scaremongering yazar profili

scaremongering kapak fotoğrafı
scaremongering profil fotoğrafı
rozet
karma: 56762 tanım: 6430 başlık: 350 apolet: 5 takipçi: 182
We are what we pretend to be, so we must be careful about what we pretend to be.

son tanımları | başucu eserleri


seks için ne yapardınız sorunsalı

her şeyden önce en azından asgari düzeyde soyunmak gerekiyor tabii...
devamını gör...

sözlük yazarlarının fotoğrafları

sizi biraz bıraktım ama yogayı bırakmadım kuduruklar...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

chatgpt

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
beni hsp sanıyor ve virginia woolf sevdiğimi biliyor...
kadın hakkında söylenegelen 100 senelik "bipolar dahi" algısını benim mabadımı yalamak için acımadan çöpe attı.
işte böyle bir yavşaklıktan hiç hoşlanmıyorum...
devamını gör...

kadının beyanı esas olmalı mıdır sorunsalı

olmalıdır.
hatta erkekler herhangi bir konuda hiçbir beyanda bulunmasa daha da iyi olabilir. bi sonraki adımda da onu yasaklasalar keşke. :d
devamını gör...

tek yalnız ben değilim

bir jean-louis fournier kitabı. nefis bir anlatı.

zaten bu beyefendinin daha önce okuduğum 2 kitabına da bayılmıştım. dün akşam bir çırpıda okudum bunu da.

yine odaklandığı konu, yalnızlık.
yine yaklaşımı alaycı, şakacı. *
devamını gör...

doğanın döngüsüyle uyumlu yaşamak

kitaplığıma nasıl girdi bilmediğim bir meltem reyhan kitabı. önü, sonu, amacı belli olmayan bir kitap.

arka kapak yazısı şöyle:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
insan bunu okuduğu zaman en azından ekolojik bir perspektif, spiritüel de olsa bir derinlik ve mana bekliyor. fakat hiç kimse beklediğini bulamıyor.

kitapta mevsimlerin "enerjilerini" elementlerle eşleştirmiş yazar. bu elementler: ateş - toprak -su - ağaç - metal.

doğu öğretilerini bilmiyorum ama bu kitap için, benzer işler:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

sonra yazarımız organları da elementlere paylaştırıyor. ve de bu organların enerji bozukluğunda ne gibi karakter yapılanmaları ve psikolojik savunma mekanizmaları ortaya çıkıyor bir bir anlatıyor. bölümleri beslenme tavsiyeleri ile bitiriyor.

kalınbağırsak enerjisi mesela arkadaşlar, bozuksa öz değersizlik, kendine karşı katılık, öz güven eksikliği gibi yaklaşım ve davranışlara sahip olabilirsiniz. otoriteye baş kaldırabilirsiniz mesela. "kalın bağırsak enerjisi ne ola ki?" derseniz, bilmiyoruz :d. bu kısım açıklanmamış. buradaki enerji mesela çakra gibi bir şey mi? düz atp'den bahsetmiyor belli ki, onu eledik. tam ne bu bahsedilen enerji? bilmiyoruz. vayb gibi bir şey herhalde :d.

hanımefendi psikoloji, fizyoloji ve dahi beslenme konularına el attığı bu kısacık kitap için toplam dört kaynak refere ediyor.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

bizler de bu ölmez eser için kendisine teşekkür ediyoruz, kendi uzmanlık alanında başarılarının devamını temenni ediyoruz çünkü o zaman belki bilgisinin daha derin olduğu konularda konuşmak ister...
devamını gör...

infertil olduğunuzu öğrenseniz vereceğiniz tepki

çok üzülürdüm.
ben belki infertil olmuşumdur bu arada, o da belli değil gjfdng. bi ilaç kullanıyordum, sonra doktorumu değiştirdim. dedi ki "hamile kalma planın var mı?". ben de dedim ki "bekarım ben." adam da dedi ki "hayır hayatının bi evresinde hamile kalmak ister misin?". abi bu nası bi soru ya :d yani benim çocuk doğurmayı muhtemelen götüm yemez, o ayrı dava da bi opsiyon olarak istersem doğurabilmek isterim tabii ki gjfndjgfd. normal insan biyolojisinde olması gereken bi opsiyon, neden olmamasını tercih edeyim, manyak mısın,? :d neyse "o zaman bu ilaç sana uygun değil, kısırlık yapabiliyor uzun süreli kullanımlarda" dedi. halihazırda 4 senedir falan kullandığım ilaç. wtf?!

neyse adamın dediğine göre 4 seneden bişi olmazmış bu arada ama, bunun bana beyan edilmemesi korkunç. ablacım bana bu ilacı verirken beni riskler hakkında nasıl bilgilendirmezsin ya? bu kabul edilebilir bir şey mi aminyum?

neyse yani doktorum yüzünden kısır kaldığımı öğrensem fıttırırım tabi sinirden :d ve de üzülürüm sonuç olarak. doğurmayı düşünmüyorum ama mümkünse doğurabilir kalmak isterim :d.
devamını gör...

prev

vegan ve sürdürülebilir olma iddiasıyla ortaya çıkmış bir giyim & aksesuar markası. bu marka deri ceket, deri ayakkabı, deri çanta ve defter & ajanda üretiyor. bunları "elma derisi"nden ürettikleri söyleniyor. elma derisi diye bir şey tabii ki yok. elma, derisi olan bir şey değil :d. burada kastedilen organik ve bitkisel bazlı bir materyalin başka materyallerle birleştirilerek suni deri üretilmesi. bunu zır cahil halkımıza beyan etmek istiyorum çünkü anladığım kadarıyla bazı insanlar "elma derisi" denince sanki elma kabuğundan çanta yapılıyor sandı herhalde. arkadaşlar bu sizce mümkün mü? çürür aminyum.

ben bu markayı tanımıyordum. bu sene bujo olaylarına falan heves ettim yeniden ve de defter arayışına girdim. insanlar ajandaları günlük gibi kullanıyorlarmış, bu bence süper bi fikirdi. böylece her gün duygularımı not düştüğüm bir egzersiz alanı olacaktı. ben duygularımla mesafeli birisi olduğum için zaten bu benim adıma çok faydalı bir şey. ne hissettiğimi bilemiyorum diye terapi alıyom. neyse. işte defter bakınırken tesadüfen gördüm. "güzelmiş aslında" diye tıkladım ve çok pahalı olduğunu görünce "buna bu kadar para vermem" deyip sekmeyi kapattım. ya ben bi defter için bin lirayı gözden çıkardıysam çok daha ünlü ve de kalitesi sonsuzca kabul gören markalara yönelirim. garantici birisiyim ben. her neyse.

bu hadiseden 3 gün sonra falan tiktok birbirine girdi prev ajanda diye. ben böyle bir çılgınlık olduğunu bilmiyordum. meğerse insanlar, marka'nın "şu tarihte satışta" pr & reklam paylaşımını gördükleri anda o tarihe alarmlar kurmuşlar. ablam diyor ki "uykumdan uyanıp sipariş verdim." yani ben defter alacağım diye uykumdan uyanamam o yüzden birazcık garip geldi.

marka öğrendiğim kadarıyla birkaç senedir defter & ajanda üretiyormuş ve ilk kez bu yıl bu kadar yoğun bir taleple karşılaşınca cortlamışlar. insanlar daha sipariş adımında sorun yaşamaya başlamış. ödeme yapamamışlar, yapmışlar sipariş iletilmemiş bilmemne. böyle zattirik zottirik işler. sonra da defterler uzunca bir süre kargolanmamış. ocak ayına yaklaştığımız günlerde ajandalarına kavuşan insanlar, bu defterlerin kimisinde baskı hataları fark etmiş. mesela ağustos ayının ortasına haziran aynın girmesi gibi baskı hataları. ya da bazı sayfalarda hiç gün bölmeleri yok mesela, sayfalar boş falan.

yav olabilir, insanlar buna tepki de gösterebilir. insanları negatif yönde influunzlayadabilir. bunlar hep normal şeyler. ama beni asıl dehşete düşüren, bütün bu olumsuzluklara rağmen 1 ay önce sipariş verdikleri ve henüz kargolanmayan defterleri insanların isyanla beklemeye devam etmesi ve dahi kimilerinin ben de sipariş vericem diye ortalığa fırlaması oldu.

