1.
kral kaybederse (dizi)
gülseren budayıcıoğlu'nun başının altından çıkan her diziyi izlemedim. hepsinden biraz biraz izledim. masumlar apartmanı'nın ise son 6 bölümü. bir türlü bitiremedim.
bu dizi ise bana kalırsa bokunu çıkarmamaları nedeniyle en makul olanı. yalnızca 30 bölüm.
psikiyatristime narsist insanların iç sesi nasıl diye sorduğumda bana bu diziyi önermişti. yalnız bir odada kaldıklarında ne yapıyorlar mesela, nasıl vakit geçiriyorlar demiştim, yalnız kalmıyorlar demişti. aklım almıyor gerçekten. yalnız kalmamak çok yorucu olmalı.
dizide zengin bir iş adamının yaşamını izliyoruz: kenan baran. narsist abimiz bu. hayatına pek çok kadın girip çıkıyor, tek gecelik ilişkiler, biraz uzun süreli flörtler... bunlar olurken evli. bir yandan da çok komik bir adam, izlerken yer yer kahkaha attım.
dizi kenan'ın eşi handan'ın kaygıları ile başlıyor. handan aldatıldığını düşünüyor. aslında handan sürekli aldatıldığını biliyor içten içe ama bu sefer peşine düşüyor. ve kocasının kendisini en yakın arkadaşı özlem'le aldattığını öğreniyor. ivedilikle de boşanıyorlar. ve kenan özlem'le evleniyor.
handan çok sakin bir karakter. tam olarak donuk diyemiyorum. kenan'a neden bu kadar kapılmış, senelerce onu neden terk edememiş, doktor hanımla olan görüşmesinden, dizinin sonlarına doğru biraz anlıyoruz. ama tam olarak hissediyoruz.
özlem daha bağımlı bir karakter. aslında kenan'ı el üstünde tutabilecek iyi bir eşleşme gibi duruyor. ama kaygıları ve terk edilme korkusu özlem'e hayatı zehir ediyor. zaten o da bu sefer handan'la aldatılıyor. boşanıyorlar ve intihara kalkışması üzerine ablası tarafından memleketine götürülüyor.
kenan bir süre rahat dursa da, sürekli dostlarıyla buluştuğu kulüp'te çalışan, fakir bir kız olan fadi'ye tutuluyor. bir şekilde gel zaman git zaman aralarında bir ilişki başlıyor. kenan ona ev açıyor ve böylece bir aşk ? yaşamaya başlıyorlar ve bu 10 sene sürüyor.
tüm bunlar olurken kenan çocuk istemediği için, handan'ın defalarca kürtaj olduğunu öğreniyoruz, son bebeğini de düşük yaparak kaybediyor handan. ve kenan ile sonlarını bu olay hazırlıyor aslında. sonra kenan'ın 10 senedir fadi ile olduğunu öğrenince tekrar ondan ayrılmaya karar veriyor.
fadi de terk ediyor bunu ve kenan'ın da terapileri böyle başlıyor, panik atak krizleri geçirmeye başlıyor çünkü terk edilen kenan.
bu dizi ile ilgili en büyük eleştirilerimden biri, bu ikili ilişkilerin çok sığ işlenmesi. bu kadınlar hakkında bildiğimiz tek şey şu veya bu şekilde ailevi problemleri olduğu. ama hepsi üstünü başını yırtarak bu adamın üstüne atlamıyor herhalde? özellikle ona aşık olan kadınlar. biz kenan'ı hiç bu kadınlara jestler yaparken falan görmüyoruz. bu adam bu kadınları kendine nasıl aşık ediyor sorusunun yanıtı yok. sanki sadece var oluyor.
hayatındaki kadınların bir bir gidişi ve iflası onu çok korkunç bir sona sürüklüyor ve en sonunda onu yerleştirdikleri huzurevinde ilk kez gerçekten sevgi, dostluk, fedakârlık gibi duyguları tadıyor.
kenan hayatı boyunca insanlara dert olmuş bir adam. kimseyi ciddiye almayan, anlamayan, dinlemeyen, burnunun dikine giden biri. aslında sürekli herkese irili ufaklı saygısızlıklar edip duruyor. ama şeytan tüyü var derler ya, biz de etrafındakiler gibi, onu bir şekilde kabulleniyor, yer yer sempati bile duyuyoruz.
işte böyle bir diziydi bu da. ben sevdim.
