şu allahın belası diziye başladım. zamanında ex bffimin tavsiyesi ile başlamış, içim şişti diye bırakmıştım. sonra bu
gülseren budayıcıoğlu isimli hanımefendinin buram buran vicdan mastürbasyonu ve dram pornografisi kokan her türlü işine kinlendiğim için bitirmemiştim. örgü örerken izliyorum yeniden... 22. bölümdeyim.
esra, bu dizinin yan karakterlerinden biri. esas kızımız inci'nin çalıştığı radyodan arkadaşı. ve en yakın arkadaşı. şu kadar insan içinde, ki bu insanlar pilav yapmak için pirinçleri birer birer ve dörder kere yıkayan insanlar, en deli olanın bu kadın olabileceğinden şüpheleniyorum. ikame hayat yaşayanlarda bu gün...
esra çalıştığı yerde patronuna abayı yakmış, beş senedir bu adamla gizli gizli ilişki yaşıyor ve bu seks odaklı ilişkinin romantik bir birlikteliğe evrilmesi için kendini paralıyormuş. bize canavar gibi gösterilen cüneyt aslında bu ikili ilişki özelinde gayet haklı bence. cüneyt en baştan ilişki istemediğini söylemiş, ve dalgasına bakmış. her ayrılıklarında esra türlü çeşitli bahanelerle bu iletişimi yeniden başlatmış. bunu satır aralarından anlıyoruz. kendimizi korumak ve gözetmek en başta bizim sorumluluğumuz. üstelik bu adamın aman da hayatımda bir kadın olsun diye esra'yı kandırdığı, oyaladığı falan yok. her neyse. işte böyle bir hayatı varmış esra'nın.
esas kızımız inci, esas oğlanımız han ile tanışınca esra'ya başka birisi üzerinden romantizm yaşama imkânı doğuyor. en başta inci kafası karışık, kırık dökük, toy bir genç kadın olarak çıkıyor karşımıza. daha 3 gündür tanıdığı adama aşk da aşk diye ısrarla iteliyor esra bunu. tüm ilişkileri boyunca her sorunlarında öteki yan karakter esat'la el ele verip bunları kavuşturmak için kendilerini paralıyorlar. bu kadar kişisel bir alana iyi niyetle bile olsa bu şekilde dalınması beni dehşete düşürüyor. insanları yüreklendirmek başka bir şey, kararlarını bu şekilde esnetmek başka bir şey.
üstelik bu deli, arkadaşı daha bu adamla tanışalı bir ay olmuş - olmamışken adamla gizlice evlenmesine de yardım ediyor. yardım etmek de ne, nikahını organize ediyor
gelinliğini seçiyor. üstelik bu gizli evliliğin arkadaşının ailesine bomba gibi düşeceğini bilerek.
kız evlendikten sonra bu defa da olayların içinde. çocuğu didiklemeye, ailesini didiklemeye, adamı takip edip sinsice videosunu çekmeye vardırıyor işi. esra burada da bize, arkadaşının iyiliğini isteyen, ona her koşulda destek olan cefakar dost olarak kakalanıyor.
oysa dikkat edersek, sıralama ne kadar saçma ve yanlış. kimsenin hayatı hakkında böyle dedektifliğe soyunmak, herhangi bir koşulda doğru değil, bu ayrı ama ille de yapılacaksa, sorarım sana esra, bunu kız evlenmeden evvel yapman gerekmez miydi güzelim benim?
bu kızın tüm karmaşasının içinde, bir an uzaklaşıp kendini dinleyememesi, her kafadan bir ses çıkması ve asla kendi sezgisini, iç sesini duymasına fırsat verilmemesi beni deli etti.
sen iyi bir arkadaş değilsin esra. sen kendi hayatındaki romantizm eksikliğini bir başkası üzerinden tatmin etmeye çalışan bir asalaksın. sen beş yıllık ilişkin bu şekilde neticelensin istediğin ve bu asla olmadığı için kafanda kurduğun bir aşk masalına insanları iteleyen bir delisin. halbuki onu bunu takip edip videolara çekmeyi bırakıp kendi hayatını yaşasan kendi zottirik romantizminde savrulabilirsin.
benim etrafımda böyle bir insan oldu. herkesin hayatıyla o kadar ilgiliydi ki kendisininkini yaşamaya fırsatı kalmıyordu delinin. işte tam olarak böyle biri esra da.
ilerleyen bölümlerde karakter gelişimi nasıl olacak bilemiyoruz ama esra kendisini son derece sağlıklı ve normal bulduğu, bilmiş bilmiş konuşup ona buna ahkâm kestiği için, insan safiye düzelir bu düzelmez diye düşünmeden edemiyor.
herkes için kendi hayatını yaşama cesareti temenni ediyorum. ve esraların şerrinden yüce yaradana sığınıyorum...
devamını gör...