeden çıkmıştım. benim gibi insanların sayısunın hiç de az olmadığını biliyorum.
çevremdeki evli insanların da çoğunun birçok problemi var. alışkanlıklarından, çevre baskısından, ekonomik nedenlerden v.s. gibi birçok nedenden dolayı mutsuz olup da boşanamayan ya da boşanmayı tercih etmeyen çiftler var.
he mutlu evlilik yok mu? elbette vardır. ama evlilik, birçok açıdan idare edilmesi zor bir durum. özveri, saygı, sevgi, sadakat gibi kavramları ne kadar uygularsanız uygulayın, bir yerlerde, bir şeylerden ödün vermek durumundasınız. bir de sevgi her şeyi çözmüyor ne yazık ki. problemler başlayınca da duygularınız yanında mantığınızı çok fazla kullanmaya başlıyorsunuz. bu da sizi problemlerin ortasında büyük bir karadeliğe doğru çekiyor.
yani sonuç olarak elbette mutlu evlilik vardır. o da bir terazide iyi ve kötü yanları tartarak, iyi yanların ağır basması sonucu ortaya çıkıyordur. ama bir evliliğin ölene kadar mutlu bir şekilde devam etmesi oldukça ütopik bir evrende gerçekleşir gibi.
lanet olsun senin gibi başlığa. cehaletim yüzünden "camel toe" ne demek diye yapay zekaya sordum. şimdi bu kitapsız ai benim hakkımda ne düşünecek kim bilir!
iyi ki direkt google'a sormadım. yoksa tüm tarayıcı "camel toe" görselleri ile dolacaltı.
gözlüklü, kısa saçlı ve top sakallı bir çalışan profili var buranın. ilginç bir şekilde neredeyse her şubede bu prototipte birisi var. sanki özellikle seçiliyor gibi. bir algı da olabilir. bak bu adam gözlüklü. o yüzden teknolojiden kesin anlar gibi. top sakal da yuvarlağa yakın oluyor genelde. en iğrenç sakal tipi. memleketteki tüm bu profildeki gençler teknosa'da çalışıyor gibi.
bir de istisnasız hepsinin giydiği polo t-shirt yaka kısımları ütüsüzlükten kıvrılmış vaziyette. ütülemeyin böyle daha doğal diyor da olabilir yöneticileri bilemedim.
ama çok şaşırtıcı. bana hiç güven vermiyor bu profil.
yine kahvemi içiyorum ve yine istemeden ikili bir diyaloğa kulak misafiri oluyorum.
ilişkilerinin geleceğini tartışan bir çiftin olmayan planlarına şahit oluyorum. aslında kız plan yapmak istiyor. ama çocuk sanırım bu ilişkide kompleksi olan taraf. hem sürekli kızın lafını kesiyor hem de kızın planlarını mantıksız buluyor.
çocukta biraz narsisizm kokusu aldım. sesi ile de kızı bastırmaya çalışıyor. ama kız epey sabırlı. ya da sevgiden gelen içgüdü ile bu toksik ortam idare etmeye çalışıyor.
kıza bırak şu çocuğu dememek için zor tutuyorum kendimi şu an. biri beni durdursun. ya da durdurmasın. ileride olacak hayal kırıklıklarının önüne geçmek gerek!
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.