tarihi bir an. ilk kez bu kadar üst düzey bir takımın başına kadın teknik direktör geçti ama daha önce de bjelica(union berlin'in o zamanki teknik direktörü) cezalı olduğu için kendisi üç maç takımı yönetmişti. sezon sonuna kadar göreve getirildi ama umarım başarılı olur ve gelecek sezona da başlar. union berlin gibi köklü ve sert bir takımın başına böyle kritik bir zamanda gelmek başlı başına çok büyük bir başarı zaten.
daha önce corinne diacre fransa 2.lig takımı clermont'u yönetmişti ve baya da başarılı olmuştu.
hayatımda hiç güzel bir şey olmayacak gibi geliyor bazen, tüm güzel şeyleri kaybetmek zorundaymışım gibi sanki. özlediğim çok fazla şey var. sabır acı bir ottur tarzında bir söz görmüştüm, bu acının beni arındırmasını, iyileştirmesini bekliyorum. belki de hiç göremeyeceğim bunu.
hayalleri sonuçtan ibaret görmek yerine bir yol olarak görüp o yolun tadını çıkarmak gerekiyormuş gibi geliyor bana. insan hayatı boyunca hayaller kurabilmeli.
"sadece 10 liramın olması, 0 liramın olmasından daha fazla canımı yakıyor. anladın mı? beni bu 10 liradan kurtar ya, kurban olayım, al şunu kurtar beni bu 10 liradan ya!”
k2 dağcılar tarafından tırmanması en zor dağ olarak gösteriliyor. yalnızca elit dağcıların çıkabildiği, çok tehlikeli ve ölüm oranı çok yüksek bir dağ. deneyebilen kişi sayısı bile baya az. zirveye çıkılmaya gece yarısı başlanıyor ki öğlen olmadan zirveye çıkıp inebilsinler, gecikmeleri demek ölüm demek. o atmosferi o kadar çok merak ediyorum ki. bir nevi ölüm sürecini yavaşlatarak hızlıca zirveye çıkıp inmeye çalışıyorlar. gece yarısında o soğukta k2nin heybetini hissetmek zirvesine tırmanmaya çalışmak nasıl bir şeydir acaba? doğanın heybetinin görkeminin en iyi deneyimlendiği an.
yanlış bilmiyorsam k2ye çıkan 4 türk var. nasuh mahruki, tunç fındık, gülnur tumbat ve esin handal.
ezbere dayalı sistem. kağıt üstünde bir şeyler var ama öğretim yöntemleri çok yanlış. üniversite bunun zirve noktasıydı, hemen herkes her şeyi ezberlemeye çalışıyor, anlamakla uğraşmıyordu. benim gibi ezberden nefret eden birisi için kabus.
bir sürü var ama şu an cezerye ve kerebiç yazasım geldi. kerebiç mersin dışında hiç görmedim muhtemelen, cezerye her yerde var ama düşük kalite hep. hayatında hiç hakiki cezerye yemeyip o berbat şeyleri cezerye sanan insanlar var.
şehir hayatından tamamen uzaklaşmak. yayla gibi bir yerde yaşamak isterdim; toprakla, hayvanlarla uğraşmak. modern hayatın gürültüsünden uzakta, doğayla iç içe olmak isterdim. keşke yapabilecek becerim ve imkanım olsaydı.
insandan insana değişir ama benim için tercih ettiğim yalnızlık değil ama uyumsuz olduğum insanlardan uzak olmak. özellikle üniversitede çok hissettim bunu. insanların içine giremediğimi, sıkıldığımı hissettim. kendimle zaman geçirmeyi sevsem de hatta buna ihtiyaç duysam da yalnızlığı tercih etmezdim.
yerimde durmayı, oturmayı hiç sevmem. hareket etmek isterim her zaman. yürümeyi çok severim, mümkün olan her mesafeye yürümek isterim, kolay kolay üşenmem. asansör kullanmayı da hiç sevmem, merdiven çıkmak hoşuma gidiyor. bu yaşıma kadar bedenimi baya zorladım, her şeyin fazlası zarar sonuçta.
her gün yağmur yağan bir şehirde yaşamak isterdim, o derece çok seviyorum. arındığımı hissettiriyor bana, yaşadığımı hissediyorum.
buraya gelme sebeplerimden birisi de çok yağmur yağdığını düşünmemdi ama maalesef yanılmışım.
yaşanan anılar en başlıca sebebi bence. kötü anılar yaşadıktan sonra şehir ne kadar güzel olursa olsun. orada tanınan insanlar da önemli bir etken. ve de kültürel uyum. nüfusun yoğun olduğu, öğrencilerin çok olduğu yerleri sevmiyorum. sessiz sakin, doğanın içinde, insanların kibar olduğu yerleri seviyorum.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.