1.
tool
(editör)
hey there i am using whatsapp
son tanımları | başucu eserleri
3.
v60 kahve demleme tekniği
kahveyi çok seven biri olarak yaptığım araştırmalar ve denemeler sonucunda, filtre kahvenin aromasını en iyi alabileceğim demleme tekniğinin pour over denen yöntem olduğunu ve bunun için v60’ın en ideal araç olduğunu keşfettim ve bu yöntem 10 yılı aşkın süredir sabah rutinimin vazgeçilmez bir parçası haline geldi.
v60 aparatı kullanarak pour over yötemiyle kahve demlemek, en genel tanımla sıcak suyun öğütülmüş kahve yatağı üzerine el ile dökülmesi işlemine dayanan demleme yöntemidir.
v60, hario markası tarafından geliştirilmiştir. set olarak inceleyecek olursak:

dripper denen demleme aparatı, bu setin ana parçasıdır. seramik, plastik, cam veya metalden üretilmiş olabilir. farklı artıları ve eksileriyle her biri herkes için ayrı tercih sebebidir. 60 derecelik açısı olan (adı bu yüzden v 60’tır) içinde kahve akışına yön veren spiralleri olan bir aparattır.

bu aparatın içinde kahveyi süzmek için, bu aparata uygun şekle sahip bir filtre kağıdı kullanılır.

filtre edilmiş kahvenin döküldüğü yerde ise genellikle cam sürahi kullanılır. range server olarak adlandırılır.

suyun akış hızının ve miktarının rahatça ayalarnabildiği kuğu boyunlu, goose-neck kettle denen bir ibrik.

kahvenin demleme zamanının, kahvenin miktarının ve suyun miktarının ayarlanabileceği bir hassas tartı.

coffee grinder olarak geçen kahve değirmeni. genellikle el değirmenleri tercih edilir ve comandante gibi iyi markaların fiyatları oldukça yüksektir.
ve su. en önemli konulardan biri de kullanılan sudur, zira kahvenin %99'u sudur. iyi bir su kullanmanız gerekir. iyi sudan kasıt taze kaynatılmış, klor içermeyen, yaklaşık 7.0 ph değerinde nötr ve 75-150 ppm (orta-yumuşak) sertlikte olan bir sudur. ben birçok kahve severin de tercihi olan buzdağı markasını tercih ediyorum. (bulabilirsem)
iyi bir filtre kahve içebilmek için yukarıda belirtilen ekipmana sahip olmak gerekir. bunların haricinde, olmasa da olur şeyler de var tabii. sadece değirmen temizlemek için bile özel bir fırça veya lens temizleme pompası gerekebilir. bunlar işin maddi külfetini oluşturuyor ve bu harcamalar genellikle bir sefere mahsus yapılıyor. bir de demlerken harcanan emek kısmı var ki hemen aşağıda ona da değiniyorum.
tüm ekipmanımız hazır. iyi de bir kahve çekirdeğimiz var. (kahve çekirdeği konusu tamamen başka bir başlığın konusu olduğu için ona burada değinmeyeceğim) şimdi demleme parametrelerine geçelim.
v60 ile kahve demlemenin temeli üç parametreden oluşur: öğütüm, su döküşü ve oran. genellikle 1:15 - 1:17 kahve - su oranı kullanılır (örneğin 15 gr kahveye 240 ml su) ben 20 gram kahveye 300 ml su oranını tercih ediyorum. kahve öğütümünde ise kullanılan değirmene göre “klik” denen kalınlık ayarlama ölçüsü değişir. örneğin comandante markada ortalama ayar 22 – 28 kliktir. en çok 24-25 tercih edilir ama bu kişinin damak tadına göre, ayrıca kahvenin kavrum ve işleme yöntemi özelliğine göre değişiklik gösterir. genellikle kahve öğütümünde deniz tuzu kalınlığı referans alınır.
standart bir demleme 3 aşamada ilerler.
önce filtre kağıdı bir miktar suyla ıslatılır, süzüldükten sonra dökülür. bunu yapmanın amacı hem kullanacağımız ekipmanı önceden ısıtmak hem de filtre kağıdından kahveye geçmesi olası kokuların gitmesini sağlamaktır.
daha sonra blooming yapılır. yani kahvenin üzerine toplam suyun yaklaşık 2-3 katı kadar (örneğin 15 g kahveye 30-45 ml su) dökülür ve 30-45 saniye beklenir. bu aşama, karbondioksit gazının çıkmasını sağlar ve ekstraksiyon denen kahve çekirdeklerindeki tat, aroma, yağ ve çözünür bileşenlerin sıcak su yardımıyla çözülmesi sağlanır.
son olarak ise geri kalan su, kahve yatağına saat yönünde dairesel hareketlerle dökülür. demleme genelde 2:00 – 3:00 dakika arasında tamamlanır.
ünlü kahve uzmanlarının farklı demleme yöntemleri de vardır. dünyada bilinen james hoffmann, tetsu kasuya gibi ve ülkemiz çapında bilinen orkun üstel'in 4x60 yöntemi gibi kişilerin kendi adıyla anılan farklı demleme yöntemleri bunlara örnek gösterilebilir.
v60 aparatı kullanarak pour over yötemiyle kahve demlemek, en genel tanımla sıcak suyun öğütülmüş kahve yatağı üzerine el ile dökülmesi işlemine dayanan demleme yöntemidir.
v60, hario markası tarafından geliştirilmiştir. set olarak inceleyecek olursak:

dripper denen demleme aparatı, bu setin ana parçasıdır. seramik, plastik, cam veya metalden üretilmiş olabilir. farklı artıları ve eksileriyle her biri herkes için ayrı tercih sebebidir. 60 derecelik açısı olan (adı bu yüzden v 60’tır) içinde kahve akışına yön veren spiralleri olan bir aparattır.

bu aparatın içinde kahveyi süzmek için, bu aparata uygun şekle sahip bir filtre kağıdı kullanılır.

filtre edilmiş kahvenin döküldüğü yerde ise genellikle cam sürahi kullanılır. range server olarak adlandırılır.

suyun akış hızının ve miktarının rahatça ayalarnabildiği kuğu boyunlu, goose-neck kettle denen bir ibrik.

kahvenin demleme zamanının, kahvenin miktarının ve suyun miktarının ayarlanabileceği bir hassas tartı.

coffee grinder olarak geçen kahve değirmeni. genellikle el değirmenleri tercih edilir ve comandante gibi iyi markaların fiyatları oldukça yüksektir.
ve su. en önemli konulardan biri de kullanılan sudur, zira kahvenin %99'u sudur. iyi bir su kullanmanız gerekir. iyi sudan kasıt taze kaynatılmış, klor içermeyen, yaklaşık 7.0 ph değerinde nötr ve 75-150 ppm (orta-yumuşak) sertlikte olan bir sudur. ben birçok kahve severin de tercihi olan buzdağı markasını tercih ediyorum. (bulabilirsem)
iyi bir filtre kahve içebilmek için yukarıda belirtilen ekipmana sahip olmak gerekir. bunların haricinde, olmasa da olur şeyler de var tabii. sadece değirmen temizlemek için bile özel bir fırça veya lens temizleme pompası gerekebilir. bunlar işin maddi külfetini oluşturuyor ve bu harcamalar genellikle bir sefere mahsus yapılıyor. bir de demlerken harcanan emek kısmı var ki hemen aşağıda ona da değiniyorum.
tüm ekipmanımız hazır. iyi de bir kahve çekirdeğimiz var. (kahve çekirdeği konusu tamamen başka bir başlığın konusu olduğu için ona burada değinmeyeceğim) şimdi demleme parametrelerine geçelim.
v60 ile kahve demlemenin temeli üç parametreden oluşur: öğütüm, su döküşü ve oran. genellikle 1:15 - 1:17 kahve - su oranı kullanılır (örneğin 15 gr kahveye 240 ml su) ben 20 gram kahveye 300 ml su oranını tercih ediyorum. kahve öğütümünde ise kullanılan değirmene göre “klik” denen kalınlık ayarlama ölçüsü değişir. örneğin comandante markada ortalama ayar 22 – 28 kliktir. en çok 24-25 tercih edilir ama bu kişinin damak tadına göre, ayrıca kahvenin kavrum ve işleme yöntemi özelliğine göre değişiklik gösterir. genellikle kahve öğütümünde deniz tuzu kalınlığı referans alınır.
standart bir demleme 3 aşamada ilerler.
önce filtre kağıdı bir miktar suyla ıslatılır, süzüldükten sonra dökülür. bunu yapmanın amacı hem kullanacağımız ekipmanı önceden ısıtmak hem de filtre kağıdından kahveye geçmesi olası kokuların gitmesini sağlamaktır.
daha sonra blooming yapılır. yani kahvenin üzerine toplam suyun yaklaşık 2-3 katı kadar (örneğin 15 g kahveye 30-45 ml su) dökülür ve 30-45 saniye beklenir. bu aşama, karbondioksit gazının çıkmasını sağlar ve ekstraksiyon denen kahve çekirdeklerindeki tat, aroma, yağ ve çözünür bileşenlerin sıcak su yardımıyla çözülmesi sağlanır.
son olarak ise geri kalan su, kahve yatağına saat yönünde dairesel hareketlerle dökülür. demleme genelde 2:00 – 3:00 dakika arasında tamamlanır.
ünlü kahve uzmanlarının farklı demleme yöntemleri de vardır. dünyada bilinen james hoffmann, tetsu kasuya gibi ve ülkemiz çapında bilinen orkun üstel'in 4x60 yöntemi gibi kişilerin kendi adıyla anılan farklı demleme yöntemleri bunlara örnek gösterilebilir.
devamını gör...
4.
sleep
1990 yılında california’da kurulmuş kült bir stoner metal / stoner doom metal grubu.