herhangi bir markayı kimlik ve statü inşası olarak kullanmanın müthiş dandik bir versiyonunu bu sayede gözlemleme imkanı buldum. bir de tabii görünür olma açlığı var. ajanda konusu bir anda bir içerik modeline dönüştü. insanlar da ben mağdurum içeriği üretebilmek için kusurlu bir ürünü arzular bir durumda buldular kendilerini. elbette ki bunun da pek çoğu farkında değildir. bilinç dışında süregelen bu manasız çılgınlığın ayırdına varamamış, "influence oldum, çok önüme düştü, almam diyordum ama almak istedim" gibi yaklaşımlarla kendisini meşrulaştırmıştır.

almaya çalıştığınız bir defter değil arkadaşlar. almaya çalıştığınız bir kimlik. kendinizin olmak istediğiniz bir halini satın almaya çalışıyorsunuz. "lüks tüketime hitap ediyorum" gibi bir beyanı bulunan bir markadan defter almak "bunu alabiliyorum, o zaman bir şeyim" gibi bir dürtünüzü tetikliyor. her yıl ajanda almalıyım telaşına düşmek ve "kullanamıyorum ama bu sene de aldım" demek aslında olmak istediğiniz ve olamadığınız şeyi "satın alma" çabası. akabinde elinde ajandalarla "ben buna ne yazacağım" diye ortaya fırlayan insanlar oldu. soruyorlar, "özendim, aldım, siz ceo musunuz ya, bunlara ne yazıyorsunuz?" diyerek ve de isyanla :d. diyor ki "benim hayatım boş."

ablacım evet, bir ajandayı hayatını programlamak amacı ile kullanma niyetinde isen ve aslında programlanacak bir hayatın yok ise, tabii ki yazacak bir şey bulamazsın onun içine. çünkü ihtiyacın yoktu ona zaten. sen defter istemedin ki, sen yoğun bir hayat istedin ve defterinin boş sayfalarına bakınca farkettin ki hayatın boş.

öte yandan benim de hayatım son derece boş. üretkenlik hiçbir zaman "yoğunluk" ile alakalı değil. pinterestte, instagramda, youtube'da gördüğünüz, her sene 5 defter bitiren insanlar da zaten sizin de dediğiniz gibi ceo falan değil. bakıyorsun, üniversite öğrencisi mesela. bir üniversite öğrencisinin 3 ajanda kullanacak kadar ne hayatı olabilir? vizeler, finaller, projeler / ödevler ve eğer aktifse kulüp toplantıları ve etkinlikleri. onun hayatı da bu kadar. niçin 5 defter bitirebiliyor?

bazı insanlar için bu bir hobi. o insanlar defterlerini "yaşamlarını düzenlemek için" değil "yaşamlarını kaydetmek için" kullanıyor. ben de böyle kullanıyorum bu arada. benim kaç defterim var diye baktığım zaman bu seneye 3 ajanda ve de 4 defterle giriş yaptığımı dehşetle farkettim. ve ben çalışmıyorum bile. evde yatıyorum.

ama hayatımı kaydetmekle alakalı belli ki bir saplantım var ve düşüncelerimi. her şeyi bu amaçla kullanıyorum. instagramda da "bu hafta bu oldu" postlarım oluyor mesela. bu benim için bir regülasyon yöntemi. kendi iç dünyama dönersem, muhtemelen yaşadıklarımı kaybetmekle alakalı bir kaygım var benim. bi gün bunarsam veya delirirsem falan gibi bir yerden büyük ihtimalle. bu da benim bilinç dışı sürecim, bilincimde kesin olarak bilemiyorum. tahmin edebiliyorum.

okul işleri için bir ajanda kullanıyorum. gerçek planlama alanım bu.
semptom & ruh hali & rutinler takibi ve her şey takibi için bir ajanda kullanıyorum - ki ajanda kullanmaya da tam olarak bu şekilde başladım zaten. tedavi edilebilmem için ne zaman ne koşullarda ne sorunlar yaşıyorum bilinmesi lazımdı. doktorum dedi yaz bunları her gün ki gelecek ay elimizde veri olsun diye :d.
bir tane de hobi için bu sene aldım işte, onu da duygu kaydı için kullanıyorum.
çizim yaptığım için 2 sene önce aldığım bir sketch defterim var.
nadiren yazdığım için yine 2 senedir kullandığım bir iç dökme defterim var.
kolaj yaptığım bir defterim var ki o da 1 senelik.

tam olarak buradan anlayabilirsiniz işte ben buna ihtiyaç mı duyuyorum yoksa "2026'da biri gibi olmak umuduyla hunharca kırtasiye alış verişi mi yaptım?" diye bilmek isterseniz. gerçekte ben de 7 defteri "bu şu defteri olur, bu bu defteri olur, bunu bu yaparım" diye bir avazda sipariş etmedim. seneler içerisinde, o zamanki ihtiyaçlarım doğrultusunda edindim. yine ihtiyaçlarım doğrultusunda kullandığım için senelerdir bitmediler. 1,5 senedir çizim yapmadığım için sketchbookum duruyor mesela, çizim yapasım geldiğinde alıp çiziyom. o yüzden o kullanılmakta olan defterler kategorisinde. ne bileyim ben iç dökme defterine her allahın günü yazmadığım için, dolup taşma anlarında yazıyor olduğum için 2 senedir bitmedi, o yüzden o da duruyor ve kullanımda.

yani gördüğünüz 9 defter kullanıyorum diye ortaya fırlayan insanlar ne çok "dolu" ne de çok "yoğun" insanlar. kimisi zihinsel karmaşasını düzenlemek için -ki bende bu da var- her iş için ayrı bir defter kullanıyor. kimisinin hobisi. kimisinde hepsi birden var o yüzden 5943853 defterleri var.

sakin olun.
kendinizi tanıyın. ihtiyaçlarınızı ve heveslerinizi, ilgi alanlarınızı bi anlayın. ondan sonra onlara yönelik bir yazı çizi alet edevat topluluğunuz oluşacaktır zaten. hemen delirmeyin. hiç olmayadabilir. olmaması da sorun değil.

ben de müzik yapan insanlara deli gibi özeniyorum, çok da havalı buluyorum ama benim böyle bir kabiliyetim yok. öyle bi azmim ve sabrım da yok. bunu kabul etmek de çok okey. bunun için eksik hissetmek zorunda değilim. bir şeyler yazasınız yok diye sizler de bomboş insanlar değilsiniz :d.

bir "sisiyle kişisel gelişiyorum" tanımının daha sonuna geldik gjhdbfjgf.
öpüyorum herkesi.
devamını gör...

flow360

ebo yapımı bir reality show'dur.
jüri kadrosunda allame, cash flow, khontkar gibi benim bile tanıdığım isimleri barındırıyor. bir rap yarışması. ve de en son popstar aday seçmelerinde ajdar'ı gördüğümüz o epik bölümden beri bu kadar kepaze bir şey izlememiştim galiba.

khonnkar benim dinlediğim bir isim değil zaten ama önüne gelene bok gibisin, bir verdim gibi çıkışlarda bulunması ile bi nebze sempatimi kazanmıştı. son bölümde canlı performansını dinleyince ne düşüneceğimi gerçekten bilemedim.

9 bölüm süren bir beyin ve kulak sınavı idi. niçin devam ettin o zaman derseniz, ben böyle biriyim maalesef. buna başkaca açıklamam yok.

final bölümde çocukları toplamışlar konser diye, su vericez demişler su vermediler çocuklara 1 saat :d. eleman "gibicem suyunuzu" diyo "sucu muyum ben" diyo, sahnede diyor. gen z kardeşlerimin bön olanları toplanmış herhalde oraya. yani ben vandalizmden çok taraf değilim ama canlı konser interaktif bir alandır. seyirci sahneye bir şeyler fırlatmak olsun, hiç olmadı yuhalamak olsun gibi reaksiyonlarla ufak ayar çekebilir oradaki insanlara. bunu buradan gen z kardeşlerime bildirmek isterim. lüzumsuz yere yapmayın ama orada elinde mikrofonla hırtın biri size giberim miberimli konuşuyorsa bence çok okey bir tepki. bi dahakine aklınızda olsun. toplaşıp dövseydiniz de olurdu ama suç sayılabilirdi o yüzden onu yapmadığınız iyi olmuş yine de.