akıyor ve izlenir. sadece sansasyona değil karakterlerin psikolojik durumuna daha fazla odaklanılsa ben daha çok severdim.
bu dizi ise bana kalırsa bokunu çıkarmamaları nedeniyle en makul olanı. yalnızca 30 bölüm.
psikiyatristime narsist insanların iç sesi nasıl diye sorduğumda bana bu diziyi önermişti. yalnız bir odada kaldıklarında ne yapıyorlar mesela, nasıl vakit geçiriyorlar demiştim, yalnız kalmıyorlar demişti. aklım almıyor gerçekten. yalnız kalmamak çok yorucu olmalı.
dizide zengin bir iş adamının yaşamını izliyoruz: kenan baran. narsist abimiz bu. hayatına pek çok kadın girip çıkıyor, tek gecelik ilişkiler, biraz uzun süreli flörtler... bunlar olurken evli. bir yandan da çok komik bir adam, izlerken yer yer kahkaha attım.
dizi kenan'ın eşi handan'ın kaygıları ile başlıyor. handan aldatıldığını düşünüyor. aslında handan sürekli aldatıldığını biliyor içten içe ama bu sefer peşine düşüyor. ve kocasının kendisini en yakın arkadaşı özlem'le aldattığını öğreniyor. ivedilikle de boşanıyorlar. ve kenan özlem'le evleniyor.
handan çok sakin bir karakter. tam olarak donuk diyemiyorum. kenan'a neden bu kadar kapılmış, senelerce onu neden terk edememiş, doktor hanımla olan görüşmesinden, dizinin sonlarına doğru biraz anlıyoruz. ama tam olarak hissediyoruz.
özlem daha bağımlı bir karakter. aslında kenan'ı el üstünde tutabilecek iyi bir eşleşme gibi duruyor. ama kaygıları ve terk edilme korkusu özlem'e hayatı zehir ediyor. zaten o da bu sefer handan'la aldatılıyor. boşanıyorlar ve intihara kalkışması üzerine ablası tarafından memleketine götürülüyor.
kenan bir süre rahat dursa da, sürekli dostlarıyla buluştuğu kulüp'te çalışan, fakir bir kız olan fadi'ye tutuluyor. bir şekilde gel zaman git zaman aralarında bir ilişki başlıyor. kenan ona ev açıyor ve böylece bir aşk ? yaşamaya başlıyorlar ve bu 10 sene sürüyor.
tüm bunlar olurken kenan çocuk istemediği için, handan'ın defalarca kürtaj olduğunu öğreniyoruz, son bebeğini de düşük yaparak kaybediyor handan. ve kenan ile sonlarını bu olay hazırlıyor aslında. sonra kenan'ın 10 senedir fadi ile olduğunu öğrenince tekrar ondan ayrılmaya karar veriyor.
fadi de terk ediyor bunu ve kenan'ın da terapileri böyle başlıyor, panik atak krizleri geçirmeye başlıyor çünkü terk edilen kenan.
bu dizi ile ilgili en büyük eleştirilerimden biri, bu ikili ilişkilerin çok sığ işlenmesi. bu kadınlar hakkında bildiğimiz tek şey şu veya bu şekilde ailevi problemleri olduğu. ama hepsi üstünü başını yırtarak bu adamın üstüne atlamıyor herhalde? özellikle ona aşık olan kadınlar. biz kenan'ı hiç bu kadınlara jestler yaparken falan görmüyoruz. bu adam bu kadınları kendine nasıl aşık ediyor sorusunun yanıtı yok. sanki sadece var oluyor.
hayatındaki kadınların bir bir gidişi ve iflası onu çok korkunç bir sona sürüklüyor ve en sonunda onu yerleştirdikleri huzurevinde ilk kez gerçekten sevgi, dostluk, fedakârlık gibi duyguları tadıyor.
kenan hayatı boyunca insanlara dert olmuş bir adam. kimseyi ciddiye almayan, anlamayan, dinlemeyen, burnunun dikine giden biri. aslında sürekli herkese irili ufaklı saygısızlıklar edip duruyor. ama şeytan tüyü var derler ya, biz de etrafındakiler gibi, onu bir şekilde kabulleniyor, yer yer sempati bile duyuyoruz.
işte böyle bir diziydi bu da. ben sevdim.
akıyor ve izlenir. sadece sansasyona değil karakterlerin psikolojik durumuna daha fazla odaklanılsa ben daha çok severdim.
devamını gör...

