bundan 10 yıl önceki tercihim
dream theater olurdu muhtemelen ama bugünkü versusun kazananı benim için
opeth.
kabaca düşünürsem opeth'in yarattığı atmosferi daha çok seviyorum. dream theater beni müzikal anlamda kendine hayran bırakıyor ama benim ruhuma dokunamıyor. opeth'in besteleri daha doğal, daha organik; dream theater'ın yapaylık hissiyatına göre çok daha samimi.
opeth yeni haliyle her ne kadar müzikal anlamda geçmiş dönem müziklerine yaklaşsa da, değişebilen, risk alan tavrıyla bence daha yeğ. tamam, güzel bir şey yapıyorsan değiştirmeye gerek yok ama daha güzel bir şey yapabilecek potansiyelin varsa değişim çok klas bir hareket ki ben opeth'in ikinici dönemini de çok beğenenlerdenim.
vokal anlamında akerfeldt'in hem clean hem brutal vokali ustalıkla kullanıyor olması da benim zevkime çok uygun. labrie'nin vokalini dt'ın en azılı fanlarından olduğum dönemlerde bile sevmedim.
opeth parça çeşitliliği anlamında daha zengin bir içeriğe sahip. “ghost of perdition” veya “deliverance" gibi teknik ve hayvani şarkıların dışında “windowpane”, “in my time of need” gibi melankolik, “heritage” ya da “pale communion” gibi progresif rock şarkıları aynı çatı altında barındırabiliyor. dt'ın da birbirinde çok farklı şarkıları var ama nedense bende hepsi aynı hissiyatı yaratıyor, hatrı sayılır bir duygusal değişime yol açmıyor.
aslında daha birçok detay var ama yazısı da uzatmak istemem.
velhasıl
opeth diyorum.
not: tabii ki yukarıda bir kısmından bahsettiğim şeyler tamamen benim kişisel zevkimle alakalıdır, bir başkasının aynı fikirde olmaması kadar doğal bir şey yoktur. iyi, kötü, güzel, çirkin gibi kavramlar benim duygum, birikimim, yaşantım, hayal gücüm, estetik anlayışım, müzikten beklentim ve kırk beş senede beni ben yapan daha birçok şey sayesinde değer bulur dolayısıyla "şu kötüdür, bu iyidir" gibi tanrısal tavırlar takınmadan naçizane kendi fikrimi belirttiğimin de ayrıca altını çizmek isterim.
devamını gör...