birkaç zeki çocuk tarafından garajda kurulan milyar dolarlık şirketlerden biri olan google ile ilgili bir makale paylaşayım. benzer araştırmalar, 20 yıldır gençlerin gözüne sokulan "siz de odanızda bir iş kurup milyarder olabilirsiniz" propagandasını gerçek sananların özellikle okumasını dilerim. how the cia made google
çoğunuzun hatırlayamayacağı kadar eski tarihte, türkiye'de yapay bir ekonomik kriz yaşanmıştı. lozan antlaşması'nın 2023'te biteceğine inananlara göre koca ülkenin ekonomik krize girmesinin nedeni, cumhuriyet tarihinin en atatürkçü ve dürüst cumhurbaşkanlarından olan ahmet necdet sezer'in dönemin başbakanı bülent ecevit'e anayasa kitapçığı fırlatmasıydı. krizin nedenini anlamak açısından, devamına bakmak gerekir.
kriz sonrası, amerika'nın emriyle, ünlü amerikalı ekonomist kemal derviş türkiye'ye bakan olarak gönderildi. ancak derviş eli boş gelmedi. elinde bir reçete vardı ve bu reçetede, amerikalıların hazırladığı "satılacaklar listesi" yer alıyordu.
dsp ve mhp bu işe farklı nedenlerle karşı çıktılar çünkü ecevit devletçi gelenekten gelen bir adamken bahçeli için devlet kurumları "mhp'lileri iş kapısı" konumundaydı.
derviş istediğini alamayınca, cumhuriyet tarihinin en önemli truva atı görevini yerine getirip, koalisyonu dağıttı. iktidar kanadında bunlar yaşanırken, muhalefet kanadı da boş durmadı. tüm siyasi partilerin "amerika/imf yanlısı" siyasetçileri yeni bir parti kurdular ve adına "adalet ve kalkınma partisi" dediler. partinin yetkilileri iktidara gelme karşılığında reçeteyi sonuna kadar uygulayacaklarının taahhüdünü verince, o dönem türkiye'nin iki büyük medya grubu (doğan medya ve fethullah gülen'in medya kuruluşları) akp'yi iktidara taşıdılar.
türkiye 25 yıldır bu anlaşmanın diyetini ödüyor.
basit bir hesap yapalım.
son 25 yılda vatandaştan toplanan vergilerin toplamı 3 trilyon dolar. yine aynı dönemde üç beş tane yandaş müteahhite dağıtılıan inşaat ihalelerinin toplam maliyeti 1 trilyon dolar.
şimdi durumu biraz daha anlaşılır hale getireyim.
dünyanın en değerli şehirlerinden biri olan paris'le ilgili bir hesap yapılmış. bu hesaba göre, tüm şehri satın almak isterseniz paris'in size maliyeti yaklaşık 1 trilyon dolar olurmuş. yani üç beş tane yandaşa dağıtılan parayla, paris satın alınabiliyormuş ki bir de hiçkimsenin hesabını soramadığı, nereye gönderildiği bilinmeyen bir "128 milyar dolar" vakası var.
demem o ki, thy o kadar uçak aldıysa, akp sizde hala ışık görüyor demektir. akp tüm uçakları amerika'nın neredeyse batmak üzere olan ve adı skandallarla anılan şirketinden alıyorsa, amerikalılar akp'de hala ışık görüyor demektir.
başka bir konuda, cehaletin tercih olduğunu söylemiştim. kanıt için uzağa gitmeye gerek yok. cahil için en kolayı, kendisine anlatılanlar arasından işine gelene inanmaktır. köy enstitüleri de tam da bu yüzden cahilin hedef tahtasındadır. aynı cahile göre, inönü camileri ahır yapmıştır. yine aynı cahil, yıllarca fethullah gülen'in doğum gününü "peygamberin doğum günü" diye kutlamış; günaha girmiş olduğunun farkına varmamak için peygamberin doğum tarihini araştırmamıştır.
dediğim gibi, 21. yüzyılda cehalet bir tercihtir.
eğer bir ürün amazon dışında ve amazon'a göre az daha yüksek fiyatla satılıyorsa, tercihim diğer firma olur. eğer o ürüne gerçekten ihtiyacım yoksa ki hayatımdaki gerçek ihtiyaçlar genellikle markette veya eczanede satılıyor, o ürünü almam.
amazon'un etkilerini türkiye henüz az hissediyor fakat amerika'nın kontrolü altındaki birçok ülkede hem yerli firmaları bitirdi hem de vergi ödemiyor. bunun karşılığında, tekel durumuna geçtiği sektörlerde en kötü çalışma şartlarına sahip. tabii siz nasıl olsa 50 liralık benzin aldığınızdan sizi etkilemiyor ya da yurt dışına çıkmadığınız için yurt dışı çıkış harcı sizi ilgilendirmiyor olabilir ama umarım yanılıyorumdur çünkü uzun vadede amazon'dan aldığınız her ürün size zarar verecek.
oruç tutmanın iki temel amacı vardır; nefsine hakim olmak ve fakirin halinden anlamak.
normal zamanda, çay bahçesinde oturup çay eşliğinde tost yiyorsanız, muhtemelen önünüzden o tostu alamayacak ve aç olan birileri geçiyordur. işte sınavınız tam da bu noktaya odaklanmaktadır. eğer ramazan ayı dışında başkalarının açlığına saygı dıymuyorsanız, ramazan ayında da sizin açlığınıza saygı duyulmasını beklemeyin ki eğer böyle bir beklenti içindeyseniz, siz olayı epey yanlış anlamışsınız demektir.
bir kere de dininizin kurallarını ateistlerden öğrenmeyin arkadaş.
olayın iç yüzünü açıklıyorum.
tanrı sıkılır ve cennet adında bir yer yaratır. sonra içine 2 tane insan koyar. tanrının o kadar işi gücü yoktur ki kafayı bu 2 insana takar. tabii bu arada her şeyi gören, her şeyi bilen, her şeyi anında yapabilen ve her yerde aynı anda varolabilen tanrı, sıkıntıdan melekleri de yaratmış ve zaten hiç enerji sarf etmeden yapabileceği işleri, sırf istihdama katkı sağlamak için melekler arasında bölüştürmüş; bir de renk olsun diye şeytanı yaratmıştır.
şimdi bu şeytan dediğimiz varlık öyle salak bir özellikle yaratılmış ki insanların hayatları boyunca görmedikleri halde ölümüne korktukları, adına milyonlarca insanı katlettikleri tanrıya doğrudan ulaşabiliyor ve onun yapabileceklerinin farkındayken rahat duramıyor ve koskoca tanrıyla iddialaşıyor. kafasının ne kadar az çalıştığının, tanrı vergisi bir ortalama zekaya bile sahip olmadığının kanıtı, tanrıyla iddialaşmasıdır.
şimdi bunlar iddialaşınca, şeytan tanrıya "ben senin en sevdiğin kullarını yoldan çıkarırım" diyor. her şeyi önceden gören ve bilen tanrı ise "çıkartamazsın" diyor. şeytan bir an olsun "ulan adam tanrı. zaten olayın sonucunu kendisi belirlemiş, zira o izin vermeden veya onun iradesi dışında hiçbir şey olmaz" demiyor. tanrı tam da o noktada şeytana mesajı veriyor ama şeytanı öyle bir yaratmış ki sanki hiçkimsenin kendisine itiraz etmemesinden sıkılmış gibi bir izlenim yaratıyor.
neyse, bu ikisi sonucu belli olan iddiaya tutuşuyor. bizim 2 saf insan da cennette kafalarına göre takılırken, şeytan bir anda çıkıp kadının aklına giriyor çünkü o zamanlar kadınların aklına girmek daha kolaymış ki zaten tanrı da sırf bu yüzden peygamberlik görevini hep erkeklere vermiş. adam koskoca tanrı, görevi kimin daha iyi yapacağını bizden mi öğrenecek!
bu arada, tanrı bir de trilyonlarca galaksi yaratmış, bu galaksilerin her birine trilyonlarca gezegen koymuş ve bu gezegenlerden dünyayı insanlar için "sınav salonu" olarak belirlemiş. şeytan da erkeği kandıramayacağını bildiği için kadının kanına girmiş ve elmayı yemelerini sağlamış.
cennette ejder meyvesi değil de elma varmış. zaten cennette ejder meyvesi olsaymış, musa'nın yaratılış hikayesinde ve tabii ki yaşadığı yerlerde elma yerine ejder meyvesi yetişir; mısır soğuk bir ülke olsa cehennem de antarktika gibi bir yer olurmuş.
sonuç olarak, semavi dinlerin her şeyi bilen ve her şeye gücü yeten tanrısı ile o tanrının kusurlarla doldurup yarattığı bir yaratık arasındaki saçma iddialaşmanın cezasını, dindar insanlar çekiyor.
adını hatırlayamadığım, ingiliz veya fransız bir seyyahın 18. yüzyılda yazdığı seyahatnamesinde, istanbul'la ilgili bölümde şuna benzer bir yorum yapmıştı.
"türkler bir yandan müşterilerini kazıklamakta sakınca görmezken diğer yandan hiçbir namazı kaçırmazlar."
kitabın adını hatırlarsam paylaşırım.
el mahkum. hesaplarıma göre, 16-17 yıl daha yaşamam lazım çünkü planlarımın sonuçlarını görmem gerekiyor. sonrasıyla ilgili yaptığım tek plan krematoryum araştırmak oldu.
sabahat akkiraz'ın siyasi geçmişi hakkında bilgi sahibi olmayınca demek ki. ha bir de sanatçının siyasetle uğraşmaması gerektiği yorumu var. bu yorumu özellikle bir "şahsım" çok sık tekrarlıyor; eğer o sanatçı akp'ye geçip bir devlet kurumunun başına geçirilmeyi kabul etmediysez
#3895161
galapagos'ta değil, endonezya'nın komodo adası'nda ve çevresindeki adalarda yaşayan, zehirli olduğu 2008 yılında anlaşılan, dünyanın yaşayan en büyük kertenkelesidir ve avustralya'da bulunan monitör kertenkelesinden evrimleştiği düşünülmektedir.
türkiye'den bir arkadaşım, temu'dan bir şey almamı istedi. 2 saatin sonunda sepette 16-17 tane gereksiz ürün topladığımı fark ettim ve uygulamadan çıktım. sadece istenilen ürünü alma iradesine sahip olduğuma karar verene kadar temu'yu kendime yasakladım.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.