bu zırcahil acayip tipleri tepemize kim getiriyor anlamıyorum ben. kim bu eleman mesela? fenomen ve yapımcıymış. 0000'la konuşuyorduk, müzikal cinnetlerimi onunla paylaşıyorum bazen. "ibrahim tatlıses gibi bir şey" dedi adam için. muazzam tespit, tebrik ediyorum kendisini gerçekten.

allah herkese akıl fikir versin derken, orada performans sergileyen rap sanatçıları (?) niçin zahmet edip şarkı söylemedi onu da anlamadım. abicim konserin olayı bu değil mi? ben buumır olduğum için tam hakim değilim konuya ama bizim zamanımızda konsere parçaları sanatçıdan dinlemek için gidiliyordu genel olarak. baştan sona parçalarını seslendiren isimler olduğu gibi, nakaratları biraz mırıldanıp "eöööy vuuuy" dışında pek bir katkı sunmayan isimler de oldu. onu da yapmasaydın hocam ya, çocuklar 3'e kadar sayıp play'e basar spotiden beraberce dinlerlerdi senin şarkını :d. sen hiç zahmet etmeseydin? :d

gerçekten inanılmaz bir deneyimdi benim için.
emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.
devamını gör...

yazarların evcil hayvanlarının fotoğrafları

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bilim ve teknik okuyor.
sizden kültürlü :d
devamını gör...

tayini ağrı dağına çıkan ornitorenk

#3847003
ya yine kelenderis kardeşime benim sataşmışlığım var. her fırsatta salladığım isimler var, onları yadırgamıyorum sojdksşd.

poşet olayında o kadar kelalakaydım ki, bi arkadaş olum sana da yürünmüş dedi, dedim hangisi ve ne zaman?! o zaman da yazdım, bunları kaçırmamak önemli benim için. ben evde kaldım. 32 oldum. üremem lazım uygun bi beyle çünkü... dkjwlfpwlkfleplf.

bir diğeri de "mıknatıs" bacımın olayıydı tabi. :d

üçüncü en şaşırdıklarımdan biri de hateş bacım. abicim ben kelenderisi sevmek zorunda mıyım ya? ben kelenderis'e nude atmaya mecbur muyum mesela? dkwjdkle. benim adamın namusuna şerefine dil uzattığım da yok. sana da çirkinleşmiyorum. niçin bana kinlenip ona buna sisi o...pudur diyosun? dkjsjflld. hayır nude'u atsak da dese yine anliycam :d. bak öteki geldi, o da tuttu yoga adı altında götünü başını atıyon diye :d. abicim ben paylaşımcı insanım. ben şimdi götümü başımı içinizden birine zimmetlemedim diye niçin bana kızıyorsunuz?

ayrıca cümle alem biliyor ki ben allah tarafından arşi kardeşime zimmetliyim aodjjslf.

kaldı ki ona da kırgınım.
ben dedi, sisiyi dedi kanatlarım altına aldım. ben onu kadıköy'ün tüküren lemurlarından ve de dedi aofjkeldle sözlük betalarından koruyacağım dedi. hani hocam ya, hiçbir icraat göremiyoruz? bu nası zimmet, bu nası koltuk altı anlamadık :d. halbuki ben talep etmemiştim bunu. benim clutch çanta gibi koltuk altlarına sıkıştırılmam da ben evimde uyurken, habersizce gerçekleşen, icazet vermediğim tatsız bir durumdu. dlwkkfle. ama hani gereğinin yapıldığı falan da yok.

yine evimde yatıyodum devotus kardeşim gelmiş demiş poşeti banlattılar. çok da iyi yaptım. poşeti bilmiyorum, onu tanımıyorum pek ama sıfır bacımın pasının gole bu şekilde dönmesinden çok memnunum, allahın bildiğini kuldan ne saklayayım?

ayrıca kezo bacılarımın hepsine de çok kırgınım. istiyolar ki bütün erkekler onların olsun. bize kalmadı. beni hiç gördünüz mü şuralarda aşk ve ihtiras rüzgarları estirirken? hiç nickaltı gönül hesaplaşmalarında bulunduk mu? hayır. ben istemez miyim abicim ahmet bana bunu nasıl yaptın, nasıl benim arkamdan ayşeye de 31ledin alçak adam diye şuralara döşenmeyi? isterim. ama bu deli kezoların korkusundan selam verene "as koçum, as aslan parçası, as şeker kardeşim" çekiyoruz. yok yani, kezo şerrinden sakınmak için fingirdeyemiyoruz ki kimseyle.

böyle yazınca insanlar bir duruş sanıyor. ben sizin gibi değilim pick me'liği sanıyor. değil canım kardeşim. ben de sizin gibi olmak istiyorum ama her 5 adamın 6sını kapatmışsınız. ben evimde dizi pörtlemiş pijamamla otururken o...pu ilan ediliyorum. ben şimdi durumlar böyle iken hangi sözlük beyinin yanına ilişip işaret parmağımla bıyıklarını burarken "yiğidimsin" diyeyim? diyemem. hangi kezonun yiğidi belli değil çünkü eojfleşşf.

of çok boş yaptım.
bunları da ciddi sanıyorlar. ben ne zaman böyle salaklansam mutlaka 3-5 kişi "aha karı yanıyor" diyerek beni söndürme hevesiyle dm'e koşuyor. hiç kinaye minaye anlayan da yok.
sıkılıyorum ya valla yoruluyorum.
devamını gör...

beta lena

#3846912
ben beta bacıma nikaltı girerek kendimi ifade edeceğim çünkü beta bacımı severim.
bu arada ben devotusla da muhabbet falan ettim, onu da severim :d. onun rahatsız olduğu şeye çok hakimim.

devotus'un dediği, durduğu yerde duran birine yok yere sataşıp, tahrik edip sonra bir yanlış hamle yapınca da herkesin tepesine çullanması ne kadar doğru, buna zemin hazırlamak ne kadar etik ve de buna düşecek kadar salak olmak nasıl bir his, onları sorguluyor tabii.
bu kısımda haklı olduğunu da düşünüyorum bu arada ben.

ama bunu ifade etme biçmi hepimizi kapsadı maalesef. "şımarık, çete" diyerek ve çok aktif bir şekilde yer aldığım bir kaosu örnekleyerek bunu ifade etmesi bende mesela "konunun özünden sapıp", "ne çeteliğimizi gördün canım kardeşim" diye kendimi savunma refleksi yaratıyor :d. herkes için de böyle olur. o zaman ben demek istiyorum ki, "beni ayı çetesine kattın da canım kardeşim, benim de katkımla banlanan kimi ben provoke etmişim?". veyahut da "hiçbir gerekçem olmaksızın kimin gazına gelip de kime saldırmışım?" o zaman ben bunu sorma ihtiyacı duyuyorum. sayma ihtiyacı da duyuyorum.

mesela sabata kardeşime ben mi dedim kolunu kesen hanımların kesik kollarını buralara at diye?
mesela poşet abime ve şapi ablama ben mi dedim hesaplarınızı değiştirin de millete kumpas kurun diye?
ben mi dedim hateşpust kardeşime orda burda arkamdan o...pu de millete diye mesela? (ki o banlanmadı.)
jugger kardeşime de ben demedim gel de benim kimle nasıl ilişkiler kurduğumu hayal et de gerçekmiş gibi buralara bir de "sisi arşiye götünü atıyomuş" yaz, millet de bi bildiği var heralde deyip dm'ime damlasın diye.
arşi kardeşime de ben demedim tacizci akla diye.
kelenderis kardeşime insanların kutsalına dil uzat sonra da ortalıkta bir kadına söv diyen hiç değilim.

bunlara ben zemin de hazırlamış değilim. ben x bir şeye tepki gösteriyorum, gösteredebilirim, olaylar da gelişiyor. uğraşıyor muyum? vaktim varsa o aralıkta, uğraşıyorum :d.

bana yapmıyorlar mı? yapıyorlar. geliyor sanki çok üzerine vazifeymiş gibi x birini hedef gösteriyor mesela. muhtemelen hatuna gıcık olmuş kendisi, ben de çirkef ve deliyim ya, istiyor ki bir linç başlatayım. ki dediği de doğru, başlatsam da başlatırım, buradaki popülasyonun bir kısmı salak çünkü :d.

burada tepki çekmesinin nedeni son derece haksız olaylar örneklemesi. o zaman insanlar da diyor ki "eee bu olaylar böyle oldu". sözlük tarihine hakim değil sanırım. hakim olsa taraf değiştirip örnekler. mesela der ki x kişi (adı lazım değil baş harfi kekliğim) dikkat çekmek için kadın düşmanlığı yapıyor, siz de hemen düşüyorsunuz. mesela der ki "y kişisi de dikkat çekmek için milli değerleriniz üzerinde tepiniyor, siz de düşüyorsunuz" ve de ardından da yabıştırır, mesela der ki "ayı da bu durumu bildiği için benzin döküyor, o da durumları provoke ediyor, siz buna da düşüyorsunuz. siz işte kendinizi önemli hissedelim diye mabadınızı yırtarken ne kadar salak olduğunuzu da görmekten acizsiniz. burada salak salak racon mu kesiyosunuz, mal mısınız? sorarlar adama bu kentin zaptiyesi siz misiniz diye?" der.

ve de herkes de der ki "aaa haklı galiba eleman ya". ama salak olanlar yine saldırır bu arada, salakların haklı mı lan yoksa diye sorgulama özelliği yok çünkü :d.

senden sekerek devotusa da kendimi anlatmış oldum bence.
biraz nickaltını kullandım, hakkını helal et bacım :d.
devamını gör...

kelenderis terörüne dur de

yiğido kardeşim doğru diyor.
az önce yeni çaylak hesabıyla bana "o...pu" dedi. son derece mağdurum bu durumdan, sinirden, korkudan elim ve de ayağım titriyor :d.
gereğinin yapılmasını arz ediyorum.

lütfen artık çeteleşin benle. sözlükteki bütün kaabiliyetsiz damcılarla bi başıma mücadele edemem. sistemli olalım, iş paylaşımı yapalım. çeteleşmek böyle olur... sistemsizsiniz hepiniz... kalbimi çok kırıyorsunuz. *
devamını gör...

harici (yazar)

#3846909
seni çok şükür ki tanımıyorum. 5 yaş flört yeteneklerin ilgimi çekmediğinden kafama fırlattığın numarana mesaj atma gafletine düşmediğim için :d tanışmıyor olabiliriz. :d

ortalığı provoke edip edip ağlanmaların da aynı şekilde itici geliyor. iltifatını da hakaret sayarım, kendi havuzunda oyna :d.

götüme başıma meraklı değilsen elin bi yerinde koşmasaydın abicim. ne yani, karşılık vermedik diye yine o...pu mu olduk? :d
devamını gör...

sözlük yazarlarının ikiyüzlü olması

her şeyden önce ben bir ekip değilim onu bir söyleyeyim :d

poşet mevzuunda şapi ablam kendi topuğuna sıktı. ablam poşetin hesabından bana övgüler düzdü, sonra fırlayıp "sisi manitama yanladı, biz bi şey biliyorduk da konuşuyorduk" diyecekti muhtemelen, biz de doğal olarak sorduk bu davranış etik mi, madem insanların birden fazla hesabı olması yasak, bu durumda bu elemanlar 2şer hesapla takılıyor, adil ve mantıklı mı" diye. kaldı ki iğrenç bir şey sevgilinin hesabına girip de sözlükteki hanımları yemleyip sonra kibar tabirle kaşar diye adını çıkarmak. alması gereken tepkiyi almadı bile. asıl bunu sorgulasaydınız keşke devotus bey siz de :d. ben mecbur muyum abicim bu kadının yanladığı herkesle alakalı ortaya fırlatılmaya ve dahası buna anlayış göstermeye?

bıktım bu çete, ekip lafından.
kelenderis denen eleman da kadınlara zorbalık eden ve ideolojik olarak uyuşmamızın mümkün olmadığı bi tip. ayı bey'in gönlü olsun diye yüklenmiyor kimse ona.

köylü ablamda da bu iddialar ortaya atıldı. o da pedofili meşrulaştıran bi hanım ablamızdı.

yok oturup da çeteleştiğimiz falan ama etik olarak aynı yerde tesadüfen durduğumuz insanlarla benzer reaksiyonları vermek bi noktada bi sempati oluşturuyor tabii.

moderasyona aklı olan herkes zaten gıcık.
haksız cezaları ile ünlüler, bence kişiden bağımsız tepki görmesi gereken bi ekip zaten moderatör ekibi. pusuya yatıp fırsat kollayıp gözlerine kestirdiklerine lüzumsuzca ceza çakıyorlar. bu ayan beyan bilinen bir şey. insanlar da sevdikleri birinin başına gelince ytepki gösteriyor. keşke daha da gösterseler.

edit: adamın teki çıktı benim olmayan sekstingim üzerinden bir takım zırvalamalarda bulundu. senin savunduğun güruhtan biri onda birine maruz kaldı diye sözlük ayağa kalktı. ekip dediğin insanlar çıktı kadının özel hayatından size ne diye banlattınız diye ağladığın kadını savundu. bize sapıklar musallat oldu, aynı hassasiyeti göremedik. dkwjkf. bize seksting yapıyor dendi aojdkel sözlük ahalisi "kadının özel hayatından size ne" diye ayaklanmadı mesela. *

bağ benim belletirim dam benim dilletirim diyerek çözdük mevzuyu allahtan. nerden baksan ikiyüzlülük. ne yapalım hocam ille de ortalığa fırlayıp mağdurum diye ağlayıp sonra önümüze gelene meme mi atalım illa çeteleşebilmek için? keşke çeteleşebilsek ama mümkün olamıyor maalesef :d.
devamını gör...

0000 (yazar)

#3846326
hoş buldum.
ben geldim boykot kararı çıkmış :d.
zaten bi süredir yazmıyordum, yazmamaya devam ederek djhwjfk bir fark yaratmayı mı umacağım napacağım bilemedim tam. :d
devamını gör...

normal sözlük

yine bir saçmalıklar yapmış anladığım kadarıyla.
ayı olayını hiç bilmiyorum, buralarda yoktum. ama "cezalar adaletsiz mi" gibi bir soru sormanın da gerekli olduğunu düşünmüyorum, belli ki değil çünkü :d.

sözlüğün genel olarak suratına tükürene yarabbi şükür demek gibi bir tavrı olduğu için bunlarla dalaşmanın bir faydası yok. bence boykotun da faydası yok zira sözlüğü zaten düşük iqlu sefil insanların tek kelimelik tanımları ile çevirmeye okeyler.

neyse günün sonunda ayı bey ne yapmış bilmiyorum ama bi bildiği vardır diye düşünüyorum. öteki elemana bakacağım bir. :d
selam verdiğimiz bi noktada uçuyor allahın takdiri olarak, belki o da kanatlanır :d.
devamını gör...

yazarların sevmediği yazarlar

herkes gitti sevmediklerim.
bi arşi kaldı. o da gider inşallah...
devamını gör...

bu ekonomide hala kadın çalışmamalı diyen tip

kim bu tipler anlamadım.
aynı tipler kadın beni banka cüzdanı olarak görüyor diye de ağlamıyor mu?
kafası karışık tipler belli ki.
devamını gör...

oysa herkes güldürür sevdiğini

hayat amacı yapılması gereken söz öbeği, cümle.
bıktım usandım vallahi alttan alta laf çakmalar, kem gözler ve kıskanç bakışlardan. ilişki biçmi farketmeksizin biraz güldürün birbirinizi gerçekten. beni de güldürün. seven sevdiğini güldürsün.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim