toyota camry yazar profili

toyota camry kapak fotoğrafı
toyota camry profil fotoğrafı
rozet
karma: 3954 tanım: 1035 başlık: 197 takipçi: 70
Ara sıra buralardayım.

son tanımları | başucu eserleri


muhabbet kuşunun ölmesi

çok enteresan bir his. bugün de 7 yıldır bizimle olan yavrumuzu kaybettik. içimde bir acı beni kemirip duruyor ama sanki zihnim de psikolojik acı çekmemem için mücadele ediyormuş gibi hissediyorum.

edit: #4019902
bu tipler kendilerinin komik olduğunu düşünürler ama zavallı olduklarını ifşa ederler böyle.
devamını gör...

normal sözlük'ü troll başlıkların ele geçirmesi

fark ettiğim durumdur. ilk kaydolduğum zamanlar daha kaliteli başlıklar açılırdı. şimdi ise abuk subuk troll başlıklar istila etmiş akış kısmını.
moderatörler ayakta uyumasa da, hani görevlerini yapsalar fena olmaz.
devamını gör...

kadın erkek ilişkisinin güncel sorunu

iletişimsizlik, narsizm ve açgözlülük
devamını gör...

ketçaplı pilav

pilav, pilav olalı böyle bir zulüm görmedi.
devamını gör...

kamu sektörü vs özel sektör

kamu sektörü = avrupa şartlarında çalışma koşulları,
özel sektör = bangladeş şartlarında çalışma koşulları.
tercihinizi yapın.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının çektiği fotoğraflar

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tüm olumsuz şartlarına rağmen seviyorsam seni, işte bu yüzden...
devamını gör...

aylık 215 bin tl iyi para mıdır sorunsalı

asıl soru şu: asgari ücretin 7.7 katı bir para olduğunu düşününce, kim 215 bin'e kötü para diyebilir?
devamını gör...

türkiye yüzyılı

--> yıllardır kasıtlı olarak sürdürülen enflasyonist ve aykırı ekonomik politikalar ile dünya sefalet endeksi listesine 3. sıradan giriş yaptığımız,
--> asgari ücretin, açlık sınırının altında olduğu,
--> rektörlerin inançları gereği, akrabalarına torpil yaptığı, ayrıca devlet kadrolarına da torpille girildiği,
--> özel sektör'de çalışma ve iş imkanlarının sadece diplomalı gençleri vahşice ezmekten ibaret olduğu,
--> yolsuzluk, hırsızlık ve servet transferinin tavan yaptığı,
--> milletvekillerinin 500 bin lira maaş alıp, türlü türlü sağlık, gıda, iletişim, ulaşım hizmetlerinden sınırsızca faydalanıp, sadece 2 yılda emekli olduğu,
--> demokrasi, insan hakları ve ifade özgürlüğüne saygı duyulmadığı ve gazeteciliğin suç olduğu,
--> arabalara %220 ötv uygulanan,
--> konut krizinin arşa çıktığı,
--> berbat eğitim sisteminin bir nesli cahil bıraktığı,
--> inşaa edilen devasa şehir hastanelerine rağmen randevu bulunamadığı,
--> din ve allah'ın siyasete alet edildiği,
--> taksicilerin diledikleri gibi yerli ve yabancı turist kazıkladığı,
--> tatile gitmenin lüks olduğu,
--> 46 suç kaydı olanın dışarıda serbestçe gezdiği,
--> doğum oranlarının düştüğü, boşanma oranlarının korkutucu seviyeye geldiği,
--> yediğimiz içtiğimiz her şeyin sağlıksız olduğu,
--> deprem vergilerinin toplanıp, hiç edildiği,
--> sporuna siyaset bulaştığı,
--> kalitesiz binalara imar affı çıktığı,
--> sağa sola bağırıp çağırarak itibar sinyallendiği,
--> birilerinin en güçlü rakibini sallamasyon sebeplerle hapse attırdığı

...yüzyıl. türkiye yüzyılı...
devamını gör...

suv araba sürmek

çok iddialı gelebilir ama bana göre bu şehirli suv furyasının en büyük sebeplerinden biri, sedan ya da station wagon'u düzgün park edemeyen insanlar. aracın köşelerini göremeyince çözümü sürüş becerisini geliştirmekte değil, daha yükseğe oturmakta buldular. sonra bu tercih öyle yayıldı ki, şehir içinde arazi aracı görmek sıradanlaştı. bugün trafiğe çıkınca sanki herkes hafta sonu dağa bayıra gidecekmiş gibi bir manzara var. kaldı ki bu suv'lar onu beceremez...
devamını gör...

j harfi ile başlayan kelimeler

jant.
devamını gör...

nick vermeden bir yazara seslen

her gecenin bir sabahı vardır. karanlıkta kalan konular da aydınlanır.
devamını gör...

kadınları itici yapan detaylar

çok bilmiş olması, erkeklere kendi doğrusunu dikte etmesi ("erkek dediğin şöyle olur, böyle olur" demesi), sürekli ahkâm kesmesi ve karşısındaki insanı olduğu gibi kabul etmek yerine kendi kalıbına sokmaya çalışması.
devamını gör...

iki görevde milletvekilinin evliliği

hayatı yaşayanları izlemeye gelmişiz bu dünyaya.
devamını gör...

2050

2000'den bile daha yakın bir yıl. halbuki daha çocukluğumuzu geçirdiğimizi yıllar hafızamızda taze iken, bu yılların göz açıp kapayıncaya kadar geçip gitmesi gerçekten çok tuhaf. ve 2050'nin bize artık daha yakın olması... o yitip giden zamanı zaten anlatıyor.
devamını gör...

arda güler

bu bir kuraldır arkadaşlar. bir balon ne kadar şişirilirse, şişirilsin. eninde sonunda patlar.
devamını gör...

acun ılıcalı'nın kol saati 139 milyon tl olması

hayat ne garip değil mi? ülkenin bir ucunda insanlar ay sonunu getirebilmek için kuruş hesabı yapıyor, aylık 28 bin lirayla yaşamaya değil sadece nefes almaya çalışıyor. diğer ucunda ise varlığı gereksiz biri, kol saatine 140 milyon lira verilebiliyor. birinin yıllarca çalışsa eline geçmeyecek para, diğerinin bileğine takacağı bir aksesuardan ibaret. ha belki "sosyal adalet edebiyatı yapma be" diyecekler olacaktır ama bu fark cidden düşündürüyor. aynı ülkede birilerinin hayatta kalma mücadelesi verirken birilerinin zamanı göstermek için servet harcayabilecek kadar başka bir gerçeklikte yaşıyor olması çok rahatsız ediyor.
devamını gör...

paragraf sorularındaki edebiyatçı

ösym'nin karşımıza çıkarmaktan usanmadığı, güya okuduğumuzu anlama kapasitemizi ölçen nefret objemdir. söz konusu edebiyatçılar, kendileri dışındaki herkese fil dişi kulelerinden bakarlar. öyle ki, hiçbir şeyi beğenmez; eleştirmekten de geri durmazlar. bir de ahkâm keserler: yok, "şiir şöyle olmalı", yok, "roman böyle olmalı." pardon da, sen kimsin? necisin? edebî hayata katkın ne ki bu kadar bilgiçlik taslıyorsun? sanki edebiyatın tapusu sende de, neyin değerli, neyin değersiz olduğuna hükmetme yetkisini sana vermişler." demek geliyor içimden.

her şeyden öte, öyle süslü bir dil ve öylesine kapalı bir anlatım kullanırlar ki, sanırsın paris'te yaşayan bir entelektüel konuşuyor. hayır bir de çok anlamsız ve fazla soyut mecazlar ortaya çıkarırlar. "anlamı gölgeye hapsetmek", "kelimeleri havaya atmak" gibi mecazlar kullanırlar. insan ister istemez, "günlük hayatta kim böyle konuşuyor?" diye düşünüyor. ve en can alıcı noktası da bu. süslü anlatım yapayım derken mantığı kaçırır. soruda tek ve tartışmasız doğru seçenek bulunamaz. sonra da beş şık arasında, yazarın o günkü ruh hâlini telepatik yollarla tahmin etmemiz istenir.

soran olursa buna: "okuduğunu anlama becerisini ölçmek(!)" dersiniz...
devamını gör...

istanbul'un en sevilen ilçesi

hemen hemen herkes hemfikir. büyükçekmece marmara denizi'nin kıyısında, betona çok boğulmamış *, az nüfuslu, sayfiye yeri gibi bir ilçe. bir diğeri için: (bkz: sarıyer)
devamını gör...

linkedin

herkesin bir yerlerde chairman, doğuştan business entrepreneur, küresel çapta analyzer, vizyoner bir ceo ve elbette profesyonel bir animal lover olduğu bir illüzyon mekanıdır.
​aylarca bu platformda vakit geçirince, insana kendini adeta hiçbir vasfı olmayan, hayatı boyunca tek bir başarı elde edememiş bir "hiç" gibi hissettirmeyi çok iyi başarırlar. profiline baksan dünyayı kurtaracak vizyona sahip olan bu arkadaşların, sabah sekiz akşam beş mesaisinde iki satır düzgün e-posta yazmaktan aciz olduğunu bilmesek neredeyse inanacağız. herkes o kadar "iyi bir aile babası" ve o kadar "ilham verici bir lider" ki, sanırsın beyaz yakalıların kutsal topraklarındayız ha! bir de bunlar ayrıca birer "mentor", "forward-looking leader", "strategic thinker"dır. *
​işin en trajikomik tarafı ise (sözüm ona) bu devasa network, sinerji ve inovasyon goygoyuna rağmen, çevremde gerçekten oradan ilan görüp, başvurup, hakkıyla iş bulabilen tek bir kişi bile gözlemlemedim. herkes birbirini tebrik ediyor, herkes birbirine harika bir başarı hikayesi satıyor ama arka planda dönen tek şey koca bir işsizlik kaygısı ve unvan manyaklığı.
​kısacası nitelikli insanların kendisini kalifiye hissetmediği, içi bomboş unvanların havada uçuştuğu, modern dünyanın en büyük illüzyon ve ego tatmin merkezidir.
devamını gör...

en çok kullanılan organ

bence kalptir.
düşünsene, öyle bir organ ki; insanın daha gözlerini açmadan çalışmaya başlayan ve son nefesine kadar durmaksızın emek veren sessiz işçisidir. her atışıyla vücuda kan taşır, hayat dağıtır. spor yaptığında, heyecanlandığında hızlanır, uyuduğunda sana eşlik edercesine yavaşlar. korktuğunda hızlıca çarpar, sevdiğinde kıpır kıpır olur, özlediğinde içi sızlar.

ve belki de diğer organlardan farklı olarak sadece bedeni değil, duyguları da taşır. birine kırıldığında "kalbim kırıldı" dersin; ayrıldığında göğsünde bir ağırlık hissedersin, en derin acıları bile ona yüklersin.
çünkü insan bazen aklıyla düşünür, ama en çok kalbiyle yaşar.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim