son samuray yazar profili

son samuray kapak fotoğrafı
son samuray profil fotoğrafı
rozet
karma: 5933 tanım: 323 başlık: 63 apolet: 1 takipçi: 112
İşi gücü olanlar, çoktan gitti.

son tanımları | başucu eserleri


yazarların itiraf köşesi

iki yıl iki ay önce göçüp giden babamı çok özlüyorum. çocuklara belli etmemek için onların yanında ve uyanık oldukları saatlerde babamın fotoğraf ve videolarına bakmıyorum.

onlar uyuyup da el ayak çekilince ardiye olarak kullandığımız küçük balkona gidip doya doya bakıyorum fotoğraflarına. o an bir dal sigara alıyorum yanıma, sırdaşlık etsin diye bana.

ondandır ki günde iki üç dal sigarayı çıkaramıyorum hayatımdan.

(bkz: özlemek)

22.04.2023 günü gelen edit: bu özlemek denen şey zaman geçtikçe dik bir yamaçta aşağı doğru yuvarlanarak çığ gibi büyüyen bir şey.
devamını gör...

yazarların itiraf köşesi

yarın 8 mart malum. dün gece çocuklar anneleri için yarın hediye alma planı yaparken bana ve annelerine yakalandılar. sürpriz patladı tabii. gece gece üzgün yattı yumurcaklar.

hem o patlayan sürprizi telafi etmek hem de çocukların keyfini yerine getirmek üzere onlardan önce uyanıp kahvaltı hazırlığına giriştim. çok alışık olmadığım bir şey aslında. kahvaltıda da en sevdikleri şeyi yaptım. menemen.

defalarca annelerinden menemenimin* methini duyan çocuklar çok istiyordu yapmamı. demek ki daha önce de yapmışım. evet yaptım bugün. şuan etrafta koşuşturuyorlar heyecanla. anneleri son dokunuşları yapıyor kahvaltıya. sofra serildi bile. birazdan gelecek kahvaltıyla güne başlayacağız.

hem mutlu çocukları hem de çocuklar gibi şen bir eşi kim istemez ki! ama bunun için biraz da çabalamak gerek değil mi?*

mutlu pazarlar…

mutlu edit: (bkz: ona küçük sürprizler yapın)
devamını gör...

the last samurai

*2004 şubat’ında piyasaya çıkmış savaş* filmi. malum her savaş aynı zamanda bir dramdır da aslında.

filmin başrolünde tom cruise oynuyor. ona japon oyuncu ken watanabe ve shin koyamada eşlik etmiş. iyi ki de etmiş. bu sayede harika bir film çıkmış ortaya.

filmi hiç izlemediysem 50 defa izlemişimdir. ilk izlediğimde, kimliğimi bırakarak kiraladığım orjinal* film cdsinden izlemiştim. nasılsa haftasonu bende diye üç dört defa izlemiştim.*

daha sonra defalarca izleyerek japon disiplini ve azmini takdir ettim. japonların eskiyi ve yeniyi bir arada tutmalarını hep hayranlıkla karşılamışımdır. günümüzde bu kadar modern ve gelişmiş bir toplum yaratmak sadece çalışmayla olmaz.

sadece çalışmak bir şeyler inşa etmenizi sağlar ama temeliniz sağlam değilse inşa ettiğinizin ömrü de uzun olmaz. onun için, geçmişin ışığında geleceğin peşinden koşmak gerekir. *

sadece koşmak da yetmez. yeni değerler var ederken bir diğer yandan varolan değerlerin korunması ve muhafazası da çok önemli. bir değeri var ederken mevcut değerleri örselemeden devam ettirmek gerek çünkü.

filmde mevcut değerlerin varlığı ve kıymeti vurgulanır, eski ile yeninin birlikte de güzel yaşayabileceği savunulur. hem savunulan mevcut değerler öyle üstün körü inanılmış dogmalara veya kulaktan dolma duyumlara dayanmaz.

öylesine güzel, sürükleyici bir anlatım ve akış yakalanmış ki geleneksel değerlerin mükemmelliği ve doğanın samuraylık geleneğiyle kusursuz uyumu izleyiciyi filme hayran bırakır.

her izlediğimde apayrı bir keyif ve tad alarak izler yeni bir detay farkederim.

neyse filmin içeriğine girmeden pazarınızı güzelleştirecek bir film önerimin sonuna geldim. iyi seyirler dilerim.

beyazperde.com dan konusunu alıntılayarak tanımıma son vereyim.


amerikan ordusunda, ukala ve aynı zamanda da kıdemli bir kaptan olarak bilinen nathan algren, 1870’lerde japonya’dan bir teklif ve davet alır. kendisinden, japon imparatorluğu’nun ilk ordusuna askeri eğitim vermesi talep edilmektedir. her ne kadar modern savaş yöntemleri açısından gelişim gösterseler de samuray kültürü de hem devam etmekte hem de önemsenmektedir. ancak algren, başına gelen bir kaza sonucu, samurayların lideri tarafından kurtarıldığı vakit, esas samuray kültürüyle tanışır ve bundan ziyadesi ile etkilenir. bir samuray savaşçısı gibi hareket etmeyi öğrenmesi onu son derece önemli bir kararın eşiğine taşıyacaktır. başrolde tom cruise’un oluşu filme ekstra bir cazibe katıyor.
devamını gör...

catch me if you can

leonardo dicaprio ve tom hanks’in başrolünü paylaştıkları drama-komedi filmi.

defalarca kendini izleten bu film bambaşka bir atmosfere sahip bence. filmi izlemeyen varsa diye çok da sıpoylır vermeyim şimdi. sonra şöyleydi böyledi. yahu biz izlememiştik. oldu mu şimdi? demeyin.

pazar gününüzü güzelleştirecek film olabilir. şimdiden seyretmeye koyulacaklara iyi seyirler dilerim.

sonrasında özelden atacağınız bir turunca hayır demem. hem film hakkında da konuşulur.

filmin beyazperde.com dan alıntı konusu da şöyle:

sıkıysa yakala, bir ajan ile bir suçlunun arasındaki kedi-fare oyununu konu ediyor. fbı ajanları hiç şüphe yok ki kendilerine çok fazla güvenmektedirler; ancak bu kez karşılarındaki, onlar için bile pek de kolay bir lokma olmayacaktır. henüz yirmili yaşlarında, çocuk yaşta bir adam onlarca ülke gezerek, bazen pilot, bazen doktor, bazen savcı mesleklerine bürünerek fbı'ı peşinden koşturmaktadır. bu ya bir kedi-fare oyunudur ya da sadece farenin oyunudur. amerikan sinemasının en büyük ustalarından steven spilerberg'in yönettiği filmin başrollerinde leonardo di caprio ve tom hanks var.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim