punkçıserpil yazar profili

punkçıserpil kapak fotoğrafı
punkçıserpil profil fotoğrafı
rozet
karma: 2217 tanım: 52 başlık: 21 takipçi: 87
hey there i am using whatsapp

son tanımları


sözlük yazarlarının fotoğrafları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

soundtrack'leri harika filmler

(bkz: 2046)
devamını gör...

gustave flaubert

ilk kez 1881 yılında yayımlanan, bouvard et pecuchet isimli ansiklopedik romanını yazarken beyin kanaması geçirerek hayatını kaybeden yazar.

flaubert, ilgili romanı yazabilmek için tarım, kimya, bahçecilik, tıp, jeoloji gibi alanlarda 5 yıl içinde toplam 294 cilt kitap okuduktan sonra emile zola’ya bir mektup yazar ve mektubunda: "okumalarım sona erdi ve romanım bitinceye kadar başka hiçbir kitabın kapağını açmayacağım," der. ama sonra kilise tarihi ve pedagojiye kafayı takıp 8 yıl daha okuma yaparak kafasındaki tek bir eseri yazabilmek için toplamda 1500'ün üzerinde kitap okumuş olarak yazmaya koyulur ve 1 yıl sonra burjuvaziyi hicveden eserini tamamlayamadan beyin kanamasından ölür. o kadar okumaya o dönemde 60 sene iyi yaşamış.
devamını gör...

arz talep

diğer faktörler sabit iken alıcıların farklı fiyatlardan satın alma gücü ile desteklenen alım isteği talebi; üreticilerin farklı fiyatlarla piyasaya sundukları mal miktarı arzı ifade eder.

malın kendi ya da tamamlayıcı malının fiyatı düştüğünde, ikame malın fiyatı arttığında ve malın gelecekteki satış fiyatının artacağı beklentisinde talep artar. gelir arttığında talebin artıp artmayacağı, talep edilen malın niteliğine bağlıdır. mal, normal/üstün mal ise tüketicinin geliri arttığında malın talebi artarken düşük mallara duyulan talep azalacaktır.

bir kişinin tek bir mala duyduğu talep, "bireysel talep"; bütün tüketicilerin tek bir mala duyduğu talep ise "piyasa talebi"dir. bireysel talep ve piyasa talebi mikro iktisadın konusudur ve yukarıda açıklanan talep artırıcı faktörler ilgili iki talebe ilişkindir. tüm tüketicilerin piyasadaki bütün mallara duydukları talep ise toplam taleptir ve toplam talep, makro iktisadın konusudur. kamu harcamalarının ve/ya transfer harcamalarının artması ve vergilerin azaltılması gibi genişletici maliye politikaları ile açık piyasa işlemleri ile alım, reeskont faiz oranlarının ya da zorunlu karşılık oranlarının azaltılması gibi genişletici para politikaları toplam talebin artmasına neden olur.

arza baktığımızda ise malın kendi fiyatındaki, işçi verimliliğindeki (teknolojideki), devlet teşviklerindeki artışın; aynı üreticinin ürettiği diğer malların fiyatlarındaki düşüşün, hani olur ya satılan malın fiyatının gelecekte düşeceğine dair beklentiler oluşmasının, vergilerin ya da girdi fiyatlarının azalmasının arz miktarını artırdığını görürüz.

bir firmanın tek bir malı arz etmesi "firma arzı"; tüm firmaların bir malı arz etmesi ise "piyasa arzı" olarak adlandırılır ve bu iki kavram, mikro iktisadın çalışma alanına girer. toplam arz ise bir ülkede üretilen tüm mal ve hizmetleri kapsamaktadır ve makro iktisat aracılığı ile incelenir. maliyetlerin azalması, teknolojideki ilerlemeler, üretim faktörlerindeki (emek, sermaye, toprak, girişimci) artış; ilgili malın fiyatının gelecekte düşeceğine ilişkin beklentiler toplam arzın artmasına neden olur.