kurucu kadroda vokal ve bas gitarda al cisneros, gitarda matt pike ve justin marler, davulda chris hakius vardı. bu kadroda sadece davulcu değişti ve 2009 yılında chris’in yerine jason roeder gruba katıldı. ilk albümlerinde yer alan gitarist justin marler, ortodoks rahip olmak için gruptan ayrıldı. *
1995-2009 yıllarında bir ayrılık yaşadılar, 2020 yılından bugüne kadar da faaliyetlerine ara vermiş durumdalar. matt pike high on fire adlı grubuna yoğunlaşmış durumda ve orada daha aktif. al cisneros’un da uzun bir süredr herhangi bir şey yayımlamış olmasalar da om adlı bir projesi var. jason roeder’ın neurosis grubu da 2026 mart’ta yeni albümlerini yayımladı. yani herkes başka işleriyle daha meşgul gibi. zaten sleep’in kariyeri de kesintili bir yapıya sahip. grup üyeleri uygun zaman, motivasyon ve koşullar oluştuğunda bir araya gelip bir şeyler yapıyorlar.
sleep’in müziklerinde doom metalin ağır riffleri, düşük temposu, karanlık atmosferi ile hipnotik tekrarlar ve psikedelik unsurlar sıkça yer alıyor. şarkı ise sözlerinde mistik, ezoterik ve weed kültürüne referans veren öğeler kullanılıyor.
grubun 1991’den 2018 yılına kadar yayımlanmış 5 stüdyo albümü ve bir ep’si var. iki tanesi grubun aktif olmadığı dönemde yayımlandı. bunların arasında en beğenilen iki albümleri ise 1992’de yayımlanan sleep's holy mountain ve 2003’te yayımlanan dopesmoker adlı albümler.

yukarıda kapağı görülen dopesmoker albümünden özellikle bahsedilmesi gerekir. bu albüm 1 saat 3 dakikalık tek bir şarkıdan oluşuyor. bu şarkı bir müzik deneyiminden ziyade hipnotik yapısıyla bir ritüel yaşatmayı hedefler nitelikte. sözlerinde ise ot hacıları diyebileceğimiz kurgusal bir topluluğun kutsal topraklara yaptığı hicret benzeri bir yolculuğu; daha da detayıyla weedian adlı bu topluluğun ellerinde kutsal kabul ettikleri marihuanalarıyla çölü aşarak kutsal topraklar olarak bahsedilen zion’a ulaşma çabaları anlatılıyor. yani bilinen dini göç hikayelerinin ot kültürü üzerinden yeniden kurgulanmışı denecek türden bir konusu var. görüldüğü gibi, albüm kapağı da bu hikayeye uygun seçilmiş.
kamu spotu: uyuşturucunun her türlüsüne karşıyız. sağlıklı yaşamı seç, geleceğini koru.

kurucu kadroda vokal ve bas gitarda al cisneros, gitarda matt pike ve justin marler, davulda chris hakius vardı. bu kadroda sadece davulcu değişti ve 2009 yılında chris’in yerine jason roeder gruba katıldı. ilk albümlerinde yer alan gitarist justin marler, ortodoks rahip olmak için gruptan ayrıldı. *
1995-2009 yıllarında bir ayrılık yaşadılar, 2020 yılından bugüne kadar da faaliyetlerine ara vermiş durumdalar. matt pike high on fire adlı grubuna yoğunlaşmış durumda ve orada daha aktif. al cisneros’un da uzun bir süredr herhangi bir şey yayımlamış olmasalar da om adlı bir projesi var. jason roeder’ın neurosis grubu da 2026 mart’ta yeni albümlerini yayımladı. yani herkes başka işleriyle daha meşgul gibi. zaten sleep’in kariyeri de kesintili bir yapıya sahip. grup üyeleri uygun zaman, motivasyon ve koşullar oluştuğunda bir araya gelip bir şeyler yapıyorlar.
sleep’in müziklerinde doom metalin ağır riffleri, düşük temposu, karanlık atmosferi ile hipnotik tekrarlar ve psikedelik unsurlar sıkça yer alıyor. şarkı ise sözlerinde mistik, ezoterik ve weed kültürüne referans veren öğeler kullanılıyor.
grubun 1991’den 2018 yılına kadar yayımlanmış 5 stüdyo albümü ve bir ep’si var. iki tanesi grubun aktif olmadığı dönemde yayımlandı. bunların arasında en beğenilen iki albümleri ise 1992’de yayımlanan sleep's holy mountain ve 2003’te yayımlanan dopesmoker adlı albümler.

yukarıda kapağı görülen dopesmoker albümünden özellikle bahsedilmesi gerekir. bu albüm 1 saat 3 dakikalık tek bir şarkıdan oluşuyor. bu şarkı bir müzik deneyiminden ziyade hipnotik yapısıyla bir ritüel yaşatmayı hedefler nitelikte. sözlerinde ise ot hacıları diyebileceğimiz kurgusal bir topluluğun kutsal topraklara yaptığı hicret benzeri bir yolculuğu; daha da detayıyla weedian adlı bu topluluğun ellerinde kutsal kabul ettikleri marihuanalarıyla çölü aşarak kutsal topraklar olarak bahsedilen zion’a ulaşma çabaları anlatılıyor. yani bilinen dini göç hikayelerinin ot kültürü üzerinden yeniden kurgulanmışı denecek türden bir konusu var. görüldüğü gibi, albüm kapağı da bu hikayeye uygun seçilmiş.
kamu spotu: uyuşturucunun her türlüsüne karşıyız. sağlıklı yaşamı seç, geleceğini koru.
devamını gör...
5.
high on fire
1998 yılında california’da kurulan stoner metal / sludge metal grubu.
grubun kurucusu matt pike, aynı zamanda stoner/doom metal türünün en iyi gruplarından biri olan sleep’in de gitaristi ve kurucu üyesidir. sleep’in dağıldığı 1995 - 2009 tarihleri arasında matt pike high on fire’ı kurdu.
ilk kadroda vokalde matt pike, basta george rice ve davulda des kensel vardı. bu kadro ile bir ep ve ilk albüm olan 2000 tarihli the art of self defense'i kaydettiler. ikinci albümleri surrounded by thieves’de bas gitara joe preston geçti. bir yıl sonra çıkan blessed black wings’te ise bas gitarı jeff matz devraldı. halihazırdaki kadroda vokalde matt pike, bas gitarda jeff matz ve davulda 2021’de gruba dahil olan coady willis yer alıyor.
grubun müziğini tanımlayacak olursak, klasik bir stoner/slugde metal soundu ile motörhead’in hızını ve black sabbath’ın sakinliğini birleştiren bir tarzı var diyebiliriz. şarkı sözleri genellikle tarih, mitoloji, savaş, gizli ilimler, kozmik komplo teorileri ve fantastik şeyler içeriyor.
9 stüdyo albümleri ve 2 ep’leri var. 2007 yılında yayımlanan death is this communion ve 2005 yılında yayımlanan blessed black wings albümleri, diskografilerinin en zirve albümleri.
grubun kurucusu matt pike, aynı zamanda stoner/doom metal türünün en iyi gruplarından biri olan sleep’in de gitaristi ve kurucu üyesidir. sleep’in dağıldığı 1995 - 2009 tarihleri arasında matt pike high on fire’ı kurdu.
ilk kadroda vokalde matt pike, basta george rice ve davulda des kensel vardı. bu kadro ile bir ep ve ilk albüm olan 2000 tarihli the art of self defense'i kaydettiler. ikinci albümleri surrounded by thieves’de bas gitara joe preston geçti. bir yıl sonra çıkan blessed black wings’te ise bas gitarı jeff matz devraldı. halihazırdaki kadroda vokalde matt pike, bas gitarda jeff matz ve davulda 2021’de gruba dahil olan coady willis yer alıyor.
grubun müziğini tanımlayacak olursak, klasik bir stoner/slugde metal soundu ile motörhead’in hızını ve black sabbath’ın sakinliğini birleştiren bir tarzı var diyebiliriz. şarkı sözleri genellikle tarih, mitoloji, savaş, gizli ilimler, kozmik komplo teorileri ve fantastik şeyler içeriyor.
9 stüdyo albümleri ve 2 ep’leri var. 2007 yılında yayımlanan death is this communion ve 2005 yılında yayımlanan blessed black wings albümleri, diskografilerinin en zirve albümleri.
devamını gör...
6.
frayle
2017 yılında kurulmuş amerikalı bir metal grubu.

son dönemde sıklıkla dinlemeye başladığım gruplardan biri. atmosferi karanlık, vokalleri hipnotik, riffleri ağır tempolu bir grup. doom, gothic, ambient ve post metal türlerini harman etmiş bir soundları var. vokalistleri gwyn strang’ın vokalini ses renginden dolayı değil ama yarattığı mistik ve büyüleyici atmosferden dolayı çok beğendim. karanlık, içe dönük, hipnotik; alt tonlu, fısıltılı kadın vokal gruplarını andıran bir hissiyatı var. fısıltılı kadın vokali de şu an ben uydurdum. yatak odası vokali gibi bir şey yani. (bkz: atmospheric bedroom metal). neyse, grubun sözlerindeki iç karanlığını, doğaüstü ve spiritüel konuları hissettirmek için de oldukça uygun bir vokal tarzı.
müziklerini klasik bir müzik grubunu değerlendirir gibi değerlendiremiyorum, zira müziğin dışında tekrarlanan ritimler, derin bas frekansları ve ağır gitar riffleriyle dinleyici üzerinde meditafif bir etki yaratmayı amaçlamışlar. yani oturup da “şuradaki gitar solosu şahane” diyebileceğiniz bir grup değil, totalinde yarattığı etkiyle değerlendirebileceğiniz bir grup.
gitarist sean bilovecky ve vokalist gwyn strang grubun kurucu iki üyesi. 2019 yılında ise davulcu pat ginley, ikinci gitarist elliot rosen ve basçı eric mzik’in de katılımıyla kadro oluşmuş. araştırdığım kadarıyla hiçbirinin bilindik bir grup geçmişi yok
2020 yılında yayımlanan ilk albümleri 1962, 2022’de yayımlanan ikinci albümleri skin & sorrow ve 2025’te yayımlanan heretics & lullabies dışında 2 tane de ep’leri var.

son dönemde sıklıkla dinlemeye başladığım gruplardan biri. atmosferi karanlık, vokalleri hipnotik, riffleri ağır tempolu bir grup. doom, gothic, ambient ve post metal türlerini harman etmiş bir soundları var. vokalistleri gwyn strang’ın vokalini ses renginden dolayı değil ama yarattığı mistik ve büyüleyici atmosferden dolayı çok beğendim. karanlık, içe dönük, hipnotik; alt tonlu, fısıltılı kadın vokal gruplarını andıran bir hissiyatı var. fısıltılı kadın vokali de şu an ben uydurdum. yatak odası vokali gibi bir şey yani. (bkz: atmospheric bedroom metal). neyse, grubun sözlerindeki iç karanlığını, doğaüstü ve spiritüel konuları hissettirmek için de oldukça uygun bir vokal tarzı.
müziklerini klasik bir müzik grubunu değerlendirir gibi değerlendiremiyorum, zira müziğin dışında tekrarlanan ritimler, derin bas frekansları ve ağır gitar riffleriyle dinleyici üzerinde meditafif bir etki yaratmayı amaçlamışlar. yani oturup da “şuradaki gitar solosu şahane” diyebileceğiniz bir grup değil, totalinde yarattığı etkiyle değerlendirebileceğiniz bir grup.
gitarist sean bilovecky ve vokalist gwyn strang grubun kurucu iki üyesi. 2019 yılında ise davulcu pat ginley, ikinci gitarist elliot rosen ve basçı eric mzik’in de katılımıyla kadro oluşmuş. araştırdığım kadarıyla hiçbirinin bilindik bir grup geçmişi yok
2020 yılında yayımlanan ilk albümleri 1962, 2022’de yayımlanan ikinci albümleri skin & sorrow ve 2025’te yayımlanan heretics & lullabies dışında 2 tane de ep’leri var.
devamını gör...
7.
22 nisan dünya günü
farkındalık yaratmanın ötesinde insanları doğaya zarar vermeyen, sürdürülebilir alışkanlıklar edinmeye yönlendirmeyi amaçlayan, küresel ölçekte çevreyi koruma bilincini artıran bir hatırlatma günüdür.
devamını gör...
9.
blues gamı
en basit tanımı, beş sesli olan minör pentatonik gamın üzerine bir adet nota eklenmesiyle oluşan dizidir.
ilgisi olduğu için çok kısa değinecek olursam, minör pentatonik gam, doğal minör gamın 2. ve 6. seslerinin atılmasıyla oluşur.
la minör gamı: la – si – do – re – mi – fa – sol – la.
bu gamdan si (2. derece) ve fa (6. derece) notaları attığımızda la – do – re – mi – sol – la kalır ve bu da minör pentatonik gamdır.
şimdi gelelim blues gamına. minör pentatonik gama bir nota daha eklenir demiştik, bu notaya blue note denir. blues gam formülü budur: 1 – b3 – 4 – #4/b5 – 5 – b7
1 (kök ses) -la-
b3 (küçük üçlü) majör gamın 3. sesini yarım ses peslidir. bu, gama o hüzünlü minör karakterini verir. -do-
4 (tam dörtlü): gamın 4. sesi. -re-
#4 / b5 (blue note): işte blues'u blues yapan ses budur. 4. sesin yarım ses tizi veya 5. sesin yarım ses pesidir. -re# veya mib-
5 (tam beşli): gamın en güçlü, en kararlı destek noktası. -mi-
b7 (küçük yedili): majör gamın 7. sesinin yarım ses pesidir.. bu da blues ve rock'ın o sert tınısını sağlar. -sol-
görüldüğü gibi bu formül la notasına uygulandığında la, do, re, re# (veya mib), mi, sol seslerini elde ederiz.
bu formül aslında minör blues gamı diye geçer. rock, metal ve blues müzisyenlerinin çok sık kullandığı bir gamdır.
bir de country, jazz ve blues gibi müzik türlerinde daha sık kullanılan, daha neşeli tınlayan majör blues gamı vardır. formülü: 1 – 2 – b3 – 3 – 5 – 6 şeklindedir. örneğin la majör blues gamı la - si - do - do# - mi - fa# notalarından oluşur. minör blues gamı minör pentatonik gamını esas alır, majör blues da majör pentatonik gamını. majör blues gamı da aynı minör blues gamı gibi, majör pentatonik gama bir blue note eklenmesiyle oluşur.
la majör gam la - si - do# - re - mi - fa# - sol# seslerinden oluşur. bu gamdaki 4. ve 7. sesleri dışarıda bırakırsak la majör pentatonik gamını oluştururuz. yani la - si - do# - mi - fa# notalarını la majör pentatoniktir. la majör pentatonik gama bir nota (do notası, yani blue note) daha ekleyerek la, si, do, do#, mi, fa# seslerini oluşturduğumuzda ise la majör blues gamını elde ederiz.
bazı müzisyenler aynı parçada bu iki gamı da değiştirerek kullanabilir böylece neşeliden hüzünlüye ya da tam tersi hissiyata geçiş sağlanabilir.
aşağıdaki stevie ray vaughan’ın 1982 montreux festivalindeki performansında yarı pes sesten akortladığı gitarıyla e blues skalasını da kullanarak çaldığı pride and joy şarkısını dinleyebilirsniz.
ilgisi olduğu için çok kısa değinecek olursam, minör pentatonik gam, doğal minör gamın 2. ve 6. seslerinin atılmasıyla oluşur.
la minör gamı: la – si – do – re – mi – fa – sol – la.
bu gamdan si (2. derece) ve fa (6. derece) notaları attığımızda la – do – re – mi – sol – la kalır ve bu da minör pentatonik gamdır.
şimdi gelelim blues gamına. minör pentatonik gama bir nota daha eklenir demiştik, bu notaya blue note denir. blues gam formülü budur: 1 – b3 – 4 – #4/b5 – 5 – b7
1 (kök ses) -la-
b3 (küçük üçlü) majör gamın 3. sesini yarım ses peslidir. bu, gama o hüzünlü minör karakterini verir. -do-
4 (tam dörtlü): gamın 4. sesi. -re-
#4 / b5 (blue note): işte blues'u blues yapan ses budur. 4. sesin yarım ses tizi veya 5. sesin yarım ses pesidir. -re# veya mib-
5 (tam beşli): gamın en güçlü, en kararlı destek noktası. -mi-
b7 (küçük yedili): majör gamın 7. sesinin yarım ses pesidir.. bu da blues ve rock'ın o sert tınısını sağlar. -sol-
görüldüğü gibi bu formül la notasına uygulandığında la, do, re, re# (veya mib), mi, sol seslerini elde ederiz.
bu formül aslında minör blues gamı diye geçer. rock, metal ve blues müzisyenlerinin çok sık kullandığı bir gamdır.
bir de country, jazz ve blues gibi müzik türlerinde daha sık kullanılan, daha neşeli tınlayan majör blues gamı vardır. formülü: 1 – 2 – b3 – 3 – 5 – 6 şeklindedir. örneğin la majör blues gamı la - si - do - do# - mi - fa# notalarından oluşur. minör blues gamı minör pentatonik gamını esas alır, majör blues da majör pentatonik gamını. majör blues gamı da aynı minör blues gamı gibi, majör pentatonik gama bir blue note eklenmesiyle oluşur.
la majör gam la - si - do# - re - mi - fa# - sol# seslerinden oluşur. bu gamdaki 4. ve 7. sesleri dışarıda bırakırsak la majör pentatonik gamını oluştururuz. yani la - si - do# - mi - fa# notalarını la majör pentatoniktir. la majör pentatonik gama bir nota (do notası, yani blue note) daha ekleyerek la, si, do, do#, mi, fa# seslerini oluşturduğumuzda ise la majör blues gamını elde ederiz.
bazı müzisyenler aynı parçada bu iki gamı da değiştirerek kullanabilir böylece neşeliden hüzünlüye ya da tam tersi hissiyata geçiş sağlanabilir.
aşağıdaki stevie ray vaughan’ın 1982 montreux festivalindeki performansında yarı pes sesten akortladığı gitarıyla e blues skalasını da kullanarak çaldığı pride and joy şarkısını dinleyebilirsniz.
devamını gör...
10.
beşliler çemberi
müzik teorisinde tonları, diyez/bemol sayılarını ve akor ilişkilerini sistemli biçimde gösteren bir nevi pusuladır.
adından da anlaşılacağı gibi sistem beşli aralıklar üzerine kurulu bir sistemdir. bir notadan başlayıp 5 ses yukarı çıktığımızda yeni bir tona ulaşırız. bu şekilde devam edilince bir çember oluşur. işte bu çembere beşliler çemberi denir.

