bu kitabı aldığımda 15 yaşındaydım ve okumak istediğimde okumamış bırakmıştım. livaneli okumayı seviyorum kitaplarını da öyle.
leyla'nın evini de sevdim.
her kitabında ona olan hayranlığım, sevgim ve saygım artıyor.
diğer kitaplarını okuyanlar bilir toplumsal konulara değinerek yazar. bunda da aynı şeyi göreceksiniz. çok fazla sürprizlerle dolu değil hikayeye başlayınca öyle akıp gideceksiniz.
karakterimiz leyla bir istanbul hanımefendisi. paşa dedesinden kalan boğazdaki yalısında oturmaktadır. leyla kendini korumayı başarmış, geliştirmiş, naif , hoş ve hassas bir kadındır.
geçmişi hakkında bilinmezliğe sımsıkı sarılmış ona sahip çıkmaya çalışırken elinden usulsüzce yalının alınması ile bambaşka kapılara açılır yolu.
belki yolda denk gelmeyeceği insanlarla kesişir yolu. bir anda halıdan sokağa düşüyorsunuz. çok ürkütücü değil mi?
tek başına kimsesiz bir kadın...
olanları duyan gazeteci çocuk leylanın yardımına koşuyor ve ona yardımcı oluyor çocukken tanıdığı için kulak ardı etmiyor.. ( ah yusuf , güzel kalpli çocuk). yusufun evine misafir olan leyla adapte olmakta çok zorlanıyor
hiç alışık olmadığı insanlar, mekanlar... tamamen yalnızlaşıyor.
yusufu kız arkadaşı leylayı sevmiyor ve ona ön yargılı yaklaşıyor.
romanın devamındaysa leyla, yusuf ve roxy karakterleri üzerinden pek çok çatışma yaşanıyor
sonra karşılıklı entegre olunuyor.
herkes birbirini değiştiriyor
leyla ve roxy birbirine kolay kanat geriyor.
son olarak güçlünün güçsüzü ezdiği, vicdanın yerine paranın geçtiğini mesajının verildiğini es geçmek istemiyorum.
leyla hanıma hayran olan o mahalleli çocuklar gibi ben de hayran oldum. bir kadının asilliği, gücü, kültürü öyle etkiledi ki. en sonunda evini alması, torunu leylaya bırakması. leylanın evi leylaya.
huzurla uyu leyla bostanlı...
.
birkaç alıntıyla cümlelerimi sonlandırayım
" seversin,kavuşamazsın,aşk olur…”
.
“yeniden dağıtsak kartları
alt üst olsa bu dünyanın şartları…”
.
artık yaşayamazdı. çünkü bir insan, bu kadar çok acıyı kaldırmak için yaratılmamıştı.
.
hayat böyleydi işte, önceden planlanan biçimde ilerlemiyordu.
.
mademki insanlar birbirine acı veriyordu, o zaman en güzel şey hayata meydan okumak ve mutlak bir yalnızlığı seçmekti.
devamını gör...