son olarak arz ve talep ilişkisine bakalım: leon walras'a göre talep fazlası olan piyasalarda fiyat artırılırsa talep düşecek; böylelikle arz-talep dengesi yeniden sağlanacaktır. alfred marshall ise arz talep dengesine fiyatlardaki bozulmalar üzerinden yaklaşmıştır ve arz fiyatı, talep fiyatından fazla ise satıcılar, arz miktarını düşürdüklerinde dengenin sağlanacağını ifade etmiştir.
devamını gör...

yıkanmak istiyorum

yazar ve şair suna aras'ın tecavüz mağduru 21 kadın ile yaptığı röportajları derlediği 2014 yılı basımı kitabı.

kitabın tamamlanması 12 yıl sürmüş, başlangıç hikayesi 2001 yılına kadar uzanıyor. kitap fikri, yazarın yargılandığı mahkemede kendisine destek için gelen kadın grubundan bir kadının: "ben, tecavüze uğradım, sizinle paylaşmak istediklerim var. bunları yazarsanız sesimiz duyulur," talebi ile ortaya çıkıyor.

yazar, kitabın giriş kısmında: "bu kitap, keyifle okumanız, okudukça tat almanız için yazılmadı. bu kitap, uykularınızı kaçırmak, tecavüzü yaşayanın duygularını kavratabilmek ve anlatabilmek adına yazıldı," demiş. ilgili beyan, hikayeleri okuduğunuzda mağdurların olaylara tanıklık eden yakın akrabalarının, hatta uğradıkları tecavüzden yıllar sonra evlendiklerinde durumlarını anlattıkları kocalarının bile duymazdan, görmezden geldikleri gerçekler göz önünde bulundurulduğunda biraz ironik dursa da bazı mağdurlara yoldan geçen tanımadıkları insanların bile yardım eli uzattığı görülünce yine de haklı bulunuyor.

hikayelerin geneline baktığımızda mağdur kadınları en çok suçlayanların kendi hemcinsleri olduğunu görüyoruz ve kadın hakları savunucusu olmuş aktivist kadınların birçoğunun da geçmişte benzer konularda mağdur edilmiş insanlar olduklarını. "bir kadının başka bir kadının haklarını savunması için ille de mağduriyete mi uğraması lazım?" sorusunu aklımızdan geçirirken kendisini aldatan kocasının yıllarca fiziksel şiddet eşliğinde tecavüzüne uğrayan bir kadının kocasının sevgilisinden bahsederken: "allah o kadının belasını versin. kadınlar şeytandır kızım, adamların aklını başından alıyorlar. erkekleri dinden imandan çıkarıyorlar. benim adam, o kadından ayrıldıktan sonra melek gibi oldu," ifadesini kullanması ile bazı kadınların her ne yaşarlarsa yaşasınlar kadınları suçlamayı, erkekleri suçlamaya tercih ettiklerine de şahit oluyoruz.

"din ve iman"dan bahsetmişken tecavüz eden yakın akrabaların tamamının namazında niyazında tipler olmasını, hatta kendi öz kızına yıllarca tecavüz eden bir babanın sahurdan sonra kızını yatağına çağırmasını "wtf" demeden okumanız mümkün görünmüyor. dindar kayınpederin gelinine tecavüz ederken bir yandan da: "sen şeytansın" diye bağırması, küçük bir kız çocuğu olan kuzenine tecavüz eden yetişkin adamın kızı: "sana cinler tecavüz etti. cinler, kızların tanıdıkları insanların kılığına girip tecavüz ederler" demesi, içine cin ya da şeytan girdi denilerek hocalara taşınan kız çocukları hakkında da biraz fikir veriyor.