yukarıda göreceğiniz gibi, çemberde saat yönünde ilerlersek, her adımda bir diyez eklenir. saat yönünün tersinde ise her adımda birer bemol eklenir. aşağıda anlattıklarım bu görsel üzerinden takip edilirse daha kolay anlaşılacaktır.
bu çemberin amacı, bir tonda kaç diyez/bemol vardır, bu tonun ilgili majörü/minörü hangisidir, hangi akorlar birbiri ile uyumludur, şarkıyı başka tona nasıl çekerim (transpoze) gibi sorulara yanıt vermektir.
diyelim ki sol majör gamını kullanacağız. bu gamda hangi notaların diyez aldığını nasıl bulacağımızı bize beşliler çemberi gösterir. çembere baktığımızda, g majör üzerinde, fa notasının olduğu yerde bir diyez işareti görüyoruz. bu bize sol majörün bir adet fa diyez aldığını gösteriyor. demek ki sol majör gamı sol - la - si - do - re - mi - fa# - sol notalarından oluşuyormuş.
re majör’e baktığımızda üzerindeki portede iki diyez işareti görüyoruz. biri fa notasının yerinde diğeri ise do notasının yerinde. re majör gamında bu notaların diyez aldığını anlıyor ve gamımızı re – mi – fa# – sol – la – si – do# – re şeklinde kuruyoruz. işte beşliler çemberi, diyezleri bulurken bu şekilde kullanılıyor.
fakat tabii ki her zaman bu çembere bakmak zorunda değiliz. fa – do – sol – re – la – mi – si sıralamasını ezberlemek, hangi gamın hangi diyezleri aldığını bilmemiz için yeterli.
örneğin re majörün 2 diyez aldığını biliyoruz. o zaman fa – do – sol – re – la – mi – si sıralamasına bakıp ilk iki notayı alırız: fa ve do. böylece re majördeki diyezlerin fa# ve do# olduğunu anında buluruz. peki re majörün kaç diyez aldığını da bilmiyorsak ne yapabileceğimize bir bakalım.
yine fa – do – sol – re – la – mi – si (f - c - g - d- a - e - b) sıralamasını düşüneceğiz. aşağıda bu sıra ile majör gamların aldığı diyezlerin kolayca ezberlenme şekline bakalım.
f – bu gamı sadece sol notası bemol alır şeklinde ezberleyeceğiz. diyez sırasına dahil edilmez.
c – hiç diyez almaz
g - 1 diyez alır (fa#)
d - 2 diye alır (fa# - do#)
a - 3 diyez alır (fa# - do# - sol#)
e - 4 diyez alır (fa# - do# - sol# - re#)
b - 5 diyez alır (fa# - do# - sol# - re# - la#)
f# - 6 diyez alır (fa# - do# - sol# - re# - la# – mi#)
kolayca bulmak için sıralamaya do’dan başlarsak daha pratik olur.
c – g – d – a – e – b şeklinde düşünelim. la ajör gamını kullanmak istiyoruz. bu sırayı ezberlersek hızlıca şöyle kurabiliriz:
la notasına kaç adımda geliyoruz ona bakalım. c – g – d – a dediğimizde, do notasından la notasına üç adımda geldiğimizi görüyoruz. demek ki a majör gamında 3 diyez var. diyez sıralamamız neydi? fa, do, sol, re, la, mi, si. üç diyeze ihtiyacımız varsa sıradaki ilk üç nota olan fa, do ve sol’ü alıyoruz. bu durumda la majör gamımız şu şekilde oluşuyor: la – si – do# – re – mi – fa# – sol# - la.
bir minör gamın hangi notalardan oluştuğunu ise yine beşliler çemberine bakarak bulabiliriz. örneğin mi minör gamını kullanmak istiyorsak, sol majör gibi sadece tek diyezli bir gam olduğunu ve bu diyezin da fa# diyez olduğunu rahatça anlayabiliriz.
gerektiğinde beşliler çemberi kullanmadan da, majör ve minör gamların donanım benzerlikleri başlığında belirtilen yöntemle ilgili majörünü bularak saptayabiliriz.
hangi akorların birbiri ile uyumlu olduğunu da yine beşliler çemberine bakarak görebiliyoruz. yan yana olan tonlar en uyumlu akorları verir, uzaklaştıkça da uyumsuzluk artar. çünkü bu çemberde yan yana olan notaların ortak sesleri fazladır.
çembere baktığımızda do notasının sağ ve sol yanında, fa ve sol notalarının olduğunu görüyoruz.
do majör akoru: c−e−g
sol majör akoru: g−b−d
fa majör akoru: f−a−c
do ile fa arasındaki ortak nokta do notası. do ile sol arasındaki ortak nokta sol notası. bu üç akor aynı tonal merkez etrafında döner. birbirini tamamlar.
bazen bir şarkının tüm notalarını, aralarındaki tonal ilişkiyi bozmadan belirli bir aralık kadar yukarı veya aşağı taşımanız gerekebilir. mesela vokalistinizin ses aralığı parçanın orijinal tonuna uygun değildir, bu durumda şarkı onun ses aralığına uygun bir gama çekilerek çalınıp söylenir. veya diyelim ki gitaristsiniz, bir parçayı gitarda daha kolay çalabilmek için parmak pozisyonlarının sizin için kolay olacağı başka bir tona taşımak istediniz. böyle bir durumda beşliler çemberi yine bize yardımcı olacaktır. örneğin, do majör'den (arızasız) sol majör'e transpoze yapacaksanız, çemberde bir adım sağa gidersiniz ve donanıma sadece bir tane fa# eklemeniz gerektiğini anlarsınız.
adından da anlaşılacağı gibi sistem beşli aralıklar üzerine kurulu bir sistemdir. bir notadan başlayıp 5 ses yukarı çıktığımızda yeni bir tona ulaşırız. bu şekilde devam edilince bir çember oluşur. işte bu çembere beşliler çemberi denir.

yukarıda göreceğiniz gibi, çemberde saat yönünde ilerlersek, her adımda bir diyez eklenir. saat yönünün tersinde ise her adımda birer bemol eklenir. aşağıda anlattıklarım bu görsel üzerinden takip edilirse daha kolay anlaşılacaktır.
bu çemberin amacı, bir tonda kaç diyez/bemol vardır, bu tonun ilgili majörü/minörü hangisidir, hangi akorlar birbiri ile uyumludur, şarkıyı başka tona nasıl çekerim (transpoze) gibi sorulara yanıt vermektir.
diyelim ki sol majör gamını kullanacağız. bu gamda hangi notaların diyez aldığını nasıl bulacağımızı bize beşliler çemberi gösterir. çembere baktığımızda, g majör üzerinde, fa notasının olduğu yerde bir diyez işareti görüyoruz. bu bize sol majörün bir adet fa diyez aldığını gösteriyor. demek ki sol majör gamı sol - la - si - do - re - mi - fa# - sol notalarından oluşuyormuş.
re majör’e baktığımızda üzerindeki portede iki diyez işareti görüyoruz. biri fa notasının yerinde diğeri ise do notasının yerinde. re majör gamında bu notaların diyez aldığını anlıyor ve gamımızı re – mi – fa# – sol – la – si – do# – re şeklinde kuruyoruz. işte beşliler çemberi, diyezleri bulurken bu şekilde kullanılıyor.
fakat tabii ki her zaman bu çembere bakmak zorunda değiliz. fa – do – sol – re – la – mi – si sıralamasını ezberlemek, hangi gamın hangi diyezleri aldığını bilmemiz için yeterli.
örneğin re majörün 2 diyez aldığını biliyoruz. o zaman fa – do – sol – re – la – mi – si sıralamasına bakıp ilk iki notayı alırız: fa ve do. böylece re majördeki diyezlerin fa# ve do# olduğunu anında buluruz. peki re majörün kaç diyez aldığını da bilmiyorsak ne yapabileceğimize bir bakalım.
yine fa – do – sol – re – la – mi – si (f - c - g - d- a - e - b) sıralamasını düşüneceğiz. aşağıda bu sıra ile majör gamların aldığı diyezlerin kolayca ezberlenme şekline bakalım.
f – bu gamı sadece sol notası bemol alır şeklinde ezberleyeceğiz. diyez sırasına dahil edilmez.
c – hiç diyez almaz
g - 1 diyez alır (fa#)
d - 2 diye alır (fa# - do#)
a - 3 diyez alır (fa# - do# - sol#)
e - 4 diyez alır (fa# - do# - sol# - re#)
b - 5 diyez alır (fa# - do# - sol# - re# - la#)
f# - 6 diyez alır (fa# - do# - sol# - re# - la# – mi#)
kolayca bulmak için sıralamaya do’dan başlarsak daha pratik olur.
c – g – d – a – e – b şeklinde düşünelim. la ajör gamını kullanmak istiyoruz. bu sırayı ezberlersek hızlıca şöyle kurabiliriz:
la notasına kaç adımda geliyoruz ona bakalım. c – g – d – a dediğimizde, do notasından la notasına üç adımda geldiğimizi görüyoruz. demek ki a majör gamında 3 diyez var. diyez sıralamamız neydi? fa, do, sol, re, la, mi, si. üç diyeze ihtiyacımız varsa sıradaki ilk üç nota olan fa, do ve sol’ü alıyoruz. bu durumda la majör gamımız şu şekilde oluşuyor: la – si – do# – re – mi – fa# – sol# - la.
bir minör gamın hangi notalardan oluştuğunu ise yine beşliler çemberine bakarak bulabiliriz. örneğin mi minör gamını kullanmak istiyorsak, sol majör gibi sadece tek diyezli bir gam olduğunu ve bu diyezin da fa# diyez olduğunu rahatça anlayabiliriz.
gerektiğinde beşliler çemberi kullanmadan da, majör ve minör gamların donanım benzerlikleri başlığında belirtilen yöntemle ilgili majörünü bularak saptayabiliriz.
hangi akorların birbiri ile uyumlu olduğunu da yine beşliler çemberine bakarak görebiliyoruz. yan yana olan tonlar en uyumlu akorları verir, uzaklaştıkça da uyumsuzluk artar. çünkü bu çemberde yan yana olan notaların ortak sesleri fazladır.
çembere baktığımızda do notasının sağ ve sol yanında, fa ve sol notalarının olduğunu görüyoruz.
do majör akoru: c−e−g
sol majör akoru: g−b−d
fa majör akoru: f−a−c
do ile fa arasındaki ortak nokta do notası. do ile sol arasındaki ortak nokta sol notası. bu üç akor aynı tonal merkez etrafında döner. birbirini tamamlar.
bazen bir şarkının tüm notalarını, aralarındaki tonal ilişkiyi bozmadan belirli bir aralık kadar yukarı veya aşağı taşımanız gerekebilir. mesela vokalistinizin ses aralığı parçanın orijinal tonuna uygun değildir, bu durumda şarkı onun ses aralığına uygun bir gama çekilerek çalınıp söylenir. veya diyelim ki gitaristsiniz, bir parçayı gitarda daha kolay çalabilmek için parmak pozisyonlarının sizin için kolay olacağı başka bir tona taşımak istediniz. böyle bir durumda beşliler çemberi yine bize yardımcı olacaktır. örneğin, do majör'den (arızasız) sol majör'e transpoze yapacaksanız, çemberde bir adım sağa gidersiniz ve donanıma sadece bir tane fa# eklemeniz gerektiğini anlarsınız.
devamını gör...
11.
majör ve minör gamların donanım benzerlikleri
“majör ve minör gamların donanım benzerlikleri” başlığı altında, ilgili majör ve ilgili minör kavramlarını temel hatlarıyla anlatmaya çalışacağım. temel hatlarıyla anlatacağım, zira akademik düzeyde bir armoni bilgim yok; ancak hiç bilmeyen birilerine faydası olabilecek kadar vardır diye düşünüyorum.
majör gam ve minör gam başlıklarında bu tür gamların nasıl oluştuklarına değinmiştim. şimdi bu gamların birbiriyle olan akrabalıklarını inceleyeceğiz.
majör gamların hissiyatlarını tanımlamak için genellikle neşeli, minörleri ise hüzünlü ifadelerini kullanırız. ancak her ikisi de aslında birbirine sıkı bağlarla bağlıdırlar. bu bağları oluşturan şey de donanımlarıdır. donanım dediğimiz şey, genel olarak diyezler (#) ve bemollerdir (b).
bazı gamların aynı notalarında aynı şekilde diyezler ve bemoller bulunur fakat kök sesleri, yani başlangıç notaları farklı olduğu için farklı adlarla adlandırılırla ve hissiyatları da sıralanış biçimlerinden dolayı farklıdır. işte bu ilgili minör/ilgili majör durumudur. ingilizcede buna relative key denir. yabancı kaynaklarda bu isimle rastlanır.
bu durum biraz şuna benzer. elimizde un, yumurta ve şeker var. bu malzemelerle kek de yapabiliriz kurabiye de.
elimizde la - si - do# - re - mi - fa# - sol# notalarının olduğunu farz edersek bu sıralama ile la majör gamını da oluşturabiliriz, fa# - sol# - la - si - do# - re - mi şeklinde sıralayarak fa# minör gamını da oluşturabiliriz. görüldüğü üzere her iki gamda da do-fa ve sol notaları diyez, diğer notalar ise hiçbir donanım almamış, fakat sıralama farkından dolayı biri minörken diğeri majör gam halinde.
majör ve minör gam formüllerinin nasıl oluştuğuna majör gam ve minör gam başlıklarında değindiğim için şimdi sadece bir majörün ilgili minörünü veya bir minörün ilgili majörünü nasıl bulabileceğimiz konusuna geçeceğim.
eğer bir majör gamın isminden, yani kök notasından 1,5 ses aşağı inerseniz ilgili minör gamını bulursunuz. 1,5 ses küçük üçlü ses aralığıdır. müzikte aralıklar başlığından konunun detaylarına ulaşılabilir.
en basit ikili do majör ve la minör gamlarıdır, çünkü her ikisi de diyez ve bemol almaz. bu gam üzerinden örneklendirelim.
do majör gamı: do - re - mi - fa - sol - la - si - do. do notasından 1,5 ses aşağı indiğimizde la notasına ulaşıyoruz.
ikinci örneği donanımında sadece fa# (fa diyez) bulunan sol majör üzerinden verelim.
sol majör gamı: sol - la - si - do - re - mi - fa# - sol. görüldüğü üzere sol notasından 1,5 ses (üç yarım ses) aşağıya indiğimizde mi notasına ulaşıyoruz. demek ki sol majör gamının ilgili minörü mi minörmüş.
şimdi de donanımında sadece sib (si bemol) bulunan fa majör gamına bakalım.
fa majör gamı: fa - sol - la - sib - do - re - mi - fa. burada da fa notasından 1,5 ses aşağıya doğru saydığımızda re notasına ulaşırız. demek ki fa majör gamının ilgili minörü re minörmüş.
minör bir gamın ilgili majörünü bulurken de kök sesten 1,5 ses yukarı gidiyoruz. yani yine küçük üçlü aralığı.
yine önce do majör ve la minör üzerinden gidelim.
la minör gamı: la - si - do - re - mi - fa - sol - la notalarından oluşur. la sesinden 1,5 ses yukarı gittiğimizde ise do notasına ulaşırız. demek ki la minör notasının ilgili majörü do majör gamıymış.
ikinci örneği donanımında sadece fa# (fa diyez) bulunan mi minör üzerinden verelim.
mi minör gamı: mi - fa# - sol - la - si - do - re - mi. burada mi notasından 1,5 ses (üç yarım ses) yukarıya çıktığımızda sol notasına ulaşıyoruz. demek ki mi minör gamının ilgili majörü sol majörmüş.
üçüncü örneği donanımında sadece sib (si bemol) bulunan re minör üzerinden verelim.
re minör gamı: re - mi - fa - sol - la - sib - do - re. bu gamda re notasından 1,5 ses (üç yarım ses) yukarıya çıktığımızda fa notasına ulaşıyoruz. demek ki re minör gamının ilgili majörü fa majörmüş.
armoniye yeni başlayanların kafasını haklı olarak en çok karıştıran konu, örneğin ‘do majör de la minör de aynı notalara sahipse, nasıl oluyor da biri neşeli bir majör iken diğeri hüzünlü bir minör gam etkisi yaratıyor’ gibi sorular oluyor.
şimdi müzikte her gamın bir karar sesi (toniği) vardır. yani müzikte sürekli o notaya gitme eğilimi vardır. do majör gamında bu nota do’dur. la minörde ise la’dır. do majör gamındaki bir şarkıda güvenli liman do notasıdır. bu gamda yapılmış bir şarkıda si notası sürekli do notasına gitmek ister. müzik do notasında bittiğinde, anlatılan hikaye tamamlanmış gibi hissettirir. işte buna karar notası etki eder.
bir de en önemlisi, ilgili majör ve minör gamları oluşturan aynı notaların dizilim farkıdır. farklı şekilde dizdiğinizde notaların aralıkları yer değiştirmiş olur. müzikte aralıklar başlığında belirtildiği üzere bir gamı ya da bir akoru majör ve minör yapan şey aralıklardır. do majör gamının diziliminde do - mi arası iki tam sestir, yani büyük üçlüdür. bu aralık neşeli majör hissiyatını yaratır. la minör gamının diziliminde ise la - do arası 1,5 sestir, yani küçük üçlüdür. bu aralık da hüzünlü minör hissiyatını yaratır.
şöyle de örneklendirebiliriz. mesela aynı cümleyi, aynı kelimelerle kullanarak majör ve minör hissiyatı anlatacak olursak:
majör gam: hava çok güzel, dışarı çıkalım. (seninle dışarı çıkacağım için mutluyum)
minör gam: dışarı çıkalım, hava çok güzel. (ama keşke o da burada olsaydı)
majör gam ve minör gam başlıklarında bu tür gamların nasıl oluştuklarına değinmiştim. şimdi bu gamların birbiriyle olan akrabalıklarını inceleyeceğiz.
majör gamların hissiyatlarını tanımlamak için genellikle neşeli, minörleri ise hüzünlü ifadelerini kullanırız. ancak her ikisi de aslında birbirine sıkı bağlarla bağlıdırlar. bu bağları oluşturan şey de donanımlarıdır. donanım dediğimiz şey, genel olarak diyezler (#) ve bemollerdir (b).
bazı gamların aynı notalarında aynı şekilde diyezler ve bemoller bulunur fakat kök sesleri, yani başlangıç notaları farklı olduğu için farklı adlarla adlandırılırla ve hissiyatları da sıralanış biçimlerinden dolayı farklıdır. işte bu ilgili minör/ilgili majör durumudur. ingilizcede buna relative key denir. yabancı kaynaklarda bu isimle rastlanır.
bu durum biraz şuna benzer. elimizde un, yumurta ve şeker var. bu malzemelerle kek de yapabiliriz kurabiye de.
elimizde la - si - do# - re - mi - fa# - sol# notalarının olduğunu farz edersek bu sıralama ile la majör gamını da oluşturabiliriz, fa# - sol# - la - si - do# - re - mi şeklinde sıralayarak fa# minör gamını da oluşturabiliriz. görüldüğü üzere her iki gamda da do-fa ve sol notaları diyez, diğer notalar ise hiçbir donanım almamış, fakat sıralama farkından dolayı biri minörken diğeri majör gam halinde.
majör ve minör gam formüllerinin nasıl oluştuğuna majör gam ve minör gam başlıklarında değindiğim için şimdi sadece bir majörün ilgili minörünü veya bir minörün ilgili majörünü nasıl bulabileceğimiz konusuna geçeceğim.
eğer bir majör gamın isminden, yani kök notasından 1,5 ses aşağı inerseniz ilgili minör gamını bulursunuz. 1,5 ses küçük üçlü ses aralığıdır. müzikte aralıklar başlığından konunun detaylarına ulaşılabilir.
en basit ikili do majör ve la minör gamlarıdır, çünkü her ikisi de diyez ve bemol almaz. bu gam üzerinden örneklendirelim.
do majör gamı: do - re - mi - fa - sol - la - si - do. do notasından 1,5 ses aşağı indiğimizde la notasına ulaşıyoruz.
ikinci örneği donanımında sadece fa# (fa diyez) bulunan sol majör üzerinden verelim.
sol majör gamı: sol - la - si - do - re - mi - fa# - sol. görüldüğü üzere sol notasından 1,5 ses (üç yarım ses) aşağıya indiğimizde mi notasına ulaşıyoruz. demek ki sol majör gamının ilgili minörü mi minörmüş.
şimdi de donanımında sadece sib (si bemol) bulunan fa majör gamına bakalım.
fa majör gamı: fa - sol - la - sib - do - re - mi - fa. burada da fa notasından 1,5 ses aşağıya doğru saydığımızda re notasına ulaşırız. demek ki fa majör gamının ilgili minörü re minörmüş.
minör bir gamın ilgili majörünü bulurken de kök sesten 1,5 ses yukarı gidiyoruz. yani yine küçük üçlü aralığı.
yine önce do majör ve la minör üzerinden gidelim.
la minör gamı: la - si - do - re - mi - fa - sol - la notalarından oluşur. la sesinden 1,5 ses yukarı gittiğimizde ise do notasına ulaşırız. demek ki la minör notasının ilgili majörü do majör gamıymış.
ikinci örneği donanımında sadece fa# (fa diyez) bulunan mi minör üzerinden verelim.
mi minör gamı: mi - fa# - sol - la - si - do - re - mi. burada mi notasından 1,5 ses (üç yarım ses) yukarıya çıktığımızda sol notasına ulaşıyoruz. demek ki mi minör gamının ilgili majörü sol majörmüş.
üçüncü örneği donanımında sadece sib (si bemol) bulunan re minör üzerinden verelim.
re minör gamı: re - mi - fa - sol - la - sib - do - re. bu gamda re notasından 1,5 ses (üç yarım ses) yukarıya çıktığımızda fa notasına ulaşıyoruz. demek ki re minör gamının ilgili majörü fa majörmüş.
armoniye yeni başlayanların kafasını haklı olarak en çok karıştıran konu, örneğin ‘do majör de la minör de aynı notalara sahipse, nasıl oluyor da biri neşeli bir majör iken diğeri hüzünlü bir minör gam etkisi yaratıyor’ gibi sorular oluyor.
şimdi müzikte her gamın bir karar sesi (toniği) vardır. yani müzikte sürekli o notaya gitme eğilimi vardır. do majör gamında bu nota do’dur. la minörde ise la’dır. do majör gamındaki bir şarkıda güvenli liman do notasıdır. bu gamda yapılmış bir şarkıda si notası sürekli do notasına gitmek ister. müzik do notasında bittiğinde, anlatılan hikaye tamamlanmış gibi hissettirir. işte buna karar notası etki eder.
bir de en önemlisi, ilgili majör ve minör gamları oluşturan aynı notaların dizilim farkıdır. farklı şekilde dizdiğinizde notaların aralıkları yer değiştirmiş olur. müzikte aralıklar başlığında belirtildiği üzere bir gamı ya da bir akoru majör ve minör yapan şey aralıklardır. do majör gamının diziliminde do - mi arası iki tam sestir, yani büyük üçlüdür. bu aralık neşeli majör hissiyatını yaratır. la minör gamının diziliminde ise la - do arası 1,5 sestir, yani küçük üçlüdür. bu aralık da hüzünlü minör hissiyatını yaratır.
şöyle de örneklendirebiliriz. mesela aynı cümleyi, aynı kelimelerle kullanarak majör ve minör hissiyatı anlatacak olursak:
majör gam: hava çok güzel, dışarı çıkalım. (seninle dışarı çıkacağım için mutluyum)
minör gam: dışarı çıkalım, hava çok güzel. (ama keşke o da burada olsaydı)
devamını gör...
12.
müzikte akor çevrimleri
majör akorlar ve minör akorlar başlığında, bir akoru oluşturan seslerin nasıl meydana geldiğine değinmiştim. müzikte akor çevrimi ise, en basit tabirle bir akoru oluşturan seslerin sıralamasının değiştirilmesidir.
üçlü akorların çevrimi ve yedili akorların çevrimi olarak do majör akoru üzerinden, iki ayrı başlık altında anlatacağım.
üçlü sesten oluşan üçlü akorlara bakacak olursak, do majör akorunu oluşturan temel sesler do-mi-sol sesleridir ve bu sıralama akorun kök durumdaki halidir. yani kök - 3'lü - 5'li aralıklarda sıralanmıştır.
sıralamayı 3'lü - 5'li - kök olarak değiştirdiğimizde, mi-sol-do halini alır. 5'li - kök - 3'lü olarak değiştirdiğimizde ise sol-do-mi halini halir.
yedili akorlar ise dört sesten oluştuğu için dört farklı çevrimi yapılabilir. cmaj7 akorunu oluşturan sesler, do-mi-sol-si sesleridir. bu akorun kök durumundaki halidir.
ilk çevrim mi (3'lü)’dür: e-g-b-c şeklinde sıralanır.
ikinci çevrim sol (5'li)’dir: sol-si-do-mi şeklinde sıralanır.
üçüncü çevrim si (7'li)’dir: si-do-mi-sol şeklinde sıralanır.
bunların dışında on birli (11th) ve on üçlü (13th) akorlar da çevrimli halleriyle karşımıza çıkabilir. mantık yine yukarıda anlatılanlarla aynıdır.
peki neden akor çevrimlerine ihtiyaç duyulur diye sorulacak olursa, bunu birkaç sebeple açıklamak mümkündür fakat en önemli sebep bas sesin akıcılığını sağlamaktır. bir akoru hep kök sesle çalarsanız, bas partisi büyük atlamalar yapar. kulağa biraz kopuk kopuk gelebilir.
yani daha basit anlatmak gerekirse, bir parça oluşturulurken farklı akorlar kullanılır. diyelim ki birinci akorumuz do majör, ikincisi ise sol majör. normal şartlarda bu akorların en kalın sesleri do ve sol’dür. piyano da çalsanız gitar da çalsanız do ve sol arasında biraz mesafe vardır. bir sonraki notaya geçmek için elimizin/parmağımızın mesafe katetmesi gerekir. “bas partisi büyük atlamalar yapar” derken kastettiğim şey buydu. bütün parça boyunca kök sesler hep bas ses olarak kullanılırsa, parmaklar hareketten tasarruf etmiş olmaz. örneğin sol majör çalarken en alta (bas sese) sol koymak yerine, onun içindeki si sesini koyarsak, do notasının hemen yanındaki nota si olduğu için büyük bir el hareketi yapmaya gerek kalmaz, parmağımız sadece bir yanındaki notaya kayar. dinleyici için de müzik daha akıcı, daha profesyonel bir halde duyulur. ayrıca bir şarkının ortasında sürekli kök durumunda akorlar basıldığında, müzik sürekli bitmiş gibi hissettirir ve ilerleme enerjisini kaybeder. işte akor çevrimlerinin temel amacı budur.
üçlü akorların çevrimi ve yedili akorların çevrimi olarak do majör akoru üzerinden, iki ayrı başlık altında anlatacağım.
üçlü sesten oluşan üçlü akorlara bakacak olursak, do majör akorunu oluşturan temel sesler do-mi-sol sesleridir ve bu sıralama akorun kök durumdaki halidir. yani kök - 3'lü - 5'li aralıklarda sıralanmıştır.
sıralamayı 3'lü - 5'li - kök olarak değiştirdiğimizde, mi-sol-do halini alır. 5'li - kök - 3'lü olarak değiştirdiğimizde ise sol-do-mi halini halir.
yedili akorlar ise dört sesten oluştuğu için dört farklı çevrimi yapılabilir. cmaj7 akorunu oluşturan sesler, do-mi-sol-si sesleridir. bu akorun kök durumundaki halidir.
ilk çevrim mi (3'lü)’dür: e-g-b-c şeklinde sıralanır.
ikinci çevrim sol (5'li)’dir: sol-si-do-mi şeklinde sıralanır.
üçüncü çevrim si (7'li)’dir: si-do-mi-sol şeklinde sıralanır.
bunların dışında on birli (11th) ve on üçlü (13th) akorlar da çevrimli halleriyle karşımıza çıkabilir. mantık yine yukarıda anlatılanlarla aynıdır.
peki neden akor çevrimlerine ihtiyaç duyulur diye sorulacak olursa, bunu birkaç sebeple açıklamak mümkündür fakat en önemli sebep bas sesin akıcılığını sağlamaktır. bir akoru hep kök sesle çalarsanız, bas partisi büyük atlamalar yapar. kulağa biraz kopuk kopuk gelebilir.
yani daha basit anlatmak gerekirse, bir parça oluşturulurken farklı akorlar kullanılır. diyelim ki birinci akorumuz do majör, ikincisi ise sol majör. normal şartlarda bu akorların en kalın sesleri do ve sol’dür. piyano da çalsanız gitar da çalsanız do ve sol arasında biraz mesafe vardır. bir sonraki notaya geçmek için elimizin/parmağımızın mesafe katetmesi gerekir. “bas partisi büyük atlamalar yapar” derken kastettiğim şey buydu. bütün parça boyunca kök sesler hep bas ses olarak kullanılırsa, parmaklar hareketten tasarruf etmiş olmaz. örneğin sol majör çalarken en alta (bas sese) sol koymak yerine, onun içindeki si sesini koyarsak, do notasının hemen yanındaki nota si olduğu için büyük bir el hareketi yapmaya gerek kalmaz, parmağımız sadece bir yanındaki notaya kayar. dinleyici için de müzik daha akıcı, daha profesyonel bir halde duyulur. ayrıca bir şarkının ortasında sürekli kök durumunda akorlar basıldığında, müzik sürekli bitmiş gibi hissettirir ve ilerleme enerjisini kaybeder. işte akor çevrimlerinin temel amacı budur.
devamını gör...
13.
the traitors türkiye
giray altınok'un işlerini sevdiğim için merak edip baktım ve ilk altı bölümü art arda izleyip bitirdim. dün de yedinci bölümü izledim. büyük bir beklenti içinde başlamadığımdan mıdır, formatı beğendiğimden midir bilmiyorum ama oldukça keyifli bir yapım olduğunu düşünüyorum. hal böyle olunca diğer her şey teferruat kalıyor. hatta bugün bir aksilik olmazsa, 2022 yılında yayınlanan 4 sezonluk ingiliz versiyonunu da izlemeye başlayacağım.
devamını gör...
14.
minör akorlar
en basit haliyle bir minör akor, bir kök nota üzerine eklenen iki notadan oluşur.
konunun tam anlaşılabilmesi için evvela teoride bir önceki aşama olan müzikte aralıklar başlığındaki konulara hakim olunması gerekir. ayrıca majör akorlar başlığındaki bilgiler, minör akorların daha kolay anlaşılmasını sağlayacaktır.
minör akorun formülü, majör akordaki büyük üçlü aralığın yarım ses daraltılmasıyla elde edilir.
yani formül, kök nota + küçük üçlü + tam beşli şeklindedir.
kök ses, akora da adını veren sestir. kök ses 1,5 ses uzaklıktaki notaya küçük üçlü aralığı denir. minör akoru minör yapan aralık budur ve akora o hüzünlü minör hissiyatını bu aralık verir. kök sesten 3,5 ses uzaklıktaki nota ise tam beşli aralığıdır. bu formüle göre la minör akorunu kurmak istersek, kullanacağımız sesler la-do-mi olacaktır.
majör akorlar başlığında da bahsettiğim gibi bu şekilde üç notadan kurulan akorlara triad denir. minör akorların da triadlardan farklı çeşitleri vardır.
sık kullanılanlardan biri minör yedili akorudur. kısaca, küçük m harfinin yanına 7 rakamı yazılarak gösterilir. örneğin cm7 akoru. bu akor, minör triadın üzerine küçük yedili aralığındaki notanın eklenmesiyle oluşur. jazz müzikte sıklıkla kullanılır. la minör yedilide kullanılan notalar la-do-mi-sol (a-c-e-g) şeklindedir.
minör triadın üzerine büyük altılı eklenerek, minör altılı akoru kurulur. yine jazz müzikte sıklıkla kullanılan bir akordur. am6 şeklinde kısaltılır. la minör altılıda kullanılan notalar a-c-e-f# şeklindedir.
minör yedili akorun üzerine dokuzuncu sesin eklenmesiyle minör dokuzlu (m9) akoru elde edilir. bu 9. ses, kök sesin 2. sesinin bir oktav tiz sesidir. örneğin la minör gamında 2. nota si notasıdır, dokuzuncu ses de si notasının bir oktav tizidir.
birçok minör akor çeşidi olsa da, temel olarak başlıcaları bunlardır.
minör akorlarla majör akorların farkı üçüncü derecedir. majör akorlarda kök ses ile üçüncü ses arasında 2 tam ses (büyük üçlü) varken, minör akorlarda bu mesafe 1,5 sese (küçük üçlü) düşer. bu yarım seslik değişim, hissiyatta çok farklı bir etki yaratır. bu küçük farktan ötürü majör akorlar daha neşeli, minör akorlar ise daha hüzünlü tınlar.
konunun tam anlaşılabilmesi için evvela teoride bir önceki aşama olan müzikte aralıklar başlığındaki konulara hakim olunması gerekir. ayrıca majör akorlar başlığındaki bilgiler, minör akorların daha kolay anlaşılmasını sağlayacaktır.
minör akorun formülü, majör akordaki büyük üçlü aralığın yarım ses daraltılmasıyla elde edilir.
yani formül, kök nota + küçük üçlü + tam beşli şeklindedir.
kök ses, akora da adını veren sestir. kök ses 1,5 ses uzaklıktaki notaya küçük üçlü aralığı denir. minör akoru minör yapan aralık budur ve akora o hüzünlü minör hissiyatını bu aralık verir. kök sesten 3,5 ses uzaklıktaki nota ise tam beşli aralığıdır. bu formüle göre la minör akorunu kurmak istersek, kullanacağımız sesler la-do-mi olacaktır.
majör akorlar başlığında da bahsettiğim gibi bu şekilde üç notadan kurulan akorlara triad denir. minör akorların da triadlardan farklı çeşitleri vardır.
sık kullanılanlardan biri minör yedili akorudur. kısaca, küçük m harfinin yanına 7 rakamı yazılarak gösterilir. örneğin cm7 akoru. bu akor, minör triadın üzerine küçük yedili aralığındaki notanın eklenmesiyle oluşur. jazz müzikte sıklıkla kullanılır. la minör yedilide kullanılan notalar la-do-mi-sol (a-c-e-g) şeklindedir.
minör triadın üzerine büyük altılı eklenerek, minör altılı akoru kurulur. yine jazz müzikte sıklıkla kullanılan bir akordur. am6 şeklinde kısaltılır. la minör altılıda kullanılan notalar a-c-e-f# şeklindedir.
minör yedili akorun üzerine dokuzuncu sesin eklenmesiyle minör dokuzlu (m9) akoru elde edilir. bu 9. ses, kök sesin 2. sesinin bir oktav tiz sesidir. örneğin la minör gamında 2. nota si notasıdır, dokuzuncu ses de si notasının bir oktav tizidir.
birçok minör akor çeşidi olsa da, temel olarak başlıcaları bunlardır.
minör akorlarla majör akorların farkı üçüncü derecedir. majör akorlarda kök ses ile üçüncü ses arasında 2 tam ses (büyük üçlü) varken, minör akorlarda bu mesafe 1,5 sese (küçük üçlü) düşer. bu yarım seslik değişim, hissiyatta çok farklı bir etki yaratır. bu küçük farktan ötürü majör akorlar daha neşeli, minör akorlar ise daha hüzünlü tınlar.
devamını gör...
15.
majör akorlar
en basit haliyle bir majör akor, bir temel nota (root) üzerine eklenen iki notadan oluşur.
konunun tam anlaşılabilmesi için evvela teoride bir önceki aşama olan müzikte aralıklar başlığındaki konulara hakim olunması gerekir.
majör akorun formülü kök nota + büyük üçlü + tam beşli şeklindedir.
- kök nota, akora adını veren notadır. örneğin do majör akorunda kök nota ya da kök ses do’dur.
- do’dan devam edersek, kök notadan 2 tam ses ilerleyerek mi notasına ulaşırız. bu aralık, majör akoru majör yapan aralıktır. yani akorun karakteristik özelliği olan mutluluk, neşe, pozitiflik, dışa dönüklük vb. kavramlarla açıklamamıza sebep olan hissiyatı yaratan aralık budur.
- daha sonra 3,5 ses ilerler, tam beşli aralığı olan sol notasına ulaşırız. yani do majör gamını oluşturan sesler do-mi-sol’dür. kök sese 1 dersek, 1-3-5 sesleri olarak akılda kalıcı olabilir. fakat burada önemli nokta, birinci, üçüncü ve beşinci seslerin aralıklarıdır. 1-3 arasında 2 tam ses olmalıdır. 1-5 arasında ise 3,5 tam ses olmalıdır.
aralıklara dikkat etmeden 1. 3. ve 5. sesleri aldığımızda her zaman majör akorlara ulaşamayız. örneğin mi-sol-si seslerine bakalım. mi ve sol arasında 2 değil, 1,5 tam ses var. bu, minör akorlarda kullanılan bir aralıktır. sol notasını sol# yaparak kök sesten yarım ses uzaklaştırmalı, aralığı 2 tam ses yapmalıyız. yani bu durumda mi majör akorunu oluşturan sesler mi-sol#-si olur.
yukarıda bahsettiğim üç sesten oluşan akor türlerine triad denir. bunun haricinde farklı majör akorlar da vardır.
örneğin majör 7’li akoru. majör akora 7. sesin eklenmesiyle oluşur. formülü 1 - 3 - 5 - 7 şeklindedir. 7. sesin eklenmesi için kök notayla 5,5 ses (ya da 11 yarım ses) aralık uzaklığındaki nota eklenir. caz müzikte sıkça kullanılan bir akordur. yine do majör akordan örnek verirsek 1 - 3 - 5 - 7 yani do-mi-sol-si (c - e - g - b) sesleri do majör 7’li (kısaca cmaj7) akoru oluşturan sesler olur.
blues ve rock'n roll müzikte sıkça kullanılan dominant 7’li akorlar da vardır. majör akorun küçük yedili eklenmiş halidir. yani kök sese 5 tam ses aralığındaki nota eklenir. do majör dominant yedili formülü şu şekildedir : 1 - 3 - 5 - b7 (c - e - g - bb) (kısaca c7 olarak gösterilir yada bazen cdom7 olarak gösterilir)
bir de dokuzlu akorlar var. jazz, funk, blues, klasik müzik, progresif rock gibi birçok farklı türde karşımıza çıkabilir. derinlikli bir hissiyatı vardır. yedili bir majör akora 9. sesin eklenmesiyle bulunur. aslında bu 9. ses, kök sesin 2. sesinin bir oktav tiz sesidir. örneğin do majörde ikinci ses re’dir, dolayısıyla dokuzuncu ses de ikinci sesin bir tizi olan re sesi olacaktır. formülü 1 - 3 - 5 - 7 - 9 şeklindedir. yani do - mi - sol - si - re seslerinden oluşur. cmaj9 olarak kısaltılır.
majör sus2, majör 6, majör 6/9, majör 11, majör 7/b5, majör augmented akorlar ve daha başka birçok farklı majör akor kalıbı olsa da temel olarak majör akorlar ve kuruluş mantıkları bu şekildedir.
konunun tam anlaşılabilmesi için evvela teoride bir önceki aşama olan müzikte aralıklar başlığındaki konulara hakim olunması gerekir.
majör akorun formülü kök nota + büyük üçlü + tam beşli şeklindedir.
- kök nota, akora adını veren notadır. örneğin do majör akorunda kök nota ya da kök ses do’dur.
- do’dan devam edersek, kök notadan 2 tam ses ilerleyerek mi notasına ulaşırız. bu aralık, majör akoru majör yapan aralıktır. yani akorun karakteristik özelliği olan mutluluk, neşe, pozitiflik, dışa dönüklük vb. kavramlarla açıklamamıza sebep olan hissiyatı yaratan aralık budur.
- daha sonra 3,5 ses ilerler, tam beşli aralığı olan sol notasına ulaşırız. yani do majör gamını oluşturan sesler do-mi-sol’dür. kök sese 1 dersek, 1-3-5 sesleri olarak akılda kalıcı olabilir. fakat burada önemli nokta, birinci, üçüncü ve beşinci seslerin aralıklarıdır. 1-3 arasında 2 tam ses olmalıdır. 1-5 arasında ise 3,5 tam ses olmalıdır.
aralıklara dikkat etmeden 1. 3. ve 5. sesleri aldığımızda her zaman majör akorlara ulaşamayız. örneğin mi-sol-si seslerine bakalım. mi ve sol arasında 2 değil, 1,5 tam ses var. bu, minör akorlarda kullanılan bir aralıktır. sol notasını sol# yaparak kök sesten yarım ses uzaklaştırmalı, aralığı 2 tam ses yapmalıyız. yani bu durumda mi majör akorunu oluşturan sesler mi-sol#-si olur.
yukarıda bahsettiğim üç sesten oluşan akor türlerine triad denir. bunun haricinde farklı majör akorlar da vardır.
örneğin majör 7’li akoru. majör akora 7. sesin eklenmesiyle oluşur. formülü 1 - 3 - 5 - 7 şeklindedir. 7. sesin eklenmesi için kök notayla 5,5 ses (ya da 11 yarım ses) aralık uzaklığındaki nota eklenir. caz müzikte sıkça kullanılan bir akordur. yine do majör akordan örnek verirsek 1 - 3 - 5 - 7 yani do-mi-sol-si (c - e - g - b) sesleri do majör 7’li (kısaca cmaj7) akoru oluşturan sesler olur.
blues ve rock'n roll müzikte sıkça kullanılan dominant 7’li akorlar da vardır. majör akorun küçük yedili eklenmiş halidir. yani kök sese 5 tam ses aralığındaki nota eklenir. do majör dominant yedili formülü şu şekildedir : 1 - 3 - 5 - b7 (c - e - g - bb) (kısaca c7 olarak gösterilir yada bazen cdom7 olarak gösterilir)
bir de dokuzlu akorlar var. jazz, funk, blues, klasik müzik, progresif rock gibi birçok farklı türde karşımıza çıkabilir. derinlikli bir hissiyatı vardır. yedili bir majör akora 9. sesin eklenmesiyle bulunur. aslında bu 9. ses, kök sesin 2. sesinin bir oktav tiz sesidir. örneğin do majörde ikinci ses re’dir, dolayısıyla dokuzuncu ses de ikinci sesin bir tizi olan re sesi olacaktır. formülü 1 - 3 - 5 - 7 - 9 şeklindedir. yani do - mi - sol - si - re seslerinden oluşur. cmaj9 olarak kısaltılır.
majör sus2, majör 6, majör 6/9, majör 11, majör 7/b5, majör augmented akorlar ve daha başka birçok farklı majör akor kalıbı olsa da temel olarak majör akorlar ve kuruluş mantıkları bu şekildedir.
devamını gör...
16.
normal sözlük yazarlarının çizimleri
photorealism, fotoğraf kadar gerçekçi görünen resimler üretme yaklaşımıdır. ben de bu eserimi, aşağıdaki fotoğrafı referans alarak oluşturdum. üsttekinin resim, alttakinin ise fotoğraf olduğunu tekrar belirtmek isterim.


devamını gör...
18.
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
ahh, ne kıymettar şeydir nisan ayının on dördünde başka hiçbir şeyi olmayan bayburt’ta stadyum olmak.
öykü böyle başlasın mesela.
önce yeryüzünde yokmuşuz. ama hiçbirimiz yokmuşuz, jim morrison bile yokmuş. hiç olmamış. sağlığında dalkavuk olan bir meczubun hiç kavuşmayan düğmeleri iliklenivermiş önce. sonra bir tırtıl daldan aşağı düşmüş, bir kelebek havalanmış ve biz var olmuşuz. kelebek, meczup ve tırtıl bizden önce nasıl varmış, böyle şeylerin özünü, hakikatini ve anlamını izah edemeyecek kadar da geri zekalıymışız. bu fevkalbeşer kozmolojik modelin adı da gang bang teorisi imiş.
sonra gücünün farkına yeni varmış gibi, nabızda buddy rich varmış gibi çarpmış kalplerimiz. ulan ne de güzel şeymiş yaşamak diye haykırırken bir şey olmuş ve ağzımızdan çıkan her sözümüz bir bir zarara uğramış. allah, yetmiş dokuz bin beş yüz yirmi yedi kere belamızı vermiş de canımız her şeyden çok belanın küsuratına sıkılmış. hani seksen bin olsa tamammış da, küsuratlı rakamla bela vermek de neymiş? yine de çok isyan etmemeliymiş.
sonra fyodor isminde bir gök taşı, ama gök taşı dediysem öyle büyük bir şey düşünmeyin, inim inim inleten, ızdırap veren ve böbrek taşı cisminde bir taş düşünün. yani yükte hafif, kederde ağır bir taş. tıpkı elli yıl sonra düşen franz taşı gibi bir taş düşünün. şimdi düşünmeyi bırakın o taşı. sonra tekrar düşünün. bunu dört set, on iki tekrar yaparsa zamanla düşünce gücünü geliştirebileceğine inanan insanlar var. işte ben de o insanlardan biriyim.
öykü böyle başlasın mesela.
önce yeryüzünde yokmuşuz. ama hiçbirimiz yokmuşuz, jim morrison bile yokmuş. hiç olmamış. sağlığında dalkavuk olan bir meczubun hiç kavuşmayan düğmeleri iliklenivermiş önce. sonra bir tırtıl daldan aşağı düşmüş, bir kelebek havalanmış ve biz var olmuşuz. kelebek, meczup ve tırtıl bizden önce nasıl varmış, böyle şeylerin özünü, hakikatini ve anlamını izah edemeyecek kadar da geri zekalıymışız. bu fevkalbeşer kozmolojik modelin adı da gang bang teorisi imiş.
sonra gücünün farkına yeni varmış gibi, nabızda buddy rich varmış gibi çarpmış kalplerimiz. ulan ne de güzel şeymiş yaşamak diye haykırırken bir şey olmuş ve ağzımızdan çıkan her sözümüz bir bir zarara uğramış. allah, yetmiş dokuz bin beş yüz yirmi yedi kere belamızı vermiş de canımız her şeyden çok belanın küsuratına sıkılmış. hani seksen bin olsa tamammış da, küsuratlı rakamla bela vermek de neymiş? yine de çok isyan etmemeliymiş.
sonra fyodor isminde bir gök taşı, ama gök taşı dediysem öyle büyük bir şey düşünmeyin, inim inim inleten, ızdırap veren ve böbrek taşı cisminde bir taş düşünün. yani yükte hafif, kederde ağır bir taş. tıpkı elli yıl sonra düşen franz taşı gibi bir taş düşünün. şimdi düşünmeyi bırakın o taşı. sonra tekrar düşünün. bunu dört set, on iki tekrar yaparsa zamanla düşünce gücünü geliştirebileceğine inanan insanlar var. işte ben de o insanlardan biriyim.
devamını gör...
19.
yenilebilir iç çamaşırı yemiş yazarlar veritabanı
yedim diyemem ama ikram edildiği için tadına baktım. bildiğiniz üzere hastalık, oruç gibi meşru bir mazeret olmadığı sürece bizim kültürümüzde ikramı geri çevirmek pek hoş karşılanmaz. ben de buna istinaden bir lokma aldım, ziyade olsun deyip kalktım.
devamını gör...
20.
aşırı kibar insan
yapay zekadan bilgi aldıktan sonra teşekkür etmeyi kendine borç bilen kişidir.
devamını gör...



