uykusuzkahve - öne çıkan tanımları (1. sayfa)
1.
babaya mektup
franz kafka’nın düzen üzerine olan görüşlerini aktardığı eseridir. babası ile olan ilişkisini, aile kavramını ve babasının üzerinde kurmak istediği hakimiyeti anlatır. anne ve babanın aslında çocuklara birer figüran olduğunu, onları izleyerek gözlemleyerek hareketlerinin ve düşüncelerinin şekillendiğini görebiliriz. ebeveynlerin çocuklar üzerinde kurmak istediği hakimiyeti ve baskıcı durumların, ileriye dönük büyük travmalar yaşatabildiğini anlayabiliriz.
--- alıntı ---
o zaman ve her zaman tek ihtiyacım olan şey desteklenmekti. senin mutlak fiziksel varlığın bile beni eziyordu. mesela şunu kabinde sık sık birlikte soyunduğumuzu hatırlıyorum. ben sıska, kırılgan ve narinken, sen güçlü, yapılı ve iri yarı bir adamdın. kabinde bile kendimi zavallı biri olarak görürdüm, üstelik sadece senin önünde değil, tüm dünyanın önünde çünkü benim gözümde sen her şeyin ölçütüydün.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
o zaman ve her zaman tek ihtiyacım olan şey desteklenmekti. senin mutlak fiziksel varlığın bile beni eziyordu. mesela şunu kabinde sık sık birlikte soyunduğumuzu hatırlıyorum. ben sıska, kırılgan ve narinken, sen güçlü, yapılı ve iri yarı bir adamdın. kabinde bile kendimi zavallı biri olarak görürdüm, üstelik sadece senin önünde değil, tüm dünyanın önünde çünkü benim gözümde sen her şeyin ölçütüydün.
--- alıntı ---
devamını gör...
2.
the sixth sense
yönetmeni m. night shyamalan olan gerilim filmidir. her sahnesinde meraklanacağınız, anlam veremeyeceğiz kurgularla dolu olmaktadır. ilk baş durağan ilerleyebilir lakin ilerleyen sahnelerde merakınız artmaya başlıyor. kafanızda oluşan tüm soru işaretlerinin cevabını finalde doya doya alabileceğinizi ve etkisinde kalacağınızı düşünmekteyim. oyuncuların profesyonelliği ve rollerini benimsediği izleyiciye geçmektedir.
genel olarak konusu çocukların ruh sağlığı alanında profesyonelleşmiş bir doktor ve içine kapanık iç dünyasıyla sorunları olan bir çocuğu ele almaktadır.
genel olarak konusu çocukların ruh sağlığı alanında profesyonelleşmiş bir doktor ve içine kapanık iç dünyasıyla sorunları olan bir çocuğu ele almaktadır.
devamını gör...
3.
paldırkültür
levent kırca’nın 2014 senesinde kırmızı kedi yayınlarında okuyucularına sunduğu kitaptır. levent kırca’yı etkileyen olaylar üzerine bu kitabı çıkardığını ve kitap içeriğinde olan oyunları oynamakta zorluk yaşadıklarını gözlemlemişlerdir. kitabın içerisinde iki tane oyun vardır ; haziran ve içerdekiler olmak üzere. etkilendiği olaylar daha çok gezi parkı ve soma maden faciasında yaşanan olaylardan kaynaklıdır.
devamını gör...
4.
children of men
yönetmenleri ve oyuncu kadrosuyla kesinlikle izlemenizi tavsiye edeceğim harika bir filmdir. yönetmenin çıkardığı iş mi diyebilirim oyuncuların profesyonelliği mi bilemiyorum. senaryonun aşırı gerçekçi yansıması seyirciye, kişilerin o zamanların şartlarına rağmen kalitesini yüksek seviyede tutması ve konu işleniş tarzına göre gayet başarılı bulduğum filmdir.
insanoğlunun doğaya, çevresine, hayatına ve yaşamına nasıl etki ettiğini, nasıl mahvettiğini gözler önüne sermektedir. kullanılan kaynakların tüketmek, üretmek yerine daha kötüye gitmesine aslında odak noktanın insan olduğuna kendimize vurgular yapmamızı sağlayacak noktalar gözlemleniyor. bozulan düzenin geri dönüşü olmadığı gibi daha kaotik bir halde bize geri dönüşü olacağını belirtmiş.
--- alıntı ---
every time one of our politicians is in trouble, a bomb explodes.
--- alıntı ---
-1984 kitabını okuyan yazarlar, filmde kitaba dair çok şey bulabileceğinizi düşünmekteyim.
beni etkileyen sahnelerden birkaç görsel ve yazı paylaşımı belirtiyorum;
--! spoiler !--
kee’nin doğum sahnesi

clare hope-ashitey’nin canlandırdığı kee’nin bebeğinin dünyaya geldiği sahnede vücudunun alt kısmı için ayrı bir düzenek tasarlanmış. kullanılan bebek figürü, clive owen’ın tutması için bu düzenekten itilmiş. sonrasında bu bebek silinip yerine cgı ile hareketlendirilmiş bir bebek eklenmiş. ayrıca nefes alıp verişi gibi efektler de dijital olarak dâhil edilmiş.
holden & souls

the fishes’ın theo’yu kaçırmak için kullandığı aracın üstünde holden & sons yazısı bulunuyor. bu yazı, j.d. salinger’in çavdar tarlasındaki çocuklar – the catcher in the rye adlı eserinde baskıcı bulduğu sisteme karşı isyanla mücadele eden ana kahraman holden caulfied’e bir göndermedir.
ve son olarak ise ; ölüm habercisi olarak portakal

portakal, yaklaşmakta olan bir felaketin habercisi olarak kullanılıyor. aracın saldırıya uğramasından hemen önce miriam çantasından bir portakal çıkarıp soymaya başlıyor. mülteci kampının kaosa dönmesinin öncesinde kee ve marichka bir portakalı paylaşıyor. portakal imgesinin bu şekilde kullanımı the godfather üçlemesi, american beauty gibi filmlerde de karşımıza çıkıyor.
--! spoiler !--
buradan
insanoğlunun doğaya, çevresine, hayatına ve yaşamına nasıl etki ettiğini, nasıl mahvettiğini gözler önüne sermektedir. kullanılan kaynakların tüketmek, üretmek yerine daha kötüye gitmesine aslında odak noktanın insan olduğuna kendimize vurgular yapmamızı sağlayacak noktalar gözlemleniyor. bozulan düzenin geri dönüşü olmadığı gibi daha kaotik bir halde bize geri dönüşü olacağını belirtmiş.
--- alıntı ---
every time one of our politicians is in trouble, a bomb explodes.
--- alıntı ---
-1984 kitabını okuyan yazarlar, filmde kitaba dair çok şey bulabileceğinizi düşünmekteyim.
beni etkileyen sahnelerden birkaç görsel ve yazı paylaşımı belirtiyorum;
--! spoiler !--
kee’nin doğum sahnesi

clare hope-ashitey’nin canlandırdığı kee’nin bebeğinin dünyaya geldiği sahnede vücudunun alt kısmı için ayrı bir düzenek tasarlanmış. kullanılan bebek figürü, clive owen’ın tutması için bu düzenekten itilmiş. sonrasında bu bebek silinip yerine cgı ile hareketlendirilmiş bir bebek eklenmiş. ayrıca nefes alıp verişi gibi efektler de dijital olarak dâhil edilmiş.
holden & souls

the fishes’ın theo’yu kaçırmak için kullandığı aracın üstünde holden & sons yazısı bulunuyor. bu yazı, j.d. salinger’in çavdar tarlasındaki çocuklar – the catcher in the rye adlı eserinde baskıcı bulduğu sisteme karşı isyanla mücadele eden ana kahraman holden caulfied’e bir göndermedir.
ve son olarak ise ; ölüm habercisi olarak portakal

portakal, yaklaşmakta olan bir felaketin habercisi olarak kullanılıyor. aracın saldırıya uğramasından hemen önce miriam çantasından bir portakal çıkarıp soymaya başlıyor. mülteci kampının kaosa dönmesinin öncesinde kee ve marichka bir portakalı paylaşıyor. portakal imgesinin bu şekilde kullanımı the godfather üçlemesi, american beauty gibi filmlerde de karşımıza çıkıyor.
--! spoiler !--
buradan
devamını gör...
5.
jaws
1975 senesinde vizyona girmiş gerilim filmidir. yönetmeni steven spielberg’tir. konusu daha önce hiç görülmemiş büyüklükte olan bir beyaz köpek balığının bir adada ki insanları öldürmesiyle başlar. bu filmin serisinin en can alıcı olanı bana göre birinci filmi ve üçüncüsüdür. kendi çapında sinema sektörüne güzel bir efsaneleşme yaratıp insanları kendilerine bağlayan cinsten bir filmdir. 1975 yıllarını ele alacak olursak gerçekten sağlam bir baş yapıt olduğunu görebilirsiniz grafikleriyle oyuncu kadrosuyla ve gerçekçiliğiyle olayın işlenmiş taraflarıyla göze çarpmakta.
-
filmin sadece köpek balığından ibaret olmadığını, aslında izlerken düşündüren bir film olduğunu düşünmekteyim. insanların para uğruna başka insanların canlarını hiçe sayarak nasıl para kazanırım nasıl yapabilirim derdinde olduğunu anlayacaksınız. gücü istemenin, başka insanlara zararını hesaba katmayacak olaylar dönmektedir.
-
filmin sadece köpek balığından ibaret olmadığını, aslında izlerken düşündüren bir film olduğunu düşünmekteyim. insanların para uğruna başka insanların canlarını hiçe sayarak nasıl para kazanırım nasıl yapabilirim derdinde olduğunu anlayacaksınız. gücü istemenin, başka insanlara zararını hesaba katmayacak olaylar dönmektedir.
devamını gör...
6.
mesaj
romandan uyarlama bir filmdir. diğer uzay temalı bilim kurgu filmlerde görebileceklerinizin ötesinde daha akılcı daha fazla heyecanlandıran bir filmdir. yönetmeni robert zemeckis’tir. genel olarak baktığımız zaman jodie foster’ın oyunculuğu göz önünde bulunuyor ve izlerken sorgulatan yayınlandığı yıla bakılarak güzel bir yapım olmuştur.
devamını gör...
7.
ölü gelin
sevdiğim animasyon filmidir. yönetmeni tim burton ve 2005’te yayınlanmıştır. izleyenleri hem düşündürüp hem güldüren bir animasyondur. yaşanılan olay öyküsünden bahsedersem eğer dayanamayıp her şeyi anlatacağımı biliyorum. sadece vermek istediği mesajlardan birkaçını söylemek isterim. kaybettiğimiz insanlara hayattayken değer vermenin, güvendiğimiz insanları ise gözden geçirmemizi sağlamaktadır. ne olursa olsun fedakar ve kırılgan bir emily, saygı duymayı ve empati güdüsünü geliştirmiş bir karakter olarak karşımıza çıkmaktadır.
devamını gör...
8.
black clover
klasik shounen animedir. grafiklerini biraz daha geliştirmesini umuyorum izlediğiniz zaman naruto ve fairy tail animelerini anımsayabilirsiniz elbette ama karantina dönemlerinde izlenebilecek animelerden diyebilirim. çok fazla izleyicisi olmamasına şaşırdığımı belirtmek isterim.
kısa intro geçmek gerekirse eğer ; büyünün hüküm sürdüğü bir dünyada asta ve yuno adlı iki çocuk aynı yetimhaneye terk edilmiş iki yetimdir. çocukken birbirlerine meydan okuyup kimin büyü kralı olacağına karar verirler. fakat bu durum asta'nın hiç umduğu gibi gitmez ve hiç büyü gücü olmadığını öğrenir. yuno'nun ise bunun tam tersi büyü gücüyle kutsanmıştır. bunun üstüne asta fiziksel yeteneklerini geliştirmeye karar verir.
kısa intro geçmek gerekirse eğer ; büyünün hüküm sürdüğü bir dünyada asta ve yuno adlı iki çocuk aynı yetimhaneye terk edilmiş iki yetimdir. çocukken birbirlerine meydan okuyup kimin büyü kralı olacağına karar verirler. fakat bu durum asta'nın hiç umduğu gibi gitmez ve hiç büyü gücü olmadığını öğrenir. yuno'nun ise bunun tam tersi büyü gücüyle kutsanmıştır. bunun üstüne asta fiziksel yeteneklerini geliştirmeye karar verir.
devamını gör...
9.
gu ling jie shao nian sha ren shi jian
'öyle sahneler vardır ki yaşamdan cok iyi bildiğim ve kendimi çok yalnız hissettiğim anlardır. o duygunun insanı ne hale soktuğunun karşılığı bir sahne'
gerçeklik duygusu karşısındaki acizliğin getirdiği umutsuzluk.
(bkz: edward yang, 1991)
gerçeklik duygusu karşısındaki acizliğin getirdiği umutsuzluk.
(bkz: edward yang, 1991)
devamını gör...
10.
1984
george orwell’in kitabıdır. arkadaşımın önerisi üzerine okuduğum bir roman ve gayet beğendiğimi söyleyebilirim. yine içsel savaşlar verdiğini sisteme karşı olan tutumu gayet güzel işlenmişti. karakter olarak ise (bkz: julia)favorim.
(alıntılar)
hani, çok güçlü bir akıntıya karşı yüzmeye çalışırken birden vazgeçip kendini akıntıya bırakırsın ya, öyle bir şeydi işte.
küçük kurallara uyarsan, büyük kuralları çiğneyebilirsin.
bir zamanlar, erkekler bir kadının bedenine bakar ve çekici bulurlardı, işte o kadar. artık saf aşk ya da tutku söz konusu değildi. hiçbir duygu saf olamıyordu, çünkü her şeye korku ve nefret sinmişti. kucaklaşmaları bir savaş, orgazmlarıysa bir zafer olmuştu.
(alıntılar)
hani, çok güçlü bir akıntıya karşı yüzmeye çalışırken birden vazgeçip kendini akıntıya bırakırsın ya, öyle bir şeydi işte.
küçük kurallara uyarsan, büyük kuralları çiğneyebilirsin.
bir zamanlar, erkekler bir kadının bedenine bakar ve çekici bulurlardı, işte o kadar. artık saf aşk ya da tutku söz konusu değildi. hiçbir duygu saf olamıyordu, çünkü her şeye korku ve nefret sinmişti. kucaklaşmaları bir savaş, orgazmlarıysa bir zafer olmuştu.
devamını gör...
11.
amelie
fransız yapımı romantik komedi filmidir. küçük/minik mutluluklar peşinde koşarken büyük aşkını bulan bir kadın amelie. filmde kullanılan soundtracklar kalbimi çalmıştır.
devamını gör...
12.
capernaum
(bkz: bu fotoğraf kimlik için, ölüm belgesi için değil.)
lübnan’lı nadin lakabi’bin yönettiği sinema filmidir. yayına 2018 senesinde girmiş olup izleyen çoğu insanı etkilemiş filmdir. film konusu fakirliğin çocuklar üzerinde etkisini, çocuk işçilerin çığlıkları, mülteci olarak yaşayan çocukların ailelerinde yaşadıkları olayları, açlığı, sefaleti ve çocuk yaşta evlendirilmeleri yer almaktadır. filmi izlediğim zaman vicdanımı rahatsız eden durumlardan öte gözlerimizi yumduğumuz acılara başkalarının yaşaması ve tüm hayatının acılarla kaplamış olmasının hüznü vardı içimde. kız kardeşini evlendirirler diye kardeşinin kanlı iç çamaşırını yıkayan bir çocuğun korkusunu nasıl içten hissedemez ki insan ya da çok küçük yaşta evlendirip hamile kalıp ölen sahar’ın sessiz çığlığını kim anlayabilir? açlığın yoksulluğun ve büyütülme tarzının çocuklara etkisini ve gelecek nesillerine yansıtılıyor olması ne acı. her şeyin güzelleştiği bir dünyayı göremeyecek olmamız ne acı.
lübnan’lı nadin lakabi’bin yönettiği sinema filmidir. yayına 2018 senesinde girmiş olup izleyen çoğu insanı etkilemiş filmdir. film konusu fakirliğin çocuklar üzerinde etkisini, çocuk işçilerin çığlıkları, mülteci olarak yaşayan çocukların ailelerinde yaşadıkları olayları, açlığı, sefaleti ve çocuk yaşta evlendirilmeleri yer almaktadır. filmi izlediğim zaman vicdanımı rahatsız eden durumlardan öte gözlerimizi yumduğumuz acılara başkalarının yaşaması ve tüm hayatının acılarla kaplamış olmasının hüznü vardı içimde. kız kardeşini evlendirirler diye kardeşinin kanlı iç çamaşırını yıkayan bir çocuğun korkusunu nasıl içten hissedemez ki insan ya da çok küçük yaşta evlendirip hamile kalıp ölen sahar’ın sessiz çığlığını kim anlayabilir? açlığın yoksulluğun ve büyütülme tarzının çocuklara etkisini ve gelecek nesillerine yansıtılıyor olması ne acı. her şeyin güzelleştiği bir dünyayı göremeyecek olmamız ne acı.
devamını gör...