tuhaf bir tesadüftür ki aynı evden 1. ya da 2. derece yakınının tecavüzüne uğramış neredeyse tüm kız çocuklarının tecavüze uğradıkları ilk günün fonunda cenaze var. evin annesi bir şekilde ya ölüm döşeğindeki hastaya bakmaya ya da cenazeye gitmiş. çoğu kadın kitapta kimliğinin gizli kalmasını istemiş. hikayesine yer verilen 21 kadından yalnızca 3ü (polis tecavüzüne uğrayan kadınlar) hukuki yollardan haklarını aramaya cesaret edebilmiş. aralarından birinin tecavüze uğramasının tek sebebi, evlenip türk vatandaşlığı alan bir romanyalı olarak yazlık bir mekanda gece kadın arkadaşları ile düğüne gitmiş olmak. hakkını aradığında karşılaştığı tavırların en güzeli ise eşinin işsiz kalması ile aç kalmalarının ardından iftar çadırından yemek almak isterlerken kimliği anlaşıldığı için boş çevrilmesi.

yazılan ne varsa soğuk kanlılıkla okumaya çalıştım ama öz babası tarafından 2 yıl boyunca tecavüze uğradıktan sonra bulduğu ilk fırsatta evden kaçıp sokaklara düşen bir kadının yazarın evinde yediği yemek esnasında verdiği röportajın ardından: "annemden sonra ilk defa, çocukluk yıllarında olduğu gibi kendimi iyi hissettiğim bir sofrada güzel yemekler yedim. sizi hiç unutmayacağım. bu gece burada, bu evde sizinle kalabilir miyim? şu koltuğun üzerinde de uyuyabilirim." demesi ile sinirlerim bayağı bozuldu.
devamını gör...

roy andersson

1943 isveç doğumlu, profesyonel hayatını sinemadan ziyade reklam endüstrisinde yönetmenlik yaparak ilerletmiş, sinemada da oldukça özgün bir dil ve anlatıma sahip, kullandığı dekor ve renklerle de ünlü absürt mizah yönetmeni.

ilk uzun metrajlı filmi en karleks historia, cannes film festivali jüri ödülü'nü alan 2000 yılı yapımı sanger fran andra vaningen, 2007 yılı yapımı du levande, 2014 altın aslan'ın sahibi en duva satt pa en gren ve 2019 yılında gümüş aslan'ı kazandığı om det oandliga isimli filmlerini izledim. aralarından en beğendiklerim du levande (siz yaşayanlar) ve en duva satt pa en gren(insanları seyreden güvercin) oldu.

andresson filmlerinin bende yarattığı duygu, louis-ferdinand celine'i okuduğumda yaşadığım hislere çok benziyor. yönetmenin celine gibi argolu bir üslubu yok. hatta filmlerinde neredeyse hiçbir erotik unsur bulunmadığını da söyleyebilirim. bu kadar entelektüel bir tarzı olmasa "aile filmlerinin unutulmaz yönetmeni" diyeceğim neredeyse. tamam filmleri absürt komedi ya da dram komedi kategorisinde yer alıyor ama o kadar beklenmedik bir anda sizi kahkahaya boğabiliyor ki şaşırdığınız daha çok kendi haliniz oluyor. (celine'i okumaya başladığım ilk gün de kütüphanedeydim ve çok ciddi bir şekilde odaklanmışken 10'ar sayfa ara ile aniden kahkaha atınca toparlanıp sessiz okuma salonunu terk etmek zorunda kalmıştım.) andresson'ın da böyle şaşırtıcı ve sevimli bir üslubu var.
devamını gör...

chatgpt

birkaç gün önce ücretsiz kullanımda kalıcı hafızasına yükleyebileceğiniz bilgi yüzdesini düşüren uygulama. umarım ücretsiz halindeki kullanım çeşitliliği giderek daraltılmaz.
devamını gör...

belli bir yaşa kadar evlenmeyenlerin biraz şey olması

biraz değil bayağı bir şey olması aslında. hastalık ya da hasta bakımı gibi nedenlerle evlenemeyenlerden bahsetmiyorum elbette.

şimdi sabatalaşmak durumunda kalacağım. altta görselini verdiğim konuşmadaki adam, 46 yaşında ve hiç evlenmemiş biri. konuşmanın henüz ikinci saatinde bile değiliz.

benim yengem onun teyzesi oluyor ve yengem yan komşum. alışmış böyle zamparalığa, hısımlıkmış, ayıp olurmuş umursamadan gevşeyiveriyor. adamı tanımıyorum üstelik.

bu kaçıncı oldu. çoğu aynı arızayı veriyor. bütün gızlar sizin,
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

evlenmeyin. evet.
devamını gör...

yazarların çektiği çiçek fotoğrafları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

güne bir gül fotoğrafı bırak

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

en sevdiğin filmden bir kare bırak

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

stüdyo ghibli tarzı normal sözlük yazarları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kamusal insanın çöküşü

harvard üniversitesi mezunu büyük sosyolog richard sennett’in 1977 yılında ilk kez basılmış, 1996 yılında dilimize çevrilmiş kitabı. eserde günümüzün kamusal ve özel alanını şekillendiren tarihsel koşullar, 18. ve 19. yüzyıllar bağlamında incelenmiştir. söz konusu incelemelerde 1750'ler, 1840'lar ve 1890'lar sanat, mimari, moda, politika gibi çeşitli alanlardaki incelikleri ile değerlendirilirken post holing yönteminden yararlanılmıştır.

kamusal yaşamın aristokrasiden merkantilist burjuvaziye kaydığı ve göçlerin artık kitleler halinde yaşanmaya başladığı bir dönemi işaret etmesinden ötürü yazar, anlatımına 18. yüzyıldan başlar. yoksa daha önce de kamusal hayat var ama işler bu dönemden sonra iyice karışmaya başlıyor. yine yeni bir sınıfın ortaya çıkışını da o dönem batının en kalabalık iki şehri olan londra ve paris'teki yaşam üzerinden örneklendirmeyi seçiyor.

18. yüzyılın aktör misali kendini teatral numaralarla ve gösterişli giysilerle tanıtmaya çalışan insanı, 19. yüzyılda profesyonel azınlık ve duygularını dışa vurmaktan çekinen korkak izleyiciler olarak asimetrik iki gruba ayrılır. 18. yüzyıl elitlerinin coşkunluğunun bir ifadesi olan katharsis, 19. yüzyıla gelindiğinde emekçilere ve taşralılara ait ilkel bir dışavurum olarak algılanmaya başlanır. bu yüzden 18. yüzyılda coşku içinde kendilerini göstermenin peşine düşen insanlar, 19. yüzyılda meydanlarda sessizce dolanıp kısık gözlerle birbirlerini süzen sinsilere dönüşür. artık iletişimde alınan kadarının verildiği, samimiyet ilerletilirken kendine ait küçük sırların avans; karşı tarafa ait olanların ise gözdağı olarak kullanıldığı döneme gelinmiştir. 20. yüzyıla gelindiğinde ise 19. yüzyılın coşkun ama artık kol gücünün bir anlamının kalmadığı taşralısı, bürokrasinin tabanını oluşturan beyaz yakalısı derken tamamen kimliksiz bir sınıf ile iyice tekinsiz bir ortam oluşur. richard sennett, bu hikayeyi birçok farklı disiplinden yararlanarak çok akıcı bir üslupla anlatmış.
devamını gör...

no rest for the wicked

1988 çıkışlı ozzy osbourne albümü.
devamını gör...

katibim

ud derslerinde öğretilen ilk şarkı. üzerinden 29 yıl geçmesine rağmen notalarını unutamıyorum:
mi fa mi re do si do re mi fa mi re do si la
mi fa mi re do si do re mi mi mi mi
mi fa mi re do si do re mi fa mi re do si la
si la do si si la la sol la la la la
devamını gör...

sözlüğün en yakışıklı 3 yazarı

sabata
serseri kaptan
siyah mantolu adam
devamını gör...

punkçıserpil (yazar)

teşekkür ederim *)
devamını gör...

punkçıserpil (yazar)

çok zarifsin, teşekkür ederim.
devamını gör...

medicine

tindersticks’in güzel bir şarkısı.
devamını gör...

sözlük yazarlarının gençlik fotoğrafı

siyah saçlı olan benim. yıl 2017.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim